20. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
20. BÖLÜM: Alkollü Sabotaj
Şirkette yaşanan o şok edici öpücüğün ardından Gece, içindeki o yoğun öfke ve kafa karışıklığıyla ne yapacağını bilemedi. Hayatında ilk kez bir adam dengesini bu kadar sarsmıştı. Kendini sakinleştirmek, her şeyi unutmak için o sinirle bir gece kulübüne gitti. Yüksek sesli müziğin altında, sabahtan beri biriken tüm o adrenalini kusarcasına alkol aldı. İçtikçe içti, kafası tamamen dumanlanana kadar o barda oturdu.
Gecenin geç saatlerinde malikaneye geri döndüğünde, ayakta durmakta zorlanıyordu. Adımlarını zorla atarak, duvarlara tutuna tutuna merdivenleri çıkmaya başladı. Ancak o sırada Enes çoktan eve gelmiş, salonda onun yolunu gözlüyordu. Merdivenlerdeki o takırtıları duyunca Enes koridora çıktı.
Karşısında saçları hafifçe dağılmış, yanakları alkolden kızarmış ve yalpala yatarak yürüyen Gece'yi görünce Enes’in gözleri öfkeyle çakmak çakmak oldu.
"BU HALİN NE?!" diye gürledi Enes, sesi koridorda yankılanırken. "Bu saatte, bu halde nereden geliyorsun sen?!"
Gece, Enes’in sesini duyunca durdu. Gözlerini kısarak ona baktı, yüzüne sarhoşluğun verdiği o cesur ve umursamaz gülümsemeyi kondurdu. Enes’e doğru bir adım attı, parmağını göğsüne doğru uzatarak alaycı bir sesle, "Ne varmış... halinde... Enes beey?" diye sordu, kelimeleri yuvarlayarak. "Sizden izin mi... alacaktım?"
Enes, kızın ağzından yayılan alkol kokusunu ve dönen dilini fark ettiği an onun tamamen sarhoş olduğunu anladı. Bu halde onunla tartışamayacağını biliyordu. Hiç ikileme düşmeden öne doğru bir adım attı, Gece’yi tek bir hamlede çuval gibi değil, narin bir şekilde kucağına aldı.
Gece, "Bırak beni gerizekalı! Ben yürürüm!" diye Enes'in göğsünü yumruklamaya çalışsa da Enes onu dinlemedi. Büyük adımlarla merdivenleri çıkıp dün geceden beri sığındıkları o misafir odasına soktu onu.
Ancak Gece odada hiç de sakin durmuyordu. Enes onu yatağın kenarına bıraktığında, Gece yaramaz bir çocuk gibi yatağın üstünde doğruldu. Enes ne olduğunu anlayamadan, Gece bir anda atılıp koltukta oturan Enes’in kucağına, tam üstüne oturuverdi. Enes’in nefesi kesildi, elleri havada kaldı. Gece birkaç saniye onun kucağında öylece durup Enes'in şaşkın yüzünü izledi, ardından kıkırdayarak üzerinden indi ve kendini yatağa yüzüstü fırlatıp uzandı.
Enes derin bir nefes alarak üzerindeki şoku atmaya çalıştı. Bu kız sarhoşken tam bir saatli bombaydı. Masanın üzerindeki laptopunu açtı; yabancı ortaklarla olan çok önemli, canlı bir görüntülü iş görüşmesine katılmak zorundaydı. Kulaklıklarını taktı, kamerasını açtı ve ciddi bir yüz ifadesiyle İngilizce konuşarak toplantıya başladı.
Yatakta sızdığını sandığı Gece ise arkadan gelen o seslerle yavaşça gözlerini açtı. Yataktan kedi gibi sessizce sıyrıldı. Enes kulaklıkla ekrana bakıp hararetli bir şekilde şirketin milyon dolarlık hisselerini konuşurken, Gece arkasından sinsice yaklaştı. Enes’in omuzlarının üzerinden saniyelerce baktı ve birden öne eğilip Enes’in kulağını yumuşacık, ıslak bir şekilde öptü!
Enes, kulağına değen o dudakların sıcaklığı ve huylanmanın verdiği ani refleksle yerinden fırlayacak gibi oldu. Tüyleri diken diken olmuştu. Karşı ekrandaki yabancı iş adamları Enes’in bu ani irkilmesine şaşkınlıkla bakarken, Enes durumu kurtarmak için hemen mikrofona döndü. "Bugünlük bu kadar beyler, gerisini maille hallederiz," diyerek adamların cevap vermesini bile beklemeden toplantıyı çat diye yüzlerine kapattı.
Kulaklığı hızla çıkarıp masaya fırlattı ve arkasındaki Gece’ye döndü. "Ne yapıyorsun sen?!" dedi, sesi hem sinirli hem de Gece'nin yarattığı o yakınlıktan dolayı boğuk çıkmıştı.
Gece dudaklarını büzdü, gözlerini kırpıştırarak Enes’e baktı. "Sıkıldııım..." diye mırıldandı çocuk gibi.
Ardından hiç düşünmeden yeniden Enes’in kucağına doğru tırmandı. Bu sefer hırçınlık yapmıyordu. Kollarını Enes’in boynuna sımsıkı doladı, başını adamın o geniş, güvenli göğsüne yasladı. Alkolün ve yorgunluğun verdiği o ağırlıkla gözleri saniyeler içinde kapandı. Enes’in kokusunu içine çeke çeke, onun kucağında derin, huzurlu bir uykuya daldı.
Enes, kucağında bir melek gibi uyuyan karısına baktı. Kolları otomatik olarak kızın belini kavradı. Az önce onu çileden çıkaran o hırçın kız, şimdi göğsünde dünyadan bihaber uyuyordu. Enes yavaşça gülümsedi ve onu uyandırmamaya dikkat ederek saçlarından öptü.
