7. bölüm / 17
İsfad one shotRestoran •Rastlantı
Bölümler 17Şu an: Restoran •Rastlantı
- 1 Kahkaha •SIR412 kelime
- 2 Korku •SIR772 kelime
- 3 Ruhumuz yasta •SIR988 kelime
- 4 Sığınak •SIR1.055 kelime
- 5 Acıtır gibi severek •SIR1.358 kelime
- 6 Sensiz olmaz •SIR1.976 kelime
- 7 Restoran •Rastlantı736 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Düğün•Rastlantı1.123 kelime
- 9 Şenlik•Rastlantı2.503 kelime
- 10 Sinir Oluyorum•Rastlantı2.071 kelime
- 11 Bu gece hiç bitmesin•Rastlantı2.993 kelime
- 12 Aynı taraf•Rastlantı2.596 kelime
- 13 Birbirimize emanet•Rastlantı2.912 kelime
- 14 Sınır•Rastlantı2.457 kelime
- 15 Aynı yön•Rastlantı1.635 kelime
- 16 Seni seçtim•Rastlantı1.234 kelime
- 17 Sevgilim•Rastlantı1.295 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlk başladığımda günde 2-3 okunma alan kitap az önce 1K okunma oldu🫠 nicelerine.🤍
Kitabın ilerdeki birkaç bölümünde İso ve Fadime'nin geçmişteki karşılaşmalarını, birbirlerine karşı adını koyamadıkları hisle beraber neler yaşadıklarını okuyacağız.
Yorumlarınızı ve beğenilerinizi eksik etmeyinn.
iyi okumalar 🤍🌊
...
Restoran akşam saatinde iyice kalabalıklaşmıştı. Karadeniz müzikleri fonda hafif hafif çalıyor, garsonlar masalar arasında koşturuyordu. Cam kenarındaki masada oturan İso ise dışarıdaki manzaraya bakıyor gibi görünse de aslında aklı hiçbir yerde değildi.
Karşısında oturan abisi Oruç bunu çoktan anlamıştı.
“Ula iki dakikadır aynı bardağa bakıyorsun,” dedi Oruç, çayından bir yudum alarak.
“Kafanda ne var?”
İso omuz silkti.
“Hiç.”
Tam o sırada restoranın kapısı açıldı. İçeri giren kalabalık grubun sesi bir anda dikkat çekti.
İso istemsizce başını çevirdi.
Ve onu gördü.
Fadime kahverengi ceketiyle içeri girmişti. Yanında iki kız arkadaşı ve iki erkek arkadaşı vardı. Her zamanki gibi rahat ve kendinden emin yürüyordu. Sanki girdiği yerde herkes ona bakmak zorundaymış gibiydi.
İso hemen bakışlarını kaçırdı.
Ama birkaç saniye sonra tekrar baktı.
Fadime de onu fark etmişti. Bunu gözlerini hafif kısmasından anlamıştı İso.
İkisi de birbirine uzun uzun bakmıyor, ama sürekli birbirini kontrol ediyordu.
“Ula…” dedi Oruç sinsice sırıtıp. “Fadime Koçari geldi.”
İso hemen sertleşti.
“Banane.”
“Banane diyen adam kapıdan gireni üç kere süzmez.”
İso cevap vermedi. Çünkü Oruç haklıydı.
Fadime ve arkadaşları birkaç masa ilerilerine oturdu. Sohbet edip gülüyorlardı. Yanındaki erkeklerden biri sandalyesini Fadime’ye doğru çekip rahat tavırlarla konuşmaya başladı. Bir süre sonra da kolunu Fadime’nin sandalyesinin arkasına attı.
İso’nun çenesi kasıldı.
Bakışlarını çevirmeye çalıştı ama yapamadı. İçinde anlamsız bir öfke dolaşıyordu. O çocuğun gülüşü bile sinirini bozmuştu.
Oruç bunu fark edip hafifçe güldü.
“Ne oldu?”
“Bir şey olmadı.”
“Oldu ula. Kaşığın yamulacak elinde.”
Gerçekten de İso elindeki çatalı gereğinden sert tutuyordu.
Karşı masada ise Fadime hiçbir şeyi fark etmiyormuş gibi davranıyordu. Ama içten içe İso’nun bakışlarını hissediyordu. Özellikle yanındaki çocuk konuşurken İso’nun yüzünün gerildiğini görmek garip şekilde hoşuna gitmişti.
Dakikalar geçti.
Yanındaki çocuk tekrar sandalyesine yaslanınca İso sonunda bardağını sertçe masaya bıraktı. Ses birkaç kişinin dönüp bakmasına neden oldu.
Oruç kaş kaldırdı.
“Ula sen cidden sinirleniyor musun ?”
İso sinirle fısıldadı:
“Adamın hareketlerine bak.”
Oruç kahkahayı zor tuttu.
“Ne hareketi? Kızın sevgilisi belki.”
İso’nun yüzü bir anda sertleşti.
“Değildir.”
“Niye bu kadar emin oldun?”
İso cevap veremedi. Çünkü aslında hiçbir fikri yoktu. Ama öyle olmasını istemiyordu.
Karşı tarafta Fadime çantasını aldı.
“Lavaboya gidiyorum,” dedi arkadaşlarına.
Ayağa kalkıp koridora doğru yürüdü.
İso onu gözleriyle takip etti. Sonra birkaç saniye düşündü. Ardından sandalyesini geri itti.
...
Koridor restoranın geri kalanına göre daha sessizdi. Fadime aynanın karşısında saçını düzeltirken kapının yanında duran gölgeyi fark etti. Başını çevirince İso’yla göz göze geldi.
Bir an sessizlik oldu.
Fadime ilk toparlanan taraf oldu.
“Sen ne arıyorsun burada Furtunacuk ?”
İso ellerini cebine koydu. Rahat görünmeye çalışıyordu ama sesi gereğinden sert çıkmıştı.
“O çocuk kim?”
Fadime hemen kaşlarını çattı.
“Ne hakla soruyorsun ula ?”
İso birkaç saniye sustu. Asıl söylemek istediği şeyi diyemiyordu. “Seni onun yanında görünce sinir oldum” diyemezdi.
Hele ki aileleri düşmanken asla.
Bu yüzden alaycı bir tavır takındı.
Merak ettim sadece.
Düşmanımızsun diye seni kötü çevreden koruyalım dedik.
Fadime gözlerini devirdi.
Çok düşüncelisin.
İso hafifçe yaklaştı.
“Kolunu sandalyene atıp duruyor.”
“Eee?”
“Rahatsız olmadın mı?”
Fadime şimdi gerçekten gülmeye başlamıştı.
“Yoksa ebedi düşmanını mı kıskandın Furtunacuk?”
İso hemen sertleşti.
"Ha sen çok değerlisin ya çeyrek mafya."
Ama sesi tam istediği kadar umursamaz çıkmamıştı.
Fadime bunu fark etti. Bir adım yaklaşıp gözlerinin içine baktı.
“Bakışların başka diyi ama.”
İso’nun nefesi kısa süreliğine duraksadı.
Bu kadar yakın olması bile aklını karıştırıyordu. Fadime’nin parfümü, gözlerinin içindeki meydan okuyan ifade…
Hepsi sinir bozucuydu.
Ve kötü olan şey, hoşuna gitmesiydi.
“Sen kendini fazla önemli sanıyorsun,” dedi İso sonunda.
Fadime kollarını bağladı.
“Sen de beni izlemeyi bırakmıyorsun.”
İso cevap veremedi. Çünkü doğruydu.
Tam o sırada restorandan bir kahkaha sesi geldi. Fadime’nin yanındaki çocuklardan biri koridora doğru bakıyordu.
İso’nun yüzü yeniden gerildi.
Fadime bunu fark edip hafifçe sırıttı.
“Sinirlendin yine.”
“Sinirlenmedim.”
İso başını yana çevirdi, sonra tekrar ona baktı.
“Uzak dur onlardan.”
Fadime şaşkınca kaş kaldırdı.
“Ula sen emir mi veriyorsun bana?”
“Yok.” dedi İso sertçe.
“Sadece söyledim.”
Fadime birkaç saniye boyunca ona baktı. Sonra hafifçe başını eğdi.
“Karışma o zaman.” dedi sessizce. “Çünkü ne kadar karışırsan… o kadar belli ediyorsun.”
İso kızın konuşması bitmeden lafa atıldı:
"Hah! Belli ediyormuşum ula! Ne var da neyi belli edeyim çeyrek mafya ?"
Fadime onu son kez süzüp omzuna hafifçe çarparak yanından geçti.
İso olduğu yerde kaldı.
Kalbi sinirden mi hızlı atıyordu, yoksa başka bir şeyden mi artık kendisi de anlayamıyordu.
Bölüm etkileşimi
