9. bölüm / 19
GEÇMİŞİN LEKESİ9. Bölüm: Polisler Gider
Bölümler 19Şu an: 9. Bölüm: Polisler Gider
- 1 1. Bölüm: "Kokuyu Salona Verme"629 kelime
- 2 2. Bölüm: "Zabıta ve Zombi Vakası530 kelime
- 3 3. Bölüm: "Borç, Peynir ve Mahalle Baskısı"567 kelime
- 4 4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme564 kelime
- 5 5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet716 kelime
- 6 6. Bölüm: Mert'in Odasındaki Sır ve Balta616 kelime
- 7 7. Bölüm: Sokak Lambası Sönerken ve Balta Kalkar576 kelime
- 8 8. Bölüm: Sena'nın Harika Planı776 kelime
- 9 9. Bölüm: Polisler Gider702 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği863 kelime
- 11 11. Bölüm: Temizlik Vakti ve Kanlı Merdivenler639 kelime
- 12 12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf735 kelime
- 13 13. Bölüm: "Zihnin Parçalandığı An"717 kelime
- 14 14. Bölüm: Küllenen Sokağın Kıyısında700 kelime
- 15 15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği619 kelime
- 16 16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş772 kelime
- 17 17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı481 kelime
- 18 18. Bölüm: Mutfağın Son Bıçak Darbesi ve Kırmızı Sessizlik829 kelime
- 19 19. Bölüm: Son Pardenin Külleri834 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
9. Bölüm: Polisler Gider
Sahne 1: Bodrumdan Yükselen Ses ve Komiserin Şüphesi
Evin içerisine yayılan o derin ve boğuk tıkırtı sesi, salondaki tüm havayı bir anda dondurur. Komiser, elindeki telsizi biraz daha sıkı kavrar ve kaşlarını çatıp sesin geldiği yöne, yani yerdeki o kilitli demir kapağa doğru bir adım atar.
Komiser
"Hanımefendi... o ses de neydi öyle? Evde kimse yok demiştiniz, değil mi? Zemin kattan gelen o vuruş sesleri neyin nesi?"
Sena (Yaşı kamuoyuna açık değil), yüzündeki o sarsılmaz sakinliği bir an bile kaybetmez. Dudaklarındaki hafif tebessümle komiserin üzerine doğru bir adım atar, sigarasının külünü yere silkeleyerek gözlerini polisin gözlerine diker.
Sena
"Eski binalar memur bey... İstanbul'un nemi, boruların genleşmesi. Beş yıllık bir binanın alt yapısı çürümüş olunca, rüzgar vurdukça tahtalar inler, borular da böyle 'tak tak' diye ses çıkarır. Bilmez misiniz eski evleri?"
Komiser, Sena’nın bu kadar rahat yalan söylemesine ve gözünü bile kırpmadan yüzüne bakmasına şüpheyle yaklaşır. Arkasındaki iki polis memuruna işaret eder.
Komiser
"Kontrol edin. Bodruma inen kapı nerede bakın bakalım."
Sahne 2: Odalardaki Nefesler Tutuluyor
Odalara çekilmiş olan ekip, kapı aralarından dışarıda yaşananları nefeslerini tutarak dinlemektedir.
Kaan (33), duvara yaslanmış, alnından süzülen soğuk terleri silmektedir. Yanındaki Emre (25) ise cebindeki çakmağı sıkmaktan parmakları beyaza bürünmüş haldedir.
Kaan
(Fısıltıyla, boğuk bir sesle)
"İçeri giriyorlar... Bodurumu açacaklar Emre. Bittik lan. Hepimizi o demir parmaklıkların arkasına atacaklar."
Emre
(Dişlerini gıcırdatarak)
"Kapa çeneni Kaan! Sena bir şey düşünmüştür. O kadın bu mahalleyi cebinden çıkarır, polisini de yorar."
Üst katta, Sarp (19) ve Mert (16) aynı odadadır. Sarp, elindeki o paslı baltayı yere bırakmış, pencereden dışarıdaki polis otosunun yanıp sönen kırmızı-mavi ışıklarını izlemektedir. Mert ise odanın köşesinde, duvardaki kanlı çizimlerin arasında oturmuş, sessizce kıkırdayarak parmaklarıyla ritim tutmaya devam etmektedir.
Sahne 3: Sena’nın Zehirli Dilinin Zaferi
Polis memurlarından biri, salonun köşesindeki ağır demir asma kilitli bodrum kapağına doğru yaklaşır. Kapağın üzerine basıp şöyle bir yoklar. Tam o sırada Sena sesini biraz daha yükseltir, sesi odada yankılanırken otoriter ve adeta tehditkar bir tona bürünür.
Sena
"Memur bey... arama emriniz var mı?"
Komiser duraksar, polise 'dur' işaretini verir.
Komiser
"Ne emri Hanımefendi? İhbar var, asayişi bozacak şekilde bağrışmalar ve silah veya balta sesleri duyulduğu söylendi."
Sena hafifçe alayla güler.
Sena
"İhbarı yapan alt komşu Hakkı Bey'dir. Adamın akli dengesi yerinde değil, her gece rüyasında cinayetler görüp polisi arıyor. Üstelik bu evin kime ait olduğunu biliyor musunuz? Burası eski bir mahkeme üyesinin mülküydü. Eğer arama emriniz olmadan o kapağı açarsanız, sabaha o üniformanızı üzerinizden aldıracak kadar çok avukatla uğraşırsınız. Karar sizin... İsterseniz açın, paslı kömür çuvallarından başka bir şey bulamazsanız da sabah ilk işim sizi mahkemeye vermek olur."
Sena’nın bu özgüvenli, kural tanımaz ve tehditkâr tavrı komiserin geri adım atmasına neden olur. Polisler birbirine bakar. Ortalıkta ne bir suç aleti açıkta durmaktadır (balta üst katta gizlenmiştir) ne de ortada somut bir ceset vardır; sadece tuhaf bir kadın ve eski bir evin gürültüsü vardır.
Komiser, Sena’nın gözlerinin içine birkaç saniye daha dik dik bakar, ardından başını iki yana sallar.
Komiser
(Telsizine uzanarak)
"Merkez, asılsız ihbar. Evde şüpheli bir duruma rastlanmadı, dönüyoruz."
(Sena’ya dönerek sertçe)
"Bu mahallede bir daha bu tarz bir gürültü duyarsam, o avukatların seni kurtaramaz hanımefendi. Haydi arkadaşlar, çıkıyoruz!"
Sahne 4: Sokak Lambası Yeniden Yanarken
Polisler geldikleri gibi gürültüyle evi terk ederler. Kırık ön kapıdan dışarı çıkıp polis otolarına binerler ve sirenleri kapatarak sokaktan uzaklaşırlar.
Mavi ve kırmızı ışıklar sokağın köşesinde kaybolduğunda, evin üzerine tekrar o ağır, sessiz ve kirli gece karanlığı çöker. Sokağın başındaki o bozuk lamba aniden bir kez daha titrer ve sarı ışığıyla kaldırıma yeniden hayat verir.
Odalardan kapı gıcırtıları yükselmeye başlar. Önce Emre, ardından Kaan ve Pelin yavaşça koridora çıkarlar. Heps ponerse yüzlerinde inanamamanın ve kıl payı kurtulmanın şaşkınlığı vardır.
Sena, salonun ortasındaki koltuğa geri oturmuş, sigarasından son bir nefes çekmektedir. Yüzünde en ufak bir yorgunluk emaresi yoktur.
Emre
(Yutkunarak, Sena’ya doğru bir adım atar)
"Helal olsun lan Sena... Kadın resmen tek başına bir orduyu geri püskürttü amına koyim."
Kaan
(Derin bir nefes alarak karısına bakar)
"Ömrüm ömrümden gitti... Sandım ki bittik."
Üst merdivenlerden Sarp iner. Elinde artık o balta yoktur ama gözlerindeki o derin, sönmeyen ateş hala parlamaktadır. Sarp, salondakilere ve Sena’ya bakar, ardından yavaşça sokağa açılan o kırık kapıya doğru yürür.
Ekip arkasından sessizce bakakalır. Bodrumdan ise hâkimiyetini ilan eden o tekdüze tıkırtı hafifçe gelmeye devam etmektedir: Tak... tak... tak...
Bölüm etkileşimi
