HYBE'de 4 Türk kitap kapağı

18. bölüm / 20

HYBE'de 4 Türk

18 Bölüm: kutlama

Vaveyla Yazarı: .....Melek ...

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 18 Bölüm: kutlama

Yukarda olaylar sarpasararken, kızlar bütün bunlardan habersiz hol de oturuyorlardı. Mila kendilerine kaçmak bakışlar atan üyeleri fark ettiğinde hafızasından ışık hızıyla geçen flash back in ardından küçük bir çığlık atarak "Allah kahretsin" diye yerinden sıçramıştı. Onun bu hareketi etraftaki insanların dikkatini çekmişti. Yani kızları korkutmak ile kalmamış, artı olarak etraftakilerin dikkatini de üzerine çekmişti.

Mila: Eee şey çok pardon, dilimi ısırdım da, boşluğuma geldi...o yüzden.

Sima: Ne oluyor ya?!

Mila: Allah kahretsin şimdi hatırladım.

Beyzanur: Neyi?

Rana: Söylesene!

Mila: Geçen gün Beyzanur modellik yaparken.

Sima: Eee?

Mila: Bize bakıyorlar. Gelin, şöyle toplanın.

Beyzanur: Eee Mila? Söyle artık.

Mila: Modellik yaptığın gün, ben hazırlanma alanını çekerken, bay Wang ve bayan Go'nun kavgası çıkmadan önce Jimin bana sosyal medya adresimi sordu. Tam bakmak üzereyken kavga çıktı.

Rana: Biz bunu nasıl unuttuk ya.

Beyzanur: (Üyelere bakar) Anlamamışlardır değil mi?

Sima: Valla bilmiyorum ki, garip garip bakıyorkar.

Mila: E ne duruyorsunuz kapın telefonlarınızı, çıkalım hemen takipten.

Sima: İyi de çıksak bile onca yorumu nasıl silelim? Ben bildiğin yorumlarda yürüyor hatta koşuyordum çocuğa.

Mila: Yani genel tabloya bir göz atacak olursak, İnstagram sayfasında bir şey yok Allah'tan yorum kısmını hayranlara kapatmışlardı. Twetter desen takip ediyordum ama hiç yorum yapmışlığım yoktu, belki bir iki kez oda çok eskiden. Onu fark etmezler diye düşünüyorum, ya sizde?

Sima: Yani ben de sık kullanıcısıyım ama daha önce hiç kimseye yorum yapmadım.

Rana: Ben sadece onların gündemini takip edeyim diye açtım, yoksa çok kullandığım bir platform değil.

Beyzanur: Bana hiç bakmayın. Ben hiç bir yerden takip etmiyorum.

Mila: Tamam en azından senin taraftan yüzümüz güldü. Bu ikisini eledim o zaman. Ne kaldı? Weverse. Ben fake hesap kullanıyordum nick name, fotoğraf da kendimin değil zaten.

Sima: Benim kendi hesabım, ama sadece canlı yayınlarını izlemek için. Öyle sık kullandığım bir platform değil yani.

Rana: Ben sık kullanıyordum ama yorum falan yok. Yani hep yazmak istemiştim de, her seferinde bir şey çıkıyordu, Rabbim biliyormuş demek.

Beyzanur: Ben yokum o platfromda.

Mila: Tamam geriye Cacao Talk, V-live ve YouTube kaldı. Bunlardan da benim kafa rahat hepsi fake hesap çünkü, ki YouTube'de Fake hesap olmasa ne olacak Milyonlarca yorumdan bize denk gelmeleri %0.

Rana: Bende'de durum aynı.

Sima: Bende'de.

Mila: Tamam o zaman şu an için önemli olan Twitter ve Instagram dan takipten çıkma. Ben şimdi çıkıyorum.

Sima: Ben çıktım bile.

Rana: Bende hemen çıkıyorum.

Kızlar bir köşede gerginliğin ve heyecanın salgıladığı korku ile, hararetli bir şekilde konuyu tartışırken, şirket çalışanlarının dikkatini çekmeyi başaramasalar bile üyelerin dikkatini çekmeyi başarmışlardı.

Hoseok: Ne oldu bunlara birden? Niye telaşlandılar?

Jung kook: Bilmem. Garip değil mi?

Taehyung: Tuhaf.

Nam-joon: Tasası size mi düştü? İşinize odaklanın biraz.

Yoongi: Şunlar geldiğinden beri işe odaklanacak halleri mi kaldı? İyice Sherlock Holmes'e bağladılar. Siz Herkül Puaro' musunuz ya?!

Jin: Sahi ya, nedir bu sizin gizem çözme aşkınız? Bir salın artık şu kızları, size ne? Ne yapıyorlarsa yapıyorlar.

Jimin: Tabiki de bizi ilgilendirmez, ama sizce de garip davarnmıyorlar mı?

Nam-joon: Belki onların da doğası odur Jimin? Her şeyi bu kadar kurcalamak kimsenin yararına olmaz. Artık suyunu çıkartıyorsunuz, evlerine de girin isterseniz gizlice, nasıl fikir? Odalarını falan ararsınız.

Hoseok: Bunların Army olduğuna yemin edebilirim, ama kanıtlayamam.

Jin: Ya bırak tanrı aşkına. Army ler miş hiç güleceğim yoktu gerçekten. Army olmak için fazla disiplinli, profesyonel ve ciddiler. Bir kere Army olsalar karşımızda bu kadar rahat hareket edemezlerdi. Gerçek hayatta konuşurekn gözünün içine bakan bir tane Army söyle bana. Bunlar bildiğin sohbet ediyorlar.

Jung mkook: Yoo bunlar da kaçıyorlar sürekli, konuşurken sesleri titriyor, gözlerimize bakamıyorlar ya.

Yoongi: Alakası yok, geçen stüdyoda ben gördüm. Şu, neydi ismi? Byzia- ,Beza- aman işte Ha-Yoon, Hoseok'a bayağı bildiğiniz racon kesiyordu. Gayet de kendinden emindi.

Jin: Şimdi siz odalarında bizim albüm koleksiyonu falan da var sanırsınız. Posterler falan, hatta Army boom da vardır kesin değil mi? Hahaha ay gerçekten hiç güleceğim yoktu. Çok sağolun.

Nam-joon: Hem ayrıca, değiller de, hadi diyelim ki Armyler eee? Yani? Ne var bunda?

Taehyung: İşlerini profesyonelce yapamazlar, duygularını işle karıştıra birirler. Bu bizi kötü etkiler.

Nam-joon: Şimdiye kadar gayet güzel getirdiler işi. Son 2 haftadır ben medya ile sorun yaşadığımızı duymadım hiç, ki ondan önce bu konu ile ilgili olaysız bir günümüz bile yoktu, biliyorsunuz.

Hoseok: Şu kız beni çok rahatsız ediyor. Sevmiyorum ya...

Yoongi: Beni de uykusuzluk çok rahatsız ediyor, böyle 1 hafta boyunca aralıksız uymak istiyorum ama hayat bu, her zaman istediğin olmaz. Ne yapalım yani? Ayrıca 3 yaşında mısın sen? Ne demek rahatsız ediyor? Laf mı atıyor? Saçını mı çekiyor? İşini yapmana engel mi oluyor? Hiç sanmıyorum. Kızı gün de bir kez ya görüyorsun, ya görmüyorsun. Nedir bu çıt kırıldm tavırların anlamıyorum ki.

Nam-joon: Ayrıca alışsanız iyi edersiniz, çünkü artık daha sık karşılaşacaksınız, hatırlatırım komşu oluyoruz ve bu fikri ortaya atan sizdiniz. Sorumluluğunuzu alıp ona göre davranın lütfen.

Taehyung: Vay be bu yaşta bir azar işitmediğim kalmıştı.

Nam-joon: Ben sizi azarlamıyorum Taehyung. Benim ne haddime sizi azarlamak, 10 senedir aynı yolda yürüyoruz biz, ben de her zaman yaptığım şeyi yapıyorum. Farkında değilsiniz belki, ama tehlikeli sularda yüzüyirsunuz. O sular çok yabancı size bir çekilirseniz bu sefer sizi ben bile kurtaramam. Bu yüzden daha derine gitmeden, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Beni de anlayın, 10 senede ilmek ilmek işlediğimiz bunca emek sadece bir yanlışımız ile, sadece bir kaç saat içinde yerle bir olabilir. Bu güne kadar sorunsuz geldik şimdi bırakalım öyle de kalsın. Kaş yaparken göz çıkartmayalım. Olmaz mı?

Taehyung: Tamam. Haklısın biz çok taktık kafaya.

Hoseok: Yani evet. Biraz öyle oldu.

Jimin: Ama ben yine de bir şeyler sakladıklarından eminim.

Jung kook: Bence de. Ama haklı, yani...gerçekten de Army olmak için fazla disiplinliler.

Yoongi: O kadar şey söyledi sen buna mı tyakıldın? Aşırı uykum var yoksa seni bir güzel pataklardım.

Jin: Biz niye ayakta kaldık ya? Gelin oturalım şöyle.

Jung kook: Ayy bitsede gitsek.

Jimin: Bitmesi için önce başlaması gerekiyor ya hani.

Yoongi: Şuraya geldiğimizden beri duyduğum en mantıklı cümle. Ben sana yaslanıp azıcık gözkerimi dinledirsem olur değil mi?

Jin: Olur tabi, gel.

Yoongi: Ayyy şu göz kapaklarımı kapatmak bile huzur yemin ederim.

Bu tarz diyaloglar eşliğinde nihayet yangın tatbikatı ve ilk yardım dersleri başlamıştı. İtfaiye ekibinden gelen üç kişi ve üç hemşire vardı .Toplamda 6 kişilik bu ekip şirket çalışanlarına yangın esnasında ne yapmalarını, nasıl haraket etmelerini uygulamalı olarak göstermişlerdi. Hatta pratik olsun diye, hem de dersi daha eğlenceli kılmak için şirket çalışanlarını ve idolleri bile buna dahil etmişlerdi. Çalışanlar, ikişer, üçer şekilde öne çıkarak denileni yapıyor hem diğerlerine gösteriyor, hem de kendileri praktik yapıyorlardı. İtfaiye ekibinden sonra sıra sağlık ekibine gelmişti.

Hemşir: Evet şimdi, buraya bir kadın bir de erkek alabilir miyim lütfen. Siz gelin...

Jung kook: Ben mi?

Hemşire: Evet ve siz de lütfen.

Sima: Ben mi?

Hemşire: Evet. Şimdi lütfen hanımefendi yere yata bilir misiniz?

Sima: T-tabi.

Hemşire: Bilmeniz gereken en önemli şeylerden birisini anlatacağım. O yüzden çok dikkatli dinleyin lütfen. Yangın sırasında kirli dumanın nefes yolundan insanın içine nüks etmesi ile birlikte solunum yolu tıkanır ve insan refleks olarak öksürmeye başlar. Bu öksürme 5 dakikadan daha az sürer, ardından nefes kesilir. Yani o bir kaç dakika içinde çıkışı bulamazsanız hiç hoş olmayan şeyler yaşanır. Bu yüzden bu gibi anlarda hepimizin bildiği suni tenefüz olaynı gerçekleştire bilmeniz gerekir.

Rana: Oha uygulamalı olarak mı gösterecek. Yok canım daha neler.

Çalışan: Ne yani? Yoksa bize suni tenefüsü uygulamalı olarak mı göstereceksiniz doktor hanım?(Kalabalıktan gülme sesleri yükselir)

Hemşire: (Gülümseyerek) Hayır. Burada dizi çekmiyoruz, öyle değil mi? 400 kişiyi dizi çekmek için toplamadık. Evet nerede kalmıştık?
Şimdi öncelikle suni tenefüs filmlerde, romantik dizilerde görüldüğü kadar basit bir işlem değildir. Dizilerde genelde kurbanlar su yutmuş oluyor çünkü. (Kalabalıktan tekrar bir gülme sesi yükselir.) Suni tenefüs işlemine kadar önce kalp masajı yapılmalıdır ki bu çok önemlidir, aksi taktirde suni tenefüz tek başına işe yaramaz. Fakat burada belirtmem gerek çok önemli bir detay var, kadında ve erkekte kalp yeri farklı açılarda olur.

Yeonjun: Ne yani kadının kalbi sağdayken, erkeğin ki solda mı?

Hemşire: Çok şakacısınız ama, tabiki de hayır. Rica etsem tek elinizi yumruk yapar mısınız? Evet, kalbinizin aslına elleriniz ile oluşturduğunuz yumruk kadar olduğunu biliyor muydunuzun? Hanımlara kıyasen beylerin yumrukları daha büyük öyle değil mi? Bu da demek oluyor ki erkeklerin kalbi kadınlarınkine kıyasen daha büyük oluyor. Bu yüzden doğru açıyı bulup masajı tam olarak kalbin merkezine yapmanız gerekiyor, bu şart.
O yüzden (yerde yatan Sima'nın üzerine eğilir) kadının kalbinin hizası tam olarak göğüs kafesidir, yani kalp masajı sırasında odak noktanız olarak göğüs kafesini hedef alın. Ama erkeğin kalbi biraz daha büyük olduğu için, göğüs kafesinden iki parmak sol tarafı hedef olarak seçmeniz gerekir. O zaman tam olarak ellerinizi kalbin üzerine denk getirirsiniz. Şimdi arkadaşlarımız size bunu uygulamalı olarak gösterecekler.

Evet şimdi hanımefendinin nefes yolu tıkanmış durumda, kendinde değil şu an. Beyefendi siz iki elinizi bir birinin üzerine koyarak göğüs kafesinin hizasına getirin lütfen.

Jung kook: T-tamam ama şey. Şimdi yapmayacağım öyle değil mi? Ya-yani demek istediğim, tehlikeli olabilir.

Hemşire: Evet...doğru çok tehlikeli. Bu yüzden sadece muş gibi yapacaksınız kalp hizasını diğer arkadaşlar görsünler diye. Sadece elinizi kalbin üzerine koymanız yeterli.

Hemşire Jung kook'a yapılacakları anlatırken. Sima durumun şokundan bir türlü kurtulamıyordu. Tek gördüğü şey yüksek, beyaz tavan ve durumu tartışan Jung kook ve hemşireydi. Sima çok heycanlanmıştı ve nabzı da gittikçe hızlanıyordu. En kötü yanı ise bunu kontrol edemiyor olmasıydı. Jung kook ellerini Sima'nın göğüs kafesine yerleştirdiğin de genç kız nefesini tutmuştu. Yeşil gözleri gittikçe büyürken, nabzının hızı kendi rekorunu kırmak üzereydi.

Jung kook elinin altında hızla çarpan kalbi hissettiğinde kaşları çatılmıştı. Hissettiği şey kendine bile çok farklı ve tuhaf gelmişti. İçten içe ihtimal vermek istemediği şeyler ısrarla ve arsızca düşüncelerini bulandırıyordu genç adamın ve istemsiz bir şekilde kendine bir soru yöneltmişti. Basit ama çok derin bir soruydu bu, uykularını kaçıracak bir soru "bu düşündüğüm şey mümkün olabilir mi?" Yerde yatan genç kadına kaçamak bakışlar atarken, avcunun altında ki kalp hızla çarpıyordu. Bunu çok net hissediyordu. "Hayır, saçmalama bu mümkün olamaz" diye geçirdi içinden genç adam. Onu bu düşüncelerinin içinden çekip çıkaran hemşirenin sesi olmuştu.

Hemişer: Tamam harikaydınız teşekkür ederim. Şimdi aynı şeyi hanımefendi siz beyefendiye uygulayın lütfen.

Sima doğrularak tuttuğu nefesini yavaşca vermişti. Tek istediği rezil olmadan oradan kurtulmaktı.

Beyzanur: Bizim kız çok gerildi. Heyecandan bayılmasa bari.

Mila: Var ya..o arada bir şey olmadıysa ben de bir şey bilmiyorum. Kesin ama kesin bir şey oldu. Çünkü Jung kook'un bakışı bakış değildi.

Beyzanur: Ayyy akşama çay sofrası dedikodusu gittikçe artıyor.

Hemşire: Evet şimdi siz hanımefendi, iki elinizi bir birinin üzerine koyarak, göğüs kafesinden iki parmak sola götürerek elinizi oraya koyun lütfen. Evet harika.

Sima titreyen ve buz kesmiş ellerini Jung kook'un göğsüne götürdüğünde. İçi titremişti adeta, hayatında asla ama asla böyle bir şey hayal etmemişti bile. Elinin altında hızlanan kalp atışlarını hissettiğinde bakışlarını hızla
Jung kook'a çevirmişti ve Jung kook'un aksine hemşireye fark ettirmeden, nerden geldiği belli olmayan bir cesaret ile Jung kook'a soru yöneltmişti.

Sima: (FISILDAYARAK) Hey sen İyi misin?

Jung kook: E-evet. Neden sordun ki?

Sima: Kalbim çok hızlı atıyor. Neden hecanlandın?
Sen bu kalabalığa alışkın olmalısın öyle değil mi?

Jung kook: Kalabalığa alışkınım doğru ama alışkın olmadığım başka bir şey var.

Sima: (Göz ucu ile hemşireye bakar ve fısıldayarak konuşmaya devam eder) Neymiş o?

Jung kook: Bu seni hiç alakadar etmez...Küçük hanım. He-hem senin de nabzın hızlanmıştı kalabalık yüzünden miydi yani?

Sima: Ta-tabiki de başka neden olacak? Ben her gün 400 kişinin karşısında yere yatmıyorum.

Jung kook: O yüzden yani, öyle mi? (Gözlerinin içine bakar)

Sima: Hemşire hanım! Yeterli mi? Bence bu kadar yeterli. Arkadaşlar da görmüşlerdir.

Hemşire: Evet. Harikaydınız..çok teşekkür ederi-

Jung kook: Hayır! Yani eee şey, demek istediğim. Yeterli mi bu kadar?

Hemşire: Evet yeterli teşekkürler. Sizi yerinize alalım.

Rana: Sima iyi misin?

Sima: Elim ayağım boşaldı, kalbim duracak şimdi. Allah'ım sana geliyorum.

Mila: Belli...bembeyaz olmuşsun gene. Gel hadi elini yüzünü yıkayalım.

Nam-joon: Sorun ne o iyi mi?

Jin: Ne oluyor?

Jung kook: Ne oluyor? Neyi var? Biz demin bir şey konuşuyorduk yarıda kaldı, biz bir konuşsak?

Hoseok: Acelen ne? Görmüyor musun hayalet gibi olmuş yüzü, sonra da konuşursun.

Jung kook: Ama şimdi aci-

Mila: İyi iyi turp gibi. Siz merak etmeyin...sadece çok uzandı diye, beynine kan gitmemiş herhalde. Ama düzelir şimdmi.

Jimin: Ne?

Mila: Hadi gidelim...yüzüne su çarp.

Beyzanur: (kıkırdar) Mila çok uzanmak ile beyne kan gitmemek ne alaka ya. O zaman bu kız her gecenin sabahı ölmeli.

Mila: Ne bileyim ya aklıma ilk ne geldiyse söyledim. Sen dua et "miğdesi bulandığı için, sizi duyamıyor" demedim.

Rana: Daha İyi misin??

Sima: İyiyim...ne hissedeceğimi şaşırdım yemin ederim. Ben en son bu kadar köşeye sıkışmış hissettiğim de 6 yaşındaydım. Komşunun köpeği kovalamıştı.

Mila: Valla helal sana. İyi dayandın. Ben olsam daha hemşire çağırdığı anda gitmiştim, böyle sağlam durduğuma bakmayın.

Sima: O zaman güzel bir akşam yemeğini haketdim diye düşünüyorum. Kim ısmarlıyor?

Beyzanur: Ben ısmarlarım.

Mila: Tamam. İçecekler de benden.

Rana: O zaman. Buradan direk güzel bir mekana geçelim. Hem şu konuşulacak konuları da konuşuruz.

Mila: İyi fikir.

Kızlar akşam için plan kurarken...tatkikat bitmiş ve üyeler prova odasına geri dönmüşlerdi.

Nam-joon: Evet tatbikat bittiğine göre prova ya devam ede biliriz. Hoseok sen ireli geç...

Hoseok: Peki...Jimin şuradan şarkıyı açar mısın lütfen? Jimin?!!

Jimin: Hı? Ne? Bana mı seslendin?

Hoseok: Nerede uçuyorsun sen?

Nam-joon: Neyin var? Sabah böyle değildin tatbikat sırasında lavaboya gideceğim dedin, oradan döndüğünden beri bir tuhafsın. Bizim bilmemiz gereken bir durum var mı?

Jimin: Yok. Sadece yorgun hissediyorum biraz, o kadar.

Taehyung: Emin misin?

Jimin: E-evet. Eminim...provaya mı dönsek artık?

Hoseok: Tamam aç müziği.

Jimin gün sonuna kadar ne yaparsa yapsın hiç bir şeye sonuna kadar odaklanamamıştı. Ne ile meşgul olursa olsun, arka planda sürekli aynı şeyi düşünüyor, aynı konuyu tartıp duruyordu ve bu durum onu yavaş yavaş içten yok etmeye başlamıştı bile.

Taehyung: Çok güzel bir İtalyan restoranı biliyorum, yemeklerini çok övüyorlar oraya mı gitsek?

Yoongi: Yemek varsa ben her türlü varım.

Jung kook: Jimin?

Jimin: Eee şey olur tabi gidelim. Fark etmez.

Taehyung: Sende var bir şeyler ama ne?

Jimin: Yok bir şeyim. Uykumu alamıyorum ondandır.

Taehyung: 18 Yaşından beri tanıyorum seni 10 senedir aynı evde yaşıyor, aynı işe gidip geliyoruz. Yediğimiz içitiğimiz ayrı gitmedi hiç. Ama sen hala bizden bir şey saklanamayacağını öğrenemedin.
Yalan da konuşamıyorsun zaten, kulakların yine kıpkırmızı olmuş, üstelik kekeliyorsun. Şimdi sen mi anlatırsın...yoksa biz mi alalım ifadeni.

Jimin: Yemekte mi konuşsak?

Jin: O zaman istikamet İtalyan restoranı.

✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨

Mila: Eee? Nereye gidiyoruz yemeye?

Beyzanur: Yakınlarda bir İtalyan restoranı açılmış. Çalışanlardan duydum çok övüyorlardı. Bende numarasını alıp hemen 4 kişilik bir yer ayırttım.

Sima: Buraya mı gidiyoruz yani...

Mila: Mükemmel fotoğarfalar çıkar burada.

Rana: Burası çok pahalı. Bizi aşar sanki...

Beyzanur: Modellikten aldığım mağaştan ödeme yapacağım. 40 yılda bir kendimizi şımartmayalım mı yani.

Mila: Evet. O zaman madem bu kadar şık bir yere gidiyoruz, önce eve uğrayıp üstümüzümü değiştirsek? Daha uygun bir şeyler giyelim.

Beyzanur: Olur.

Sima: O zamannn...madem bu kadar gittik, yemekten sonra da biraz takılmaz mıyız? İçecekler benden ama.

Rana: Oooo vaatler gittikçe artıyor.

Mila: Ama o zaman da sabahlamak zorunda kalı- Dur bir saniye...yarın cumartesi. Bu da demek oluyor kiiii...

Sima: İşleri pazartesine erteleye biliriz.

Mila: Ayy harika.

Beyzanur: Evet galiba biraz rahatlamak hepimize iyi gelecek.

Sima: Kesinlike, hele bu gün beni bitirdi.

Rana: Yorucu bir haftaydı.

Mila: Ve stresli.

🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍🤍

Selam Can canlar...nasılsınız bakalım nasıl gidiyor? Bölümü beğendiniz mi?
Sizce bir sonraki bölümde ne olacak?
Bölümü beğenmeyi, yorum yapmayı ve kitabı kaydetmeyi unutmayı... Çok öptüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18