5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet

Vaveyla Yazarı: Esma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet

5. Bölüm: "Pembe Montun Kanı ve Yukarıdaki İhanet"
Sahne 1: Bodrumun Ağzındaki Kıyamet
Sarp’ın (19) bodrumun karanlığından yükselen o zehir zemberek sesi, salonun ortasında dikilen ekibin üzerindeki tüm oksijeni çekip almıştır. Elindeki kanlı ve çürümüş pembe montla merdivenlerin başına doğru bakan Sarp, gözlerindeki o ölümcül öfkeyle adeta bir canavara dönüşmüştür.
Sarp
(Sesi duvarlarda yankılanarak)
"İnin lan aşağı! Sizi paramparça edeceğimi söylemiştim, inin buraya o... çocukları!"
Yukarıda duran Kaan (33), ellerini saçlarına geçirmiş, olduğu yerde titremektedir. Yanında duran Sena (Yaşı bilinmeyen kadın) ise en ufak bir panik belirtisi göstermeden, ellerini önünde kavuşturmuş bir şekilde aşağıya bakan Sarp’ı süzmektedir.
Kaan
(Fısıltıyla, Pelin’e doğru)
"Bitti... Pelin, her şey bitti amına koyim. O montu gördü. Artık o bodrumdan canlı çıkamayacağız."
Pelin
(Dişlerini sıkarak, yüzünde sert bir ifadeyle)
"Kapa çeneni Kaan! Korkak gibi titremeyi kes. Aşağı inerse hepimizi o baltayla doğrur; ama yukarıda kalırsa... yukarıda kalırsa hala bir şansımız var."
Emre (25) cebindeki çakmağı sertçe kapatır. Çakmağın sesi salonda metalik bir çığlık gibi patlar. Yüzündeki o asi, küfürbaz maske düşmüş, yerine suçluluğun getirdiği soğuk bir ter yerleşmiştir.
Emre
"Siktir et... Daha fazla saklayamayız. O çocuk o montu bulduysa, gerçeği de öğrenmek zorunda."
Sahne 2: Mert’in Koridordaki Dansı
O sırada üst kattan, Mert’in (16) odasının kapısı yavaşça aralanır. Asla küfür etmeyen Mert, elinde boya kalemleriyle koridora çıkar. Yüzüne boyalarla garip simgeler çizmiştir. Merdiven korkuluklarına yaslanır ve aşağıda birbirini yiyen ekibe bakarak kıkırdamaya başlar.
Mert
(Şarkı söyler gibi tonda)
"Mont çıktı ortaya, kan sızdı duvara,
Sarp abi şimdi girer büyük bir şoka...
Kim gömdü, kim biçti, kimler ellerini yıkadı?
Kıkır kıkır, pembe mont can yakamadı!"
Ali
(Sinirden delirmek üzere olan bir sesle, yukarıya bağırır)
"Lan ucube, sikik şarkılarını kes! Zaten canımız burnumuzda, bir de senin zihniyetsiz hallerini çekemem amına koyim!"
Mert, Ali’ye hiç aldırış etmez. Kafasını üç kez saat yönünde çevirir, ardından merdiven korkuluklarına oturarak bacaklarını sarktırmaya devam eder.
Sahne 3: Sarp’ın Merdivenlerden Çıkışı
Sarp, elindeki o çürümüş pembe montu sıkıca kavramıştır. Gözlerinden yaşlar süzülmektedir ama bu yaşlar zayıflığın değil, içindeki o dipsiz nefretin dışa vurumudur. Toprak içindeki ayaklarını merdiven basamaklarına vura vura yukarı tırmanır.
Sarp salona adımını attığında, ekibin etrafını sardığı o çember bir anda geriye doğru çekilir. Herkes birkaç adım geriler; çünkü Sarp’ın yaydığı enerji o kadar tehlikelidir ki, yaklaşanı yakacak kor gibi yanmaktadır.
Sarp
(Gözlerini tek tek üzerlerinde gezdirerek)
"Bu... Bu Charla’nın montu lan. Beş yıl önce, o ormanda kaybolduğu gün üzerindeydi. Ben şehir dışındaydım dediniz... 'Polis arıyor' dediniz... 'Bulacağız' dediniz amına koyim!"
Sarp, aniden sağda duran Hürkan’ın (27) yakasına yapışır. Hürkan neye uğradığını şaşırır, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açılır.
Sarp
"Söyle lan Hürkan! Sen o gece o ormanda mıydın? Siz... hepiniz o küçük çocuğa o baltayı siz mi vurdunuz?!"
Hürkan
(Nefessiz kalmış bir sesle, elleriyle Sarp’ın kollarını iterken)
"Sarp... yemin ederim... benden önce... dur lan! Beni bırak amına koyim, ben sadece..."
Emre
(Araya girip Sarp’ın bileğini tutar)
"Bırak Hürkan’ı Sarp! Onu bırak, bana bak!"
Sahne 4: İtirafın Eşiği ve Sena’nın Sırrı
Sarp, Hürkan’ı sertçe yere fırlatır ve başını Emre’ye çevirir. Gözlerindeki kan çanağı büyümüştür.
Sarp
"Sen mi tuttun o baltayı Emre? Yıllardır yüzüme bakıp 'Geçecek Sarp' diyen sen miydin o o... çocuğu?"
Emre derin bir soluk alır. Yüzündeki tüm kaslar gerilir. Başını öne eğer, ardından yavaşça kaldırıp Sarp’ın gözlerinin içine dik dik bakar.
Emre
"Evet, oradaydık Sarp. Hepimiz o ormandaydık."
Salonda mutlak, buz gibi bir sessizlik olur. Kaan gözlerini kapatır, Pelin ellerini birbirine kenetler. Ömer (29) omzundaki gitarı yere bırakır; paslı teller hafifçe inler.
Emre
"Ama o baltayı biz vurmadık Sarp... Charla’yı o gece o ormanda bulan da biz değiliz. Biz sadece... o vahşeti gördüğümüzde iş işten geçmişti. Korktuk. Mahalleye adımız çıkmasın, hepimizi o bok çukuruna gömerler diye korktuk. O yüzden aldık o montu ve kemikleri, bu evin altına gömdük."
Sarp
(Olduğu yerde donakalır, sesi fısıltıya dönüşür)
"Ne... ne diyorsun sen lan? Kim vurdu o zaman o baltayı?"
Sena (Yaşı bilinmeyen kadın), kalabalığın arasından sıyrılarak bir adım öne çıkar. Yüzünde o yılların izini taşıyan ama hiçbir yaşa sığmayan o garip tebessümle Sarp’a doğru yürür.
Sena
"Baltayı kimin vurduğunu öğrenmek mi istiyorsun Sarp?"
(Eliyle üst kattaki Mert’in odasını işaret eder)
"Yukarı bak... Ya da o bodrumdan gelen o seslerin kime ait olduğunu sanıyorsun? Ölüler konuşmaz demiştik ama... yaşayanların yarattığı canavarlar asla mezarda rahat uyumaz."
Sarp, Sena’nın parmağının işaret ettiği yöne, üst kata ve ardından tekrar elindeki kanlı pembe monta bakar. Ekip nefesini tutmuş, yaklaşan o kanlı finalin ilk kıvılcımını beklemektedir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.