19. bölüm · HYBE'de 4 Türk
19 Bölüm: Apartman da ki olay
Kızlar eve vardıklarında duş almış ve hazırlanmışlardı. Telefon da açtıkları müzik eşliğinde bir birlerine hazırlanmakta yardım ediyorlardı.
Mila:Bir şey diyeceğim ben bu şarkıyı çok seviyorum. (G)I-DLE bana göre BLACKPİNK den sonra en iyi kız grubu.
Mila: Ben şunu giyeceğim.
Rana: Saçmalama eğlenmeye gidiyoruz. Gittiğin restorana eşek yükü kadar ödeme yapacaksın, biraz gösterişli giğin.
Mila: Yeterince gösterişli değil mi?
Rana: Siyah beyaz takım mı yeterince gösterişli olan?
Sima: Şeyi giyinsen?
Mila: Neyi?
Sima: Şeyi işte, hani vardı ya...
Beyzanur: Ha şeyi diyor o, h-hani o almış-
Mila: Hayatta olmaz, giymem onu.
Rana: Ama bak ne kadar zaman oldu. Ne olacak sanki?
Mila: Yok. Hayatta olmaz. Hem getirmedim de zaten. Evde bıraktım...
Sima: Eee şey, ben getirdim onu.
Mila: Ne?!
Sima: Ay ne var canım?! Çok güzel duruyor sana. Giyersin diye getirdim ne var? Hem yaşanmış bitmiş bir olay, bir kere bile giyinmedin ya.
Rana: Getireyim mi?
Sima: Hadi getir.
Mila: Yok, hayır ya saçmalama.
Beyzanur: Ya ama getirsin ne var? Hem çok zaman oldu Milaa
Rana: Valla kaç sene geç- heey! hayır, hayır, hayır ben sen ağla, üzül diye demedim. Valla bak...
Sima: Kuzum 4 sene oldu. Zamanında az mı üzüldün? Ağladın, kurumadı mı gözyaşın? Hani karalamıştın?
Mila: Yok o iş bitti zaten. Ama ne bileyim elbiseyi görünce, bir kere bile giyemedim.
Beyzanur: Allahından bulsun, o Mert şerefsizi inşallah.
Sima: Amin yarabbim.
Mila: Ya o terbiyesizliği yaptığı yetmezmiş gibi bir de sanki suçlu benmişim muamelesi yapıp, nişan yüzüğünü yüzüme fırlatmıştı ya. Beni en çok o üzdü.
Sima: Orada olacaktım var ya, beyninin pekmezini akıtırdım şerefsizin.
Rana: Ya o Nazlı yellozu? Biz arkadaş diye koynumuzda yılan beslemişiz kaç senedir.
Mila: Arkadaş ya, kardeş dedim ona ben, gözümün içine baka baka nişanlımı ayarttı.
Rana: Ah o sarı saçlarından tutup sürüklemek vardı da işte ben orda değildim ki.
Beyzanur: Kalk giyin kız! Valla bak giyin hadi. O ikisinin inadına giyin, millet fizik görsün. Onlar mutlu olacakta sen mutsuz mu olacaksın? Ağlama. Bu gece dibine kadar eğleneceğiz tamam mı? Bu gece göz yaşı görmek istemiyorum. Hadi git elin- (kapı çalar)
Sima: Kim ki?
Mila: Tamam ben bakarım.
Sima: Gelmeden de elini yüzünü yıka.
Mila: Tamam.
Sima: Ah canım benim.
Beyzanur: Neyse boş verin, hatırlamaya değecek biri olsa bari.
Sima: Ben şunu giyeceğim.
Rana: Ben de bunu. Nasıl?
Sima: Bordo Asil olur. Ben de şu ikisini giyerim.
Beyzanur: Harika görünüyor, etek zaten mi? Göbek detayı çok çekici duruyor gerçekten.
Sima: Evet yaa.
Kızlar odada kıyafetleri tartışırken Mila gözyaşlarını gelişi güzel silmiş ve kapıyı açmıştı.
Jimin: Komşucuğum acaba diy- N-neyin var?
Mila: Ne?
Jimin: Sen iyi misin? Ne oldu?
Mila: Yoo iyiyim. Şey siz ne istemiştiniz? (Burnunu çeker)
Jimin: Ama ağlamışsın, eğer konuşmak istersen-
Mila: Niye gelmiştiniz diye sordum.
Jimin: Ha, şey, eee neden gelmiştim ben? Şey için tirbüşon.
Mila: Tirbüşon?
Jimin: Şampanya açmak için işte, yarın taşınıyoruz da kutlayalım dedik.
Mila: Ne çabuk ya...
Jimin: Çabuk mu? 2 Hafta geçti.
Mila: Duvar kırıyorlardı en son ne çabuk bitti.
Jimin: Çok fazla çalışan vardı o yüzden. Sen iyi misin ya.
Mila: Tirbüşon yok bizde, biz evde pek içmeyiz. İçince de dışarda içeriz genelde, o yüzden lazım olmuyor.
Jimin: Sen iyisin ama değil mi?
Mila: Evet iyiyim.
Jimin: Emin misin?
Mila: Evet.
Jimin: Ben emin değilim ama. Sen şu an çok sakinsin. Benimle konuşurken genelde çok agresif olursun sen, tam olarak 2 dakikadır laf sokmadın, bağırmadın, terslemedin, kapıyı yüzüme çarpmadın.
Mila: Bak benim daha yapmam gerekn işler var, işiniz bittiyse izninizle.
Jimin: Ama-
Mila: İyi günler (kapıyı yüzüne kapatır)
Mila meraklı Jimin'in yüzüne kapıyı kapattıktan sonra, burnunu çekrek lavaboya gitmiş ve soğuk su ile elini yüzünü yıkamıştı. Aynada kendine baktığında derin bir nefes aldı. O huzursuzluk gene oturmuştu içine. O kaygı hissi geri dönmüştü sanki, aynı şeyleri yaşamak istemiyordu. Nefes vererek kendine çeki düzen verdi ve lavabodan çıktı.
Beyzanur: Kimmiş?
Mila: Jimin...
Sima: Ne istedi?
Mila: Tirbüşon.
Rana: Neden ne kutluyorlar ki?
Mila: Yarın taşınacaklar ya bu gün kutlamak istemişler.
Beyzanur: Aman neyse bize ne, hadi biz hazırlanalım.
Kızlar hazırlandıktan sonra son kez boy aynasında kendilerine bakmışlardı.
Sima: Oldu mu sizce?
Beyzanur: Taş gibisin maşallah.
Sima: çok asil duruyor yaa.
Rana: Eee? Mila nerede?
Sima: Mila!!! Hadi çıkmamız gerek! Giyinmedin mi daha!
Mila: Geliyorum!!
Rana: Kız?! Aşırı hoş olmuşsun!!! Ay lila rengi sana çok yakışıyoor.
Mila:Ya oldu mu diyorsun yani?
Beyzanur: Çok güzel olmuş gerçekten.
Beyzanur
Sima
Rana
Mila
Sima: Çıkalım mı artık? Geç kalacağız...(Telefon çalar)
Rana: Hiii
Beyzanur: Ne oldu?
Rana: Annem arıyor. Bizi böyle görürse bin tane soru sorar şimdi.
Mila: Bana bırak (Koşarak içerden 4 bornoz getirir) giyin şunları, koltuklara geçin hadi, aç şimdi.
Rana: Emin misin?
Mila: Evet aç! Beyzanur ayakkabılarının parıltısı gözlerimi kör etti, aşağı indir şunları.
Beyzanur: Ay dur unuttum. Allah'ım düştüğümüz durma bak, rezalet.
Rana: Alo Annecim?!!
İlknur: Kızım? Nasılsın? Arıyorum sabahtan beri neredesiniz?
Rana: Eee şey, işten yeni geldik te, duş almak için hazırlanıyordum, telefonu da odada bırakmıştım ondan.
İlknur: Anladım. Eee nasılsın kızım? Nasıl gidiyor iş? Gittiğinden beri hiç konuşamadık görüntülü, çok özledim. Eviniz nasıl rahat mı? Kızlar nerede?Nasıllar?
Rana: Bende seni çok özledim annem. Kızlar burada.
Sima: Merhaba İlknur teyzeciğim nasılsınız?
Mila: İyisiniz inşallah.
Beyzanur: İlknur teyze valla yemeklerini çok özledim ya.
İlknur: Kuzularım, iyiyim çok sağolun yavrum. Yapıp göndereyim diyeceğim ama kimden göndereyim ki?
Beyzanur: Yok teyzem, biz döndüğümüzde ben sana uğrarım zaten.
İlknur: Hepniz neden bornozda oturuyorsunuz? Rana? Kızım yoksa ev çok mu soğuk?
Rana: Yoo annem ev harika, hiç bir eksiğimiz yok. Dedim ya duşa girecekdik, vakit kaybetmeyelim, sırayla hızla banyo ypıp çıkalım diye.
İlknur: Ah kıyamam çok yoruluyorsunuzdur tabi.
Sima: Sorma teyzeciğim... Geberiyoruz yorgunluktan.
Rana: E ne yapalım işimiz bu Anneciğim. Olacak o kadar.
İlknur: Neyse kızım ben size mani olmayayım. Özledim de bir sesini duyayım, yüzünü göreyim dedim ondan aradım. Yarın baban da evde olur o da konuşmak istiyordu seninle.
Rana: Tamam annem yarın müsayitim zaten.
İlknur: Tamam hadi allaha emanet.
Rana: Sende annem. Hadi dikkat edin kendinize öptüm çok. (kapatır)
Sima: Ayyy kas katı kesildim. Çıkalım hadi... Çantamı uzatsana. Saçım nasıl?
Rana: İyi.
Beyzanur: Ayakkabımın teki nerede benim?!
Mila: Koltuğun arkasına fırlattın demin. Orda işte.
Beyzanur: Tamam çıkalım hadi.
Kızlar sonunda evden çıka bilmişlerdi. Mila kapıyı kitlerken, telefonuna gelen bildirim Sima'nın yüzünü güldürmüştü.
Sima: Taksi tam zamanında geldi.
Asansörün önünde asansör beklerken, TXT üyeleri BTS'i hayırlı olsun a iniyorlardı ki Yeonjun'un duraksaması ile beraber, hızını alamayan diğer üyeler tökezleyerek bir birlerine çarpmışlardı.
Yeonjun: Hasss ( Dona kalır)
Soobin: ben, çok, yani, hoş.
Beomgyu: Çok güzel olmuşlar.
Soobin: Evet.
Taehyun: N-nunalarım?
Huening Kai: Evet malesef ki nunalarımızlar. Çok yazık.
Soobin: Hayatımda eksik bir şey farkettim şu an.
Mila: Çocuklar? Selam, nereye böyle?
Soobin: Hı? Ba-bana mı dedin nuna?
Mila: Nereye diyorum?
Yeonjun: Valla biz hayırlı olsuna gidiyorduk, ama galiba artık geçmiş olsuna gideceğiz.
Mila: Ne? Anlamadım.
Yeonjun: Yani pek geçmeyecek gibi. Ellerini çabuk tutmazlarsa tabi. Eee şey diyorum, hyunglara gidiyoruz hayırlı olsuna ev için.
Beyzanur: Öyle mi? Bizim adımızla da tebrik edin lütfen.
Huening Kai: Tabi tabi ederiz. Gidelim biz artık.
Beomgyu: Tanrı aşkına beni de sürükleyin, an itibari ile yerime çivilendim de ben.
Kızlar asansöre bindiklerinde zaten kapı önünde duran TXT üyeleri BTS'in kapısını çalmışlardı.
Hoseok: Heyy! Hoş geldiniz çocuklar!!
Yeonjun: Hoş mu geldik pek bilemedim.
Taehyung: Ne içersiniz? Ne vereyim?
Huening Kai: Biz bir şey almayız da, isterseniz ben size buz dolabından koca bir bardak soğuk su getire bilirim. İyi gider lıkır lıkır. Özellikle siz dörtlüye.
Jimin: Ne oluyor ya?
Soobin: Yaaniii imdilik hiç bir şey ama bu gidişle, apartmanımınzın 4 tane nur topu gibi damat adayı olacak. Elinizi çabuk tutmazsanız tabi.
Hoseok: Şunu doğru düzgün anlatsanıza.
Yeonjun: Nam-joon hyung geliyor.
Soobin: (Fısıldayarak) Onu ben hallederim. Aaabiimm hadi bana evi gezdir, resim atolyen de var mı?(Nam-joon'u oradan uzaklaştırır)
Jimin: Evet seni dinliyoruz.
Yeonjun: Yani dinleyecek bir şey yok, siz nunaları gördünüz mü? Az önce çıktılar.
Jimin: Ben tirbuşon için gitmiştim. Mila'yı gördüm niye ki?
Yeonjun: Niye mi? Yani tabi bizi ne ilgilendirir de kızların hepsi dünyanın yedi harikasından 4 gibilerdi. Huening Kai yavrum artık nasıl etkilendiyse çocuğu eve bildiğiniz heykel gibi yerleştirdik, şuraya bak! (kapının yanında dalgın dalgın duran Huening Kai'yi gösterir)
Hoseok: Yani ne gördünüz bu kadar ya? Şakamısınız siz?
Beomgyu: Bakın bakalım aşağı ne görmüşüz bu kadar.
Jung kook: Oooo ya-yani şık olmuşlar. N-ne var yani bunda bu kadar büyütülecek?
Beomgyu: Kekelediğine göre büyütülecek bir şeyler vardır demek ki.
Jimin: Yani? Cinselliğin afrikasından mı geldik biz? Bize ne ya? İstedikleri gibi gezip tozlarlar keyiflerinin kahyası mıyız?
Taehyun: Ay canııım nasıl da anlayışı görüyor musun? Tam ideal erkek. Abim sen normal misin ya? Milletin ne yaptığından bize ne zaten, onu mu diyoruz biz?
Hoseok: Ne diyorsunuz siz?
Yeonjun: Göz kulak olun diyoruz, biz olurduk da bizden büyükler. Etik olmaz bir kere diyoruz. Tamam Koreceleri iyi olabilir, ama yani bizim buraları çok bilmezler onlar. Ya başlarına bir şey gelirse? Bunun olmaması için hiç bir sebep göremedim ben. Dibim düştü az önce, 10 dakika boyunca onu aradım ben!! Ha-yeon'u gördün mü sen Bordo giymiş... Yani Hoseok'cuğum selektörleri yakmış geliyor diyorum alooo!
Taehyung: İyice saçmaladınız çocuklar. Hiç bir şey olmaz onlara. Kendi ayaklarının üzerinde dura bilirler.
Jung kook: Özellikle Sima..eli bayağı ağırdır, kovanın yeri hala sızlıyor.
Jimin: Ne?
Jung kook: Ne? Kova mı dedim? Dilim sürştü.
Beomgyu: Ya zaten kendi ayaklarının üzerinde duramazlar demiyoruz. Biraz göz kulak olsanız ne olur sanki?
Jimin: Ne yapalım? İşlerimizi bırakıp peşlerine mi düşelim? Ya hadi bak, git işine abisi. Hadi orada içecekler var, yiyecekler var, müzik var gidin takılın hadi.
Yeonjun: Siz bilirsiniz sonra gelip bana ağlamayın.
Hoseok: Ay hiç gülesim yoktu gerçekten.
Yeonjun: Hadi çocuklar gidip Huening Kai'ı içeri taşıyalım.
Kızlar restorana vardıklarında, girişte ki personelden yerlerini öğrenerek oraya geçmişlerdi. Menü den bir kaç çeşit yemek sipariş verdikten sonra geleneksel fotoğraf çekilmleri seremonisi başlamıştı.
Sima: Bir de böyle çek, şimdi de haberim yokmuş gibi çek.
Mila: Güya çok komik bir şeye gülüyormuşum gibi çek. Oldu mu?
Beyzanur: Harika oldu. Hadi şimdi sen beni çek.
Rana: Sima ya! Ben seni güzel çektim sen de beni güzel çek.
Sima: Ne yapayım kızım? Telefona portal mı açayım? Nasılsan öyle çıkıyorsun işte. Bence gayet hoş oldu. Buna renk filtresi koyarız mükemmel olur.
Rana: Öyle mi diyorsun? Bakayım? Aslında çok da fena değil.
Mila: Beyzanur, şu yukarda ki mimari desenler var ya onlarda görünsün.
Beyzanur: Evet evet onları da aldım zaten.
Mila: Ay çok güzel oldu.
Personel: Efendim yemekleriniz. Başka istediğiniz bir şey var mı?
Beyzanur: Yok çok teşekkürler.
Personel gittikten sonra, kızlar önlerine koyulan yemeğe baktılar.
Mila: Şunun güzelliğine bakın. Dur fotoğarfını çekeyim.
Personel: Ve son olarak salata şefin ikramı.
Beyzanur: Anlamadım? Nasıl?
Personel: Salata, şefin ikramı.
Personelin söylediği şey ile birlikte, kızlar bir birlerine bakmışlardı. Beyzanur yavaşca ve gülümseyerek "teşekkürler ederiz" demiş ve garson oradan uzaklaşmıştı.
Rana: Beyzanur?
Beyzanur: Efendim?
Rana: Sen buranın şefini nerden tanıyorsun?
Beyzanur: Ne münasebet? Nereden tanıyacağım elin adamını?
Rana: E o zaman neden ikramda bulunuyor?
Rana ve Beyzanur bu konuyu aralarında tartışırken birden 3'ü de, elinde menü ile kahkaha atmaya başlayan Sima'ya çevrilmişti gözlerini.
Mila: Niye gülüyorsun?
Sima: Ay o salata, (gülmeye devam eder)
Mila: İki dakika dur da öyle anlat, anlamıyorum.
Sima: Ay duramıyorum. (Gözlerinden yaşlar süzülür)
Beyzanur ise Sima'nın bulaşıcı kahkahasına kapılarak gülmeye başlamış ve bir yandan da elinde ki menüye bakıyordu.
Beyzanur: Ay Allah kahıretmesin.
Rana: Allah Allah ne oluyor yaa.
Beyzanur: Şefin ikramı salatanın ismiymiş.
Sima: Ay karnım ağrıyor (gülmeye devam eder)
Mila: (kırkırdayarak) cehalet işte, ne yaparsın...
Rana: Fakiriz ya ondan. (Kıkırdar)
Kızlar masanın etrafında kahkahalara boğulurken, gülmekten yemeklerine odaklanamıyorlardı. Yaşadıkları bu yanlış anlaşılma silinmemek üzere 4'nün de aklına komik bir anı olarak kazınmıştı. Yaklaşık 10 dakika sonra sakinleşen kızlar önlerinde ki yemeğe odaklanmışlardı.
Sima: En son ne zaman bu kadar çok gülmüştüm gerçekten hiç hatırlamıyorum.
Beyzanur: Ay iyi oldu açıldık. Ben de bön bön garsona bakıyorum ne diyor diye.
Mila: İyi ki bir pot kırmadık, yoksa rezil olurduk.
Rana: Aynen ya.
Kızlar aralarında konuyu tartışırken, Beyzanur kadehinde ki kırmızı şaraptan bir yudum almak için kaldırmış ve daha yutmadan geri püskürtmüştü.
Rana: Ay helal! Ne oldu birden? (Sırtını patpatlar)
Beyzanur: Bende huzurumuz yerinde diye sevinmeye başlamıştım tam, geldiler gene.
Mila: (Jimin ile göz gözle gelir ve arkasını döner) bunlar bizi mi takip ediyor ya.
Sima: Görmemiş gibi yapal- Allah kahretsin bu tarafa geliyorlar. Ya offf.
Rana: Toparlanın.
Taehyung: Hanımlar? Bu ne güzel tesadüf böyel.
Rana: Ya tabi nasıl güzel bir tesadüf, hiç sorma.
Jimin: (Mila'ya bakar) çok şık olmuşsunuz. Hepiniz yani...
Hoseok:Çocukların dediği kadar varmışsınız.
Beyzanur: Anlamadım?
Hoseok: Jimin'e diyorum, katılıyorum, çok hoş olmuşsunuz gerçekten.
Beyzanur: (Yapmacık bir gülümseme ile) çok naziksiniz teşekkürler.
Jung kook: Eee biz yeni evi kutlamaya geldik, siz neyi kutluyor sunuz? Özel değilse tabi?
Sima: Eee şey, biz hem şirket ile imzaladığımız kontrat için, hem yorucu 2 haftanın ardından biraz dinlenmek için, hem de (Mila'ya bakar) Mila'nın morali düzelsin diye.
Jimin: Ne oldu ki? Y-yani yardımcı ola bileceğimiz bir şeyse?
Mila: Yoo. Yok yani öyle önemli bir şey değil, ufak tefek şeyler. Yine de teşekkür ederim.
Hoseok: Herneyse biz sizi bölmeyelim. Afiyet olsun size.
Beyzanur: Teşekkürler, size de.
Sima: Demek ki neymiş? İsteyince insan gibi diyalog kura biliyor muşsunuz değil mi Beyzanur cuğum.
Beyzanur: Yani evet, yola geliyor galiba
Ama yine de pek hazetmiyorum.
Rana: Geçer geçer, su akar yolunu bulur.
Yemekten sonra Sima lavaboya gitmişti, oradan ayrıldığında aynada kendine son bir kez bakmıştı ve çıkarken telefonunu tuşlayarak arkadaşı Yung-bin'i aramıştı. Gidecekleri Diablo kulüpü çok özel bir kulüptü. İçeriye sadece ünlüler ve "torpilliler" alınıyordu, bu yüzden son bir kez kontrol etmekte fayda olacağını düşünmüştü.
Sima: Alo Yung-bin nasılsın?
Yung-bin: Hey iyiyim güzelim. Sen nasılsın?
Sima: Bende iyiyim teşekkürler, Yung-bin biz şimdi yola çıktık geliyoruz. İçeri girerken bir sorun yaşamayız değil mi?
Yung-bin: Hayır tabiki. Kapıdakilere haber verdim geleceğinizi, Yung-bin'e geldik diyin sorunsuz gireceksiniz.
Sima: Tamam o zaman teşekkürler. Orada görüşürüz.
Jung kook: Hey merhaba. Şey bölmedim değil mi?
Sima: Yok bitirmiştim zaten.
Jung kook: Kalkıyorsunuz galiba.
Sima: Evet.
Jung kook: Biz üç araba geldik, eğer sizin için de uygunsa biz bırakalım. Taxi bulmak zor olur şimdi.
Sima: Teşekkürler ama gerek yok, biz buradan başka mekana geçeceğiz.
Jung kook: After Party diyorsun yani.
Sima: Yani öyle de denebilir. Eski bir arkadaşımızı ziyaret edeceğiz, gitmişken biraz da eğleniriz de, ben bunları neden sana anlatıyorum ki?
Jung kook: Haha sorun değil. A şey...ben seninle bir konuda konuşmak istiyordum da, onu bir hallede bilirsek ben de bu gece rahat uyuyacağım.
Sima: Ne konusu?
Jungvkook: Hani bu gün ki tatbikat sırasında bir şeyler, yani demek istediğim. Bizim, ikimizin yani. Off bu kadar zor olacağını düşünmemiştim, orada ne demek istedin?
Sima: Duydun mu?
Jung kook: Ne?
Sima: Mila bana sesleniyor, neyse gitmeme gerek artık....iyi geceler (45° eğilir ve hızla oradan uzaklaşır)
Jung kook: İyi, iyi de yani nasıl duydun? Müziğin seninde başka ses mi var sanki?! Kaç sen kaç. Nasıl olsa düşeceksin elime.
Sima çocukların masasının yanından geçerek kızların yanına koşmuştu.
Sima: Hazırmısınız?
Mila: Evet de ne-
Sima: Beyzanur hesabı ödedin mi?
Beyzanur: Ödedim de ne-
Sima: Harika Yung-bin bizi bekliyor. Hadi artık gidelim.
Rana: İki dakika nefes al! Ne oluyor ya?!!
Sima: Söz anlatacağım, valla bak ama önce buradan çıkalım ne olur.
Mila: Tamam! tamam sakin ol...gidelim hadi.
Kapıdan giren Jung kook'un yanından hızla geçerek dışarı çıkmışlardı.
Hoseok: Ne oldu ki birden? Apar topar çıktılar?
Yoongi: Hep bir adrenalin, sürekli bir telaş var bunlarda da. Ben izlerken yoruluyorum, yorgunluk demişken ne içsek?
Jin: Yorgunluk ve içkiyi nasıl bağdaştırdın acaba?
Yoongi: Ben o ikisini bağdaştırmadım. O ikisini uyku ile bağdaştırdım. Yorgunluk + içki = uyku
Nam-joon: Adam uykudan başka bir şey düşünmüyor ki.
Yoongi: Her şeyi olan insan ne düşünür ki başka? Kariyer desen var, başarı desen var, karizma var, özgüven var (ha bire laf sokuyorum anti fanlar'a terapi gibi, geliyror.) Para var, ailem de var, sevenlerim de var.
Jin: Aşk yok ama.
Yoongi: Olmaz olur mu hiç...
Jimin: Cidden mi? Kim?
Yoongi: Geçen aldığım ısıtmalı yastık.
Jimin: Bir anlığına umutlandım.
Yoongi: Uyku en önemli şeydir arkadaşlar. Bir insanın gerçek yüzünü göremk istiyorsanız, onu uyurken izleyin.
Taehyung: Ama aşk?
Yoongi: Gelmiyor işte ne yapayım? Peşinden koşturacak değilim herhalde.
Hoseok: Öyle deme kimliğini bilmesek bile hala biri var. Her canlı yayında, sen orada olmasan bile, hatta biz orada olmasak bile biri (Yoongi Merry Me) diye yazıyor. (Masadan kahkaha sesleri yükselir)
Hoseok: Hayır çok ciddiyim, bu senelerdir sürüyor, bunu söyleyen bir kişi olabilir biliyorsun değil mi? Bence bir bak. Geçen ablam canlı yayın açmıştı onun canlı yayınına bile "Yoongi Marry Me"yazdı birisi (Bu gerçekten yaşanmış bir olay)
Yoongi: Saçmalama istersen. Fanımla mı evleneyim? Hepsi benden 15 yaş küçük.
Jin: Neden olmasın? Amerika'da oluyor. Ayrıca bizim hayran yaş kitlesi 7 den 70'e bunu biliyorsun.
Yoongi: Neyse ki burası Amerika değil ve biz de amerikalı değiliz. Bizim de kendi örf adetlerimiz var...
Taehyung: Yaşı uygun olan hayranına aşık olsan evlenmeyeceksin yani?
Yoongi: Aşkın ne olduğunu bilemediğim için kesin bir şey söyleyemem. Ama 15, 10 yaş farkla da hayran bile olsa evlenmem.
Jimin: Küçük biriyle tabiki de evlenmem. Ama yaşıma ve kendime uygun biriyse, üstelik bir de aşık olduysam army bile olsa evlenirim net, ama tabi böyle şeyler karşılıklı olur.
Hoseok: Bende evlenirim. Önemli olan yaşımızın uygun olması... Bir de benden farklı biri olmasını çok isterdim. Hayata başka bir pencereden bakmak farklı ve güzel olur. Genel de insanlar hayatını sürdüreceği kişi ile hayata aynı yerden bakmak ister, ortak ilgi alanları ve saire. Ama ben öyle istemiyorum... Görmediğim ve yeni bir pencereden bakmak istiyorum.
Jung kook: Aşıksam evlenirim.
Nam-joon: Başka ırktan olsa bile mi? Yada dinden.
Jung kook: Evet...ne olacak? Herkesin dini kendine. Önemli olan benim mutlu olmam..
Jin: Yarın bir gün çocukları da kendi dinine göre büyütürse ne olacak? Arıza çıkar o zaman.
Jung kook: Bunlar baştan konuşulur. Soyadı zaten ben vereceğim, isimde de anlaşırız. Dine gelince yani beni bilirsiniz, din konularında çok derine inen birisi değilimdir. Eğer karımı seviyorsam, benim için önemli olan onun mutluluğu ve sevgisi. Çocuğun annesinin dininden devam etmesi benden ayrılacağı anlamına gelmez.
Taehyung: Evet katılıyorum, yani aşk, güven ve karşılıklı anlayış önemli olan bunlar bence, gerisi hallolur.
(Arkadaşlar bunlar benim sözlerim, üyelerin böyle düşündüğü filan yok, bunu belirtmemin sebebi yorumlarda "yalan" yada "yok daha neler" gibi şeylerle karşılaşmamam içindir, eğer gerçek bir Army seniz zaten çocukların bu konuda ne düşündüğünü biliyorsunuz dur, çok uzatmadan devam edelim)
Hoseok: Evet kesinlike...(masada 3 saniye sessizlik)
Taehyung: Biz bu konuya nasıl geldik ya?
Yoongi: Benim uykuyla olan şehvetli aşkımı konuşuyorduk en son.
Nam-joon: Eveeet gelelim gecenin asıl meselesine. Jimin? Şimdi hepimiz can kulağı ile seni dinliyoruz. Dökül bakalım.
✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨
Canlarım nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bölümü nasıl buldunuz?
