1. bölüm / 20
HYBE'de 4 Türk1 Bölüm: Hayallerin peşinden...
Bölümler 20Şu an: 1 Bölüm: Hayallerin peşinden...
- 1 1 Bölüm: Hayallerin peşinden...900 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2 Bölüm: Ortak karar1.155 kelime
- 3 3 Bölüm: Yıldızlar kaostan doğar...1.289 kelime
- 4 4 Bölüm: koreliler Buray bilmez.1.228 kelime
- 5 5 Bölüm: ilk tanışma1.278 kelime
- 6 6 Bölüm: Tatlı küçük yalancılar.1.766 kelime
- 7 7 Bölüm: cevapsız sorular1.343 kelime
- 8 8 Bölüm: BTS1.525 kelime
- 9 9 Bölüm: İlk resmi tanışma2.283 kelime
- 10 10. Bölüm: Şirkette ki yeni departman.2.552 kelime
- 11 11 Bölüm: operasyon çita1.903 kelime
- 12 12 Bölüm: Kızlar firarda..1.571 kelime
- 13 13 Bölüm: Fotoğrafcı krizi...2.310 kelime
- 14 14 Bölüm: İyi poz veremiyorsun1.881 kelime
- 15 15 Bölüm: Galiba yakalandık1.746 kelime
- 16 16 bölüm: Kül kedisi hanım...2.173 kelime
- 17 17 Bölüm: İtiraf et1.071 kelime
- 18 18 Bölüm: kutlama2.494 kelime
- 19 19 Bölüm: Apartman da ki olay3.021 kelime
- 20 20 Bölüm: Eski bir dost1.586 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazardan
Hayat sürprizler ile doludur, ne zaman ne olacağını hiç bir zaman kestiremez insan oğlu. Bazen en yakınındaki hayallerin yok olur avuçlarının içinden, bazen de gerçekleşeceğine en ufak ihtimal bile vermediğin hayallerin hiç beklenmedik bir anda belirir karşında ve sen yeni maceralara doğru yelken açarsın. Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyen 4 arkadaşın hikayesi. Eğlencesine HYBE şirketine yapılan 4 başvurunun kabul görmesi ile başladı.
O gün hayatlarının en farklı ve en mutlu günüydü. Rana ve Beyzanur İncheon uluslararası havaalanına iniş yaptıklarında çıkışa yakın bir yerde beklemeye başlamışlardı.
Rana: Biz niye böyle geldik? Zaten onların uçağı aktarmalı değil miydi? Keşke 4'ümüz beraber gelseydik. Bir sonraki uçağın inişi kaç saat sonra acaba?"
Beyzanur: Bir buçuk saat gösteriyor.
Rana: Gel hadi gidip şurada birer kahve içelim, hem açılırsın biraz. Neyin var senin?
Beyzanur: Ne bileyim ya, içim hiç rahat değil.
Rana: Niye ki?
Beyzanur: Niye mi? Şu halimize bak! Bir E-mail'in peşine takıldık nerelere geldik. tanımadığımız, huyunu, suyunu bilmediğimiz ülke. Ne yapacağız? Başımıza bir şey gelse kime gideceğiz? Kalacak yerimiz bile yok.
Ayrıca biz o başvuruyu sırf eğlence, heyecan olsun diye yapmadık mı? Hani kimse ciddiye almazdı? Hani bu şirket yabancı elamanlar almıyordu? Korece dil derslerine de sırf siz gittiniz diye, eğlence olsun diye gittim. Ben başıma bunların geleceğini bilseydim-
Rana: Ne gelmiş başına? Allah aşkına anlatsana. Ne varmış halimizde? Sen buraya gelmek herkese nasip oluyormu sanıyorsun? Hayatımızın fırsatı bu Beyzanur, işinde çok başarılısın, Korece'n su gibi, çok iyi bir şirket senin iş teklifini kabul ediyor ve hayatını istediğin gibi kurmak için bir şansın var. Bunun yarısının yarısını bile yaşamak için insanlar ne kadar uğraşıyor biliyor musun? Şükredeceğine hala söyleniyorsun.
Beyzanur: Hayır tabiki. Buna da şükür.
Rana: Allah'ım "buna da" diyor ya, bundan iyisi yok ki. Herneyse moralimizi bozmuyoruz. Her şey mükemmel olacak, bak, gör.
Beyzanur: Şu Koreli çocuk, neydi adı? Taehyung'mu ne. Onunla hiç bir alakası yok yani.
Rana: Hiç o konuyu açma, kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum.
Beyzanur: Bana şaşıracağım bir şey söyle.
1 Saat sonra
Beyzanur: Şu gelenler bizimkiler değil mi?
Kızlar valizlerini bırakarak sarılmışlardı. Instagram aracılığı ile tanışmış olmalarına rağmen onların arkadaşlığı geçici olmamıştı.
Sima: Türkiye'den eve döneli 6 ay oldu ama ben çok özledim yaa.
Beyzanur: Bendeeee!
Mika: Kızlar hala inanmıyorum bu bir rüya ise kimse uyandırmasın.
Beyzanur: Evet ama umarım kabus olmaz.
Rana: Başladı gene.
Mila: Hayatım bak kötüyü çıkar aklından. Her şey çok güzel olacak.
Sima: Aynen ya, yaparız biz.
Mila: Evet ne diyorduk?
Beyzamur: Her şey çok güzel olacak.
Mila: Bu kadar. Hadi şimdi çıkalım ve bize verilen adrese gidelim. Yong Si-Hyunk bey ile görüşmemiz var.
Sima: E hani Yoon Seok-Jun'du?
Rana: O da var. Şimdi şirketi 2005 yılında
Yong Si-Hyuk kurmuş ama Yoon Seok-Jun da ortak gibi bir şey. Ama biz esas ile görüşeceğiz.
Beyzanur: Şimdi biz ne olarak başlayacağız? Hangi poziyon? Hayır yani ülkede bulamayıp da Türkiye'ye kadar ulaşmalarına hangi pozisyonun yokluğu sebep olmuş olabilir?
Sima: Ya yemin ederim ahiret soruları soruyorsun Beyzanur.
Beyzanur: E ama öyle.
Mila: Biz de gittiğimiz'de öğreneceğiz işte. Bu kadar ısrar ettiklerine göre hademelik yaptırmayacaklar herhalde.
Kızlar dışarı çıktıklarında kalabalığın içinde Taxi bulmaya çalışıyorlardı. Herkes gördüğü boş Taxi'ye koştuğu için etrafta neredeyse hiç boş Taxi yoktu.
Mila: Kimsenin mi arabası yok arkadaş ya.
Sima: Kızlar saat 3 yönünde bir Taxi gördüm ve boş. Şimdi son hızla valizleri alıp koşuyoruz.
Beyzanur: Tamamdır.
Kızlar Taxi'ye vardıklarında 50 li yaşlarda ki Taxici amca şaşkın yüz ifadesi ile kızlara bakıyordu.
Rana: Kusura bakmayın lütfen, sabahtan beri Taxi bulamadık da sizi görünce herkesten önce gelmek istedik.
?: Önemli değil anlıyorum, fakat valizleriniz çok büyük hepinizin ki sığmaz.
Sima: Peki nasıl yapabiliriz? Yani bizim acilen
42 Teheran-ro 108-gil, Gangnam-gu'ya gitmemiz gerekiyor. Ne yapa biliriz?
?: O zaman ben merkezden bir Taxi daha çağırayım, öyle yapalım.
Mila: Ahh çok teşekkürler.
Sima: Hey! Neler oluyor orada?
Mila: Bilmem.
?: Getirdiğim müşterilerden duydum, Bangtansonyondan diye bir müzik grubu'mu ne varmış onlardan biri ülkeye dönüş yapıyormuş anladığım kadarıyla. Çok sevinçlilerdi.
Rana: Ohaaa
Sima: Bana bir şeyler oluyor.
Mila: Amcacığım valizleri burada bıraksak olur mu?
?: Tabiki.
Beyzanur: Ne abarttınız, ben gelmiyorum. Şu kalabalığa bakın elini versen kolunu kaptırırsın.
Rana: Army olanlar anlar bunu, sen anlamazsın.
Beyzanur: Ay Sevsinler.
Mila: Ohaa Jhope bu!!!
Rana: Yurt dışında solo konseri vardı, oradan dönüyor herhalde.
Sima: Canlı canlı görünce bir tuhaf oldum gerçek hayatta daha yakışıklıymış.
Rana: Kalbim ağzımda atıyor.
Mila: Aman diyeyim kendini topla şirkette de böyle yaparsan başımız ağrır.
Beyzanur: Kalp krizinden gideceksin sakin ol.
Sima: Allah'ım sen dayanma gücü ver, amin.
?: İkinci Taxi de geldi.
Kızlar 1 saat yolculuğun ardından şirkete yakın bir AVM'de durmuşlardı.
Beyzanur: Niye AVM ye geldik ki?
Mila: İş görüşmesine gidiyoruz. Burada siyah beyaz giyinmek şart. Ne kadar tertipli ve düzenli olursan o kadar önde olursun. Biz'de kot ve t'şört ile gitmeyeceğiz herhalde, gidip düzgün bir şeyler bakalım.
Sima: İyi de biz zaten işe kabul edildik ya.
Rana: Olsun ilk karşılaşma her zaman önemlidir, ne kadar düzenli görünürsek o kadar iyi izlenim bırakırız.
Beyzanur: Doğru, izlenim önemli.
Kızar AVM'yi biraz gezmiş ve birşeyler atıştırmışlardı, ardından mağazaları gezip kendilerine siyah beyaz (iş görüşmesinde giğilir) kombinler yapmışlardı.
Kombinler
MİLA
SiMA
RANA
BEYZANUR
Rana: Peki şimdi nerede giyineceğiz.
Sima: AVM'nin lavabosu ne güne duruyor? Yürüyün hadi.
Üzerlerini değiştikten sonra AVM'den ayrılarak, şirkte gelmişlerdi.
Karşılarında duran bu büyük ve heybetli şirket heyecanlandırdığı kadar korkutuyordu da. O kapıdan girdikleri andan itibaren hayatlarında yeni bir sayfa açılacaktı. Mila derin nefes alarak heyecan dolu bakışlarını kızlara çevirdi.
Mila: Hadi yapalım şu işi.
💫💫💫💫💫💫💫💫💫💫💫💫
Selam Cancanlar. Nasılsınız bakalım?
Umarım iyisinizdir.
İlk bölümü nasıl buldunuz?
Bölüm etkileşimi
