14. bölüm · HYBE'de 4 Türk
14 Bölüm: İyi poz veremiyorsun
Jimin'in dikkatini dışarı vermesi ile birlikte Mila tuttuğu nefesini düzensiz bir şekilde vermiş, sıktığı vücudunun gevşemesine izin vermişti. Genç kadının bir kaç dakika içinde yaşadığı gerginliği dizleri kaldıramamış ve gövdeyi taşımayı red etmişti adeta. Mila'nın dizleri bükülürken yanında duran sandalyeler den birine tutunmuştu. Bunu fark eden Jimin dikkatini nereye vereceğini bilemese de Mila ile ilgilenmek seçeneği daha ağır basmıştı.
Jimin: Hey! Se-sen iyi misin?
Mila: Yok iyiyim. Gözüm karardı bir anda.
Jimin: Gel otur şöyle. Su, en iyisi su iç sen. (Yakında ki pet şişelerden birini açarak Mila'ya uzatır)
Mila: İyiyim ben. İçeri gidiyordunuz sanki, gidin isterseniz.
Jimin: Evet ne oluyor merak ettim. Ama şimdi senin, yani sizin durumunuz daha önemli.
Mila: İyiyim ben yok bir şeyim. Tansiyonum düştü herhalde, her zamanki halim. Oluyor öyle arada, endişe edilecek bir durum yok yani.
Jimin: Kronik bir şey mi? Yoksa sonradan mı?
Mila: İçeri gidiyordunuz en son...
Wang: Deliritmeyin beni!!! Ay tansiyonum düştü!!! Şekerim fırladı, öldürecek misiniz beni?!!!
Jimin: Ben bir bakayım.
Mila: Tabiki
Jimin: Ama sen yine de kalkma yerinden olur mu? Hemen geleceğim zaten.
Mila: Yok, yani iyiyim. Artık işimin başına döneyim.
Jimin: Ama-
Mila: Bizi burada istemediğinizi biliyorum bay Jimin. Özellikle siz 4 nüz, şimdi ilgileniyor MUŞ gibi yapmanıza gerçekten hiç gerek yok.
Jimin: Hayır yanlış anladınız-
Mila: Hiç sanmıyorum. İyi günler.
Mila dışarı çıktığında Jimin'de arkasından çıkmıştı ve diğerleri ile ortada buluşmuşlardı. Çalışanlar Bayan Go'nun ve Bay Wang'ın tartışmasını izlerken kızlar soluğu Mila'nın yanında almışlardı.
Beyzanur: Kuzum neyin var? Betin benzin atmış. Bu yerden bitme sana bir şey mi dedi yoksa? Zaten sevmiyorum, vallahi gırtlağına yapışırım ben bunun.
Rana: Sen de birilerinin gırtlağına yapışmaya dünden heveslisin. Bir sakin ol ya.
Mila: Anlatırım sonra. Neler oluyor? Neden kavga ediyorlar?
Sima: Bay Wang modeli beğenmemiş, başkasını istiyormuş. "Yoksa bırakırım." diyor.
Bayan Go: Anlamıyor musunuz? Ülkenin en iyisini getirttik zaten!!! Daha ne? Ne biçim bir zevkiniz var sizin?!!
Wang: Bana bak! Sen benim zevkime söz edecek son kişi bile değilsin anlıyor musun?! Paçoz!!!
Bayan Go: Bana!!! Paçoz öyle mi?!!! Ben var ya seni (Üstüne yürür, çalışanlar tutar) Parçalarım, terbiyesiz!!!
Wang: Bana bak!!! Senin yüzünde tabak kırarım, Estetikçi sevgili ararken yaşlanırsın. Kriminal tehditlerimle senin üstüne çökerim ben!!!
Mila: Adam da ki fantazi ye bak "Kriminal tehditler, yüzde tabak kırmak" vay be, 40 yıl düşünsem aklıma gelmez.
Beyzanur: Yürüyün gidip ayıralım, CEO gelirse büyük olay çıkar.
Rana: Efendim lütfen sakin olur musunuz?!!
Bayan Go: Bırak da iki dakikada şunun ağzını yırtayım.
Wang: Kıııız!! Asıl ben seni parçalarım ayol, tutmayın beni?!!!!
Sima: Ama efendim lütfen-
Beyzanur: Bay Wang...eminim bunu konuşarak hallede biliriz, hem yakışıyor mu size? Kos koca sanatcının düştüğü hallere bak.
Wang: Ay sonunda aklı başında biri çıktı. Dur bir bakayım sana, ayy ne kuru bir şeysin kız, ama şu çırpı bacaktan iyisin. Tamam Modelimi seçtim. Modelim sen ol.
Beyzanur: Ne?
Hoseok/Beyzanur: Asla olmaz.
Beyzanur: Böyle bir şeyi kabul edemem.
Hoseok: Ben bayılıyordum sana çünkü. Hayatta olmaz.
CEO: Neler oluyor burada?! Bayan Go? Bay Wang? Beni takip edin lütfen.
CEO bu karışıklığa bir son vermek için bayan Go'yu ve bay wang'ı studyodan çıkarmıştı.
Çalışan insanlar kendi aralarında bu durumu tartışrken, kızlar yeniden toplanmıştı.
Beyzanur: Çattık ya. Bir şu kıza bak, bir bana bak benden model olur mu?
Mila/Rana/Sima: Evet.
Beyzanur: Saçmalamayın! Beyaz yakalıyım ben, ne anlarım modellikten? Hele bir de bu prasayla.
Rana: Prasa mı? Arkadaşım olmasan "Sen kurban ol o prasaya." derdim de arkadaşımsın.
Bayan Go: Kızlar bir dakika benimle gelirmisiniz lütfen.
Kızlar bayan Go'yu takip ederek yan odaya geçmişlerdi. Onları karşılayan CEO ve bay Wang olmuşsu.
CEO: Gelin oturun kızlar. Bay Wang yorulmuşsunuzdur, buyrun içeri geçin çalışanlarımız size soğuk bir şeyler ikram etsinler.
Wang: Ay teşekkürler hayatım (bayan Go'ya bakar) zaten buranın havası bozdu. (Çıkar)
CEO: Kızlar Biliyorum bu sizin için kolay değil. Sizden bunu istemeye yasal olarak hakkım da yok, ama çekimler nerede ise bitti sadece Hoseok'un son bir kaç kare fotoğarfı kaldı o kadar. Sizden ricam yardımcı olmanız.
Mila: Yani efendim Bay Wang Beyzanur'a teklif etti onun cevap vermesi daha uygun olur.
Beyzanur: Efendim açık konuşmak gerekirse istemiyorum. Zaten şirket açısından düşündüğümüzde de İdolünüzün bir kadınla bu kadar yakın, samimi fotoğraf çekilmesi ne kadar doğru olur? Fanlar, medya bunu nasıl karşılar? Ayrıca bildiğime göre şirketin hiç bir İdolü bu tür fotoğarf çekiminde yer almamış. Şimdi bu skandal yaratmaz mı?
CEO: Hayır bu yurt dışı dergisi için özel çekimler. Ayrıca ses getirmesi bizim yararımıza olur, nasıl olsa yüzün görünmeyecek bu konuşulursa en az 1 hafta TT den düşmeyiz. Ayrıca modelin ödemesini de sen alacaksın. Lütfen maddi açıdan hakkını vermeyeceğimizi düşünme.
Sima: Yaniii sırf merakımdan soruyorum, biz beyaz yakalıyız ve yıllık 33 milyon won alıyoruz bu da aşağı yukarı 29.700 dolar ediyor. Peki bu işten Beyzanur'un kazancı ne olacak?
CEO: 18 milyon won, yani 12,658,23 ABD doları eder.
Sim: Pekala, kabul ediyoruz.
Mila: Kesinlike kabul ediyoruz.
Rana: Nereyi imzalıyorduk?
CEO: Beyzanur?
Beyzanur: Yani şe-
Mila: Olur, olur yeriz- aman yani demek istediğim biz Beyzanur'ile bir konuşalım izninizle sonra size dönelim, olur mu?
Beyzanur: Ama-
Sima: Gel sen şöyle canım arkadaşım.
CEO: Pekala.
Kızlar Beyzanur'u itekleyerek odadan çıkarmış ve kolidorun sonuna götürmüşlerdi.
Sima: Ohaaa 18 milyon Won 235.235,45 Türk lirası ediyor. Kanka nolur kabul et, ölümü gör bak.
Beyzanur: Saçmalamazmısın lütfen. Hep o çocuklara yakın olmak-
Mila: Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Bana da yazıklar olsun ama sen S***ir et çocukları şimdi. Alacağın ücrete odaklan. Alt tarafı bir iki kare fotoğarf...ne du yani? Günün sonunda eline geçecek 18 milyon Won'u hayal et.
Beyzanur: Sevmiyorum şu çocuğu yaa.
Rana: Hayatım her şey olacağına varır. Burada yapacak bir şey yok, gel kabul et şu işi dayanırsın bir kaç dakika.
Sim: 18 Milyon won diyor, bak iyi düşün. Sadece bir kaç kare fotoğraf için ya, hadi amaaa...
Beyzanur: Aslında gerçekten iyi ödeme yapıyor, yani bilemedim.
Mila: He de gitsin.
Beyzanur: Tamam...
Rana: Yumurtaya can veren rabbim, sen-
Sima: Yürü hadiii
Rana: Tamam.
Kızlar odaya geçip CEO'ya kabul ettiklerini bildirdikten sonra çekimler için hazırlıklar başlamıştı. Beyzanur içeride hazırlanırken, kızlar bir kaç kare fotoğraf almak için bekliyorlardı.
Jimin: Biz biraz konuşa bilir miyiz?
Mila: Şey (Boğazını temizler) i-işim var.
Jimin: Ama bir dakikanızı ayırırsanız açıkla-
Mila: Malesef, işim var.
Rana: (Fısıldayarak) Neler oluyor?
Mila: Sorma ben kaçtıkca geliyor. Tersliyorum gene geliyor...
Jimin: Tamam, madem işiniz var, İzninizle.
Rana: Yok kesin bir şey olmuş. Ne kaçırdık?...
Mila: Yok bir şey. Siz de ne meraklı çıtınız ya.
Sima: (Jimine gülümser ve Mila'nın kulağına eğilir) Bana bak eve gittiğimiz de en ufak detayına kadar anlatmazsan, orta yerimden çat diye çatlarım bak.
Rana: Kesinlike.
Mila: Ne abarttınız ya..
Rana: Beyzanur geliyor.
Sima: Peri kızı gibi olmuuuşşş
Beyzanur
Beyzanur hazırlanma odasından çıktığında, Hoseok bir kaç saniyeliğine adeta dona kalmıştı. Jin'ise onun bu halini herkesten önce fark etmiş ve laf sokmanın tam zamanı olduğunu düşünerek Hoseok'a seslenmişti.
Jin: Dünyadan Hoseok'a.
Hoseok: Hı? Ne? Ne oldu?
Jin: Sabah oldu. Ne o abisi? Atıp tutuyordun demin? Dibin düştu değil mi? Yaaa işte böyle kalırsın mal gibi.
Hoseok: (Kendine çeki düzen verir) Saçmalama, BTS üyesi Jung Hoseok'um ben. Kimler geldi, kimler geçti. Ne kızlarla çıktım ben. İki gün önce gelen, kıza mı düşeceğim? Bir şeye benzese bari.
Jin: Tabi tabi, kesin öyledir. Bay Wang seni çağırıyor.
Hoseok boğazını temizleyerek kamera önüne çıkmış ve bir kaç kare poz vermişti.
HOSEOK
ardından bay Wang'ın talimatları ile doğru pozu ayarlamaya çalışmışlardı.
WANG: Evet harikasınız. Hoseok bana en aşık bakışını göstermeni istiyorum hayatım. Tutlmuşsun, aşırı aşıksın tamam mı?
Hoseok: Tamam. Elimden geleni yaparım. Hani kabul etmeyecektiniz ne deyişti?
Beyzanur: CEO çok ısrar etti. Ya ne yapsaydım?
Wang: Kuru kız, bak sanki hayatının aşkıyla karşılaşmışsın gibi dur. En ateşli bakışını göster bana.
Beyzanur: Benim öyle bir bakışım yok ama, yok!
Wang: Bakın zaten sinirim bozuk, kırışıklıklarım oluştu sizin yüzünüzden. Yemin ederim bütün bakım faturamın cezasını size keserim, avatar gibi dolanırsınız ortalıkta!
Hoseok: Sen beni dinlemiyorsun ama şu an. Sen beni bir dinle...
Beyzanur: Can kulağıyla seni dinliyorum. Evet!
Hoseok: Bak, Sexy kadın fotoğraflarını falan hatırla. Bak mesela ben sana birini yapayım hemen. (Balık dudak yapar, karnını içeri, göğsünü ve, poposunu dışarı çıkartır) anladın mı? Yani böyle senin yaptığın gibi bir şey değil.
Beyzanur: Pis yaa.
Hoseok: Şöyle yap bak, gözlerini biraz kıs, botoks dudaklar yap, sanki bir şeyi öpüyormuşsun gibi. Yanaklarını içeri çek biraz, böyle.
Beyzanur: Bakamıyorum gerçekten. Yapma yani, hayattan soğudum şu an, gözlerim kanıyor. Yapma.
Wang: Bak kuru kız, bir de şey gibi düşün, hayatının adamı ile karşılaşmışsın, çok aşıksın.
Beyzanur: Bu mu hayatımın adamı, evde kalırım daha iyi. Tamam, pekala deneyeceğim hocam.
( Böyle düşünün)
Wang: Evet harika, çok iyi. Kuru kız sen de elini Hoseok'un koluna yerleştir sanki "Sana sarılıyor muşta sen de ona iltifat ediyor muşsun" gibi hayal ede bilirsin. Ay her şeyi de ben mi diyeceğim ayol!!!
Beyzanur: P-peki.
Hoseok: Sarıl sarıl merak etme ısrmam.
(Böyle düşünün)
Beyzanur: Doğru. Sen anca havlarsın.
Hoseok: Köpek mi dedin sen bana?
Wang: Oğlum iyice sarıl, belinden kavra kuru kızı.
Beyzanur: Artık nasıl anladıysan IZ.
Mila: Ayy gözlerim yaşardı.
Sima: Çok yakışmıyorlar mı?
Rana: Aşırı iyiler.
Wang: Şimdi dans ediyor muşsunuz gibi pozisyon alı- öyle değil evladım Vals.
Hoseok: Pardon hocam.
(Böyle düşünün)
Wang: Belinden kavra kızı çek kendine. Evet hayatım şimdi bana aşk acısı çeken bakışlarını göster. Çok seviyorsun da kavuşamıyormuşsun gibi. Harikasın, efsane oldu. Tamam üzerinizi değişin şimdi. Kuru kız, robot gibisin falan ama şu çırpı bacaktan daha iyisin kız, ben anlarım. Git üstünü değiştir ve azıcık kendini role kaptır, kütük gibi durma kameranın karşısında.
Beyzanur: P-peki efendim.
Bayan Go: Kızlar siz yeterince fotoğraf aldıysanız hadi artık işinizin bakın. Ha-Yoon'un işi bitince size katılacaktır.
Mila: Peki efendim.
Mila, Rana ve Sima Ofise dönmüşlerdi. Fakat sıkılmaktan başka bir işleri yoktu. Stüdyodan dönmelerinin üzerinden yaklaşık 45 dakika geçmişti. Kızların can sıkıntısına, merakta eklenmişti. Beyzanur'un ne yaptığını, çekimlerin nasıl gittiğini çok merak ediyorlardı. Ama Bayan Go açıkça çağırılmadıklarısürecr oraya gitmemelerini söylemişti. Derken Rana'nın aklına gelen "parlak fikir" sayesinde stüdyo ya dönme fikrini tekrar masaya yatırmışlardı. Küçük bir yaramazlıktan kimseye bir zarar gelmezdi sonuçta.
Rana: Bizim kolidorun sonunda temizlikçilerin kullandığı dolap var. Oradan bir kaç parça kıyafet alsak sorun olmaz herhalde.
Mila: Yüzümüzü nasıl gizleyeceğiz?
Sima: Maske takarız. İkinci katta ki balkondan izleriz. Kimse farketmez bence, zaten o katta bir dolap daha var bu gün fotoğrafları çekerken farkettim. Kıyafetleri gelirken orda bırakırız.
Mila: Olmadı gelir burada çıkarırırz ne olacak?
Rana: E hadi o zaman.
Kızlar üzerlerini değiştikten sonra hepsi eline birer temizlik malzemesi almıştı. Temizlik yapıyormuş gibi görünerek aşağı stüdyoların olduğu kata inmişlerdi. 7A Stüdyosuna vardıklarında Sima'nın önceden çıktığı balkona çıkarak çekimleri izlemeye başlamışlardı. 15 dakika geçmiş ve Bay Wang sona yaklaştıklarını anons etmişti.
Bay Wang: Evet arkadaşlar son kareyi alıyorum. Hazır mısınız?!!
Beyzanur: Hayatımda hiç bu kadar hazır olmamıştım.
Hoseok: Hadi bitsin artık.
(Böyle düşünün)
Sima: Bizim kız pek memnun görünmüyor ama bence birlikte mükemmel görünüyorlar.
Rana: Kesinlike. Şu pozlara bak, ben olsam hık diye gitmiştim şimdiye.
Mila: Sen de hık diye gitmeye yer arıyorsun Rana.
Rana: O kadar da değil abartma.
Mila: Gram abartımıyorum.
Sima: Tartışmasanıza! Burada olduğumuzu anlayacaklar şimdi...
Rana: Hayır bir saniye...
Mila ile Rana'nın küçük tartışmasını ayırmaya çalışan Sima onları sakinleştirmeye çalışırken, kendisi geri alınamaz bir hata yapmıştı. Ayak ucunda duran kovaya sertçe çarpmış ve yere düşmüştü, ama her şey malesef ki bununla bitmemiş. Kova da ki kirli su balkondan aşağı dökülmüştü. Ama asıl konu kirli suyun balkondan aşağı dökülmesi değildi, asıl konu kirli suyun birisine denk gelmesiydi ve o "Birisi" Jung kook tan başkası değildi. Sima hızla doğrularak aşağı baktığında büyüyen yeşil gözlerini kızlara çevirmişti.
Sima: İşte şimdi gerçekten bittik.
💜💜💜💜💜
Selam Can canlar nasılsınız bakalım?
