20. bölüm · HYBE'de 4 Türk
20 Bölüm: Eski bir dost
İyi OKUMLAR dilerim...
Nam-joon'un kurduğu cümle ile beraber masada ki herkes bakışlarını Jimin'e çevirmişti.
Jimin: Eee ş-şimdiii şöyle oldu.....
Jimin gördüğü her şeyi masadakilere anlatmıştı, anlatmak zorunda kalmıştı.
Yoongi: Harika! Bir casusumuz eksikti. Bizim şirkette de yok yok, ne ararsan var. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.
Jin: Ben, finans departmanın'ın kızlarla ne alıp veremediği var onu anlamıyırum.
Nam-joon: Ve sende bunu bize, CEO'ya söylemek yerine sustun öyle mi?
Jimin: Hayır, sadece karar aşamasındaydım. Şüphelerimiz var ve bunları öğrenmek istiyoruz, yalan mı?
Hoseok: Aslında evet haklı.
Jin: Öğrenip ne yapacaksınız?
Jungkook: Biz gitsinler demiyoruz ki sadece-
Yoongi: Kendilerine sordunuz mu? "Army mi siziniz" diye.
Taehyung: Yani açık açık sormadık tabi, ama ima ettik.
Jimin: İstesek bile soramıyoruz ki. Sürekli kaçıyorlar, konuştukları sırada da hep bir huzursuzluk oluyor. Sadece iş konuşuyorlar.
Nam-joon: Doğrusu bu çünki. Siz ne olsun istiyorsunuz anlamıyorum ben. Siz onların sadece işi siniz, tabiki de işten başka bir şey konuş- bir saniye...yoksa siz, yok artık...4'nüz de mi?
Hoseok: Ne oluyor ya?
Jin: Tam olarak neyi anlamadınız? Kızlardan hoşladığınızı ima etti.
Yoongi: Erkek ve kadın, ateş ve barut. Gayet de normal, bunda ne var bu kadar şaşırılacak anlamıyorum.
Nam-joon: Ateş ve barut evet ama aynı zaman da Su ve Ateş gibiler. Biliyorsunuz değil mi?
Taehyung: Heyy! Biz hala masada oturuyoruz, farkındasınız değil mi?
Jung kook: Ne kuruyorsunuz siz kafanızda ya?
Jimin: Yok artık gerçekten...
Hoseok: Bu durumda ben kime yürümüş olu- hey!!! Çıkar şunu aklından! ben ve Ha-Yoon'mu mümkünatı yok. İki dünya bir araya gelse, dünya da ki tek kadın o kalsa yine de dönüp bakmam.
Yoongi: Dedi fotoğaf çekimleri sırasında kızın içine düşen adam.
Hoseok: İçine düşmek mi? Hyung bence sen bu endüstriyi bırakıp, hikaye yazarı olmalısın. İyi kuruyorsun çünkü.
Yoongi: Ben sana ileride bu laflarını yediririm ama.
Hoseok: Tabi efendim.
Nam-joon: Bakın böyle bir şey var mı? yok mu? Hoşlanma durumu var mı diye sordum?
Hoseok: Tabiki de yok.
Jimin: S-söz konusu bile olamaz.
Taehyung: Hoşlanmak mı? Ay hiç gülesim yoktu, öfff burası biraz sıcak mı oldu ne, terledim iyice.
Jung kook: (Yutkunur) Ta-tabiki de yok.
Nam-joon çocukları sorguya çekrekn, kızlar Diyablo kulübüne varmışlardı. Yoong-bin'in ismini vermiş ve içeriye sorunsuz girmişlerdi.Yüksek sesli müzk eşliğinde dans eden kalabalığın arasından geçerek. Barman e doğru yöneldiler.
Sima: Selam...
Barman: Selam...ne vereyim?
Sima: Yok biz şimdilik bir şey almayalım da, Yung-bin'e bakmıştık biz.
Barman: Siz kimsiniz?
Sima: Arkadaşlarıyız, geleceğimizden haberi vardı kendisinin.
Barman: Bekleyin burada, çağırayım.
İçeri giden 1.80 boylarında çocuk yanında Yung-bin ile geri dönmüştü.
Yung-bin: Kızlar!!
Mila:Yung-bin!! (Sarılır) çok özlemişim ya...
Yung-bin: Ohh bende ya, Beyzanur?
Beyzanur: Geldiğimden beri en çok seni gördüğüme sevindim.
Yung-bin: Bende çok sevindim. Gelin şöyle geçelim. Eee anlatın bakalım ne zaman geldiniz?
Sima: Oldu bir,iki hafta.
Yung-bin: İki hafta oldu ve siz şimdi mi geliyorsunuz? Aşk olsun.
Rana: Ahh bu iki hafta içinde başımıza gelmeyen kalmadı, onlarla uraştık...o yüzden.
Yung-bin: Hangi rüzgar attı sizi buraya?
Sima: HYBE şirketinde işe başladık biz.
Yung-bin: (Gözleri büyür) HYBE entertaiment de mi?
Rana: Evet.
Yung-bin: Ne diyorsun ya? Bu mükemmel bir haber, bunu kutlayalım. Barmen bize benim her zamankinden yap. Yaa geldiğinize çok sevindim gerçekten. Uzun zaman oldu.
Mila: E oldu biraz.
Yung-bin kızları Tükiye'de ki Korece kurslarından tanıyordu. Kendisi orada bir süreliğine kurs fotoğrafcılığı yapmıştı. Ama firma ile yaptığı sözleşme bittikten sonra geri dönmüştü. 2,3 senesini Türkiye'de geçirmişti, bol bol gezmiş, fotoğraf çekmişti. Bu süreçte kızlar ona çok yardımcı olmuşlardı, ona İstanbul'u hatta Türkiye'yi tanıtmış ve gezdirmişlerdi. İşte arkadaşlıkları böyle başlamıştı. Kızlar içkilerini yudumlayıp, eski günleri yad ederken bir yandan dans ediyor, bir yandan da bir kaç fotoğraf çekiyorlardı.
Üyeler ise yemeklerini bitirmiş ve vale nin arabalarını teslim etmesini bekliyordu.
Nam-joon: O zaman ben eve geçiyorum...
Yoongi: Ben de geliyorum.
Hoseok: Ben ve Jimin Diyablo ya geçiyoruz, kafamız dağılır biraz.
Jimin: Aynen.
Taehyung: Beni de alın o zaman.
Jung kook: Benim de hiç eve gidesim yok...
Jin: Aslında ben de gelirdim ama yarın akşam klip çekimleri için Amerika'ya yola çıkıyorum biliyorsunuz. Uykumu iyi almam gerekiyor.
Taehyung: Evet doğru, git sen biz de çok kalmayız zaten.
Üyeler 3 araba ile gelmişlerdi. Yoongi sürücü koltuğuna geçerek kemerini takmıştı, Jin yanına, RM yani Nam-joon da arkaya geçmişti.
Jin: Sizinkiler derede?
Taehyung: Burada...
Jin: Taehyung senin araba bu değildi sanki.
Taehyung: Evet menejere söyledim, bunu getirip benimkini götürdü. Hepimiz aynı araçta gideriz diye düşündüm. Büyük ve rahat.
Nam-joon: Jimin'in başı kel mi?
Jimin: Ben iyiyim böyle. Kendi aracımla giderim.
Yoongi: Tamam hadi neyse dağılalım artık, uykum var.
Nam-joon: Hiç te senden beklemediğimiz bir şeydi oysa ki.
Hoseok: Hadi iyi geceler.
Nam-joon, Yoongi ve Jin oradan ayrıldıktan sonra
Jimin Siyah Range rover'ini çalıştırmıştı.
Jimin: Ben gidiyorum gelmek isteyen?
Jung kook: Ben!
Hoseok: Biz de hemen arkanızdan.
Jimin:Tamamdır.
Üyeler mekana geçtiğinde, içeri girerek, mekanın balkon kısmında rahat bir yere geçmişlerdi. Kulüpteki herkes ünlü olduğu için, orada bağırarak üzerlerine koşan, yada imza, fotoğraf isteyen hayranlar göremezdiniz. Yukarıda biraz takıldıktan sonra Taehyung kalabalığın arasından Rana'yı görmüştü. Önce bunun bir yanılgı olduğunu sanan Taehyung kafasını sağa sola sallayarak kendini azarlamıştı.
Diyablo klübü
Üyelerin bulunduğu terastaki loca
Taehyung: İçki mi etki etti acaba? İyi de daha o kadar içmedim ki.
Ayağa kalkarak bir kaç adım öne çıkmış ve balkondan tekrar aşağı bakmıştı.
Taehyung: Beyler?
(TAEHYUNG)
Hoseok: Ne oldu?
(HOSEOK)
Taehyung: Şu an aşağıda, yanlarında adamla içki içen ve dans eden bizim 4'lüyü gören bir tek ben miyim?
Jimin: Aaa doğru onlar, gerçekten.
Jung kook: Sima eski bir arkadaşlarını ziyaret edeceklerini söylemişti.
Taehyung: Bu adam o mu yani?
Jimin: Ona mı takıldın şimdi.
Taehyung: Yok bana ne, benim ki soru sadece.
Üyeler yukardan kızları izlerken, onlar çoktan bir kaç kadeh içmişlerdi bile. İçlerinde içkiye en dayanıklısı Sima, en dayanıksızı da Mila idi.
Mila: Bir şey söyleye bilir miyim?
Beyzanur: Dinliyoruz efenim.
Mila: Bu da bitti. Pardon!! ben bir kadeh daha ala bilirmiyim lütfen!
Yung-bin: Mila tatlım sanki biraz hızlı gidiyorsun gibi, ne dersin?
Sima: Yok sen dokunma ona, bırak ne istiyorsa yapsın. O hassas bu gün biraz.
Yung-bin: Gönül meselesi diyorsun.
Rana: Eski (hıçkırır) gönül meselesi. Aman bizimki yeni oluyor da ne oluyor acaba?!!
Yung-bin: Ooo mevzu var galiba.
Beyzanur: Hahah (Sendeler) bizde ne zaman mevzu yok ki? Bizim her günümüz ayrı olay, dizi çıkar...dizi!!!
Yung-bin: (Telefonuna bir mesaj gelir) meleklerim sizin sohbetimize doyum olmaz ama benim gitmem lazım. Ararım ben sizi (Sarılır) yine buluşalım olur mu?
Mila: Gel sarılayım.
Jimin: Sarılmaya ne gerek vardı şimdi?
(JİMİN)
Jungkook: Arkadaşlar sonuçta da sarılmaya gerçekten gerek yoktu.
Taehyung: Size ne oluyor ya?
Jimin: Hiç yani, gören falan olur hoş değil ondan.
Hoseok: Aman sanki, tanıyanları çok ta. Skandal çıkacak.
Taehyung: Adam gitti. Gitsek mi?
Hoseok: Bilmem...yani gitsek mi ki?
Jung kook: İş arkadaşı sayılırız. Kim niye yanlış anlasın?
(Jung kook)
Jimin: Doğru diyor aslında.
Taehyung: E gidelim madem.
Çocuklar kızların masasına yaklaştığın da, önce selam vermişlerdi.
Jimin: Selam. Bu ne süpriz, her yerde karşılaşıyoruz. Kim olduğunuzu bilmesek bizi takip ediyorsunuz sanacağız.
Mila: Biz de öyle düşünmeye başladık artık. Kalp kalbe karşı yani, sıkıntı yok.
Rana: Bir şey diyeceğim, (kıkırdar) şu durum hem çok inanlımaz hemde çok garip.
Taehyung: Siz ne kadar içtiniz?
Rana: çok değil. Ama bizi hemen çarpıyor. En dayanıklımız Sima bizim.
Jung kook: Yaa öyle mi?
Sima: Öyle. Ne var?! (Rana'ya döner ve fısıldar) Sıfatını sevdiğim yaa çok tatlııı.
Rana: (Fısıldayarak) hihihi ama şşşş sakın duymasın, kendimizi ele vermeyelim. (Kıkırdar)
Beyzanur: Yalnız çok fena sıkışmadık mı? Şu an kendi kuyumuzu kedimiz kazıyoruz, şaka gibi (kıkırdar)
Hoseok: Neden?
Beyzanur: Yani (hıçkırır) tabi benlik bir şey yok da ben Buray cı'yım çünkü. Kızlar...size hasta.
Hoseok: Anlamadım nasıl?
Sima: Yok sen takma onu, o ne ndediğini bilmiyor şimdi.
Jung kook: Ha sen biliyorsun yani.
Sima: (Hıçkırır) ne o beğenemediniz mi beyefendi? Siz! Hayır pardon, o!!! (Jimin'i gösterir) canlı yayında boş şişeleri yan yana dizerken biz diyormuyduk bir şey?!!!!!
Jung kook: Canlı yayında demek! (Jimine döner)
Sen en son, tek canlı yayın yaptığın da, ne zaman içtin?
Jimin: Ben canlı yayında artık içmiyorum ki, tek olduğumda yani. En son galiba, DNA dönemiydi. Hatta yurt dışındaydık, çok içtiğim için, şişeyi bardağa denk getirememiştim. Bu çok konuşulmuştu sosyal medyada.
Taehyung: 2017 den beri yani, öyle mi?
Hoseok: Çok ilginç.
Kızlar sarhoşlardı ve söyledikleri şeyleri kontrol edemiyorlardı. Üyelerin sorduğu her sorundan başka bir şey çıkıyordu, matruşka bebek misali. Aldıkları her cevap enteresan, ilgi çekici ve oldukça garipti. Hoseok " Bu gece gerçekleri öğrenir miyiz acaba?" Sorarcasına bir bakış atmıştı çocuklara. Tam devamını soracak iken, Mila'nın telefonuna gelen bildirim, onlara yönelen her soruyu havada bırakmıştı adeta.
Mila telefonunu açtığında yerinde kala kalmış ve telefona kitlenmişti. Gözleri her satırda biraz daha dolarken gelen bu bildirimin şoku ile hem Mila hem de Mila'nın tepkisini fark eden kızlar alkolün etkisinden biraz daha kurtulmuşlardı sanki.
Sima: Mila? Ne oldu? Kim miş? (Jung kook'a bakar) Çekilir misin lütfen ayağımın altından?! Hayret b'işey ya. Kim yazmı-
Sima telefonun ekranında gördüğü şey ile önce kızlara sonra Mila'ya bakmıştı.
Rana: Ne oluyor ya?
Hoseok: Bir sorun mu var?
Sima: Y-yok, şey Mila? Gel canım biz önce bir elini yüzünü yıkayalım...sonra da eve gideriz hım? Olur mu?
Beyzanur: Noluyor ya kim miş?
Sima: (Fısıldayarak) NaMert
Jung kook: Ne? Kim?
Rana: Söylesek tanıyacaksın sanki, bir de soruyor ya.
Mila: Yoo, yok ben, Eeee şey ben biraz daha içki alacağım.
Sima: Ama Mila, zaten çok içtin.
Beyzanur: Bırak, biraz yalnız kalsın.
Jimin: Ben bir şey anlamadım.
Sima: (gülümser). Anlamanıza gerek yok, özel bir mesele.
Jung kook: Anlaşıldı.
Sima: Hele şükür, tek sorunumuz senin anlamamandı çünki.
Jimin: Mila nerede?
Beyzanur: E şurda işte, içki alı- Mila nerede?
💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜
Can canlarım beniiim. Nasılsınız?
Evet bir bölüm daha bitti. Gelecek bölümde işler iyice karışıyor, biraz aksiyonlu geçecek.Yine de sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum, sizce gelecek bölümde ne olacak? Bir sonra ki bölümde görüşmek üzere hepinizi çooook seviyoruuum😊💜
