GEÇMİŞİN LEKESİ kitap kapağı

10. bölüm / 19

GEÇMİŞİN LEKESİ

10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği

Vaveyla Yazarı: Esma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği

10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği
Sahne 1: Kırık Kapının Örtüsü ve Sessizlik
Polis otolarının kırmızı ve mavi ışıkları sokağın son virajında kaybolup gittiğinde, geriye sadece motorların egzoz kokusu ve gecenin o zehirli sessizliği kalmıştır. Evin ön kapısı kırık dökük bir halde açık durmakta, dışarıdaki soğuk gece rüzgarı içeriye doğru uğultuyla esmektedir.
Salonda toplanan ekip (Emre, Kaan, Pelin, Ali, Hürkan, Ömer ve Sena), Sena'nın o akıl almaz blöfü sayesinde kıl payı atlatılan felaketin şokunu henüz üzerlerinden atamamıştır. Her biri odalarından çıkmış, birbirlerinin yüzüne suçluluk ve şaşkınlıkla bakmaktadır.
Kaan
(Alnındaki teri sleeve'i ile silerken)
"Ucuz atlattık amına koyim... Yemin ederim o komiser o kapağı açsaydı, şu an hepimiz demir parmaklıklar arkasındaydık."
Emre
(Sigarasını yakmak için çakmağına uzanır ama eli titrediği için alevi tutturamaz)
"Sena olmasaydı şimdiye çoktan ölmüştük. Ama... ama mesele bitmedi."
Emre başını yavaşça yukarı, merdiven boşluğuna doğru çevirir.
Üst kattan gelen ayak sesleri kesilmiştir. Sarp (19), odasından çıkmış, hiçbir şey söylemeden merdivenlerden aşağıya doğru inmektedir. Yüzünde ne bir öfke çığlığı ne de bir gözyaşı vardır; yüzü mermer gibi soğuk, bakışları ise zihnindeki tüm bağların koptuğunu gösteren bir boşlukla kaplıdır.
Sahne 2: Sarp’ın Kararlılığı ve Ekibin Dehşeti
Sarp salona adımını atar. Ekip, Sarp’ın bu ürkütücü sükuneti karşısında istemsizce geriye doğru iki adım geri çekilir. Hiçbiri onun gözlerinin içine bakmaya cesaret edemez.
Sarp
(Kısık ama evin her köşesinde yankılanan net bir sesle)
"Polisler gitti."
Emre
(Yutkunarak)
"Evet Sarp... Gittiler. Bitti, kapandı gitti işte. Hadi uzatmayalım..."
Sarp, Emre’ye dönmez. Gözlerini doğrudan salonun ortasında duran, o paslı asma kilidi kırılmış olan demir bodrum kapağına diker.
Sarp
"Bitmedi Emre. Siz az önce ne dediniz? O ormanda bulamadık, 'biz saklamadık, sadece korktuk' dediniz, değil mi? Mert ise o odada 'kardeşini oraya ben diktim' dedi."
Sarp yavaşça o kapağa doğru yürümeye başlar. Adımları o kadar ağırdır ki, her basışında tahta döşemeler inler.
Pelin
(Panikle öne atılır)
"Sarp... dur oğlum! Ne yapıyorsun? Orada hiçbir şey yok, sadece kömür var dedik ya!"
Sarp
(Pelin’e öyle bir bakış atar ki Pelin olduğu yerde donar)
"Köpür mü Pelin? Beş yıldır bana yalan söylediniz. 'Mezarda' dediniz, 'orman' dediniz. Ama o ses... her gece bu evin altından gelen o tıkırtı... o nefes... meğerse başından beri buradaymış, değil mi?"
Sarp, bodrum kapağının kenarından tutar. Kapağı sonuna kadar iter. Kapak duvara çarparak büyük bir gürültüyle açılır. Zifiri karanlık, bodrumun o ağır, çürümüş et ve küf kokusunu bir kez daha evin içine kusar.
Sahne 3: Bodrumun Karanlığına İniş
Salondakiler adeta taşa kesmiştir. Kaan ellerini yüzüne kapatır, Hürkan arkadaki duvara yaslanıp yere çöker. Sena ise kollarını kavuşturmuş, bu kaçınılmaz sonu izlemek üzere merdivenlerin başına yaklaşır.
Sarp, eline mutfaktan aldığı kalın, demir bir el fenerini alır. Işığı açar ve dönüp arkasına bile bakmadan merdivenlerden aşağıya, o zifiri karanlığa doğru inmeye başlar.
Tak... tak... tak...
Ayak sesleri beton zeminde yankılanır. Fenerin sarı ve güçlü ışığı merdiven basamaklarını aydınlatır. Sarp en alta iner. Zemin nemli, toprak ve taş karışıktır.
Fenerin ışığını etrafta gezdirdiğinde; köşede yığılı duran eski kömür çuvallarını, paslı boruları ve onların hemen yanında, duvara kazılmış gibi duran küçük, derin bir çukuru görür.
Çukurun üzeri kalın, çürümüş tahta parçaları ve eski bir brandayla kapatılmıştır.
Sarp’ın kalbi göğüs kafesini parçalayacak gibi çarpmaktadır. Soluğu kesilir, eli titrer ama durmaz. Demir feneri yere bırakır, ellerini toprağa ve brandaya daldırır.
Sahne 4: Gerçek Yüzünü Gösteriyor
Sarp, brandayı ve üzerindeki toprak katmanını büyük bir hırsla yırtarak kenara atar.
Ve oradadır.
Charla... Beş yaşında, o soluk pembe montu üzerindedir. Ama toprak altında, bir mezarlıkta değil; bu evin bodrumunun tam zeminine, betonun hemen altına adeta bir eşya gibi gömülmüş, daha doğrusu tıkıştırılmıştır. Aradan geçen beş yıla rağmen, o karanlık ve nemli ortamda beden tamamen çürümemiş, o küçük kız çocuğu bozulmuş, korkunç bir surette orada kalmıştır.
Elindeki balta yarası, küçük kızın göğsünde ve boynunda hâlâ o dehşet verici açıklığıyla durmaktadır. Mert’in o zamanlar söylediği “Kardeşini oraya ben diktim” sözü, burada, bu bodrumun betonunda gerçek bulmuştur; çünkü küçük beden, adeta evin temeline bir mühür gibi gömülmüştür.
Sarp, gördüğü manzara karşısında dizlerinin üzerine çöker. Sesli bir çığlık atmak ister ama boğazından sadece hırıltılı, boğuk bir nefes çıkar. Elleriyle kardeşinin o soğuk, toprak içindeki omzuna dokunur.
Sarp
(Ağlayarak, fısıltıyla)
"Charla... güzelim... seni... seni buraya mı koydular lan? Evin altına... nefes aldığımız yerin tam altına..."
Yukarıdan, bodrumun açık ağzından ekibin sesleri yankılanır. Emre dayanamayıp merdivenlerin başına kadar gelmiştir.
Emre
(Pişmanlıktan ezilmiş bir sesle)
"Sarp... üzgünüm... Yemin ederim o gece Mert’in elinde o baltayı gördüğümüzde ne yapacağımızı bilemedik. Çocuktu, kafası yerinde değildi. Polise gitsek hepimizi asarlardı... O yüzden... o yüzden buraya sakladık."
Sahne 5: Sarp’ın Değişimi ve Sonun Başlangıcı
Sarp, Emre’nin sesini duyduğunda yavaşça başını yukarıya, merdiven boşluğuna çevirir. Gözlerindeki o masum, öfkeli abi bakışı tamamen kaybolmuştur. Yerine, insanlığını ve aklını yitirmiş, o soğuk, ölümcül bir karanlık yerleşmiştir.
Sarp yavaşça ayağa kalkar. Yerdeki demir feneri eline alır, ardından bir adım önde duran o paslı, kuru kanlı baltaya uzanır. Baltayı kavrar.
Yukarıda duran Emre, Sarp’ın elindeki baltayı ve yüzündeki o ifadeyi gördüğünde geriye doğru korkuyla bir adım atar.
Emre
"Sarp... ne... ne yapıyorsun lan? Sarp, kendine gel!"
Sarp, baltayı omzuna atar ve bodrumun merdivenlerinden yukarıya, ekibin beklediği o odaya doğru ağır adımlarla tırmanmaya başlar. Her basamakta demir baltanın çıkardığı o hafif sürtünme sesi, evdeki herkesin ölüm fermanı gibi yankılanır.
Sarp
(Karanlığın içinden yükselen o tok ve buz gibi sesiyle)
"Oyun bitti Emre. Şimdi sıra temizlikte."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.