17. bölüm / 19
GEÇMİŞİN LEKESİ17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı
Bölümler 19Şu an: 17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı
- 1 1. Bölüm: "Kokuyu Salona Verme"629 kelime
- 2 2. Bölüm: "Zabıta ve Zombi Vakası530 kelime
- 3 3. Bölüm: "Borç, Peynir ve Mahalle Baskısı"567 kelime
- 4 4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme564 kelime
- 5 5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet716 kelime
- 6 6. Bölüm: Mert'in Odasındaki Sır ve Balta616 kelime
- 7 7. Bölüm: Sokak Lambası Sönerken ve Balta Kalkar576 kelime
- 8 8. Bölüm: Sena'nın Harika Planı776 kelime
- 9 9. Bölüm: Polisler Gider702 kelime
- 10 10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği863 kelime
- 11 11. Bölüm: Temizlik Vakti ve Kanlı Merdivenler639 kelime
- 12 12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf735 kelime
- 13 13. Bölüm: "Zihnin Parçalandığı An"717 kelime
- 14 14. Bölüm: Küllenen Sokağın Kıyısında700 kelime
- 15 15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği619 kelime
- 16 16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş772 kelime
- 17 17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı481 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. Bölüm: Mutfağın Son Bıçak Darbesi ve Kırmızı Sessizlik829 kelime
- 19 19. Bölüm: Son Pardenin Külleri834 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
17. Bölüm: "Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı"
Sahne 1: Bodrumdaki Donmuş Zamanın Kırılması
Metruk evin o yerin katmanlarına gömülmüş zifiri karanlık bodrumunda, hava birden keskin bir biçimde soğur. Fenerin sarı ışığı altında, 14 yaşındaki Charla’nın cansız bedeni mermer gibi hareketsiz yatmaktadır.
Ekip (Emre, Kaan, Pelin, Ali ve Ömer) bir adım bile geri atamayacak kadar büyük bir şokun ve korkunun pençesindedir. Ölülerin hareket etmediği, ses çıkaramadığı, sadece o donuk bakışlarıyla insanı içten içe kemirdiği kuralı, o saniyede yerle bir olur.
Önce derinlerden gelen hafif bir kemik çatırtısı duyulur. Çıt... çıt...
Bu ses, sanki yıllardır buz tutmuş bir nehir yatağının çatlaması gibidir. Ardından, bodrumun nemli zemininde yatan o genç kızın parmak uçları titrer.
Pelin
(Nefesi kesilmiş bir halde, elleriyle ağzını kapatarak fısıldar)
"Kıpırdadı... Tanrım, parmakları... parmakları kıpırdadı!"
Emre
(Geriye doğru bir adım atar, elindeki fener titrer)
"Saçmalama... Ölüler... ölüler hareket etmez lan! Olmaz öyle şey!"
Sahne 2: Ayağa Kalkış
Charla’nın gözlerindeki o donuk, ölü derinlik birden canlanır gibi parlar. 14 yaşındaki bedeni, yer çekimi kanunlarına meydan okurcasına, üst üste binmiş kemik sesleri eşliğinde yavaşça belden yukarı doğru doğrulur.
Ne bir yardım ister, ne ağlar, ne de nefes alır; ama o ayağa kalkmaktadır.
Beton zemine bastığı çıplak ayakları buz gibidir. Yavaşça doğrulan Charla, başını kaldırır ve gözlerini tam karşısında korkudan donakalmış olan ekibe diker. Üzerindeki o uzamış, kan lekesiyle kararmış pembe montunun etekleri nemli havada hafifçe sallanır.
Ali
(Korkudan duvara yapışarak, hırıltılı bir sesle)
"Kaçın... Lan kaçın buradan! Bu çocuk değil... Bu başka bir şey!"
Hiçbiri kıpırdayamaz. Ayakları betona mıhlanmış gibidir. Charla ağzını açmaz, tek bir kelime bile etmez; çünkü o hâlâ bir ölüdür. Sözel bir şey söyleyemez, ses çıkaramaz. Ama fiziksel olarak artık mühür kırılmıştır.
Sahne 3: Merdivenlere Doğru Yürüyüş
Charla, bodrumun o dar ve karanlık zemininde, adeta yer çekiminden bağımsız bir süzülmeyle ekibe doğru bir adım atar. Yüzü tamamen renksizdir, göz bebekleri ise odadaki herkesin ruhunu delip geçmektedir.
Emre, panik içinde geriye doğru kaçmaya çalışırken ayağı paslı bir demir parçasına takılır ve merdivenlerin başına doğru düşer. Kaan ve Pelin birbirlerine sarılmış, gözlerini kapatıp dua etmeye başlarlar.
Charla durur. Yavaşça başını yukarıya, merdiven boşluğuna çevirir. Zihninde, dışarıda sokağın başındaki duvara yaslanmış olan abisinin varlığını hissetmiş gibi, bodrumdan yukarıya doğru giden o ahşap merdivenlere yönelir.
Ömer
(Titreyen sesiyle gitarını düşürürken)
"Yukarı çıkıyor... Sarp’ın yanına gidiyor..."
Sahne 4: Sokağın Kapısına Doğru
Charla, merdiven basamaklarını çıkmaya başlar. Her adımında tahta merdivenler inler, fakat ayağının çıkardığı ses normal bir insanın yürüyüşünden çok, tahtaya sürtülen kemiklerin çıkardığı o boğuk tıkırtıyı hatırlatır.
Üst kata, salona ulaşır. Salonun kırık dökük eşyaları arasından süzülerek kırık ön kapıya doğru yürür.
Dışarıda, sokağın başındaki duvarın dibinde elinde baltayla sessizce oturmakta olan Sarp, kafasını yavaşça kaldırır. Gözleri evin kırık kapısına takılır.
Ve o kapının eşiğinde, beş yıldır rüyalarında, kabuslarında ve her sokak başında aradığı kardeşinin 14 yaşındaki silueti, ölümün o gri sessizliğiyle durmaktadır. Charla konuşmaz, ses çıkarmaz; ama ikisinin arasında kurulan o görünmez bağ, sokağın üzerindeki tüm küfürleri ve yalanları bir anda silip süpürür.
Bölüm etkileşimi
