2. bölüm / 17
İsfad one shotKorku •SIR
Bölümler 17Şu an: Korku •SIR
- 1 Kahkaha •SIR412 kelime
- 2 Korku •SIR772 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Ruhumuz yasta •SIR988 kelime
- 4 Sığınak •SIR1.055 kelime
- 5 Acıtır gibi severek •SIR1.358 kelime
- 6 Sensiz olmaz •SIR1.976 kelime
- 7 Restoran •Rastlantı736 kelime
- 8 Düğün•Rastlantı1.123 kelime
- 9 Şenlik•Rastlantı2.503 kelime
- 10 Sinir Oluyorum•Rastlantı2.071 kelime
- 11 Bu gece hiç bitmesin•Rastlantı2.993 kelime
- 12 Aynı taraf•Rastlantı2.596 kelime
- 13 Birbirimize emanet•Rastlantı2.912 kelime
- 14 Sınır•Rastlantı2.457 kelime
- 15 Aynı yön•Rastlantı1.635 kelime
- 16 Seni seçtim•Rastlantı1.234 kelime
- 17 Sevgilim•Rastlantı1.295 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Camın ritmik bir şekilde gelen tıklatılmasından sonra İso ve Fadime birbirlerinden uzaklaştılar.
Camı tıklatan Oruç konuşmaya başladı:
“Abim,nereye gidiyorsunuz?”
İso anın bozulmasının ve tekrardan Fadime’nin gideceğinin farkına varmasıyla sitemkar bir şekilde cevap verdi:
“Abi kızlar Koçari’de kalacaklarmış bugün, Fadime’yi oraya götürüyorum ne yapayım.”
“Ula bende Eleni’yi arıyorum sabahtan beri yok.”
Fadime hızlıca gitmek ister gibi alelacele bir cevap verdikten sonra yola çıktılar.
Yol akıp giderken Fadime hâlâ İso’nun mezarlıkta dediklerini düşünüyordu.
Düşmanlık çıkınca kalan kadın…
Korkuyordu,deli gibi korkuyordu.
Ona şimdi bile bu kadar bağlanmışken birde kalbini teslim ederse ve bir gün ona olan güveni kırılırsa olacaklardan çok korkuyordu.
İso haklıydı belki de denemeden bilemezdi ki…
O,şans vermeye değecek bir adamdı.
Kimse onu görmezken İso görmüştü onu.
Kimse ne olduğunu sormazken en çok İso önemsemişti onun duygularını.
Evet.
Hak ediyordu.
İso kesinlikle düşmanlık çıkınca kalan Fadime ile tanışmayı hak ediyordu.
Fadime düşüncelerle adeta boğuşurken İso karısını izledi.
Güzeldi,hemde çok.
Aralık camdan esen rüzgarla savruluyordu saçları.
Saçları.
Dokunmak için can attığı ama ona yasaklı olan saçları.
Ona yaşattıkları için deliler gibi pişmandı.
Karısı bu hikayenin en masumlarındandı.
O,başına gelen hiçbir şeyi hak etmemişti.
İso kendisini asla affetmeyeceğini düşündü ona yaptıklarından dolayı.
Düşüncelerinden sıyrılıp aralarındaki derin sessizliği bozdu,
“Fadime,ne düşünüyorsun ula yola çıktığımızdan beri ?”
Fadime ani yükselen sesle korkup bir tavşan edasıyla yerinde sıçradı.
“ULA NE BAĞIRIYOSUN KULAĞIMIN DİBİNDE ÖDÜM KOPTU !”
İso karısının bu haline kahkaha atmaya başladı.
Fadime de her ne kadar istifini bozmamaya çalışıp sinirli durmaya çalışsa da o da kahkaha atmaya başladı .
Yolu birbirleriyle şakalaşarak kahkahalarla geçirdiler.
İkisi de çok mutluydu fakat bilmedikleri bir şey vardı:
Kaderin onlar için farklı bir planı vardı.
Mutlulukları çok uzun sürmeyecekti…
…
Koçari konağı
Gülüşmeler havada uçuşurken herkes çok mutluydu; yemekler yeniyor sohbetler ediliyorken kapı çaldı,
gelen Adil’in adamıydı.
Adil birkaç gün önce bir teli koptuğu için sazını yaptırmaya göndermişti o gelmişti.
Akça elinde sazla salona girdikten sonra Fadime lafa atıldı,
“Eleni,sen çalmayı biliyorum demiştin bize de çalsana.”
Eleni diğerlerinin de Fadime’yi onaylamasıyla sazı mutlulukla eline aldı.
Büyük bir fırtına kopmadan önceki son saniyelerini yaşıyorlardı..
Eleni babasının ona bebekliğinden beri söylediği türküyü mırıldanma başladı.
Fadimeye türkü bir yerden tanıdık gelmeye başladı.
Bu türkü,
Bu türkü abisinin senelerdir kendini avuttuğu kasetteki türküydü!
Eleni…
Bu türküyü nereden biliyordu?
Aklına gelen şeyle birlikte ağır ağır yüzünü Esme’ye çevirdi.
Esme anlamıştı Fadime’nin ona olan bakışlarını.
Sorguluyordu.
Artık ondan saklamanın bir anlamı yoktu.
Göz kapaklarını kapatıp açtı.
Dünya durdu.
Abisinin kızı.
Mezarına birlikte gidip ağladıkları kız.
Aleyna,Eleniydi.
Fadime hala olmuştu..
Abisi niye bilmiyordu peki ?
Eleni türküye devam ederken biri boğazını sıkarcasına nefes alamadı Fadime.
Göğsü sıkıştı.
Ağlayamıyordu bile.
Koşarcasına dış kapıyı açıp kendini dışarıya atacakken eli tam kapıyı tıklatmak üzere havada kalan abisi ve kocasına takıldı.
Abisinin yüzüne baktı .
Her şeyden habersizdi ,gülümsüyordu.
Koşarak ona sarılmak istedi .
Durdurdu kendini
Nefesi iyice daraldı, boğazını tuttu
yakasını açmaya çalıştı ve arkasındaki seslere aldırmadan indi merdivenleri
Koşarak inmesine rağmen bitmedi merdivenler.
Geçmedi zaman.
Esme Fadime’nin peşinden giderken
Adil ve isoya peşlerinden gelmemelerini yalnız bırakmaları gerektiğini sıkıca tembihleyip koşmaya devam etti.
Fadime dizlerinin üzerine yere çökmüş sarsıla sarsıla ağlıyordu.
Kendini kaybetmiş gibiydi sanki.
Esme Fadime’nin yanına çöktü,tüm kuvvetiyle sardı onu kollarına ,bir annenin şefkatiyle okşadı saçlarını.
Esme’nin saçlarını okşayacak bir kızı
Fadime’nin onu sakinleştirecek bir annesi yoktu.
İkisi de birbirlerine sıkıca sarılmış.Bunca yıl yaşayamadıklarıyla ağlıyorlardı.
Esme ağlamaktan kısılmış sesiyle fısıldadı.
“Geçecek Fadime’m geçecek.
Fadime Esme’nin yüzüne baktı, konuşabilecek gücü hissetmiyordu kendinde.
Zorlukla ağzından birkaç kelime çıkarabildi:
“Anlat bana,her şeyi anlat.”
Esme anlattıkça ağladılar.
Bunlar nasıl acılardı?
Bir hırs uğruna 20 yıllarını çalmışlardı.
Koskoca 20 yıl.
Bir daha asla yeri dolmayacak yıllar.
Fadime Esme’ye kızmıyordu abisine söylemediği için.
Biliyordu Adil Koçari’yi .
Eğer söylese bir 20 sene daha kavuşamazlardı.
Bir ruh gibi yerlerinden kalktıklarında onlara doğru uzaktan gelen kocasını ve abisini gördü Fadime.
Kocası…
Abisinin kızını,yeğenini satan kadının oğlu.
Oruç biliyorsa,annesi biliyorsa…
İso?
İso’da biliyor muydu bu sırrı ?
Esme, abisine ve İso’ya bir şeyler uydururken İso’nun arabasına bindi Fadime.
Telaşla ona bakan İso’ya takıldı gözleri, “o soruyu” sormadan önce son kez baktı içten içe hayranlık duyduğu mavilerine.
Biliyordu
İso ondan bu sırrı sakladıysa hiçbir şeyin şimdiki gibi olmayacağını çok iyi biliyordu Fadime.
Yol boyunca bir şey sormasın diye sıkı sıkı kapattı gözlerini .
İso karısının konuşmak istemediğini fark edip biraz kendine gelebilmesi için ona seslenmedi tüm yol .
Korkuyordu ne olmuştu Fadime’ye ?
Kahkahalarla bıraktığı karısını gözyaşlarıyla almak kalbinin derininde bir yerleri sızlatmıştı.
…
Oruç’un evine gelmişlerdi uzun bir yolun ardından.
Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağan bir yağmur vardı, o yağmurla birlikte gitseydi tüm kötülükler olmaz mıydı?
Fadime ağır ağır döndü kocasına, duyacağı şeylere hazır değildi. Dualar etti içinden İso’nun bu sırrı bilmiyor olması için.
Ağzından çıkan kelimeler bir yıkımın başlangıcıydı.
“Eleni’nin abimin kızı olduğunu biliyor muydun ?”
Devam edecek..
Bölüm etkileşimi
