27. bölüm / 47
Gizem27. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 27. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM2.803 kelime
- 2 2. BÖLÜM1.007 kelime
- 3 3.BÖLÜM926 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.456 kelime
- 5 5. BÖLÜM941 kelime
- 6 6. BÖLÜM1.907 kelime
- 7 7. BÖLÜM1.355 kelime
- 8 8.BÖLÜM1.370 kelime
- 9 9. BÖLÜM1.401 kelime
- 10 10. BÖLÜM373 kelime
- 11 11.BÖLÜM1.856 kelime
- 12 12. BÖLÜM833 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.048 kelime
- 14 14. BÖLÜM370 kelime
- 15 15. BÖLÜM738 kelime
- 16 16. bölüm1.032 kelime
- 17 17. BÖLÜM1.079 kelime
- 18 18 BÖLÜM556 kelime
- 19 19. BÖLÜM2.391 kelime
- 20 20. BÖLÜM1.436 kelime
- 21 21. BÖLÜM722 kelime
- 22 22. BÖLÜM897 kelime
- 23 23. BÖLÜM789 kelime
- 24 24. BÖLÜM338 kelime
- 25 25. BÖLÜM821 kelime
- 26 26. BÖLÜM1.374 kelime
- 27 27. BÖLÜM505 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. BÖLÜM476 kelime
- 29 29. BÖLÜM864 kelime
- 30 30. BÖLÜM1.662 kelime
- 31 31. BÖLÜM450 kelime
- 32 32. BÖLÜM1.274 kelime
- 33 33. BÖLÜM774 kelime
- 34 34. BÖLÜM1.579 kelime
- 35 35. BÖLÜM1.584 kelime
- 36 36. BÖLÜM1.373 kelime
- 37 37. BÖLÜM941 kelime
- 38 38. BÖLÜM2.305 kelime
- 39 39. BÖLÜM2.064 kelime
- 40 40. Bölüm2.221 kelime
- 41 41. BÖLÜM1.864 kelime
- 42 42. BÖLÜM1.247 kelime
- 43 43. BÖLÜM1.751 kelime
- 44 44. BÖLÜM2.750 kelime
- 45 45. BÖLÜM1.115 kelime
- 46 46. BÖLÜM1.914 kelime
- 47 47. BÖLÜM2.173 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gelmiştik.
Ama burayı hiç tanımıyordum.
Herkes arabadan indi…Ama ben…
İnemedim.
Ayağım yere basar basmaz burkuldu.
Tam düşecek gibi oldum ki…
Emir beni kucağına aldı.
Hiç tereddüt etmeden.
O sırada bir adam seslendi:
“Kucakla getir evlat.”
“Tamam patron.” dedi Emir gülerek.
Gözlerimi devirdim.
“Pis sırık… çok komik değil mi?” dedim.
“Evet, çok komik.” dedi umursamazca ve yürümeye devam etti.İçeri girdik.
Yavaşça beni koltuğa bıraktı.Üzerimi örttü.
Hiçbir şey demeden uzaklaştı.
Biraz sonra Ceyda geldi.
Koşup sarıldık.
O an… gerçekten özlediğimi fark ettim.
“İyi misin?” dedi.
“Şimdi daha iyiyim…” dedim.
Bir süre konuştuk.
Sonra Emir geldi.
Elinde bir tabak vardı.
“Al, aç ağzını.”
“Aç değilim.”
Kaşlarını çattı.
“Aç lan şunu.”
“Of…” dedim istemeye istemeye.
Çorbayı yudumlamaya başladım.
Birkaç dakika içinde bitirmiştim bile.Sonra ona baktım.
“Uyumak istiyorum.”
“Burada olmaz.”
Tam o sırada o adam geldi.
“Emir! Onu senin odana götür. Üstünü sıkı ört. Sonra konuşuruz.”
“Tamam abi.” dedi Emir.
Tekrar beni kucağına aldı.
Bu sefer daha dikkatliydi.
Merdivenleri hızlıca çıkıp odasına girdik.
Ve beni yatağa bıraktı…
Yatağındaydım…
Öylece ona bakıyordum.
Hiç konuşmadan.
Sanki kelimelere gerek yokmuş gibi.
Yavaşça yanıma yaklaştı.
Alnıma bir öpücük kondurdu.
“Sonunda…” dedi fısıltıyla.“Sonunda nefesini hissettim.”
Gözlerimi kapatıp hafifçe gülümsedim.
“Sonunda…” dedim ben de.
Bir süre sadece birbirimize baktık.
Sessizce…
Ama her şeyi anlatan bir sessizlikti bu.
Sonra yavaşça geri çekildi.
Hiçbir şey demeden odadan çıktı.
Kapı kapandı.
Ben ise…
Onun kokusuyla sarılı kalmış gibi hissederekgözlerimi kapattım.
Ve derin bir uykuya daldım.
********
Uyandım.
Etrafıma bakındım.
Yavaşça yataktan döndüm… ayağa kalktım.Canım yanıyordu ama içimde başka bir his vardı.
Sanki… toparlanmam gerekiyordu.
Kapıya doğru adım attım.
Ağır ağır ilerliyordum.
Merdivenlere geldim… inmeye başladım.
Tam o sırada biriyle karşılaştım.
“Yardım edeyim mi?” dedi.
“Yok… ilerlerim ben.” dedim.
Ama daha bir adım atamadan dengemi kaybettim.
Düşecekken…
Belimden tuttu.
Bir an istemeden ona sarılmış oldum.
Hafifçe güldü.
“İnatçı seni…” dedi.
Hiç sormadan beni kucağına aldı.
Merdivenleri dikkatlice indi.
Birkaç adım sonra salona vardık.
Beni indirirken diğerine seslendi:
“Abi, paket açılmış.” dedi gülerek.
İçimden “ciddiyetsize bak…” diye geçirdim.
Diğer adam sertçe karşılık verdi:
“Bırak kızı, geveleme de Emir’i çağır.”
Beni yavaşça bıraktı.
Ve bir anda…
O adamla göz göze kaldım.
Ortam bir anda ciddileşmişti.
“Nasılsın?” dedi.
Koca gözleriyle bana bakıyordu.Renkli gözleri, kırışmış yüzü… ama duruşu hâlâ sertti.
“Biraz daha iyi…” dedim.
Bir süre sustu.
Sonra:
“Beni tanıyor musun?”
“Hayır.”
Başını hafifçe salladı.
“Ben Fikret.”
“Ben de Gizem.”
Gözlerini kısmadan, uzun uzun baktı bana.
“Tanırım seni…” dedi.
Bir an durdu, sonra devam etti:
“O kadar uğraştım… ama seni o itin elinden alamadım.”
Şaşkınlıkla baktım.
“Öyle mi…” diyebildim sadece.
Tam o sırada Emir içeri girdi.
“Abi… adamı serbest bırakmışlar.”
Fikret hiç istifini bozmadı.
“Sorun değil. O yakında kendi ayaklarıyla gider oraya.”
Bunları söylerken hâlâ bana bakıyordu.
O bakışlar… rahatsız ediciydi.Sonra ayağa kalktı.
“Hazırlanın evlat.” dedi.
“Gizem’i barakaya götürün. Ceylan’ı çağırın… eğitim versin. Ve şunu giydirin.”
Hiçbir şey anlamamıştım.
Kalktı… ve gitti.
Hemen Emir’e döndüm.
“Emir… anlamadım. Ne eğitimi?”
Yüzü ciddiydi.
“Seni götürsünler, Gizem.”
Kalbim sıkıştı.
“Ne oluyor?” dedim.
Bana bakmadan konuştu:
“Yakında… büyük bir oyun oynanacak.”
Bir an durdu.
Sonra hiçbir şey söylemeden…
yanımdan ayrılıp gitti.
Ben ise olduğum yerde kalakaldım.
Ne oyunu…?
Bölüm etkileşimi
