Paralı koruma

Vaveyla Yazarı: ✭Limon༺✮ 𓆉

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Paralı koruma

Lalin Alkan'ın anlatımı ile...

Yaz olmasına rağmen oldukça serin bir akşamdı. Yatağımın sağ tarafındaki pencere hafifçe aralanmış, içeriye dışarıdaki soğuk havayı sızdırıyordu. Ben ise yatağımda uzanmış, dizi izliyordum. Yarın yeni okuluma gidecektim. Çok mutluydum doğrusu. Eski okulum çok eski püskü, sıralarına dokunsan kırılacak türdendi. Fakat şimdi gideceğim okul ise bayağı güzel bir okuldu. Her yeri ayrı bir özen kokuyordu sanki. Okulun nasıl olduğunu telefonumdan bakarak görmüştüm. Ben araştırmayı çok seven biriyimdir.

Tabletimden izlediğim diziye iyice dalmışken, salondan gelen annemin sesi ile aniden irkildim. Başım hızla kapıma doğru gitti. Dizinin sesinden dolayı onun ne dediğini duyamamıştım. Başımı tabletime döndürdüm. Bölümü durdurup yatağımda doğruldum. Oturur bir vaziyete gelip bağırdım:

"Anne! Beni mi çağırdın?"

Cevap gelmedi. Muhtemelen beni duymadığını düşünüp tekrar bağırdım:

"Anne?"

Yine cevap yoktu. Derin bir nefes verip oflayarak yatağımdan kalktım. Sanki yataktan her kalktığımda, yatak beni biraz daha içine çekiyordu. Yataktan kalkmak bir işkence gibiydi bana adeta. Alt dudağımı büzüp adımlarımı kapıya doğru götürdüm. Tabletim hâlâ açık bir şekilde yatağımın üzerinde beni bekliyordu.

Kapıyı açıp salona doğru ilerledim. Adımlarım oldukça ağırlaştı. Yer çekimi beni daha çok yormak için büyük bir şeytanlık yapıyordu sanki. Salonun kapısına ulaştığımda, bir elimle kapının pervazına tutunup onlara baktım.

Annem de babam da koltukta yan yana oturmuş, bana doğru bakıyorlardı. Her akşam asla kapalı olmayan o televizyon şu an kapalıydı. Sanırım benimle önemli bir şey konuşacaklardı.

Başımı hafifçe yana eğip, "Beni mi çağırdınız?" dedim.

Babam yutkunup anneme baktı. Annem de derin bir nefes alıp, "Lalin. Geç karşımıza otur. Seninle bir konu hakkında konuşmamız gerekiyor," dedi sesindeki mahcup tonu gizleyemeyerek.

Kaşlarımı hafifçe sorgular bir ifade ile çattım. Elimi kapının pervazından serbest bırakıp karşılarındaki tekli koltuğa doğru ilerledim. Önüne geldiğim gibi kendimi bırakıp oturdum. Sırtımı arkama yaslayarak bir babama, bir de anneme bakıyordum.

"Hayrola? Ne oldu?" dedim kafamı hafifçe iki yana sallayarak.

Annem yere baktı. Babam da anneme bakıp sonra da bana döndü. İki kez öksürüp bakışlarının ona çevrilmesini sağladı. Dudaklarını aralayıp gözlerimin içine bakarak konuştu:

"Bak kızım. Biliyorsun, son zamanlarda işler pek de iyi gitmiyor. Bayağı sıkışık bir durumdayız. Ve acil paraya ihtiyacımız vardı..." dedi ve omuz silkip yerinde biraz kımıldandı ve devam etti:

"Senin yeni gideceğin okulda Kutay diye bir oğlan var. Ve o çocuğun ailesi bizle birden bire görüşmek istedi. Biz de olayı merak edip dün onlarla buluştuk."

Onlara doğru eğilip dirseklerimi bacaklarıma yasladım. Demek ki dün bu yüzden aniden hiçbir şey söylemeden evden çıkmışlardı. Çenemi bir elime yaslayarak onları dikkatle dinlemeye devam ettim.

"Ve onlar da... Bize bayağı yüksek bir para teklif ettiler..." dedi annem dudaklarını birbirine bastırarak. Oldukça düşünceli gibi duruyordu.

Demek bize acıyıp para vermişlerdi. Acınılmayı sevmezdim. Hem de hiç! Ama yine de Kutay denen çocuğun ailesinin bu kadar gönüllü olması hoşuma gitmişti. Cevap vermeden derin bir nefes aldım.

Annem tekrar dudaklarını aralayıp konuştu:

"Karşılığında da... Bizden bir şey istediler."

Yutkundum. Onlara doğru başımı biraz daha yakınlaştırarak kaşlarımı ciddiyetle çattım ve konuştum:
"Eee, ne istediler?"

Annem elleriyle küçük bir çatı oluşturup dirseklerini tıpkı benim gibi bacaklarına dayadı ve bana doğru eğildi.
"Kızım, bu Kutay denen çocuk bir zorba imiş. Ve ailesi de bu durumdan çok rahatsız olmuşlar. Bizden de şunu istediler: Para karşılığında sen Kutay denen çocuğa çaktırmadan bu zorbalık olaylarından onu uzaklaştırmaya çalışacaksın."

Gözlerim anında fal taşı gibi açıldı. Yüzümde az önceki 'yeni okul' huzurundan eser kalmamıştı. Annemin söylediği cümlenin ağırlığıyla eziliyordum adeta. Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.
"N-NE? Beni gerçekten bir miktar para için bir zorbanın koruması mı yapacaksınız?"

Tam devam edecektim ki babam sözümü kesti:

"Ve aynı zamanda onu mutlu edip, onun arkadaşı gibi olacaksın... İşte," dedi.

Doğrulup sırtımı tekrar arkama yasladım. Gözlerimdeki şaşkınlık ile karışmış öfke her hali ile belli oluyordu zaten. Alaycı bir gülüş ile yüzüme gelen saçlarımı geriye atıp konuştum:

"Kusura bakmayın ama ben bir miktar para yüzünden asla birinin koruması, arkadaşı falan olmam! Hele bir zorbaysa bahsettiğimiz kişi hiç olmam!"

Göğsüm hızla inip kalkıyordu. Beni nasıl para için bir zorbanın kölesi yapmışlardı? Tabii arkadaş ve koruması olacaksın diyorlardı. Ama bu bana basbayağı kölelik gibi geliyordu. Zorbalardan aşırı fazla nefret eden bir kızdım. İlkokuldayken çok zorbalanmıştım. O günler her aklıma geldiğinde, neden daha güçlü olamadım deyip kendime lanet okuyordum. Ve şimdi de annem ile babam gelmiş, bana bir zorbanın koruması olacağımı söylüyordu.

"Kızım, biliyorsun. Gerçekten paraya ihtiyacımız vardı. Geri çeviremedik. Çok üzgünüz... Ama kabul ettik artık. Bir kere kabul edince artık yapmak zorundasın yani," dedi babam beni rahatlatmaya çalışircasına.

Göz devirip hızla ayağa kalktım.
"Ben asla kimsenin hiçbir şeyi olmayacağım. Ne yaparsanız yapın. İsterseniz, gidin paralarını geri verin, isterseniz gidin kendiniz olun o çocuğun koruması!" dedim kaşlarımı çatip, parmağımı sertçe sallayarak. Nefesim her geçen saniye daha da hızlanıyordu. Yutkundum. Elimi yere indirdim. Ellerimi yumruk yapıp sıktım. O kadar çok sıkıyordum ki tırnaklarım avuç içine sertçe batıyordu. Parmak boğumlarım beyazlaşmıştı.

Annem ayağa kalkıp önüme geldi ve sıktığım ellerimi açıp tuttu. "Bak kızım, gerçekten çok mecburduk. Yoksa böyle bir şeyi yapmayacağımızı sen de çok iyi biliyorsun... Özür dileriz. Ama mecbursun."

Haklıydı.

Sinir bozucu bir şekilde çok haklıydı. Son zamanlarda babamın işleri iyi gitmiyordu. Sadece 3 kişilik bir aile bile olsak, o para bize yetemiyordu. Eğer onların yerinde olsaydım, ben de kabul ederdim. Yalan yok. Ama yine de öfkem mantığıma yenik düşerek aniden geri çekilip ellerimi annemin ellerinden kurtardım. Hızlı ve sert adımlarla odama yöneldim.

Odama vardığımda kapının kulbuna basıp açtım. Kendimi içeriye attığım an kapıyı sertçe kapattım. Odam küçüktü zaten. Büyük bir adım atarak yatağıma kendimi bir patates çuvalı gibi fırlattım. Başımı yastığa kendimi boğarmış gibi gömerken bacak ve kollarımı tıpkı bir deniz yıldızı gibi açtım.

Derin bir nefes alıp başımı yastığa biraz daha bastırdım ve boğuk bir çığlık attım. Ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum. Evet, asla böyle bir şey yapmak istemezdim. Ama mecburdum. Yani tek bir seçenek vardı:

Susup kabullenmek.

Begenebilir misin cnm bnm??🤭🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

72okunma 12beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.