16. bölüm / 20
HYBE'de 4 Türk16 bölüm: Kül kedisi hanım...
Bölümler 20Şu an: 16 bölüm: Kül kedisi hanım...
- 1 1 Bölüm: Hayallerin peşinden...900 kelime
- 2 2 Bölüm: Ortak karar1.155 kelime
- 3 3 Bölüm: Yıldızlar kaostan doğar...1.289 kelime
- 4 4 Bölüm: koreliler Buray bilmez.1.228 kelime
- 5 5 Bölüm: ilk tanışma1.278 kelime
- 6 6 Bölüm: Tatlı küçük yalancılar.1.766 kelime
- 7 7 Bölüm: cevapsız sorular1.343 kelime
- 8 8 Bölüm: BTS1.525 kelime
- 9 9 Bölüm: İlk resmi tanışma2.283 kelime
- 10 10. Bölüm: Şirkette ki yeni departman.2.552 kelime
- 11 11 Bölüm: operasyon çita1.903 kelime
- 12 12 Bölüm: Kızlar firarda..1.571 kelime
- 13 13 Bölüm: Fotoğrafcı krizi...2.310 kelime
- 14 14 Bölüm: İyi poz veremiyorsun1.881 kelime
- 15 15 Bölüm: Galiba yakalandık1.746 kelime
- 16 16 bölüm: Kül kedisi hanım...2.173 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17 Bölüm: İtiraf et1.071 kelime
- 18 18 Bölüm: kutlama2.494 kelime
- 19 19 Bölüm: Apartman da ki olay3.021 kelime
- 20 20 Bölüm: Eski bir dost1.586 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O gün kızlar çok gürültülü bir sesle yeni bir güne gözlerini açmışlardı. Rahatsız edici bu inşaat sesi kızlara hiç bir şey yaptırmıyordu. Evin içinde konuşurken bile bir birlerini duymuyor, işlerine, hatta yemeklerine bile konsantre olamıyorlardı. Ama buna en çok tepki gösteren Mila olmuştu.
Mila: Gerçekten yeter!! Ben böyle devam edemeyeceğim. Neler oluyor gidip bakacağım.
Rana: Aha kavga var. Mahalle kavgalarına da ayrı hayranım, bende geliyorum.
Sima: Yok sen gerçekten normal değilsin. Valla bak.
Beyzanur: Emin misin Mila? Sonra başımıza iş almayalım.
Mila: Ne iş alacakmışım ya!! sabahtan beri yaptığımız hiç bir şeyi anlamıyoruz. Bunun da bir saati var öyle değil mi? Başım şişti.
Mila hızla dışarı çıktığında yandaki üç dairenin de kapısını açık gördüğünde, şaşkınlık ile karışık merak içini sarmıştı. Oradan geçen mavi kasketli işçilerden birini durdurarak soru yöneltti.
Mila: Pardon. Tam olarak ne yapıyorsunuz acaba?
???: Üç dairenin arasında ki duvarları kırıyoruz.
Mila: Sebep?
???: Bina yöneticisi öyle istiyor. Duvarları kırarak üç daireyi birleştireceğiz.
Mila: Sizin bundan haberiniz var mıydı?
Beyzanur: Yok, yani yeni duydum ben de.
Mila: Peki. Bu kaç gibi başlayıp, kaç gibi bitecek? Hep bu gürültüye uyanmayacağız herhalde.
Jimin: Ne o rahatsız mı oldunuz Mila hanım?
Mila: Tabiki de Rahatsız oldum. Şu hale bak! Şaka mısınız siz?! Sabahın köründe kafa patlatan bu sese uyanmak zorunda mıyım ben?
Jimin: Yapacak bir şey yok kül kedisi hanım. (Elini Mila'nın omzuna koyar)
Sima: Aaa hallere tavırlara bak, şaka gibi.
Mila: Kül kedisi mi? Ne saçma sapan hitaplar bunlar?! Ne hakla bana dokunursunuz? Bu ne genişlik, bu ne rahatlık ya!
Jimin: Rahatlayalım artık biraz. Bak artık komşu da oluyoruz. Unumuz, şekerimiz eksik olursa kapınızı çalarız artık.
Mila: K-komşu mu? (Dona kalır)
Jimin: Evet Komşu. Kardeş kardeş yaşar gideriz artık.
4 Gün önce...
Hoseok: Bu böyle olmaz. Şirkette sıkıştırarak, laf atarak falan yani. Ergen miyiz biz?
Jimin: Onu geçtim, biri görür, yanlış anlar. Taehyung'un skandalından daha yeni kurtulduk."Yabancı çalışan ile gizili aşk yaşayan, BTS üyesi Jimin" diye manşet olmak istemiyorum.
Jung kook: Haklı. Bizim bunu kökünden halletmeniz gerekiyor.
Jimin: Kesin kovduruyoruz yani, öyle mi?
Taehyung: Yok kovudramk değil. Sonuçta bizim yararımıza çalışıyorlar. CEO bunları yurt dışından öylesine transfer ettirmedi. Üstelik çalışanlar konusunda ne kadar titiz olduğunu biliyorsunuz ki hakkı da var, işlerinde gerçekten iyiler.
Jung kook: Yani? Kovdurmayacaksak neden bu kadar uğraş?
Hoseok: Bunların var bir karın ağrıları, yani çok garipler. Gizemli tavırlar, bizden kaçmaları, sürekli bir terslemeler. Yani tamam herkes bizi sevmek zorunda değil ama bunlar istemeden de olsa çok tuhaf davranıyorlar. Bilmiyorum ya, ben mi kuruyorum kafamda?
Jimin: Yok haklısın, var bir gariplik. Mila beni nerde görse kaçıyor. İlk günü hatırlıyormusinuz? Önümüzden. Geçtiklerinde bile hiç biri yüzümüze bakmamıştı.
Taehyung: Bunlar ilk günden böyle tuhaflardı, doğru.
Jung kook: Sima arabada benimle göz göze gelmemek için ve konuşmamak için 40 takla attı. Kızlar da zar zor konuşuyorlardı zaten. Bir tuhaflık var, karışlaştığımızda hepsini bir telaş sarıyor, renkleri atıyor korkudan.
Jimin: Tamam işte biz bunu öğrenelim. Gerisine zaten duruma göre bir yol bulunur da, ne yapacağız?
RM: Ahh buradamıydınız?
Hoseok: Neyin var?
Jin: Evden geliyoruz, evi su basmış yaa offf. Boru patlamış... Ev rezil halde.
Yoongi: Ara ki şimdi yeni bir ev bulasın. Ayrıca ben odamı çok seviyordum. Uyumak için mükemmel bir alandı.
Jung kook: Senin uyumak için özel bir alana ihtiyacın yok ki Hyung, gözlerini nerede kapatsan orada uyuyorsun zaten.
Yoongi: Öyle deme uyurken konfor çok önemli.
Jimin: Eee ne yapacağız?
Taehyung: Buldum!!! Tabi yaaa neden olmasın?
Hoseok: Neden bahsediyorsun?
Taehyung: Hazırlanın. HYBE apartamentine taşınıyoruz.
Jin: Saçmalama. 7 Kişiyiz 4 göz oda neyimize yetecek?
Hoseok: Duvarları kırdırtırız.
RM: Aslında CEO dan küçük bir ricada bulunsak eminim sorun olmaz, zaten zamanında bunu kendisi de tafsiye etmişti.
Günümüz...
Jimin: İyimisin ya? Rengin soldu sanki. Niye rahatsız oldun ki? Sizin için TXT den bir farkımız mı var?
Mila: Yok tabiki de, ne alakası var?
Jimin: Tabiki eminim alakası yoktur.
Mila: N-ne ima ediyorsun sen?!
Jimin: (Mila'ya doğru eğilir) Diyorum ki-
???: Efendim biz başladık bir yerden ama, bir de siz bakın isterseniz.
Jimin: Tabi, hemen geliyorum. Benim gitmem gerek yoksa konuşurduk biliyorsun. Ha bu arada kül kedisi 36 numara ayakkabı giydiğin için.
Beyzanur: Yok artık ebesi'nin hörekesi. Ona ne ara dikkat etti ya!!...
Mila: IQ su ayakkabı numaramdan küçük! Gelmiş hala bana şekil yapıyor!! Yok ben iyi değilim ya... Başım tuttu.
Rana: Gel biz içeri geçelim. Sima su getirsene.
Kızlar eli ayağı buz kesmiş Mila'yı kanepeye oturtmuşlardı. Titreyen elleri ile Sima'nın getirdiği sudan iki yudum aldıktan sonra, derin nefes alarak konuşmaya devam etti.
Mila: Şirkette zor çekiyoruz, bir de buraya mı taşınıyorlar! 7/24 görmeyi kaldramam ben. Biriniz bunun kabus olduğunu söylesin.
Beyzanur: Ben de hiç istemiyorum yani. Şirkette zaten o meymeletsizin yüzünü görmekten daral geliyor bir de evde hiç çekemem.
Rana: Vallahi ben bile istemiyorum taşınmalarını. Biyasımı istemeyeceğim 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi, şaka gibi.
Sima: Hani bunlar herkesin giremediği, özel güvenlikli zengin sitesinde oturuyorlardı? Şimdi ne oldu da Apartman dairesine taşınıyorlar?
Mila: Kalkın hazırlanın, şirkete gidelim. Orada öğreniriz nasıl olsa.
Rana
Sima
Mila
Beyzanur
Durgun geçen yolculuğun ardından, şirkete varan kızlar yaka kartlarını cihaza okutarak ofislerine geçmişlerdi. Yerlerine geçtiklerinde hızlıca internet genel haberlerine göz atmış ve masalarında onları bekleyen bir kaç dosyaya göz gezdirmişlerdi. Bu sesiz ve sakin geçen çalışma düzenini bozan kapının sesi olmuştu.
Ceo: Günaydın kızlar. Nasılsınız?
Mila/Rana/Sima/Beyzanur: Günaydın efendim (Selamlarlar)
CEO: Mila? Yüzünün hali ne böyle? Çok solgun görünüyorsun.
Mila: Yan dairede tadilat var da onlar çok ses yapıyorlaf. Uykumu alamdım pek, bir de migrenim var benim tutuyor arada.
CEO: Evet Bangtan oraya yerleşiyor. Müjdeli haberi ben vereyim demiştim ama siz çoktan öğrenmişsiniz.
Sima: (fısıldar) Müjdeli haber. Tabi efendim.
Beyzanur: Yani biz bunu öğrendik tabiki ama, nednen bizim için müjdeli bir haber olsun ki?
Ceo: Dünya starları yan komşunuz oluyor, sevinirsiniz sanmıştım.
Rana: Her akşam gürültü ile yatıp, her sabah gürültü ile uyanıyoruz. Beni mazur görün ama, bu bizim açımızdan pek sevinilecek bir durum değil.
CEO: Evet düşününce doğu söylüyorsunuz, peki sizin için ne yapa bilirim?
Mila: İşcilerin mesai saatlerini sabah 10 dan akşam 6 ya kadar yaparsanız çok makbule geçer. Böylece denk gelmemiş oluruz. Binada zaten çoğunluk şirket çalışanları olduğu için eminim bu onlar için de çok yerinde bir karar olacaktır.
CEO: Evet haklısınız, o zaman ben konuşurum onlarla.
Rana: Çok teşekkür ederiz efendim.
CEO: Olur mu hiç asıl ben özür dilerim, düşüncesizlik ettim. Herneyse...ben de bu yüzden gelmiştim, BTS'in eski sitede ki villasından ayrılıp şirket apartamentine taşındığını internette ve özel sayfada yaymanızı söyleyecektim.
Beyzanur: Tabi siz nasıl isterseniz ama medya ve fanlar nedenini soracaklardır, ne cevap verelim? Neden olarak yani..
CEO: Uzun süreli "İnziva" nın ardından halka karışmak istediklerini bu yüzden şehirin göbeğin de ki eve taşındıklarını söylersiniz.
Beyzanur: Ama o zaman da fanlar binanın önünden gitmez ki, yeterince koruma bile yok.
Rana: Duyan da bizi Yam yam sanacak. Y-yani demek istediğim O-onları, ARMY'yi yani.
CEO: Bu zaten yeni bir şey değil ki, ama bir zaman sonra vaz geçip dağılacaklar, giderek sayıları azalacaktır merak etmeyin.
Beyzanur: Tamam. Madem siz öyle uygun gördünüz, yapalım tabiki.
CEO: bir de, Le Sserafim'in sosyal medya sayfalarında, Weekliy İdol Programına çıkacağının haberini de duyurun lütfen. Daha yeni debiut yaptılar ama şimdiden bir çok TV programından istek geliyor. Bu bizim için iyi haber.
Ve son olarak TXT'nin "Good Boy Gone Bad" klibinin çekimlerinin başladığını gösteren bir MV kamera arkası çekimleri, part bir olarak çekip, paylaşmanızı istiyorum. Kast çalışmasını, ekibi, kameraya ala bilirsiniz. Üyelerin küçük röpörtajları olsa çok harika olur. Klibin çekimi sırasında da bir, iki küçük kayıt alabilirsiniz.
Mila: Peki eflendim.
CEO: Hadi iş başında. Yarından sonra ki gün Toplantımız olacak. Bu sizin departmanın ilk toplantısı, aranızdan toplantıya katılacak birini seçin.
Mila: Peki efendim.
CEO: Ben sizi daha fazla tutmayayım. Kolay gelsin.
Sima: Teşekkürler.
Mila: Evet iş dağıtımı yapalım. Daha kolay olur, hem çabuk da biter.
Mila: O zaman TXT ve BTS haberini ben alıyorum. Yani biraz parmaklarım yorulacak ama e olacak artık o kadar.
Beyzanur: Tamam o zaman...Le Sserafim haberini de ben alıyorum.
Sima: Gelen telefonları ben cevaplarım.
Rana: Harika. En zoru bana geldi.
Mila: İstemiyorsan, yer değiştire biliriz istersen.
Rana: Yok ya tamam. Sen zaten gecede pek uyuyamadın..iyi görünmüyorsun giderim ben.
Beyzanur: TXT ile çalışmak eğlenceli olur bence. Hemen bitirirsin yani.
Rana: TXT ile tabiki de...video yu redakte etmek çok yoruyor.
Sima: Tamam akşam hepimiz birlikte hallederiz hemen biter işte.
Rana: Gerçekten mi? Çok makbule geçer.
Mila: Tamam hallederiz beraber merak etme de, şey bu toplantı işini ne yapacağız?...hiç istemiyorum ya...
Beyzanur: Vallahi bana hiç bakmayın.
Sima: Ben aslında Yoğum.
Rana: Her gün video düzenlerim daha iyi.
Mila: E ne yapacağız?
Beyzanur: Kura çekeceğiz artık. İçimizden birinin başı yanacak, yapacak bir şey yok.
Rana: Tamam akşam evde konuşuruz bu konuyu, gttim ben.
Kızlar ofiste iş dağıtımı yapmış ve hepsi işlerinin başına geçmişlerdi. Medya departmanı bütün ciddiyeti ile işleri ile ilgilenirken, finans departamnı bir takım yaramazılıkalr peşindeydi.
Yoo-na: Bunlardan birisi az önce çıktı odadan. Kesin gene bir işler çeviriyorlar.
Dün hye Jin'i gördüm. Hala iş arıyordu, Çok üzüldüm haline, hepsi bunların yüzünden.
Jeong-im: Hye-jin'e söyle sana da bir iş baksın. Bu gidişle bizi de işimizden eder bunlar.
Ja-young: Yok artık o kadar kolay mı ya? Ayrıca bizimle ne işleri olacak, biz finans departmanıyız.
Jeong-im: Eski medya departmanı çalışanları da öyle diyordu. Daha geleli şurada kaç gün oldu? Hemen CEO'ya kendilerini sevdirdiler. Bunlar yarın bir gün bizim yerimize de başkalarını getirirler.
Yong-pil: Bir an önce bunları şirketten göndermeliyiz. Yoksa ben her gün bıçak sırtında gelemem işe.
Ja-young: Ne yapacağız ki? Haklarında hiç bir bilgiye sahip değiliz. Doğru düzgün tanışamadık bile.
Yoo-shik: Benim bir fikrim var. anlatıyorum iyi dinleyin.
Jeong-im: Senden pek ümitli değilim ama şansımı deniyeceğim.
Yoo-shik: (Göz devirir) şimdi..pilan şu......
Finans departmanı, sinsi pillanları üzerine çalışırken Rana ise TXT'nin stüdyo çekimleri için D4 stüyosuna inmişti.
Yeonjun: Nuna! Hoş geldin. Otursana.
Rana: Hoş buldum Yeonjun. Hayır teşekkürler buraya haber sayfası için bir kaç kare ve görsel almaya geldim.
Yeonjun: Öyle mi? Hımm ne yapsak? O zaman ben küçük bir röpörtaj verebilirim istersen.
Rana: Olur. Hatta harika olur, ama sen meşgul değilsin öyle değil mi? Yani işinden alıkoymuyorum seni.
Yeonjun: Hayır solo çekimler yapılıyor, bana daha var. Eee? Neden bahsedeyim?
Rana: İşte selam vererek başla, hayranlarını selamla, ardından stüdyodan, çekimlerin nasıl irerlediğinden falan bahsedersin. Ama lütfen çok uzatma kısa kes.
Yeonjun: Tamam.
Yeonjun'un küçük röpörtajı bittikten sonra Rana etrafına bakınmıştı, çekim alanını biraz daha geniş çeke bilmesi için yüksek bir yerde olması şarttı. Etrafına bakınmasına rağmen A7 stüdyosunda ki gibi bir balkon görememişti ama gördüğü başka bir şey vardı, merdiven. Genç kadın biraz etrafına bakındıktan sonra, merdiveni açarak üzerine çıkmaya başlamıştı. Her adım attığında merdiven biraz daha sallanıyordu. Rana işine o kadar odaklanmıştı ki merdiveni açarken vidasının gevşediğini fark etmemişti bile. Merdiven ayağının altından kaydığın da istemsizce çığlık atmış ve gözlerini sıkıca kapatmıştı Rana. Bir kaç saniye sonra, hiç bir yerinde acı hissetmediğini fark ederek tek gözünü aralamış ve etrafı kontrol etmişti. Görüş alanına giren ilk yüz Taehyung'un yüzü olmuştu. Telaşla, afallayan kadın ne tepki vereceğini bilmiyordu. Boğazı düğümlenmişti, ne cümle kura biliyor ne de yutkuna biliyordu, öylece kala kalmıştı.
Taehyung: Hey! Sen İyi misin?
Soobin: Neden konuşmuyor?
Beomgyu: Dondu kaldı. Çok korktu her halde, şok geçiriyor olmasın?!
Yeonjun: Pardon!! Buraya bir su alabilir miyiz acaba?! Nuna? Beni duya biliyor musun?
Taehyung: Hadi bana tepki ver. Bir yerini falan mı incitti acaba? Hey! Beni duya biliyor musun?
Rana: Hı? (kirpiklerini kırpıştırır) Ne?
Yeonjun: Ayy tanrıya şükür, geldi. Bir an kafası gitti diye çok korktum.
Taehyung: Sen iyi misin? Neden dikkat etmiyorsun? Düşüp yaralana bilirsin.
Rana: Ş-şey be-beni yere mi indirseniz acaba?
Soobin: Hyung kız haklı indirsene kızı.
Taehyung: Ne yaptım ki?
Huening Kai: Daha ne yapacaksın Hyung, coala gibi sarılmışsın kıza. Kucağında tutman şart değil, indir de kendine gelsin.
Taehyung: A-ah evet..aniden şey olunca, şeyi şey sandıysam demek. (Boğazını temizler) öhöm Gel bakalım (Rana'yı yere indirir)
Her iki anlamda da Rana'nın yerden kesilen ayakları tekrar zemin ile buluştuğunda, tuttuğu nefesini rahat bırakmıştı. Bir anlığına başı dönmüş ve hemen yanında duran Taehyung kolundan kavrayarak düşmesini engellemişti.
Taehyung: Başın mı döndü? Gel otur şöyle.
Yeonjun: Ben bir kaç ay önce su istemiştim ama! Ne yapıyorsunuz? Suyu atlantisten mi getiriyorsunuz? Nerde kaldı su!!!
Soobin: Sen bir sakin olsana.
Yeonjun: Ama görmüyor musun Nunamın halini? Soldu Papatyam.
Huening Kai:(Yüzünü buruşturur) Papatya mı? Kusacağım şimdi.
Yeonjun: Olmadı mı? Peki Gül bahcem?
Soobin: Konuştukca batıyorsun.
Huening Kai: Kesinlike.
Taehyung: Bunun sırası mı şimdi?!
??: Efendim suyunuz.
Yeonjun: Hiç acelemiz yoktu ya. Biz beklerdik bir kaç hafta daha.
??: Özür dilerim efendim.
Yeonjun: Ben özür dilerim. Gerildim biraz, kusura bakma. Hadi işine dön sen.
Taehyung: Daha İyi misin?
Rana: Eee şey iyiyim. Çok iyiyim.
Taehyung: Yani tepkisiz kalınca. Düşme şokunun etkisinden kitlendin sandık.
Rana: (Fısıldayarak) Kitlendiğim doğrudur ama düşmeden mi kaynaklanıyor, yoksa senden mi tartışılır.
Taehyung: Anlamadım?
Rana: İyiyim diyorum, çok iyiyim. Bu arada düşmemi engellediğin için çok teşekkürler.
Taehyung: Ne demek, kim olsa aynısını yapardı.
Rana: Olsun yine de teşekkürler.
Taehyung: Rica ederim.
Rana: Şey o zaman ben, işimin başına döneyim.
Soobin: Nuna iyisin ama değil mi?
Rana: Tabi, tabi iyiyim. Gayet iyiyim.
Rana TXT üyelerine ve Taehyung'a gülümseyerek fotoğarf makinesini almak için arkasını döndüğünde, içinde adeta bir Vaveyla kopmuştu. oradan oraya koşturuyordu. Bu olanları kızlara anlatmak için can atıyordu ne kadar alışırsa alışsın, içinde bir yerlerde hala Koyu bir ARMY'di 💜
✨✨✨✨✨✨✨✨
OY verip YORUM yapmayı ve takip etmiyorsanız, TAKİP etmeyi unutmayın lütfen.Öpüldünüz💜
Bölüm etkileşimi
