GEÇMİŞİN LEKESİ kitap kapağı

12. bölüm / 19

GEÇMİŞİN LEKESİ

12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf

Vaveyla Yazarı: Esma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf

12. Bölüm: Dört Düşman, Bir Balta ve Kanlı İtiraf
Sahne 1: Dışarıdaki Karanlık Çember ve Paslı Balta
İstanbul’un rüzgarlı ve çürümüş kokulu ara sokağı, gece yarısının en keskin saatindedir. Kırık ön kapıdan dışarıya, mahallenin parke taşlarıyla döşeli o karanlık sokağına taşınmıştır her şey. Sokak lambasının sarı ışığı havada asılı duran toz bulutlarını aydınlatırken, tam ortadaki kaldırımın üzerine beş yılın bütün günahını sırtında taşıyan o paslı balta diklemesine saplanmıştır.
Baltanın demir ağzı yukarıya doğru bakmakta, kuru kan lekeleri sokak lambasının titrek ışığında siyah birer leke gibi parlamaktadır.
Baltanın etrafında ise gergin bir yay gibi gerilmiş dört kişi, aralarında kusursuz bir daire oluşturmaktadır. Birkaç adım uzakta kalan ekibin geri kalanı (Kaan, Pelin, Hürkan, Ömer ve Sena) sokağın köşesinden nefeslerini tutmuş bu ölüm çemberini izlemektedir.
Çemberin içindeki dört düşman: Emre (25), Sarp (19), Mert (16) ve Ali (24).
Sahne 2: Çemberin İçindeki Sessizlik ve İlk Kıvılcım
Havada uçuşan tek ses, rüzgarın tenekeleri tıngırdatması ve sokağın köşesinden gelen uzak bir köpeğin havlamasıdır. Sarp, gözlerini kırpmadan baltanın hemen karşısında duran Emre’ye dikmiştir.
Sarp
(Dişlerinin arasından sızan boğuk bir sesle)
"Çember tamamlandı. Şimdi kimse kaçamaz amına koyim. Beş yıldır bu sokağın her taşında adını aradığım o katil... bu dört kişinin arasından biri."
Emre
(Ellerini montunun ceplerine sokmuş, yüzünde tedirgin ama asi bir sırıtışla)
"Sarp, kafayı yedin oğlum sen! Sana söyledik ya lan, o ormana gittiğimizde o çocuk... yani Mert, elindeki o baltayla başımızda dikiliyordu. Biz sadece korktuk! Ben o baltayı ellerimle tutmadım!"
Ali
(Emre’ye doğru sert bir hamle yapar, yüzü öfkeden gerilmiştir)
"Kes sesini Emre! Sen o gece arkaya saklanıp sigara içerken ben ne yaptığını görmedim mi sanıyorsun? Hepimiz o bokun içine batmadık mı amına koyim? Şimdi temiz çocuk masalları anlatma bana!"
Mert ise dairenin içinde, ne bir küfür eden ne de korkan o garip haliyle çömelmiştir. Baltanın sapına parmağıyla hafifçe dokunur, ardından kafasını sağa sola sarsarak kıkırdamaya başlar.
Mert
(Şarkı söyler gibi)
"Balta ortada, etrafında dört kafa,
Kim vurdu Charla'yı, saklıyor bu defa...
Biri yalan söyler, biri kan kusar,
Gerçeği bilen adam, en önde susar... kıkır kıkır."
Sahne 3: Kavganın Patlak Verişi
Mert’in bu alaycı mırıltısı, Ali’nin sinir uçlarını tamamen koparır. Ali, Mert’in üzerine doğru atılır ve yakasından tutup sertçe duvara iter.
Ali
"Lan ucube! Seni buracıkta o baltayla kıtır kıtır doğrurtma bana! Beş yıldır senin yüzünden bu mahallede cehennem azabı çekiyoruz amına koyim!"
Sarp
(Gürleyen bir sesle Ali’nin bileğine yapışır)
"Bırak lan onu! Çek ellerini o... çocuğundan! Önce kimin vurduğunu öğreneceğiz, sonra herkes hak ettiğini alacak!"
Emre araya girmeye çalışır, Sarp'ı omzundan itekler.
Emre
"Sarp, sen asıl kendine bak lan! Bütün bu tiyatroyu çeviren, mahallenin amına koyan sensin! Belki de o gece ormanda sen vardın da hafızanı siktin attın, ha? Nereden biliyoruz senin o sırada o memlekette olmadığını?"
Bu suçlama bardağı taşıran son damla olur. Sarp, Emre’nin yakasına yapıştığı gibi olduğu yerde yumruğu patlatır. Emre’nin dudağı patlar, ağzından sızan kan sokak taşlarına damlar.
Sarp
"Senin o dilini sökerim Emre! Ben kardeşimi ararken sen onun mezarını bu evin altına kazıyordun o... evladı!"
Emre yerden kalkarken sinirle üzerine atılır ve ikisi birden kaldırımın üzerine yuvarlanırlar. Sokağın ortasında tekmeler, yumruklar havada uçuşur; küfürler geceyi yırtar. Ali onları ayırmaya çalışırken o da kavgaya karışır; Mert ise köşede oturmuş, bu kanlı boğuşmayı izleyerek ellerini birbirine vurup kahkahalar atmaktadır.
Sahne 4: İtirafın Eşiği ve Baltanın Sahibi
Kavga, Sarp’ın Emre’yi boğazından tutup duvara yapıştırmasıyla şiddetle durur. Emre nefessiz kalmıştır, gözleri yuvalarından fırlayacak gibidir. Ali soluk soluğa bir kenara çömelmiş, Mert ise hâlâ yerde kıkırdamaktadır.
Sarp
(Nefes nefese, bıçağını Emre’nin boğazına dayayarak)
"Son kez soruyorum... Charla’nın kalbine o baltayı ilk kim indirdi? Söyle lan!"
Emre, boğazındaki bıçağın soğukluğunu hissederken gözlerini kapatır. Göğsü hızla inip kalkmaktadır. Artık kaçacak hiçbir deliği kalmamıştır.
Emre
(Kesik kesik, fısıltı halinde)
"Ben... ben vurmadım Sarp... Yemin ederim ben vurmadım."
(Gözlerini açıp Mert’i işaret eder)
"Ama o gece... ormana ilk varan ben oldum. Charla... Charla henüz can çekişirken... Mert, elindeki o baltayla başında dikiliyordu. Biz onu korumak istedik Sarp... Çünkü Mert’in babası o mahallenin en güçlü belalısıydı, bizi o zaman paramparça ederdi. O yüzden o suçu üstlendik, cesedi sakladık."
Sarp’ın eli havada donar. Bıçak Emre’nin boğazından yavaşça kayar. Sarp başını yavaşça, yerde oturan Mert’e çevirir.
Mert, elleri kanlı ve kirli yüzüyle Sarp’a bakar. Hiç küfür etmez; sadece o çocuksu, hastalıklı gülümsemesini yüzüne yerleştirir.
Mert
"Çok ses yapıyordu... Ben de susturdum. Balta çok ağır değilmiş abicim... kıkır kıkır."
Sarp’ın elindeki bıçak kaldırım taşına düşer. Sokağın lambası son bir kez titrer ve tamamen söner; geriye sadece dördünün nefes sesleri ve karanlığın içindeki o zehirli gerçek kalır.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.