9. bölüm / 20
HYBE'de 4 Türk9 Bölüm: İlk resmi tanışma
Bölümler 20Şu an: 9 Bölüm: İlk resmi tanışma
- 1 1 Bölüm: Hayallerin peşinden...900 kelime
- 2 2 Bölüm: Ortak karar1.155 kelime
- 3 3 Bölüm: Yıldızlar kaostan doğar...1.289 kelime
- 4 4 Bölüm: koreliler Buray bilmez.1.228 kelime
- 5 5 Bölüm: ilk tanışma1.278 kelime
- 6 6 Bölüm: Tatlı küçük yalancılar.1.766 kelime
- 7 7 Bölüm: cevapsız sorular1.343 kelime
- 8 8 Bölüm: BTS1.525 kelime
- 9 9 Bölüm: İlk resmi tanışma2.283 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm: Şirkette ki yeni departman.2.552 kelime
- 11 11 Bölüm: operasyon çita1.903 kelime
- 12 12 Bölüm: Kızlar firarda..1.571 kelime
- 13 13 Bölüm: Fotoğrafcı krizi...2.310 kelime
- 14 14 Bölüm: İyi poz veremiyorsun1.881 kelime
- 15 15 Bölüm: Galiba yakalandık1.746 kelime
- 16 16 bölüm: Kül kedisi hanım...2.173 kelime
- 17 17 Bölüm: İtiraf et1.071 kelime
- 18 18 Bölüm: kutlama2.494 kelime
- 19 19 Bölüm: Apartman da ki olay3.021 kelime
- 20 20 Bölüm: Eski bir dost1.586 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Beyzanur: Artık asyalıları daha iyi anlıyorum. Etraftaki gözlerin üzerinde olması gerçekten çok rahatsız ediyormuş.
Sima: Bunu anlamana sevindim.
Rana: Alışacaklar elbet.
17-ci katta asansör durmuş ve herkes orada inmişti. Kızların 27-ci kata, yani bayan Hara'nın yanına gitmeleri gerekiyordu.17-ci katta kapanan asansör kapısı 20-ci katta tekrar açılmıştı. Kapılar açıldığında kızlar şaşkınlık ile bir birlerine baktılar. Karşılarında duran kişilerden birisi BTS lideri RM yani Nam-joon, diğeri ise grubun baş Rapçisi Shuga yani Yoongi idi.
Ufak bir selamlaşmanın ardından Nam-joon ve Yoongi asansöre binmişlerdi. Nam-joon bunların, sabah çocukların bahsettikleri kızlar olduğunu ilk anda anlamıştı, liderlik ağırlığını bozmamak için hiç bir şey konuşmadan ineceği katın gelmesini bekliyordu. Yoongi de aynı Nam-joon gibi ilk dakikada anlamıştı çünkü 10 senedir bu şirkette idi ve burada ki çalışanların hepsini bilirdi, bu kızları hiç daha önce görmemişti ayrıca Koreli olmamaları da bunu destekliyordu.
27-ci katta asansör durduğunda ikili asansörden çıkmıştı. Renkleri kağıt gibi bembeyaz olan kızlar içlerinden çığlıklar atarken, yüzleri sadece hafif gülümseme sergileye bilmişti. Çok şaşkın ve heycanlılardı, bunun olacağını biliyorlardı ama bu çok ani olmuştu.
Asansörden indiklerinde çocuklar Ceo'nun odasına doğru irerlerken kızlar da CEO Asitanı olan bayan Go Hara'nın odasına irerlemişlerdi. İçeri girdiklerinde kızlar önce Bayan Go'yu selamladılar.
Bayan Go: Hoşgeldiniz nasıl yardımcı olabilirim?
Mila: Biz geldiğimiz gün yaka kartlarımızı almayı unutmuşuz.
Go Hara: Bu biraz da benim hatamdı sanırım, siz o gün çok yorgundunuz ve unutmanız çok normal ama benim hatırlamam gerekirdi. Buyrun, benimle gelin hemen halledelim.Vesikalık fotoğrafınız var değil mi?
Mila: Evet var, geldiğimiz ilk gün lazım olur diye cektirmiştik.
Go Hara: Güzel.
Bayan Go Ceo'nun kapısını tıklatarak içeri girmişti, kapı aralığından bir kaç saniyeliğine Taehyung ile Rana'nın gözlerinin kesişmesi ile beraber Rana oturduğu deri koltuktan aniden sıçramıştı.
Sima: Bismillah! Neyin var?! Ne oldu?!
Rana: CEO bizi yanına çağırmaz değil mi?
Miya: Bilmiyorum. Neden sordun ki?
Rana: Hepsi içeride...
Beyzanur: Ne?
Rana: Taehyung ile göz göze geldik bütün ekip içeride.
Beyzanur: Y-yani yok canım. Bütün ekip oradaysa kesin toplantı yapıyorlardır, bizi neden çağırsın.
Mila: Vallahi bayılırım, giderim şurada 1,60
Rana: 2,80 değilmiydi o laf.
Mila: Benim boyum 1,60 ama! Ayyy çok gerildim.
Rana: Bende.
Sima: Heycan bastı yine.(çantası ile yüzüne yelpaze yapar)
Beyzanur: Siz böyle yapınca bende geriliyorum ama.
Kızlar dışarda heyecandan ve gerginlikten renkten renge girerlerken bayan Go Ceo'nun ofisine girmişti.
Bayan Go: Efendim.Yeni departman için bugün başlayan ekipin şirket kartlarını halletmek için aşağı iniyorum, bir süre yerimde olmayacağım benden istediğiniz bir şey var mı?!
CEO: Lütfen hanımları çağırır mısınız.
Bayan Go: Tabi efendim.
Bayan Go dışarı çıktığında kızlara Ceo'nun onları görmek istediğini söylemişti.
Mila: Ş-şimdi mi? Yani belli ki toplantıları var biz rahatsızlık vermeyelim hiç.
Bayan Go: Çok nezaketlisiniz ama CEO sizi şimdi görmek istiyor.
Mila:T-tamam, bize bir dakika verin lütfen.
Sima: Neden çağırıyor ki şimdi ya offf.
Beyzanur: Bilmiyorum ama ben çok gerildim.
Sima: Anlamadınız mı? Aklı sıra bizi yoklayacak.
Mila: Ne?
Sima: Hatırlasanıza geçen sefer hayran olmadığımızı belirtmiştik, belli ki tam ikna olmamış işte, bizi yokluyor.
Rana: Vay çakaaal.
Beyzanur: Stratejiye bak sen.
Mila: Tamam toparlanın başınızı dik tutun. Geçen sefer nasıl özgüvenli girdiysek gene öyle yapacağız, yaparız değil mi?
Sima: Yaparız inşallah, unutmayın biz fan değiliz BTS de gelmenden önce biraz araştırdık o kadar.
Rana: Tamam.
Beyzanur: Acayip gaza geldim, hadi girelim artık.
Kızlar endişelerini bir kenara atarak yüzlerine en doğal gülümsemelerini takındılar ve İçeri girdiler. İçleri titrese de bir "pot kırma" ihtimaline meydan okuyorlardı adeta. Dışardan bu anlaşılmasa bile onlar içlerinde kendilerinin zayıf tarafı ile ölüm kalım savaşına girmişlerdi.
CEO: Gelin hanımlar, şöyle geçin lütfen (Boş koltuğu gösterir)
CEO kızlar ile ilgilenirken üyeler bir birlerine anlamlı ama, bir o kadar da anlamsız bakışlar atıyorlardı. Hiç biri neler olup bittiğini anlamamıştı.
CEO: Çocuklar siz neden ayakta kaldınız? Otursanıza.
Dördü'nün de kulaklarında kendi nabızlarının ritmi duyuluyordu ama yine de renk vermiyorlardı. Kendileri'nin zayıf taraflarına ve yanı sıra Ceo'nun şüphesine de kafa tutuyorlardı. Adeta görünmez bir savaş rüzgarları esiyordu odada.
CEO: Yerleştiniz mi Hanımlar.
Beyzanur: Evet çok teşekkürler.
CEO: Umarım iyice dinlenmişsinizdir. İlk gün çok yorgun görünüyordunuz.
CEO sanki hepsini yoklamaya alır gibiydi, her soru sorduğunda sadece bir kişiye çeviriyordu bakışlarını. İkinci soruyu Rana ya sormuştu, sesi titreyecek mi diye merak ediyordu. Kızlar ne yapmak istediğini anlamışlardı Rana hızla kendini toparlayarak küçük gülümsemesini biraz daha genişleterek cevap vermişti. Üstelik kısa bir "Evet" ile geçiştirmeyi düşünmüyordu bu onu ele verir diye düşünmüştü genç kız.
Rana: Evet. Malumunuz yolumuz uzundu, uçak yordu. Üstelik Sima ve Mila aktarmalı geldiler. E gelir gelmez yaz sıcağında taksi bulmaktı, burayı bulup, gelmesiydi falan derken çok yorulduk.
Mila: Bir de aynı gece küçük bir araba kazası geçirdik. Sima incindi biraz, anlayacğınız çok uzun ve yorucu bir gündü.
CEO: Ne?! Gerçekten mi?
Kızlar göz ucu ile önce bir birlerine sonra karşılarında oturan 4'lü ye baktılar üyeler huzursuzluklarını belli etmek için hareketlenmişlerdi, Mila pot kırdığını anladığı için gözlerini sıkıca kapatarak kendine kızmıştı, belli ki söylememişlerdi eğer söyleseler Yeonjun'un başı derde girerdi, belki de o yüzden söylemediler.
CEO: Çok çok üzüldüm, şimdi iyisin ama değil mi? Kimmiş sürücü? Numarasını aldınız değil mi? Hastaneye götürdü mü? Ama ben siz söylemedim mi bir probleminiz olursa bayan Go'ya ulaşın o bana haber verir diye?!
Mila ve Sima durumu toparlamaya çalışmışlardı.
Mila: Dediğim gibi küçük bir kazaydı, önemli bir şey değil yani.
Jimin: Önemli değilse dile getirmenize luzum da yoktu. (Yapmacık bir şekilde gülümser)
Mila Jimin'in laf soktuğunu anlamıştı çok şaşırmış ve biraz da kızmıştı. Haklı olabilirdi ama CEO dan bir şeyler saklaya bileceklerini düşünmemişti. Jung kook'a baktı karşılaştıkları andan beri kızlara karşı çok nazik ve düşünceli davranmıştı, Mila sırf onun hatırı için cevap vermemişti ama bunu böylece bırakmayı düşünmüyordu. En iyi intikam kayle almamak olduğunu düşündü ve kendisinin yüzüne bakmadan konuşmaya devam etti.
Mila: Söyeldiğim gibi küçük bir kazaydı. Sürücü çok nazik ti, hastaneye götürmek için çok ısrar etti, fakat saat çok geçti ve biz de çok yorulmuştuk, e Sima da "yok bir şeyim" deyince.
CEO: Keşke gitseydiniz, eminim geceyi zor geçirmişsinizdir. Sıcağı sıcağına hissetmez ama sonra ağrıları olur insanın. Kızım sen İyi misin? Yine de istersen şirketin revirine görün, doktorlarımız muaine etsinler seni.
Sima: Çok naziksiniz, teşekkürler ama hiç gerek yok çok iyim şu an.
CEO: Bunu duyduğuma sevindim. Şimdi sizi neden çağırdığımı merak ediyorsunuzdur, çok vaktinizi almayacağım tanışma toplantısından önce sizi en gözde grubumuz ile tanıştırmak istiyorum. İşiniz genellikle yani en çok onlar üzerine olacak siz bilmediğinizi söylemiştiniz ya geçen gün, bende tanışın istedim.
Mila gizlice gülümseyerek kızlara döndü, resmen onları yokluyor du. Söyeldikleri şeyi yalanlıyordu ve aklı sıra heycanlı oldukları için ona katılacaklarını düşünüyordu.
Sima: Efendim şey, biz bilmiyoruz demedik. Kendilerini biliyoruz tabi önceden Mila'nın da belirttiği gibi ülkemizde hayran kitleleri var, gelmeden önce biz de haklarında biraz araştırma yapmıştık, hepsi bu.
CEO: Ahh tabi ya tamamen unutmuşum yaşlanıyoruz işte hehehe...
Rana: (Fısıldar) tabi eminim unutmuşsundur.
CEO: Yine de yakından tanışın, gönül isterdi ki diğer idolleri de çağırayım ama onlar şu an oldukça meşkuller.
Hoseok: TxT İle tanışmıştınız değil mi?
Mila refleks olarak tek kaşını kaldırmıştı, şaşırdığında bu her zaman kendiliğinden oluyordu. Neden sanki ilk kez karşılaşıyorlarmış gibi konuşuyorlardı? Jin, Nam-joon ve Yoongi yi anlaya bilrlerdi ama bu 4'lü ile tanışmışlardı ve onlar şu an bayağı bayağı bunu inkar ediyorlardı. Kızlar bir birlerine bakarak onlara döndüler.
Sima:(Sinir gülümsemesi atar) Evet tanıştık üst komşularımız olduklarını öğrendik sağolsunlar çok cömert ve yardımseverler. Dün eşyalarımızı taşımamızda çok yardımcı oldular. (CEO ya döner) TXT grubunu ne kadar övsek az, o kadar iyi ve yardım severler ki, çok iyi yetişmişler ve kendi ailelerinin yanı sıra eminim sizin de bunda payınız çok büyük.
CEO: Bunu duyduğuma çok sevindim. Evet çocuklarım çok yardım severdirler ama ailelerinin sayesinde, gerçekten iyi yetiştirilmişler, burada benlik bir şey yok.
Beyzanur: Yook olur mu hiç, sonuçta (çocuklara döner) aramızda iki yüzlü, yalancı insanlar da vardır. (Gülümser) genel olarak yani ve size küçük yaşta katılıyorlar terbiye etmek konusunda aileleri kadar sizin de emeğiniz çok, gerçekten tebrik ederiz. Böyle iyi yetiştirilmiş çocukları görmek beni çok mutlu etti. Açık konuşayım sizden bize meyil geldiğinde ben gelmek konusunda çok terettut etmiştim. Üstelik kızlara da biraz yüklendim bu konuda ama dün bize yardım ettiklerinde gerçekten halkınızın misafir perverliğini gördüm ve ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım.
Mila: Yani bilirsiniz (Jimin'e bakar) bazı ünlüler, biraz popüler olduktan sonra ölümlü olduklarını unutuyorlar, yeryüzünde gezen melek misali davranışlar sergilerler, hayranlara söylenen sözler ile sadece göz boyuyorlar ama doğal olarak hayranlar bunları görmedikleri için hayranlar zaten, TXT hiç öyle değil sanki ünlü değil de halktan biri gibi davrandılar nezaketli ve sıcakkanlı, bazılarının aksine bu davranışları bizi çok mutlu etti. Bunun için size çok teşkkür ederiz.
Rana: Katılıyorum taktir edersiniz ki kendi ülkemizden kopup buraya gelmek kolay olmadığı gibi, buranın insanlarına ve yaşam tarzına ayak uydurmak da çok zor, bizi hor görmeyen insanlar ile tanışmak bizi çok mutlu ediyor teşekkür ederiz.
CEO: Sizden bu tür şeyler duymak beni çok mutlu etti. Biz şirketten çok kocaman bir aileyiz, lütfen kedinizi evinizdeymiş gibi hissedin. Başta da söylediğim gibi dilimizi çok iyi konuşuyorsunuz ama olur da yine de bir şeye ihtiyacınız olursa bayan Go aracılığı ile bana ulaşa bilirsiniz.
Mila: Çok teşekkür ederiz, bu arada sizinle de tanıştığımıza çok memnun olduk, sizin için elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza emin ola bilirsiniz bize iyi bakın lütfen.
Nam-joon: Tekrar hoş geldiniz umarım iyi geçiniriz.
Jin: Pekii hangi departman?
Rana: Medya.
CEO: Hanımların her biri bir çok dil biliyor. Biliyorsunuzdur son dönemlerde yerli ve yabancı muhabirler ile çok sorun yaşıyoruz, onlar bize bu konuda yardımcı olacaklar ve bütün grupların sosyal medya paylaşımları ile, şirketin özel sitesi ile haber yapmak veya, sizinle ilgili haberleri takip edip, yaymak, engellemek de onların işi.
Jin: İşiniz gerçekten zor, umarım üstesinden gelebilirsiniz.
Yoongi: İyi şanslar, umarım iyi anlaşırız...
Hoseok: Umarım ki bir tatsızlık yaşanmaz..
Beyzanur: Bizden yana içiniz rahat olsun, şirket içinde bir birimizden bir şey saklamazsak yaşanmaz merak etmeyin.
Jimin: İyi anlaşacağımıza eminim (Yapmacık gülümseme)
Mila: Kesinlike aynı fikirdeyim(yapmacık gülümseme)
Taehyung: Bütün itibarımız sizin elinizde umarım yüzünüze gözünüze bulaştırmazsımız (umursamaz tavırla)
CEO: Rana kızım? Taehyung seninle konuşuyor.
Rana: Ahh özür dilerim, konuşurken yüzüme bakmadığı için ben kendi kendine bir şeyler fısıldanıyir sandım. Benim hatam, üzgünüm.
Mila:(Türkçe, fısıldayarak) ve Gol. Konuş kız...konuş da namım yürüsün.
Jung kook: Umarım artık biraz daha dikkatli olursunuz da geçen gün ki gibi kaza yaşanmaz.
Sima: (Gülerek/Türkçe) hahaha ne yani önüne bakmayan sensin şimdi suçlu ben mi oldum? hahaha.
Jung kook: Anlamadım nasıl?
Sima:(fısıldayarak) Hiç şaşırmadım.(Gülümser) Evet diyorum, çok haklısınız bu kesinlikle bir daha olmayacak, çok şükür artık gözlerim açıldı ve artık daha dikkatli olacağım. Uyarı için teşekkürler (yapmacık gülümseme)
CEO: Harika anlaşmanıza sevindim hadi şimdi herkes işinin başına.
Beyzanur: Şey efendim bizim sizinle görüşmek istediğimiz küçük bir husus daha vardı.
CEO: Tamam. Siz kalabilirsiniz...
Nam-joon: İzninizle o zaman.
Beyzanur: Tabiki buyrun lütfen.
CEO: Evet sizi dinliyorum.
Beyzanur: Efendim malumunuz bizim isimlerimiz sizin ülkenize göre biraz farklı ve şirket çalışanları da bizimle iltibat sırsında isimlerimizi telffuz etmekte zorlanacaklarını düşünüyoruz, bizim buraya gelmeden önce de Koreli arkradaşlarımız oldu, onlar da zorlanıyorlardı bu yüzden biz bir karar aldık tanışma toplantısında kendi Korece isimlerimizi de çalışanlara tanıtmak istiyoruz böylece bizimle daha kolay iltibat kurarlar diye düşündük.
CEO: Eminim telffuz etmekte zorluk çekmeyeceklerdir ama yine de iyi düşünmüşsünüz, Korece isimlerinizin olduğunu bilmiyordum.
Mila: Bu çok küçük bir detay Korece kurslarına giderken hocamız aklında tutamadığı için Korece isimler ve soyisimler seçmemizi söylemiti
CEO: Çok hoşmuş gerçekten, tamam öyle yapalım o zaman şu an saat 10, öğle yemeyinden sonra yani saat 3 gibi çatı katında buluşalım.
Sima: Çatı katı mı? 400 kişi oraya sığacak mı?
CEO: Çatı katımızın genişliğini görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. Biz genelde bazı şirket içi İvent leri orada yaparız herkes rahatlıkla sığıyor merak etmeyin.
Rana: Doğru çatı katı bayağı genişti.
Mila: Neyse bunu da konuştuğumza göre artık çıkabiliriz.
CEO: Tabi buyrun bayan GO şirket kartları için size yardımcı olacak ardından ofisinize geçerek yerleşe bilirsiniz.
Mila: Çok teşkkür ederiz tekrar.
CEO: Rica ederim ben teşekkür ederim asıl.
Kızlar odadan çıktıklarında şaşkın şaşkın bir birlerine bakmışlardı, içerde neler olmuştu öyle? Tam Sima lafa girecekken Rana onu dürterek bakışları ile muhtemel bir ihtimalle Ceo'nun bilgisayarına bağlı olan, girişte ki kamerayı göstermişti. Extrem tepki vermek için ne doğru bir yer nede doğru bir zamandı. Sakinliklerini koruyarak Bayan Go'nun ofisine doğru irerlediler.
Kızlar bayan Go ile Şirket kartlarını yaptırmak için 27-ci kattan ayrılrken üyeler dans stüdyosunda pratik yapmak için esneme hareketleri yapıyorlardı, konuştukları konuyu ise tahmin etmişsinizdir.
Jimin: Kız resmen soluksuz laf soktu ya..
Hoseok: Resmen gözümün içine baka baka iki yüzlü dedi ya hala inanmıyorum. Ben çok gıcık oldum şu kıza.
Taehyung: Yüzüne bakmadım diye soktuğu lafı duydunuz değil mi? Keşke kovulsalar ne güzel olur.
Jung kook: Neimiş efendim artık gözlerini açmışmış da yok daha dikkatli olacakmışmışda, imalı imalı kaf sokup duru.
Hoseok: Sus abi sus, hakettik sus.
Nam-joon: Bence de hakettiniz. Siz ne diye gizlediniz ki önceden tanıştığınızı? Sanırsın suç.
Jung kook: Kendileri başlattı. CEO o sürücünün ben olduğumu ve kazanın da Yeonjun'un dikkatsizliği yüzünden olduğunu öğrenseydi çocukların başı belaya girmez miydi? Bir sürü azar işiteceklerdi. Bizim önceden tanıştığımızı öğrenirse nerede tanıştınız diye soracaktı kurcalar ve bir şekilde kazayı da öğrenirdi. Sanki CEO yu tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.
Jin: TXT'yi öve öve bitiremediler ama gördünüz mü? Onların deyişi ile bazı idoller, ki o idoller siz oluyorsunuz, melek yüzlü şeyanlarmış.
Yoongi: Bu kızlar bu öz güven ile yürürler benden söylemesi. Çünkü o özgüveni gördüm ben. Jin kedi yakışıklılığından ne kadar eminse o kızlar da bu işi yapabileceklerinden o kadar eminler ve yapacaklar da.
Jimin: E biz de mani oluruz.
Jung kook: Doğru. Bizim de elimiz armut toplamıyor sonuçta.
Jimin: Taehyung'un da dediği gibi bütün itibarımız onların elinde bir aksilik çıkarsa kovulurlar.
Hoseok: Her an her şey olabilir hayat sonuçta, bir bakarsın site haberlerini karıştırmışlar.
Taehyung: Veya şu benim Blackpink Jennie ile olan sahte skandal olayını yanlışlıka gündeme sokacak, Fake fotoğraf paylaşılır belki, yani herşey olabilir.
Nam-joon: Saçmalamyın yakalanırsanız bizim de başımız belaya girer.
Hoseok: Sen hiç merak etme, tereyağından kıl çeker gibi olacak.
💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜
Selam canlar nasılsınız?
Umarım iyisinizdir... Lütfen oy verip yorum yapmayı unutmayın. Saygı çerçevesi içinde her türlü eleştiriye açığım. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
