GÖLGE HANÇER kitap kapağı

1. bölüm / 6

GÖLGE HANÇER

Pasın Tadı

Vaveyla Yazarı: selin sözdinler

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Pasın Tadı

Ashkareth'te havayı soluduğumda ağzımda her zaman pas tadı kalırdı.

Buna alışmıştım.

Burada doğan herkes alışırdı zaten. Sabahları bacalardan yükselen duman evlerin arasına çöker, eski taş duvarların üzerinde gri bir tabaka bırakırdı. Metal atölyelerinden gelen sıcak demir kokusu, kanalizasyonun ağır kokusuna karışır; rüzgâr ne kadar sert eserse essin şehrin üzerinden tamamen gitmezdi.

Ashkareth güzel bir yer değildi.

Ama benim evimdi.

Pencerenin önünde durup sokağı izlerken aşağıdaki kalabalığı seyrediyordum. İnsanlar dar taş yollardan birbirlerinin arasından geçiyor, dükkânların kepenkleri birer birer açılıyordu. Bir köşede yaşlı bir adam tezgâhını kuruyor, karşıdaki fırından sıcak ekmek kokusu yükseliyordu.

Her şey normal görünüyordu.

Yine de içimde garip bir huzursuzluk vardı.

Nedenini bilmiyordum.

Arkamdan bir yastık yüzüme çarptı.

“Çekil şuradan.”

Yastığı yakalayıp arkamı döndüm.

Mila kapının yanında durmuş, kollarını göğsünde birleştirmişti.

“Kahvaltı hazırlıyorum.”

“Sen mi?”

“Evet, ben.”

“Son sefer yumurtayı yakmıştın.”

“Bu sefer yakmayacağım.”

Leo yatağından başını kaldırdı.

“Bence yakacak.”

Mila ona döndü.

“Sen hiç konuşma. Geçen hafta çorbayı tuz yerine külle yaptın.”

Leo'nun yüzü ciddileşti.

“O kadar da kötü değildi.”

“Çorba griydi.”

“Gri olması kötü olduğu anlamına gelmez.”

Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Mila bana baktı.

“Sen de onun tarafını tutma.”

“Tutmadım.”

“Gözlerinden belli.”

“Gözlerim ne söylüyor?”

“Beni küçümsediğini.”

Leo yataktan kalkıp saçlarını eliyle düzeltti.

“Ben de onu öyle anladım.”

“İkiniz de susun.”

Mila mutfağa doğru yürürken başını iki yana salladı.

İster istemez gülümsedim.

Evimiz küçüktü.

İki oda, küçük bir mutfak ve dar bir giriş.

Ben annemle aynı odada kalıyordum. Mila ve Leo diğer odadaydı. Onların burada ne kadar zamandır yaşadığını düşününce, artık “bizimle kalıyorlar” demek bile tuhaf geliyordu.

Onlar bizim ailemizdi.

İkisini de çok küçük yaşlardan beri tanıyordum. Kendi ailelerini kaybettiklerinde annem onları yanımıza almıştı. O zamandan beri bu evde dört kişiydik.

Annem, ben, Mila ve Leo.

Dört kişilik küçük bir dünya.

Bazen dünyanın geri kalanına ihtiyacımız olmadığını düşünürdüm.

Ta ki annemin son zamanlarda daha sessiz olmaya başladığını fark edene kadar.

Mutfağa girdiğimde annem pencerenin önünde duruyordu.

Elinde bir kupa vardı.

Ama içmiyordu.

Sokağa bakıyordu.

“Anne?”

Bana dönmedi.

“Anne.”

Bu kez başını çevirdi.

“Uyandın mı?”

“Uyandım.”

“İyi.”

Masaya oturdum.

Mila tabağı önüme koydu.

“Bak. Yanmadı.”

Tabağa baktım.

“Biraz yanmış.”

“Aria.”

“Çok değil.”

Leo oturup çatalla tabağına dokundu.

“Ben yiyebilirim.”

“Sen sus.”

Annem sonunda masaya geldi.

Ama yüzündeki ifade değişmemişti.

Hâlâ düşünceliydi.

“Bir sorun mu var?” diye sordum.

“Yok.”

Bu kadar hızlı verilen cevaplara hiçbir zaman güvenmezdim.

“Emin misin?”

“Eminim.”

Mila anneme baktı.

“Son birkaç gündür böyle.”

Annem ona döndü.

“Nasıl?”

“Dalgın.”

Annem kısa bir gülümseme verdi.

“Yoruldum sadece.”

Leo ekmeğini koparırken konuştu.

“Dün gece de uyumadın.”

Annemin eli bir anlığına durdu.

Sonra kupayı masaya bıraktı.

“Uyudum.”

“Ben görmedim.”

“Sen de gece yarısı uyanıp mutfağa gelmesen görmezdin zaten.”

Leo sustu.

Mila bana baktı.

Ben ise annemin yüzünü izliyordum.

Bir şey saklıyordu.

Bunu hissedebiliyordum.

Ama ne olduğunu bilmiyordum.

“Dışarı çıkmamı istemiyor musun?”

Annem hemen başını kaldırdı.

“Neden?”

“Bilmiyorum. Son günlerde bana sürekli dikkatli olmamı söylüyorsun.”

“Çünkü Ashkareth eskisi gibi değil.”

Bu kez sesi daha ciddiydi.

“Ne demek istiyorsun?”

Annem pencereye baktı.

“Gök devriyeleri arttı.”

Leo'nun yüzündeki alaycı ifade kayboldu.

“Ben de fark ettim.”

“Ne zamandır?” diye sordum.

“Birkaç haftadır.”

“Birkaç hafta mı?”

Annem cevap vermedi.

Mila kaşlarını çattı.

“Neden arttılar?”

“Bilmiyorum.”

Bu cevap da fazla hızlıydı.

Annem ayağa kalktı.

“Bugün pazara gidecekseniz birlikte gidin.”

“Dördümüz mü?”

“Benim işim var.”

“Nereye gidiyorsun?”

“Çarşıya.”

“Ben de geleyim.”

Annem bana baktı.

“Gerek yok.”

“Anne—”

“Aria.”

Sesindeki ton beni susturdu.

Bir an boyunca birbirimize baktık.

Sonra yüzü yumuşadı.

“Bugün evden fazla uzaklaşmayın.”

Başımı salladım.

“Tamam.”

Annem mutfağın diğer tarafına geçti.

Onu izlerken içimdeki huzursuzluk biraz daha büyüdü.

Bir şey olmuştu.

Bunu bana anlatmıyordu.

Ama ne kadar düşünsem de aklıma bir cevap gelmiyordu.

***

Öğlene doğru Mila ile Leo pazara gitmek için hazırlandı.

Ben kapının yanında ayakkabılarımı giyerken annem içeriden seslendi.

“Aria.”

Başımı kaldırdım.

Annem koridorda durmuştu.

“Evet?”

“Akşam hava kararmadan dön.”

“Tamam.”

“Ve ana caddeden ayrılmayın.”

“Tamam.”

Mila ayakkabısını bağlarken bana baktı.

“Bizi çocuk sanıyor.”

Leo kapıyı açtı.

“Bence seni çocuk sanıyor.”

“Beni mi?”

“Evet.”

“Sen ne oluyorsun?”

“Akıllı.”

Mila kapının kenarındaki bez torbayı onun kafasına attı.

“Yürü.”

Gülerek dışarı çıktık.

Kapıyı arkamızdan kapattığımda bir an durdum.

İçeriden annemin adımlarını duydum.

Sonra kilidin sesi geldi.

Nedenini bilmiyordum ama o ses içimde garip bir his bıraktı.

Sanki evden çıkarken yalnızca kapıyı değil, başka bir şeyi de arkamızda bırakıyorduk.

Mila koluma girdi.

“Gel.”

“Geliyorum.”

Sokağa doğru yürümeye başladık.

Ashkareth her zamanki gibi kalabalıktı.

Pazarın bulunduğu meydana yaklaştıkça sesler arttı. Satıcılar birbirlerine bağırıyor, metal parçaları tezgâhlarda birbirine çarpıyordu.

Leo bir dükkânın önünde durdu.

“Şuna bak.”

Mila başını çevirdi.

“Hayır.”

“Daha ne olduğunu bile görmedin.”

“Yüzünden belli.”

Leo elindeki küçük metal parçayı kaldırdı.

“Bunun ne olduğunu biliyor musun?”

“Hurda.”

“Değil.”

“Hurda.”

“Eski bir hançer kabzası.”

Mila ilgilenmedi.

Ben ise istemeden baktım.

Metal parçasının üzerinde küçük bir çizim vardı.

Bir spiral.

Ama o kadar silinmişti ki ne olduğunu anlamak zordu.

Elimi uzatacakken uzaktan gelen metalik bir ses hepimizi susturdu.

Gök devriyesi.

Meydana dört kişi girmişti.

Gümüş zırhları kalabalığın içinde hemen fark ediliyordu.

İnsanlar kenara çekildi.

Leo'nun sesi alçaldı.

“Annem haklıymış.”

Mila cevap vermedi.

Ben de devriyeleri izliyordum.

İçlerinden biri başını kaldırdı.

Bakışlarımız bir anlığına kesişti.

Sonra adam başka tarafa baktı.

Ben ise nedense hareket edemedim.

İçimdeki o huzursuzluk yeniden ortaya çıktı.

Sanki biri beni izliyordu.

Ama kim?

“Aria.”

Mila kolumu çekti.

“Ne?”

“Gidelim.”

Başımı salladım.

Birlikte kalabalığın içine karıştık.

Fakat eve dönerken aklım hâlâ o devriyelerdeydi.

***

Akşam eve geldiğimizde annem mutfaktaydı.

Bizi görünce rahatladığını fark ettim.

Gerçekten rahatlamıştı.

“Geç kaldınız.”

“Daha hava kararmadı.”

“Yine de.”

Mila torbayı masaya bıraktı.

“Gök devriyelerini gördük.”

Annemin yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Kaç tane?”

Üçümüz de sustuk.

Annem bunu fark edince kendini toparladı.

“Sadece merak ettim.”

“Dört,” dedim.

Annem bana baktı.

“Dört mü?”

“Evet.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra annem başını eğdi.

“Yemek hazır.”

Ama sesi eskisi gibi değildi.

O gece herkes uyuduktan sonra bir süre tavana baktım.

Mila ve Leo'nun odasından hafif nefes sesleri geliyordu.

Annem yanımda uyuyordu.

En azından uyuduğunu sanıyordum.

Ben gözlerimi kapatmaya çalışırken dışarıdan bir ses geldi.

Metal.

Çok hafif.

Sonra ayak sesi.

Gözlerimi açtım.

Annem de aynı anda doğruldu.

Birbirimize baktık.

“Sen de duydun mu?” diye fısıldadım.

Annem cevap vermedi.

Yatağından kalktı.

Pencereye doğru yürüdü.

Perdeyi açmadan önce bir an durdu.

Sonra dışarı baktı.

Yüzündeki ifade değişti.

“Anne?”

Bana dönmedi.

“Uyumaya devam et.”

“Ne oldu?”

“Hiçbir şey.”

Ama bu kez yalan söylediğini biliyordum.

Pencerenin önünde birkaç saniye daha durdu.

Sonra perdeyi kapattı.

Ben yatağımda doğrulmuş halde onu izlerken annemin ellerinin titrediğini gördüm.

İlk kez korktuğunu o gece anladım.

Ve daha kötüsü…

Korktuğu şeyin ne olduğunu bilmiyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

70okunma 12beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.