5. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
5. B’ÖLÜM: Duvarlar Arasındaki Yangın
Gece, banyoda üzerindeki o devasa gelinlikten adeta bir esaretten kurtulur gibi kurtulmuştu. Üzerine giydiği bol, pamuklu pijamalarıyla biraz olsun nefes aldığını hissetti. Saçlarını alelacele topuz yapmış, derin bir nefes alarak banyonun kapısını yavaşça aralamıştı. Kalbi hâlâ küt küt atıyordu.
Odadan içeri adım attığında, Enes’in yatakta sırtını yatak başlığına yaslamış oturduğunu gördü. Elinde holdingin tableti vardı, ciddi bir yüz ifadesiyle şirket hisselerini ve gece borsa raporlarını inceliyorsu. Gece’nin banyodan çıkışıyla birlikte Enes, bakışlarını tabletten ayırıp ona çevirdi. Ekranı yavaşça kapattı ve komodinin üzerine bıraktı.
Yüzünde, Gece’nin az önceki sakarlığını ve o cırlayışını hatırlatan, insanı çileden çıkaracak kadar karizmatik bir piç gülüşü belirdi.
Gece, o gülüşü görünce yine domates gibi kızardı. Ellerini önünde birleştirip parmaklarıyla oynarken, kekeleyerek kelimeleri tekrar etmeye başladı: "Şey... Ben cidden tekrar özür dilerim. Yani valla bilerek olmadı. Çok özür dilerim, gerçekten... Bir an şimşek çakınca ben şey ettim..."
Enes hiçbir şey söylemeden yavaşça yataktan kalktı. Üzerinde sadece alt eşofmanı vardı, çıplak göğsündeki o koyu renkli dövmeler odanın loş ışığında tehlikeli bir şekilde parlıyordu. Adımları ağır ve kendinden emindi. Gece, onun kendisine doğru geldiğini görünce panikle geri geri gitmeye çalıştı ama sadece iki adım atabilmişti ki sırtı soğuk duvarla buluştu. Kaçacak yeri kalmamıştı.
Enes, Gece’nin tam önünde durdu. Sol elini genç kızın başının hemen yanındaki duvara yaslayarak onu duvarla kendi arasına sıkıştırdı. Aralarındaki mesafe o kadar azaldı ki, Enes’in nane kokulu nefesi Gece’nin yüzüne çarpıyordu. Genç kız nefesini tuttu, gözlerini nereye kaçıracağını şaşırdı.
Enes hafifçe öne doğru eğildi, gözlerini Gece’nin panik içindeki harelerine dikti. Ses tonu boğuk, pürüzlü ve bir o kadar da alaycıydı:
"Benim karımsın artık," dedi, parmaklarının ucuyla Gece'nin çenesini hafifçe yukarı kaldırarak. "İstediğin kadar dokunabilirsin. Kendini tutmana gerek yok."
Gece duyduğu sözlerle birlikte kelimenin tam anlamıyla şoka girdi. Utanç dalgası bu sefer tüm bedenini sardı, yanakları alev alev yanmaya başladı. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, Enes'in bunu duymasından korktu. Rezilliğin zirvesini yaşıyordu. Eli ayağı birbirine dolanmış bir halde, Enes’in göğsüne bakmamaya çalışarak kafasını tamamen yana çevirdi.
