GÖLGE HANÇER kitap kapağı

6. bölüm / 6

GÖLGE HANÇER

Kaybolan İz

Vaveyla Yazarı: selin sözdinler

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Kaybolan İz

Annemin “Beyaz saçlı olan” sözünden sonra uzun süre koridorda öylece kaldım.

Demek onu tanıyordu.

Bunu artık inkâr edemezdim.

Dün gece gördüğüm adamın kim olduğunu bilmiyordum ama annemin tepkisi yeterince açıktı. Onu görünce korkmuştu. Hem de sıradan bir korku değildi bu.

Bir şeyden haberi vardı.

Benim bilmediğim bir şeyden.

“Aria?”

Mila'nın sesiyle kendime geldim.

“Ne oldu?”

“Bir süredir burada öylece duruyorsun.”

“Annem o adamı tanıyor.”

Leo da odasından çıkmıştı.

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Bana onunla konuşmamamı söyledi.”

Mila kaşlarını çattı.

“Adını söyledi mi?”

“Hayır.”

“Peki neden tanıdığını düşünüyorsun?”

“Çünkü onu gördüğümde ne olduğunu sormadı.”

Leo başını salladı.

“Doğru.”

“Direkt ‘onunla konuşma’ dedi.”

Mila bir süre düşündü.

“Belki de kim olduğunu biliyor.”

“Bence de.”

O gece başka bir şey konuşmadık.

Ama üçümüzün de aynı şeyi düşündüğünü biliyordum.

Annemin geçmişi artık bizim evimizin dışında değildi.

Kapımızın önündeydi.

***

Ertesi sabah uyandığımda ilk fark ettiğim şey sessizlikti.

Normalde annem benden önce kalkardı.

Mutfaktan tabak sesleri gelir, su kaynardı. Bazen Mila ile Leo tartışırdı.

O sabah hiçbir şey yoktu.

Gözlerimi açıp tavana baktım.

Bir süre bekledim.

Sonra yatağımdan kalktım.

“Anne?”

Cevap gelmedi.

Koridora çıktım.

“Anne?”

Mutfak boştu.

Masanın üzerinde dört tabak yoktu.

Yalnızca bir kupa duruyordu.

Annemin kupası.

Ama annem yoktu.

İçime kötü bir his çöktü.

Odaların kapılarını kontrol ettim.

Banyo boştu.

Mutfak boştu.

Annemin odasına yöneldim.

Kapı aralıktı.

“Anne?”

İçeri girdim.

Yatak bozulmuştu.

Pencere açıktı.

Perde rüzgârla içeri doğru savruluyordu.

“Hayır…”

Yatağın kenarına yaklaştım.

Annemin battaniyesi yere düşmüştü.

Komodinin üzerinde duran küçük kutu yoktu.

Ama annemin günlük kullandığı birkaç eşya yerindeydi.

Bu beni daha da korkuttu.

Çünkü eğer gitmiş olsaydı…

Neden hiçbir şeyini almamıştı?

“Aria!”

Mila'nın sesi geldi.

“Ne oldu?”

“Annem yok.”

Mila odaya girdi.

Arkasından Leo geldi.

Üçümüz aynı anda pencereye baktık.

Leo pencerenin yanına gidip dışarı baktı.

“Buradan çıkmış olabilir.”

“Hayır.”

“Nasıl biliyorsun?”

“Bilmiyorum.”

Ama içimde biliyordum.

Annem beni böyle bırakmazdı.

Mila yatağın kenarına eğildi.

“Burada bir şey var.”

Elindeki küçük kumaş parçasını gösterdi.

Koyu renkliydi.

Üzerinde ince gümüş bir iplik vardı.

Parmaklarımın arasına aldım.

Soğuktu.

“Bu annemin mi?”

“Bilmiyorum.”

Tam kumaşı çevirecekken avucumun içinde hafif bir sıcaklık hissettim.

Belimdeki hançer.

Kumaşla birlikte ısınmıştı.

Donup kaldım.

Mila bunu fark etti.

“Aria?”

“Hiç.”

Elimi hemen kapattım.

Hançeri kimseye göstermedim.

Henüz değil.

***

Evde annemin izlerini aramaya başladık.

Dolaplar.

Mutfak.

Odasındaki sandık.

Pencerenin önü.

Kapı.

Hiçbir yerde açık bir açıklama yoktu.

Ama bazı şeyler yanlıştı.

Annemin odasındaki küçük masa yerinden birkaç santim kaymıştı.

Pencerenin altında taş zeminde koyu renkli bir iz vardı.

Ve kapının iç tarafında daha önce hiç görmediğim ince bir çizik bulunuyordu.

Leo çömeldi.

“Bu yeni.”

Mila onun yanına geldi.

“Ne olmuş?”

“Kapı zorlanmış.”

“Biri içeri mi girdi?”

“Ya da dışarı çıkarken kapıyı çizdi.”

Kalbim hızlandı.

“Annem kendi isteğiyle gitmedi.”

Mila bana baktı.

“Bunu bilmiyoruz.”

“Biliyorum.”

“Aria…”

“Biliyorum.”

Sesim yükselmişti.

Derin bir nefes aldım.

“Özür dilerim.”

Mila yanıma geldi.

“Onu bulacağız.”

Başımı salladım.

“Bulacağız.”

Tam o sırada dışarıdan metalik bir ses geldi.

Hepimiz sustuk.

Bir Gök devriyesi sokağın başından geçiyordu.

Leo perdeyi hafifçe araladı.

“Bunlar yine burada.”

İçimde bir şey koptu.

“Annemin kaybolmasıyla ilgileri var.”

Mila bana baktı.

“Emin misin?”

“Hayır.”

Bir an durdum.

“Ama başka açıklama bulamıyorum.”

***

Öğlene kadar evde kaldık.

Sonra kapının altından bir kâğıt itildi.

Üçümüz de aynı anda ona baktık.

Leo kapıya yaklaşırken ben kolunu tuttum.

“Dokunma.”

“Niye?”

“Bilmiyorum.”

Belimdeki hançeri düşündüm.

Sonra kâğıdı yerde bıraktım.

Mila uzun bir tahta parçasıyla kâğıdı kendine doğru çekti.

Üzerinde yalnızca birkaç kelime vardı.

**Eski atölyeye gitmeyin.**

Başımı kaldırdım.

“Bu kadar mı?”

Kâğıdın arkasını çevirdim.

Boştu.

“Bunu kim bıraktı?”

Leo kapının dışına baktı.

Kimse yoktu.

Mila kâğıdı tekrar inceledi.

“Belki bizi uyarmaya çalışıyorlar.”

“Ya da oraya gitmemizi istiyorlar.”

Leo bana baktı.

“Hangisi?”

“Bilmiyorum.”

Kâğıdı katladım.

Tam o sırada belimdeki hançer yeniden ısındı.

Bu kez daha belirgin.

Elimi belime götürdüm.

“Aria?”

“Bir şey yok.”

Ama bir şey vardı.

Kâğıdı tuttuğum elim titriyordu.

***

Akşam olmadan önce eski atölyenin bulunduğu bölgeye gittik.

Bunu yapmak iyi bir fikir değildi.

Biliyordum.

Mila da biliyordu.

Leo zaten yol boyunca bunun kötü bir fikir olduğunu söylemişti.

Ama annem kayıptı.

Ve elimizde ilk kez onunla bağlantılı olabilecek bir iz vardı.

Atölye, Ashkareth'in daha tenha bir kısmındaydı.

Kapısı paslanmıştı.

Pencerelerden biri kırıktı.

İçerisi karanlıktı.

Leo kapıyı itti.

Gıcırdayarak açıldı.

İçeri girdik.

Hava ağırdı.

Eski metal ve kül kokuyordu.

“Burada biri yaşamıyor,” dedi Mila.

“Uzun zamandır yaşamıyor.”

Duvarları incelemeye başladık.

Masanın üzerinde eski aletler vardı.

Bir köşede yarım kalmış bir metal parçası.

Yerde birkaç kutu.

Sonra durdum.

“Bakın.”

Duvarın dibinde küçük bir kumaş parçası vardı.

Koyu renkli.

Üzerinde ince gümüş bir iplik.

Mila'nın bulduğu parçaya benziyordu.

Eğilip aldım.

Hançer yine ısındı.

Bu kez sıcaklık avucumdan koluma kadar yayıldı.

Gözlerimi kapattım.

Bir an için etrafımdaki sesler kayboldu.

Atölyenin görüntüsü bulanıklaştı.

Sonra bir koridor gördüm.

Taş duvarlar.

Hızlı adımlar.

Bir kadın.

Yüzünü göremiyordum.

Ama saçlarını tanıyordum.

Annem.

“Anne!”

Görüntü aniden kayboldu.

Gözlerimi açtığımda dizlerimin üzerine çökmüştüm.

Mila beni tutuyordu.

“Aria!”

Nefes almaya çalıştım.

“Onu gördüm.”

“Kimi?”

“Annem.”

Leo'nun yüzü değişti.

“Nerede?”

“Bilmiyorum.”

“Ne gördün?”

“Bir koridor.”

“Başka?”

Başımı salladım.

“Yüzünü göremedim.”

Hançeri düşündüm.

Ama onlara bundan bahsetmedim.

Henüz.

Tam o sırada dışarıdan sesler geldi.

Ayak sesleri.

Birden fazla kişi.

Leo kapıya baktı.

“Gök.”

Mila'nın yüzü gerildi.

“Buraya nasıl geldiler?”

Bilmiyordum.

Ama cevap arayacak zamanımız yoktu.

“Arka taraftan.”

Atölyenin arkasına koştuk.

Dar bir kapı bulduk.

Leo omzuyla itti.

Kapı açıldı.

Üçümüz dışarı çıktık.

Arkamızdan sesler geliyordu.

“İçeriyi kontrol edin!”

Koşmaya başladık.

Dar sokaklardan geçtik.

Kimse arkamızdan gelmedi.

Ama Gök görevlilerinin neden tam o anda oraya geldiğini düşünmeden edemiyordum.

Biri bizi takip etmişti.

Ya da…

Biri onları oraya göndermişti.

***

Eve döndüğümüzde hava çoktan kararmıştı.

Kapıyı kapattık.

Üçümüz de nefes nefeseydik.

Leo duvara yaslandı.

“Bir daha bana kötü fikir dediğimde beni dinleyin.”

Mila ona baktı.

“Sen de geldin.”

“Arkadaşlık böyle bir şey.”

İstemeden güldüm.

Sonra gözlerim masanın üzerine kaydı.

Sabah orada olmayan küçük bir kutu vardı.

Donup kaldım.

“Bu ne?”

Mila yanıma geldi.

Kutunun kapağını açtım.

İçinde birkaç eski kâğıt vardı.

Üstteki kâğıdı aldım.

Annemin el yazısıydı.

Bunu hemen tanıdım.

Kâğıtta yalnızca bir cümle vardı.

**Aurea'ya güvenme.**

Başka bir kâğıdı çevirdim.

Üzerinde aynı spiral işaret vardı.

Altında tek bir kelime:

**Elysara.**

Kalbim hızlandı.

Aurea.

Elysara.

Annem.

Bunların birbirine nasıl bağlandığını bilmiyordum.

Ama artık bir şeyden emindim.

Annemin kaybolması tesadüf değildi.

Ve onu bulmak için yalnızca Ashkareth'in sokaklarını aramak yetmeyecekti.

Elimdeki kâğıda baktım.

Sonra belimdeki hançere.

İlk kez, annemin bana verdiği şeyin neden önemli olduğunu anlamaya başladığımı hissettim.

Ama henüz ne olduğunu bilmiyordum.

Sadece annemin bir zamanlar bana söylemediği bir yere işaret ettiğini biliyordum.

Aurea.

Ve oraya gitmek istemesem bile…

Bir gün gitmek zorunda kalabileceğimi düşündüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.