17. bölüm · Gizem
17. BÖLÜM
Amcamların evindeydim.
Mehmet duştaydı, yengem mutfakta yemek yapıyordu. Amcamla konuşmaya karar verip yanına gittim.
“Amcam…”
“Efendim Gizemciğim?”
“Amca, ben kendime bir ev ve araba almak istiyorum.”
Amcam bir an durup bana baktı.
“Gizemciğim, alırsın tabii. Biliyorsun sana engel olmam ama ben artık eskisi gibi değilim.”
Başımı salladım.
“Sorun değil amca. Ben kendim halletmeye çalışacağım.”
Amcam hafifçe gülümsedi.
“Tamam kızım, sen nasıl istersen.”
Oturduğum yerden yavaşça kalkıp odama doğru ilerledim.
Tam o sırada banyodan Mehmet’in sesi geldi:
“Gizem! Valizini hazırlasana!”
Dolabımın önüne gidip kapağını açtım. Beğendiğim kıyafetleri tek tek çıkarıp yatağın üzerine attım.
Sonra bir adım geri çekilip hepsini dikkatlice süzdüm.
Valize koyacağım kıyafetleri tek tek seçip ayarlamaya başladım.
Valize koyduklarım:
Siyah eşofman ✅
Siyah kot
Mini ceket
Kalın hırka (2 adet)
2 sweatshirt
Büzgülü bir bluz
Kot pantolon
Diş fırçası ve macunum
Makyaj malzemelerim
Valizim küçüktü, bu yüzden sığacak kadar eşya almıştım.
Sonra yanımda taşıyacağım yuvarlak çantamı aldım. İçini temizleyip gerekli şeyleri yerleştirdim.
Çantama koyduklarım:
Kulaklık
Powerbank
İlaçlarım
Şarj aletim
Islak mendil
Peçete
Her şeyi hazırladıktan sonra artık yorulduğumu fark ettim.
Yatağıma uzandım, en rahat uyku pozisyonumu buldum ve gözlerimi kapattım.
Bir süre sonra derin bir uykuya daldım.
Sabah olmuştu. Mehmet odanın içinde bağırıyordu.
“Bok var gibi ne bağırıyorsun ya!” dedim sinirle.
Mehmet bana dönüp bağırdı:“Uyan! Geç kaldık be!”
Gözümü yarı açıp saate baktım.
“Lan mal, saate bak!” dedim.
Telefonumdaki alarmı gösterdim: 06.25.
Yastığı ona fırlatıp tekrar yatağa gömüldüm.
Tam yeniden uykuya dalacakken telefonum çalmaya başladı. Telefonun titremesiyle gözlerimi açtım.
Ekrana baktım.
Emir arıyordu… hem de görüntülü.
Doğrulup oturdum. Yüzümü ekşittim.
“Ne alaka şimdi? Sabah sabah neden arıyor?” diye mırıldandım.
Bir an tereddüt ettim ama sonra üzerimi biraz düzeltip görüntülü aramayı açtım.
Emir ekranda gülüyordu.
“Günaydın psikopat!” dedi.
Ben ise sert bir sesle cevap verdim:“Günaydın, buz çocuk.”
Emir kaşını kaldırdı.
“Neredesin?”
“Nerede olacağım? Amcamlardayım.”
“Hazır mısın? Mehmet’le seni alayım.”
Başımı iki yana salladım.
“Şimdi hazırlanırım. Sen bizi alma, biz geliriz.”
Emir hiç düşünmeden cevap verdi:
“On beş dakikaya sizdeyim, Gizem.”
Sonra da telefonu yüzüme kapattı.
Derin bir of çektim.
“Of ya!”
Sinirden söylenmeye başladım.
“Gıcık… uyuz… ayı…!”
Yorganı resmen ısırıyordum.
Tam o sırada telefonum tekrar öttü.
Dıt. Dıt. Dıt.
Mesaj gelmişti.
Ekrana baktım.
“Bana saymayı bırak, giyin!”
Mesajı okuyunca şok içinde kaldım.
Ne oha ya… Kesin beni dikizliyordu.
Şaşkın şaşkın yataktan kalktım. Dolabıma yönelip hızlıca bir şeyler bulup giyindim.
Mehmet’le birlikte aşağı indik. Mutfakta hızlıca bir şeyler atıştırdık ve evden çıktık.
Kapıya çıktığımızda Emir çoktan gelmişti. Arabasının yanında bizi bekliyordu.
Ama yalnız değildi…
Arkasında peş peşe dizilmiş yedi araba daha vardı.
Kaşlarımı çatıp yanına doğru yürüdüm.
“Ne oluyor?”
Emir omuz silkti.
“Bir şey yok, bizimkiler.”
Başımı iki yana salladım.
“Yeminle mahallede adımız çıkacak ya.”
Emir umursamaz bir şekilde cevap verdi:
“Çıksın. Ne olacak yani? Kötü bir şey mi yapıyoruz şu an? Ver valizini… Mehmet sen de ver.”
Gözlerimi devirdim.
“Sus ya… Bir de konuşuyor.”
Elim arabanın kapı koluna gitti. Arkaya oturacaktım ki Emir sert bir sesle konuştu:
“Gizem, öne otur.”
Ona sert bir bakış attım. Arkadaki kapıyı sertçe kapattım.
Sonra ön kapıyı açıp hızlıca arabaya bindim ve kapıyı kapattım.
Sinirlenmiştim.
Ona gelmemesi için söylemiştim.
“Neden geliyorsun be adam…” diye içimden söyleniyordum.
Resmen burnumdan soluyordum.
Emir kaşlarını çattı, bana kısa bir bakış attı ve arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.
Hızlıca ilerliyorduk.
Arabanın içinde sessizlik hâkimdi. Emir’in yanında oturuyordum. Ara ara bana bakıyor, sonra hafifçe gülümsüyordu.
Sessizlik bir süre daha sürdü.
Sonra Mehmet öne doğru eğilip Emir’e sordu:
“Emir, hayatında hiç âşık oldun mu?”
Emir gözünü yoldan ayırmadan cevap verdi:
“Evet, oldum.”
Mehmet merakla devam etti:
“Nasıldı?”
Emir kısa bir an düşündü.
“Gayet güzeldi… Önce hareketleri ve tavırları hoşuma gitti. Sonra gülüşü ve gözleri…”
Bir an sustu.
“Şimdi ise nerede aşk varsa, orada yavşaklar var.”
Arabanın içindeki hava bir anda değişmişti.
Dayanamayıp ben de sordum:
“Aşka inanır mısın?”
Emir başını hafifçe bana çevirdi.
Gözleri yine o buz gibi bakışıyla bana takıldı.
“O eskidendi… şimdi değil.”
Okula çoktan gelmiştik.
Ceyda ve diğerleri kapının önünde bizi bekliyordu.
Emir arabadan inmeden konuştu:
“Mehmet, Gizem… aynı arabada olalım.”
Mehmet başını salladı.
“Tamam.”
Kapıyı açıp arabadan indi.
Ben de arabadan inip Emir’e kısa bir bakış attım. Sonra Mehmet’in yanına doğru yürüdüm.
Tam önümden geçiyordu. Kolunu tutup durdurdum ve bana dönmesini sağladım.
“İnanma demiştin bana… Ama sen ne yapıyorsun?”
Mehmet derin bir nefes aldı.
“İnanma dedim, doğru. Neden biliyor musun?”
Bana ciddi bir ifadeyle baktı.
“Çünkü o kimseyi sevmez. Umursamaz. Sadece kendini düşünen bir insan.”
Sözleri ağır gelmişti.
Mehmet devam etti:
“Sadece gönlün ona kaymasın, bana yeter. Ama arkadaş olarak kalabilirsin, onda bir problem yok… emin ol.”
Tam o sırada konuşmamızın ortasında Feyza hoca yanımıza geldi.
Bizi izledi ve yerlerimizi almamızı istedi.
Kalabalığın önüne doğru ilerledim. İçeri girdikten birkaç dakika sonra ismim anons edildi.
Derin bir nefes alıp kürsüye çıktım.
Yapacağım konuşmayı dün gece hazırlamıştım, ne söyleyeceğimi biliyordum.
Mikrofona yaklaşıp konuşmaya başladım.
“Günaydın arkadaşlar.”
Kalabalık yavaşça sessizleşti.
“Şimdi sessiz bir şekilde sıralamalarımızı yapıp otobüslere bineceğiz. Grup kuruldu, oradan da haberleşme yapılacaktır. Gideceğimiz yeri ben size bildireceğim.”
Kısa bir duraksama yaptım.
“Lütfen sessiz olup sıralama yapalım.”
Bir an telefonuma gelen mesaja baktım. Ardından tekrar mikrofona dönüp konuşmaya devam ettim.
“Herkes beni dinlesin.”
“9 ve 10. sınıflar, 1 ve 2 numaralı otobüslere binecektir.
9. sınıflardan A, B, C sınıfları;
10. sınıflardan A, B, C sınıfları… Hadi, ilerleyin.”
Öğrenciler hareketlenmeye başlamıştı.
“Şimdi 11 ve 12. sınıflar.Siz de A, B, C sınıfları olarak 5 ve 6 numaralı otobüslere ilerleyelim.”
Kalabalık yavaş yavaş yerleşiyordu.
“Sırada…9. sınıflardan D, E, F,
10. sınıflardan D, E, F, G sınıfları…
3 ve 4 numaralı otobüslere geçebilirsiniz.”
Bir kez daha etrafa baktım ve devam ettim.
“Şimdi 11. sınıflardan D, E, F ve
12. sınıflardan D, E, F sınıfları…
Dil öğrencileriyle birlikte 7 ve 8 numaralı otobüslere ilerleyelim.”
Son olarak ekledim:
“Son otobüsler, yani 9 ve 10 numaralı otobüsler, öğretmenlerimiz için ayrılmıştır.”
Mikrofona biraz daha yaklaşıp konuşmamı bitirdim.
“Arkadaşlar, lütfen hızlı ve düzenli bir şekilde yerlerinizi alın.”
Kısa bir gülümsemeyle ekledim:
“Hepinize iyi yolculuklar dilerim.”
Valizimi çekerek ilerledim.
Emir aşağıda sigara içiyordu. Ona doğru dönüp sordum:
“ Mehmetler nerede? ”
“ İlerideki 8 numaralı otobüsteler. Sen git, ben geliyorum, ” dedi.
Valizimi muavine teslim edip otobüse bindim. Basamakları çıkar çıkmaz Ceyda ve Merve’nin heyecan dolu çığlıkları yükseldi:
“ Gizem, buraya gel! ”
“ Hayır, Gizem benim yanıma oturacak! ”
Onların bu tatlı çekişmesine kahkahalarla karşılık verirken, tam o anda omuzumda Emir’in elini hissettim. Kızlara dönüp muzip bir tavırla:
“ Üzgünüm kızlar, o benimle oturacak, dedi. Ceyda kaşlarını kaldırıp sordu:
“ Kim demiş? ”
Emir, kendinden emin bir sesle yanıtladı:
“ Ben! ”
Otobüs zaten tıklım tıklımdı; anlaşılan o ki bu yolculuğu yine onunla yan yana geçirmekten başka çarem yoktu.
