4. bölüm / 19
GEÇMİŞİN LEKESİ4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme
Bölümler 19Şu an: 4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme
- 1 1. Bölüm: "Kokuyu Salona Verme"629 kelime
- 2 2. Bölüm: "Zabıta ve Zombi Vakası530 kelime
- 3 3. Bölüm: "Borç, Peynir ve Mahalle Baskısı"567 kelime
- 4 4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme564 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet716 kelime
- 6 6. Bölüm: Mert'in Odasındaki Sır ve Balta616 kelime
- 7 7. Bölüm: Sokak Lambası Sönerken ve Balta Kalkar576 kelime
- 8 8. Bölüm: Sena'nın Harika Planı776 kelime
- 9 9. Bölüm: Polisler Gider702 kelime
- 10 10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği863 kelime
- 11 11. Bölüm: Temizlik Vakti ve Kanlı Merdivenler639 kelime
- 12 12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf735 kelime
- 13 13. Bölüm: "Zihnin Parçalandığı An"717 kelime
- 14 14. Bölüm: Küllenen Sokağın Kıyısında700 kelime
- 15 15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği619 kelime
- 16 16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş772 kelime
- 17 17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı481 kelime
- 18 18. Bölüm: Mutfağın Son Bıçak Darbesi ve Kırmızı Sessizlik829 kelime
- 19 19. Bölüm: Son Pardenin Külleri834 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
4. Bölüm: "Karanlığın İçindeki Yüzleşme"
Sahne 1: Karanlığın Kokusuz Sessizliği
Bodrumun kapağı ardına kadar açık durmaktadır. İçeriden yayılan o ağır, küflü ve çürümüş toprak kokusu salonun her köşesine sinmiştir. Sarp (19), elinde bıçağı ve kız kardeşinin soluk fotoğrafıyla merdiven boşluğunun başındadır. Gözlerini o zifiri karanlığa dikmiş, nefesini tutmuştur.
Sarp
(Kısık, titrek ama öfkeli bir sesle)
"Charla...? Orada mısın lan?"
Aşağıdan hiçbir insan sesi gelmez. Sadece nemli duvarlardan süzülen su damlalarının çıkardığı monoton yankı vardır: Tak... tak... tak...
Emre (25) dayanamaz, cebinden çıkardığı çakmağı yakar ve alevini aşağıya doğru uzatır. Çakmağın sarı ve titrek ışığı, bodrumun daracık merdiven basamaklarını ve zemini çok zayıf bir şekilde aydınlatır.
Emre
"Bak Sarp, gördün mü? Hiçbir şey yok lan! Sadece kömür çuvalları ve paslı demirler var. Hadi kapat şu kapağı, yeter artık bu deli divane hallerin amına koyim!"
Sarp
(Emre’ye sert bir bakış atar)
"Kapa çeneni Emre! Sen o kokuyu almıyor musun lan? Bu kömür kokusu değil... Bu, o gece o ormanda, o baltanın biçtiği etin kokusu!"
Sahne 2: Sarp’ın Aşağıya İnişi
Sarp, kimsenin onu durdurmasına izin vermez. Bıçağını dişlerinin arasına sıkıştırır, ellerini beton merdivenlere basarak karanlığın içine doğru kaymaya başlar.
Yukarıda kalan ekip (Ali, Kaan, Pelin, Hürkan, Ömer ve Sena) nefeslerini tutmuş, Sarp’ın her bir basamak inişini izlemektedir. Kaan (33), ellerini saçlarına daldırmış, panik içinde dişlerini gıcırdatmaktadır.
Kaan
(Fısıltıyla, Pelin’e doğru)
"Eğer oraya ulaştığında o kemikleri... ya da o poşeti görürse bizi buracıkta doğrar Pelin. Neden o gece tamamen yok etmedik lan o lanet şeyi?"
Pelin
(Soğukkanlı görünmeye çalışarak ama elleri titrerken)
"Kapat o çeneni Kaan! O gece ne yaptıysak hep birlikte yaptık. Sarp şimdi o bodruma iniyor ama orada bulacağı tek şey kendi ellerimizle kazdığımız o küçük mezar olacak."
Sena (Yaşı bilinmeyen kadın) ise evin penceresinden uzaklaşmış, karanlık merdivenlerin başına gelmiştir. Yüzünde en ufak bir korku çizgisi yoktur; aksine bir bilim insanı laboratuvarındaki deneyi izler gibi meraklıdır.
Sahne 3: Mert’in Üst Kattaki Şarkısı
O sırada üst kattan, Mert’in (16) odasından tuhaf sesler gelmeye başlar. Asla küfür etmeyen Mert, odasının duvarlarına sürttüğü boya kalemleriyle ritim tutturarak kendi kendine mırıldanmaktadır.
Mert
(Yukarıdan yankılanan tiz ve boğuk sesiyle)
"Aşağı indi deli abi,
Bulacak mı acep sebebi?
Kardeşi toprakta, ruhu duvarda,
Balta kalkar yakında... kıkır kıkır!"
Ses o kadar rahatsız edicidir ki, aşağıda duran Ali (24) sinirden patlama noktasına gelir.
Ali
(Merdivenlere doğru kafasını kaldırıp bağırır)
"Lan o... çocuğu Mert! Kes sesini artık! Zaten ortalık gergin, siktirtme şimdi şarkına da sana da!"
Mert’in odasından gelen sürtünme sesi aniden kesilir. Yukarıda mutlak bir sessizlik olur.
Sahne 4: Bodrumun Dibinde Bulunan Gerçek
Sarp, merdivenlerin sonuna ulaşmıştır. Çakmağın titrek ışığı zemini aydınlatır. Zemin tamamen toprak ve nemli taşlarla kaplıdır. Sarp dizlerinin üzerine çöker, toprağı elleriyle kazmaya başlar. Tırnakları kırılır, parmakları kana bulanır ama durmaz.
Ve o an... parmakları sert bir şeye çarpar.
Küçük, kumaşa sarılmış ve yılların çürütmesiyle sararmış bir paket.
Sarp’ın kalbi duracak gibi olur. Soluğu kesilir. Paketi topraktan yukarı çeker, çakmağın ışığına yaklaştırır. Paket açılır. İçinden çıkan şey, beş yıl önce Charla’nın üzerindeyken o baltalı gecede kanla boyanmış o küçük, pembe monttur.
Sarp’ın gözlerinden iki damla yaş süzülür ama bu gözyaşı üzüntüden değil, beynini yakan o devasa öfkeden ve ihanetten kaynaklanmaktadır.
Sarp
(Kendi kendine, fısıltıyla ama nefret dolu bir çığlıkla)
"Bu... bu Charla’nın montu... Kardeşimin kanı hala burada..."
Yukarıdaki merdivenlerden seslenir, sesi bodrumun duvarlarında yankılanarak yukarıdakilerin kulaklarına çarpar:
Sarp
"Kaan! Emre! Ali! Aşağı inin lan... Hemen buraya inin amına koyim!"
Ekip, bodrumun ağzında birbirine bakar. Kapanın ellerinde patladığını anlarlar. Artık kaçış yoktur.
Bölüm etkileşimi
