16. bölüm / 19
GEÇMİŞİN LEKESİ16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş
Bölümler 19Şu an: 16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş
- 1 1. Bölüm: "Kokuyu Salona Verme"629 kelime
- 2 2. Bölüm: "Zabıta ve Zombi Vakası530 kelime
- 3 3. Bölüm: "Borç, Peynir ve Mahalle Baskısı"567 kelime
- 4 4. Bölüm: Karanlığın İçindeki Yüzleşme564 kelime
- 5 5. Bölüm: Pembe Montun Kanı VE Yukarıdaki İhanet716 kelime
- 6 6. Bölüm: Mert'in Odasındaki Sır ve Balta616 kelime
- 7 7. Bölüm: Sokak Lambası Sönerken ve Balta Kalkar576 kelime
- 8 8. Bölüm: Sena'nın Harika Planı776 kelime
- 9 9. Bölüm: Polisler Gider702 kelime
- 10 10. Bölüm: Yüzleşme ve Bodrumun Gerçeği863 kelime
- 11 11. Bölüm: Temizlik Vakti ve Kanlı Merdivenler639 kelime
- 12 12. Bölüm: 4 Düşman, 1 Balta Ve Kanlı İtiraf735 kelime
- 13 13. Bölüm: "Zihnin Parçalandığı An"717 kelime
- 14 14. Bölüm: Küllenen Sokağın Kıyısında700 kelime
- 15 15. Bölüm: Zamanın Donduğu Bodrum Ve 14 Yaşın Sessizliği619 kelime
- 16 16. Bölüm: Gölgenin İçindeki 14 Yaş772 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm: Mermerin Uyanışı ve Betonun Çatlağı481 kelime
- 18 18. Bölüm: Mutfağın Son Bıçak Darbesi ve Kırmızı Sessizlik829 kelime
- 19 19. Bölüm: Son Pardenin Külleri834 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
16. Bölüm: "Gölgenin İçindeki 14 Yaş"
Sahne 1: Sokağın Sessizliği ve Üst Kattaki Boşluk
İstanbul’un gri sabahı, metruk evin çatısına düşen çiseleyen yağmur damlalarıyla daha da ağırlaşmıştır. Sokakta hayat her zamanki rutiniyle, habersiz bir şekilde akıp gitmektedir. Mahalleli dükkanlarını açmakta, çocuklar servislere koşmaktadır; fakat bu evin içi, zamanın ve lanetin mühürlediği ayrı bir evrendir.
Sarp (19), saatlerdir elinde baltayla evin dışına çıkmış, mahallenin en ücra köşesindeki o döküntü duvarın dibinde sessizce oturmaktadır. Zihni tamamen kopmuş, ruhu ise yerin katmanlarındaki o bodruma kilitlenmiştir.
Sarp’ın evde olmadığını fark eden ekip, salonda sessizce toplanmıştır. Emre (25) pencere kenarında dikilmekte, Kaan (33) ve Pelin (33) masanın etrafında gergin bir şekilde nefes alıp vermektedir. Ali (24) ve Ömer (29) kapı eşiğinde ayakta dururken, Mert (16) odasının köşesinde duvara dönük bir şekilde sessizce sallanmaya devam etmektedir.
Emre
(Sesi fısıltı halindedir, gözlerini dışarıdaki Sarp’tan ayırmadan)
"Gitti... Sokağın başındaki duvara çöktü, saatlerdir kımıldamıyor. Elindeki baltayı bile bırakmadı."
Kaan
(Ellerini yüzüne kapatıp derin bir nefes alarak)
"Sonunda kafayı tamamen sıyırdı adam. Peki şimdi ne yapacağız? O bodrumun kapısı ardına kadar açık... ve içerideki gerçek artık kafamıza silah dayamış gibi duruyor."
Pelin
(Kollarını sıkıca kavuşturup ürpererek)
"Görmemiz lazım... Sarp yokken gidip kendi gözlerimizle bakmamız lazım. Beş yıl önce oraya gömdüğümüz o küçük kız... gerçekten neye dönüşmüş, kendi gözlerimle görmezsem bu evden kafamı çıkaramayacağım."
Ekip, Sena’nın (Yaşı kamuoyuna açık değil) onay veren o donuk bakışları altında yavaşça yerinden kıpırdar. Sena tek kelime etmez; sadece başıyla bodrum kapısını işaret eder.
Sahne 2: Bodrum Merdivenlerinden Aşağıya Doğru
Emre önde, arkasında Kaan, Pelin, Ali ve Ömer olmak üzere sessiz adımlarla koridora geçerler. Yerin altından yukarıya doğru sızan o ağır, nemli ve ölüm kokan hava, soluk borularını bir bıçak gibi keser.
Emre, paslı demir kapağın kenarından tutar ve hafifçe geriye iter. Zifiri karanlık, el fenerinin sarı ışığıyla delinir.
Ali
(Yutkunarak, sesindeki titremeyi saklayamayarak)
"Ağabey... buraya en son baktığımızda... o beş yaşındaydı. Beş yıl önce biz onu oraya koyduk."
Emre
"İnin lan... Korkaklık etmeyin, inin."
Merdivenlerden aşağıya, o nemli basamaklara basarak teker teker inerler. Ayaklarının altındaki taşlar buz tutmuştur. Bodrumun en dibine ulaştıklarında, Emre elindeki fenerin ışığını direkt o beton çukurun içine, o duvara kazılmış gibi duran mezarın olduğu noktaya tutar.
Fenerin ışığı o noktaya düştüğünde, ekip aynı anda taşa keser. Nefesleri kesilir, kimse çığlık atamaz; çünkü boğazlarına tıkınan korku o sesin çıkmasını engeller.
Sahne 3: Ondört Yaşındaki Ölü Kızın Karşısında
Çukurun içinde yatan varlık, beş yıl önce o ormanda bıraktıkları o küçük kız değildir.
Üzerindeki o pembe mont, bedeniyle birlikte uzamış, 14 yaşındaki bir genç kızın ince ve narin hatlarını sarıp sarmalamıştır. Saçları omuzlarına dökülmekte, yüzü ise ölümün o gri, mermerimsi tonuyla kaplanmıştır. Gözleri açıktır; tavanın karanlığına dikilmiş o donuk, yaşayanların asla anlayamayacağı derinlikteki bakışlarıyla öylece durmaktadır.
Pelin dayanamaz, ellerini ağzına kapatıp duvara yaslanır; dizlerinin bağı çözülür.
Pelin
(Hıçkırıklarla karışık fısıltıyla)
"Tanrım... Bu... Bu nasıl mümkün olabilir? O beş yaşındaydı... Biz onu buraya gömdüğümüzde küçücük bir bebekti. Bu... bu büyümüş..."
Kaan
(Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi, duvara tutunarak)
"Ölürken... ruhu büyümüş lan. Ölüler dünyasında zaman akmış. Ama o... o ölü. Baksana, kıpırdamıyor bile."
Emre, elindeki feneri biraz daha yaklaştırır. 14 yaşındaki Charla’nın hemen yanında dururlar. Aralarında sadece birkaç adımlık mesafe vardır.
Charla, bodrumun o soğuk zemininde, uzatılmış bacaklarıyla ve 14 yaşındaki bedeniyle öylece yatmaktadır. Ölü olduğu için ne bir fiziksel hareket yapabilir, ne parmağını kıpırdatabilir ne de "Bunu bana neden yaptınız?" diye fısıldayabilir. Ne bir ses çıkarabilir, ne de abisinin adını anabilir.
O sadece orada yatar. Ve o suskunluğu, ekibin üzerindeki tüm suçluluk duygusunu bir lav gibi yakarak içlerinden akıtmaya başlar.
Sahne 4: Ölülerin Sessiz Çığlığı
Ömer (29), omzundaki akortsuz gitarını yere bırakır. Parmakları titremektedir. Gitarın paslı tellerine istem dışı hafifçe dokunur; çıkan o boğuk ve tek bir akor, bodrumun nemli duvarlarında yankılanıp kaybolur.
Ömer
(Yüzünde acı ve deli dolu bir gülümsemeyle)
"Görüyor musunuz? Hiçbir şey söylemiyor... Bize bağırmıyor,küfretmiyor, 'beni neden öldürdünüz' demiyor. Sadece bakıyor. Ama o bakış var ya... bizi bu evde canlı canlı mezara gömüyor."
Ali
(Duvara yaslanmış, duvardaki nemli taşları tırnaklamaya başlarken)
"Çıkaralım buradan... Yalvarırım buradan çıkaralım! Sarp dışarıda, eğer bu halini görürse bizi o baltayla doğrar! Hadi, yukarı taşıyalım!"
Emre
(Ali’nin omzuna sertçe yapışıp onu durdurur)
"Nereye taşıyorsun lan? Kimi taşıyorsun? O artık bizim bildiğimiz o çocuk değil... O, bu evin, bu sokağın, bizim o gece işlediğimiz günahın ebedi mühürü. Dokunamazsın ona. Hiçbir şey yapamazsın."
Gruptakiler, 14 yaşındaki o ölü kızın etrafında bir daire oluştururlar. Charla’nın gözlerindeki o donuk ve yaşsız bakış, odadaki herkesin ruhunu delip geçer. Ölüler konuşmaz, ölüler hareket etmez; ama onların o sessiz varlığı, yaşayanların zihnini her geçen saniye biraz daha deliliğe doğru sürükler.
Yukarıdaki sokakta rüzgar esmeye devam ederken, bodrum katındaki bu beş kişi, kendi elleriyle yarattıkları o ebedi cehennemin ortasında, 14 yaşındaki bir kızın ölü gölgesiyle baş başa kalır.
Bölüm etkileşimi
