11. bölüm · HYBE'de 4 Türk
11 Bölüm: operasyon çita
Mila: Merhaba hepiniz hoş geldiniz. Öncelike bu organizasyonu yapan herkese başta CEO ve bayan Go olmak üzere teşekkür ediyorum, size katılalı henüz iki gün oldu ve şimdiden burada çok güzel arkadaşlıklar kurduk, yani kısmen diyelim. Bazı talihsizlikler de yaşandı tabiki ama bunlar aşamayacağımız konular değil. İsmim Mila ve Türk'üm fakat buraya gelmeden bir kaç sene önce ailemle birlikte Fransa'ya taşındım. 27 yaşındayım ve Korece de dahil olmak üzere 7 dil biliyorum, Bu bilgiyi bir çoğunuzun merakını gidermek için söyledim (göz ucuyla arkada ki masalardan birin de rahat takılan 4'lü ye küçük bir bakış atar) Buraya gelmeden bir kaç saat önce arkadaşlarımla konuşuyorduk ve ismimizin telaffuzunun sizin için zor olduğunu düşündük söyleyemeyeceğinizden değil tabiki sadece her dakika telaffuz etmeye çalışırken yorulursunuz diye düşündük. Bu yüzden pek değerli hocalarımızın bize seslenirken kullandıkları Korece isimleri de sizlere tanıtmak istiyoruz. Benim gerçek ismim Mila Korkmaz ve Korece ismim Min ji, soyadım ise Park,
Park Min-ji. Gerçi soyadıma ihtiyacınız olmaz diye düşünüyorum (Güler). Bu işi bize layık gören şirket yöneticilerine güleryüzlülükleri ve nezaketleri için çok teşekkür ederi. Aynı zamanda hem komşumuz olan hem de bize küçük kareşlik yapan TXT grubuna ve bayan Go Hara'ya da çok teşekkür ederim. Elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza söz veriyorum lütfen bize iyi bakın, teşekkürler (45° eğilir)
Sima: Merhaba. İşinizi bırakıp buraya bizimle tanışmaya geldiğiniz için minettarız, ben de arkadaşım Mila'nın sözlerine katılmak istiyorum ve bu güzel kutlama için teşekkür ediyorum. İsmim Sima Mutlu ve 24 yaşındayım, Türküm fakat buraya gelmeden önce Rusya'da yaşıyordum. Medya departmanında olduğumdan anlayacağınız üzre bir çok dil de ve danışmanlık işinde oldukça iyiyimdir bu konuda kendime güvenim tam. Korece ismim A-rin soyadım ise Jeon. Jeon
A-rin.
Bugün burada durup bu konuşmayı yaptığım için kendimle gurur duysam bile bir yanım sanki uyanmamak istemediği bir rüyadan uyanmış gibi hissediyor açıkcası. Biraz kırgınım ama arkadaşımın da dediği gibi halledilemeyecek bir şey değil. İşimizi en iyi şekilde yapmak için arkadaşlarım gibi ben de elimden gelenin en iyisi yapacağım. Sizden tek ricam bize iyi bakmanız.Teşekkürler (45° eğilir)
Beyzanur: Bizi bu kadar güzel karşılamanız beni hem çok şaşırttı, hem de çok mutlu etti. İsmim Beyzanur Öber ve Korece ismim Ha-Yoon, soyadım ise Jung. Jung Ha-Yoon
26 yaşındayım, türküm ve-
Hoseok: Yoksa siz de mi Türk sünüz ama başka bir ülkede yaşıyorsunuz?
Nam-joon: (fısıldar) Ne yapıyorsun sen?
Hoseok: Tanışıyorum, bunun için gelmedik mi zaten?
Beyzanur: Galiba İçimizden bazılarımız bu kürsüde benim yerime geçmeye pek hevesli. Aldığınız ödüller sırasında yaptığınız konuşmalarınız da hep aynı cümleleri israf ettiğiniz için galiba herkes nasıl bir konuşma yapacağınıza artık hakim bay Jung Hoseok (Gülerek) o yüzden bırakalım da insanlar biraz başka cümleler duysun. Değil mi? Şimdi çok değerli İdolümüzün sözümü kesmeden önce söylemek istediğim şeyi bitireyim. Türküm ve Türkiye'de yaşıyorum ayrıca Türk olup Türkiye'de yaşamamak ayıp bir şey değil 21-ci yüz yıldayız sonuçta, önemli olan nerden geldiğinizi ve kim olduğunuzu unutmamaktır. Umarım iyi anlaşırız, sizden tek ricamız bize iyi bakmanız teşekkürler.
(45° eğilir)
Rana:Herkese merhaba, gerçekten çok heycanlıyım, arkadaşlarım bütün güzel sözleri söylediler bu yüzden bende onlardan pek farklı bir şey söyleyemeyeceğim.
Taehyung: Küçük hanım birde dürüstmüş bak sen.
Jin: Ne o beğendin mi? Senin de olsun mu bundanındnan? İstermisin?
Taehyung: Vitrinden bebek mi bakıyoruz Hyung? (Güler)
Yoongi: Ooo bayağı citti yani.
Taehyung: Tabi ki de hayır, nereden varıyorsunuz bu tür kanılara anlamıyorum ki.
Rana: Bu tür güzel bir tören için çok teşekkür ederim. Buraya gelmek için yola çıktığımızda böyle bir karşılama beklemiyorduk, toplantı deyince masa etrafında toplanacağımızı düşünmüştüm. (Kalabalıktan yükselen gülme sesi) ben Rana Kaya 24 yaşındayım, Türküm ve buraya gelmeden önce Türkiye'de yaşıyordum. Korece ismim Ha-eun ve soyadım Kim, Kim Ha-eun.
İlk geldiğimizde çevre tarafından pek iyi karşılanmasak ta, bu ortamı görmek beni biraz daha rahatlattı. Bunun için özellikle şirket yönetimine çok teşekkür ederim. İşini bırakıp buraya kadar gelmiş olan sizlere de çok teşekkür ederim. Desteğiniz bizim için çok önemli, bende arkadaşlarım gibi işim konusunda kendime güveniyorum ve üstesinden geleceğimize inanıyorum.Teşekkürler (45° eğilir)
Konuşmanın ardından kızlar sahneden inmiş ve boş bir masaya geçmişlerdi. CEO biraz onlarla iş konusunda konuştuktan sonra, oradan ayrılmıştı ve kızlar yalnız kalmışlardı.
Beyzanur: İnsanın biraz ağırlığı olur ya, sanki sana kaldı nerede yaşadığımı sorgulamak..
Mila: İyi laf soktun ama gurur duydum, akılları sıra bizi ezecekler.
Sima: Diyorum ki-
Huening Kai: Nunalarımmm! Harikaydınız.
Sima: Teşekkürler.
Yeonjun: Bizden güzel bahısetmeniz beni çok mutlu etti, bu gün kafeteryada olanlar için onlar adına ben özür dilerim sizden, hoş bir davranış değildi.
Rana: Onlar adına özür dilemenize gerek yok, özür falan da beklemiyoruz kimse bizi sevmek zorunda değil sonuçta.
Taehyun: Evet ama saygı duymak zorundalar, her şeyi geçtim masa ahlakı diye bir şey var, o kadar soru sordular ki yemeğinize bile dokunmadınız.
Mila: Evet o hoş olmadı.
Rana: Hey bu Cho Hi-su değil mi? Onu bu akşam kahveye davet etmek istiyorum. Ne dersiniz?
Beyzanur: Olur tabi, neden olmasın?
Yeonjun: Ooo kahve mi? Bayılırım...
Mila: Belki bir daha ki sefere bu gün kız kıza konuşacağımız konular var.
Beomgyu: Özel konular diyorsunuz yani.
Sima: (Güler) Kız kıza sadece özel konular konuşulma- (Gözü BTS'in olduğu masaya kayar) yada evet ya, çok özel konular dan konuşacağız o yüzden size bir dahaki sefere kahve ısmarlarız söz. Yanda ki kahvecinin çok iyi olduğunu duydum.
Beomgyu: Tamam olur.
Soobin: Sohbetinizi bölmek istemem ama az önce menejer yazdı bizimle bir konu hakkında görüşmek istiyormuş, Coreografi konusunda sanırım. Özel odada bekliyor..
Yeonjun: Tamam, görüşürüz nunalar.
Kızlar: Görüşürüz
Go Hara: Kızlar?
BeyzaNur: Bayan Go?
Go Hara: Eğleniyor musunuz?
Mila: Tabiki.
Sima: Çok.
Bayan Go: Bu dosya sizin, içinde aktif olacağınız sosyal platfromlar, İD leri ve giriş parolaları falan yazıyor.
Mila: Peki teşekkürler. Şey acaba iş başına nezaman döneceğiz?
Bayan Go: Yarın. Mesai bitene kadar eğlence devam edecek yarından mesainiz başlıyor.
Beyzanur: Ben bu şirkette böyle şeyler yapıldığını düşünmemiştim, yani suç değil tabi ama dışardan bakınca içinde resmiyetten ölen çalışanlar var gibi duruyor. Bir de şuraya bakın, ben bu kadar renkli bir ortam en son 8 yaşımdayken görmüştüm ve o zaman ilk okul 3 teydim.
Sima: Akışına bırak. Herkes gibi biz de eğlenelim.
Mila: Saat üç yönünden gözlerini üzerime öyle bir dikmiş ki nasıl eğleneyim?
Sima: İyi ya ne güzel işte, inadına dans edelim hadi.
Sima: Hadi Beyzanur
Beyzanur: Ben hiç gelmesem?
Sima: (kahkaha atar) afedersiniz hanımefendi DJ ye söyliyeyim mi? Hemen bir Buray göndersin.
Beyzanur: (Güler) Saçmalama.
Kızlar dans ederken DJ Jimin'in talimatı ile şarkıyı değiştirmiş ve BTS'in Butter şarkısını açmıştı.
Kızlar önce bir birlerine bakmışlardı ama en çok gerilen neredeyse bütün kpop şarkıların'ın coreografilerini bilen Rana ve Mila olmuştu.
Mila: Rana sakın koreografiyi yapayım deme. Sadece az önce olduğu gibi yerinde minik minik danslar yap.
Rana: Ama bu çok zor.
Mila: İnan bana sonradan düşeceğin durumdan daha iyidir.
Beyzanur: Sanırım kozumuzu oynama vakti geldi.
Sima: Ne kozu?
Beyzanur: Bir çuval inciri mahfetmeden ayrılalım buradan şu görevli kız, Rana'nın ona bir kahve sözü vardı değil mi? Bahane edip gidelim.
Mila: İyi de bizim için verilmiş bir party soniçta, gitsek ayıp olmaz mı? Üstelik saat daha 4
Beyzanur: (Elinde ki kırmızı şarabı mila'nın üzerine döker) Bak artık bir sebebmiz var.
Mila: Ne yaptınn! Gitti caanım bluz.
Sima: Hallederiz sorun yok.
CEO: Kızlar sizinle konuşmak istediği- ne oldu sana?
Mila: Şarap döküldü, aksilik işte.
Bayan Go: Gel temizleyelim diyeceğim ama çıkmaz da şimdi.
Mila: Evet en iyisi biz artık gidelim, hem arkadaşlarımıza önceden virilmiş sözümüz de vardı.
CEO: Bu kötü oldu...
Rana: Siz bir şey diyecektiniz sanki.
CEO: Yok çok mühim bir şey değil, sonra da konuşuruz gidin hadi.
Bayan Go: Umarım çıkar.
Mila: Ben çok üzgünüm.
CEO: Olur mu? Önemli değil bilerek olmadı sonuçta.
Beyzanur: Biz her şey için çok teşekkür ederiz.
Sima: Bu kadar hazırlığı düşünmeniz bile bizi çok mutlu etti tekrar teşekkürler.
CEO: Rica ederim, HYBE olarak çalışanlarımızı önemseriz biz, olur da arkadaşlarınızın yanından erken ayrılırsanız gelin, biz daha buradayız.
Rana: Peki efendim, İyi akşamlar size (45° eğilirler)
CEO'nun yanından ayrılan kızlar Hi-su'yu da alarak çıkışa doğru irerlemişlerdi. Onları durduran duydukları ses olmuştu ve bu sesin sahibi Taehyung tan başkası değildi.
Taehyung: Gidiyor musunuz? Hem de bu kadar erken mi?
Jungkook: Sizce de biraz ayıp olmuyor mu? Sonuçta bu kadar insan sizin için toplanmış.
Üyeler büyük bir laf sokma isteğiyle yanıp tutşurken kızlar onları görmezden gelmekte ısrarcılardı, cevap vermek bir yana yüzlerine bile bakmamışlardı ki bu durum üyeleri hem şaşırtmış hem de yüzlerine acı bir gülümseme yerleştirmelerine sebep olmuştu.
Taehyung: Az önce görmezden mi geldi o beni? Resmen yokmuşum gibi davrandı ya...
Yoongi: E hep sen yapacak değilsin ya.
Taehyung: Hyung?! Ne zaman yapmışım ben?! Bir kere ben herkese karşı çok saygılıyımdır.
Yoongi: Ona bir lafım yok da yine de siz de az değilsiniz.
Jimin: Şu beyazlı sabah banada aynı şeyi yaptı.
Yoongi: İşte demek istediğim tam da bu. Kızın ismini aklında tutmaya zahmet bile etmemiş "beyazlı" diyor. Onlar sırf çalışanlara kolaylık olsun diye (ki dikkatinizi çekerim burada siz de çalışan oluyorsunuz) Koreçe isimler bulmuşlar kendilerine, sen kalkmış "beyazlı" diyorsun.
Jin: Yani bu sefer Yoongi haklı gibi, kızmaları ve sizden uzak durmaları çok normal değil mi? (Hoseok'un omzunu patpatlar) bence siz bir düşünün bunu biz de gidip kahve alalım, sonrasında dinlenme odasında olacağız isterseniz gelirsiniz.
Jungkook: Bu gün TXT de aynı şeyi söyledi.
Hoseok: Haklı olabilirler ama yine de onlar da beni rahatsız eden bir şeyler var. Ayrıca yani sıradan çalışanların ismini aklımda tutmak için neden zahmet edeyim ki? Bu şirkette 400 işci var, hepsini aklımda tutamam sonuçta.
Jimin: Aynen.
Taehyung: Sanki bir şeyler gizliyormuş gibiler. Ayrıca farkettinizmi? Soyadları bizimkilerle aynı, hatta beyazlının ismi bile Jimin'in isminin tersi. Jimin, Min-ji.
Jimin: Sahi yaa, gerçekten bu durumu bende garipsedim açıkçası.
Jung kook: Yani bilemedim Park ve Kim bunlar Kore'de çok yaygın olan soyadlar sonuçta.
Hoseok: Evet de sonuçta bunların aileden gelen bir şey değil, kendileri seçmişler. Hadi diyelim ki bu ikisinin ki tesadüf ya biz ikimiz? Bizimki de mi tesadüf? Bunlar ARMY olamazlar değil mi?
Taehyung: Yok canım sende vur dedik öldürdün. Army olsalar kesin anlardık.
Jimin: Yani hiç bir şey değilse bile vücut dili yalan söylemez ve ben pek ARMY belirtileri göremedim, yani tepki falan hiç olmadı.
Kızların, çocukları gördüklerinde verdikleri tepki gelmişti Jung kook'un gözünün önüne, Sima'nın ısrarla arabaya yada asansöre binmek istememesi, üyeleri gördüklerinde binadan çıkmak istememeleri, konuşurekn göz göze gelmemek için ellerinden geleni yaptıklarını.
Jung kook: Peki ya olduysa ve biz bunu fark etmediysek?
Jimin: Ne demek istiyorsun?
Jung kook: Off bilemiyorum kafam karıştı, ama biz yine de bir yoklayalım.
Hoseok: Nasıl yoklayacağız ki.
Taehyung: Anlatıyorum, şimdi şöyle ki.....
😮💨😮💨😮💨😮💨😮💨😮💨😮💨😮💨
Kızlar şirketten çıktıktan sonra eve varmışlardı, içeri girdiklerinde Rana Hi-su'yu salona davet etti
Mila: Ben kahve yapayım içersin değil mi?
Hi-su: Olur tabi.
Mila: Harika. Sima yardım edermisin lütfen.
Sima: Tabi.
Beyzanur: Eee nereliyim demiştin?...
Mila: Rana Canım iki dakika bakar mısın? Geçen aldığımız tatlıları bulamıyorum da...
Rana: Tabi, hemen geliyorum.
Beyzanur: (Kızın dikkatini dağıtmak amaçlı konuya girer) Memleket Busan demek yaa daha önce hiç gitmedim, çok merak ediyorum, sizin orada deniz var mıydı?
Mila: Gel buraya. Akşam şirkete giriyoruz değil mi?
Sima: Oha ne?!
Rana: Ne "Oha"sı sanki suç işliyoruz bize bunun için izin verildi. Resmi şirket çalışanıyız biz!
Sima: Evet, doğru şirkete aburcubur ve içecek sokuyoruz, İzin yokken.
Mila: Harika bir fikrim var, şimdi değil ama birazdan
Sima'yı da yanına al gidin geçen gittiğimiz marketten içecek ve aburcubur, belki paket sandviç, hazır salata da olabilir. Akşam şirkete giriyoruz.
Sima: Ayyy çok heycanlı, ya yakalanırsak?
Mil: Bunu görüyor musun? (Yaka kartını gösterir) bu bir ev tapusu, evlilik cüzdanı yada ehliyet gibi bir şey. Bu içeri giriş biletimiz.
💫💫💫💫💫
Herkese merhaba. Umarım sevdiğiniz bir bölüm olmuştur...eğer okurken yüzünüzde küçük bir gülümseme bile olştura bildiysem ne mutlu bana☺️.Bir sonraki bölümde görüşmek üzere bal Peteklerim 💜. Lütfen oy verip yorum yapmayı, eğer takip etmiyorsanız takip etmeyi unutmayı.
