GEÇMİŞİN LEKESİ kitap kapağı

15. bölüm / 19

GEÇMİŞİN LEKESİ

15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği

Vaveyla Yazarı: Esma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği

15. Bölüm: "Zamanın Donduğu Bodrum ve Ondört Yaşın Sessizliği"
Sahne 1: Sabahın Kirli Işığı ve Evin Yeni Düzeni
İstanbul’un çürümüş, kömür kokulu sokağında güneş, gri bulutların arasından sızmaya çalışırken metruk evin üzerine ağır bir sis çökmüştür. Gece yaşanan o kanlı yüzleşmenin, havada uçuşan küfürlerin ve Sarp’ın dökülen gözyaşlarının üzerinden saatler geçmiştir. Sokak artık dışarıdan bakıldığında sıradan, unutulmuş bir yer gibi görünmektedir.
İçeride ise zaman, o kilitli bodrum kapağının altında bambaşka bir boyutta akmaktadır.
Sarp (19), salonun ortasındaki kırık masanın başına oturmuş, elleriyle başını kavramış bir şekilde boşluğa bakmaktadır. Emre (25) köşede sigarasını sessizce içerken, Kaan ve Pelin mutfakta birbirlerinin yüzüne bakmadan oturmaktadır. Mert (16) ise odasında, duvardaki kanlı çizimlerin arasında tek kelime etmeden yere bakarak sessizce sallanmaktadır.
Hiç kimse konuşmamaktadır. Sokağın gürültüsü kesilmiş, mahalle sanki bu evin içindeki lanetin ağırlığı altında nefes almayı bırakmıştır.
Sahne 2: Bodrumun Kapısının Ardındaki Değişim
Yerin katmanlarında, o zifiri karanlık ve nemli bodrum katında ise fizik kanunları çoktan hükmünü yitirmiştir.
Beş yıl önce, beş yaşında o balta darbesiyle hayattan koparılan Charla... artık o küçük, pembe montun içinde sıkışıp kalmış beş yaşında bir çocuk değildir. Ölüler aleminde zaman, yaşayanların aksine ruhun büyümesiyle akar. Ölü insanlar, çok genç yaşta trajik bir şekilde hayattan koparılan kişileri kendi dünyalarında biraz daha büyütür, onları yaşamadıkları o yılların eşiğine getirir.
Bodrumun o beton zemininde, hafif loş bir parıltının ortasında Charla durmaktadır.
Artık beş yaşında değildir. Üzerindeki o bir zamanlar kana bulanmış pembe mont, bedeniyle birlikte uzamış, 14 yaşında bir genç kızın o ince, zarif ama ölümün o solgun griliğiyle kaplı siluetine dönüşmüştür. Saçları ouzlarına dökülmekte, gözleri ise yaşayanların asla göreemeyeceği o dipsiz, donuk bir derinlikle doğrudan karşıdaki duvara bakmaktadır.
Fakat o bir ölüdür.
Ölü olduğu için hiçbir fiziksel hareket yapamaz, ne parmağını kıpırdatabilir ne de boğazından tek bir kelime, tek bir nefes sesi çıkarabilir. O sadece 14 yaşındaki bedeniyle, zamanın ve ölümün mühürlediği o odada, abisinin onu bulacağı o günü sessizce bekleyen bir hayallettir.
Sahne 3: Sarp’ın Aşağıya İnişi
Salonda oturan Sarp, birden başını kaldırır. Kulaklarında, o bodrum katından her gece gelen o tıkırtıların yerine bu kez bambaşka, daha ağır bir sessizlik yankılanmaktadır. Yerinden kalkar. Yüzü kireç gibi solmuştur.
Emre
(Sigarasını söndürerek ayağa kalkar)
"Nereye Sarp?"
Sarp
(Ses tonunda en ufak bir titreme yoktur, bıçak gibi keskindir)
"Aşağıya... Kardeşimin yanına."
Emre ve diğerleri engel olmaya çalışmaz. Sarp yürür, yerdeki paslı demir kapağı tutar ve çeker. Kapağın o gıcırtısı artık bir korku değil, kaçınılmaz bir sonun müziği gibidir.
Sarp eline fenerini alır, merdivenlerden aşağıya, o zifiri karanlığın içine doğru inmeye başlar.
Tak... tak... tak...
En alta ulaştığında fenerin sarı ışığını zemine, o beton çukuruna doğru tutar.
Sahne 4: Ondört Yaşındaki Yüzle Yüzleşme
Fenerin ışığı çukurun içine düştüğünde, Sarp’ın eli havada donar. Elindeki demir fener neredeyse parmaklarının arasından düşecektir. Nefesi kesilir, kalbi göğüs kafesini patlatacakmış gibi çarpmaya başlar.
Çukurda yatan çocuk artık o beş yaşında, dağınık ve küçük beden değildir.
Karşısında, 14 yaşında kocaman bir genç kız durmaktadır. Üzerindeki mont bedenine uyum sağlamış, yüz hatları belirginleşmiş, o çocuksu masumiyet yerini yılların bodrum karanlığında olgunlaşmış ama ölümün o gri rengine boyanmış hüzünlü bir yüz hatlarına bırakmıştır.
Sarp dizlerinin üzerine çöker. Eli titreyerek havaya kalkar, 14 yaşındaki Charla’nın o buz gibi, mermer kadar soğuk yanağına dokunmak ister.
Sarp
(Hıçkırıkları boğazına düğümlenerek, fısıltıyla)
"Charla... Sen... sen büyümüşsün..."
Charla’nın gözleri açıktır. Abisine bakmaktadır. Ama o bir ölüdür. Fiziksel olarak ne bir elini kaldırıp abisine dokunabilir ne de "Abiciğim" diyerek seslenebilir. Sadece 14 yaşındaki o donuk ve ölümün ötesinden bakan gözleriyle Sarp’ın gözlerinin içine bakar.
Ölüler konuşmaz, ölüler hareket etmez; ama varlıklarıyla yaşayanların vicdanını her geçen saniye daha derinden oymaya devam ederler.
Sarp, kardeşinin o hiç büyümediğini sandığı ama ölüler aleminde 14 yaşına gelmiş bedenine sarılır. Yukarıdaki sokakta hayat akmaya devam ederken, bu evin bodrumunda zaman mühürlenmiş, abi ile kardeş o karanlığın ortasında ebedi bir sessizliğe gömülmüştür.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.