54. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
54. BÖLÜM: Arka Bahçede Kalan Enkaz
Gece’nin malikaneden o kararlı çıkışının ardından, arkada bıraktığı enkaz dakikalar içinde gün yüzüne çıktı. Gizem, yengesinin gidişinin yarattığı boşlukla dizlerinin üzerine yere yığıldı. Gözyaşları halıya damlarken, ağabeyine karşı son bir kez, tüm gücüyle isyan etti:
"Abi sen ne yaptın?! Evimize neşe getiren o kadın niye böyle ağlıyor? Neden, abi, neden?!"
Sesi hıçkırıklarla bölünüyor, kelimeler boğazına diziliyordu. "Etme da, üzme da! Karnında bebek taşıyor o senin, nasıl bu kadar yüklenebiliyorsun ona? Yazıklar olsun sana!" diyerek elleriyle yüzünü kapattı ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
Sultan Hanım ise Gece’nin o çocukluk travmalarını, gördüğü şiddeti duyduktan sonra dizlerinin bağı çözülmüş bir halde koltuğa yığılıp kaldı. Gözleri boşluğa bakıyordu, elleri tir tir titriyordu. Evine getirdiği gelinini, kendi kızı gibi sevdiği kadını, kendi oğlu yüzünden nasıl bir cehenneme sürüklediğini fark etmişti. Hakan Bey ise salonun tam ortasında, hareketsiz bir heykel gibi dikiliyor; malikanenin kapısından çıkıp giden, omuzları çökmüş karısının siluetine öylece, gözlerini kırpmadan bakıyordu. İçindeki o büyük utançla taş kesilmişti.
Enes, Gece’nin arkasından kapıyı nasıl açtığını bile hatırlamıyordu. Bahçeye çıktı, Gece’nin arabasının kapısını açtığını gördü. "Gece! Dur, yalvarırım bir dakika dinle beni!" diye bağırdı, sesi gecenin karanlığında çınlıyordu.
Gece, Güneş’i arka koltuğa yerleştirdi, emniyet kemerini sabitledi. Enes ona doğru deli gibi koşuyordu. Ama Gece... Gece, arabanın sürücü koltuğuna oturduğunda, Enes’in varlığını yok saydı. Sanki karşısında bir adam değil, bahçede esen soğuk bir rüzgâr varmış gibi... Enes arabanın yanına geldiğinde, camı bile indirmedi, ona bir kez bile bakmadı. Gözleri sadece yola odaklanmıştı.
Vınn!
Arabanın lastikleri çakılları savurarak asfaltı ağlatırken, Enes’in elini uzattığı boşlukta sadece karısının ardından bıraktığı egzoz dumanı kalmıştı. Gece, ona baktığı o son ana ait tüm o duygusal bağları da, umutları da sanki o yola bırakıp gitmişti.
