48. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
48. BÖLÜM: Kırılan Kalpler, Geri Dönüşü Olmayan Yollar
Sahil dönüşü malikaneye adım atar atmaz evdeki hava buz kesti. Gece, yüzündeki o donuk ifadeyle kimseye tek kelime etmeden hızla merdivenleri tırmandı ve üzerini değiştirmek için odasına çıktı. Enes de sahildeki o anlamsız gerginliği bitirmek niyetiyle hemen arkasından odaya girdi. Kapıyı kapatıp Gece’ye doğru yaklaştı, elini karısının omzuna atıp onu kendine çekmeye çalıştı.
Ancak Gece, kocasının bu hamlesiyle adeta alev aldı. Enes’i göğsünden hırsla geriye doğru itti. Gözlerindeki öfke ve kırgınlıkla haykırdı:
"GİT MELİSAYA YAKLAŞ ENES! Git onun üstüne düş, onunla ilgilen!"
Enes, zaten yorgun olmanın ve Gece’nin bu konuyu büyüteceğini düşünmenin verdiği sinirle sesini yükseltti. Sabrı tükenmiş gibi kükredi:
"ABARTMA GECE! SADECE DÜŞTÜ! Sende hiç insaf yok mu? Her boku da kıskanma artık!"
"Her boku da kıskanma" kelimesi odanın içinde yankılanırken, Gece’nin gözleri anında yaşlarla doldu. Kalbine saplanan bu ağır sözlerin acısıyla titrerken, odadan yükselen bu şiddetli kavga sesini duyan Sultan Hanım kapıyı fırlayarak açtı. Arkasından da endişeyle Hakan Bey ve Gizem odaya doluştu.
Herkesin gözü önünde, Gece’nin gözünden tek bir damla yaş süzülüp yanağından aşağı kaydı. Gece, içindeki tüm o kırılmışlığı, günlerin birikmiş acısını ve gururunu o sağ eline topladı.
ŞRAAAK!
Enes’in yüzünde patlayan tokat sesi odayı ölümcül bir sessizliğe gömdü. Gece, dişlerinin arasından, buz gibi ve net bir sesle konuştu:
"BİR DAHA BENİ ARAMA! 1 ay içinde de benden boşan!"
Gece arkasını döndü, komodinin üzerindeki telefonunu kaptı. Dolaptan büyük bir valiz çıkarıp içine rastgele birkaç parça eşyasını hırsla yerleştirdi. Fermuarını çekip valizi eline aldı ve kimsenin yüzüne bakmadan odadan fırladı.
Merdivenlerden aşağı deli gibi inerken, Gizem arkasından koşup kolunu tutmaya çalıştı. "Yenge ne olur dur, gitme! Yanlış anladın!" diye yalvardı. Sultan Hanım da gözyaşları içinde, "Güzel kızım, yapma, dur konuşalım!" diyerek önüne geçmek istedi ama Gece hiçbirini duymadı. Arabanın anahtarını kapıp kendini malikanenin dışına, o karanlık yola attı.
Yukarıda ise Hakan Bey, öfkeden deliye dönmüş bir halde Enes’in karşısına dikildi. Enes yanağını tutmuş, karısının gidişinin şokuyla kalakalmışken, Hakan Bey elini kaldırıp oğlunun yüzüne sert bir tokat indirdi.
"Aferin sana Enes! Aferin!" diye kükredi Hakan Bey, sesi evi titretiyordu. "Bu kızı kendi ellerinle kaybettin! Oysa o sana her zaman yardım etmişti, her düştüğünde senin yanındaydı! Sen ne yaptın? Bir hiç uğruna onu bu evden gönderdin! Yazıklar olsun sana!"
Enes, babasının tokadıyla ve sözleriyle sarsılırken, odada kalan sessizlikte karısının "benden boşan" sözü kulaklarında bir idam fermanı gibi yankılanmaya başladı.
