18. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
18. BÖLÜM: Holdingde Şok Dalgası
O olaylı yemeğin ardından eve döndüklerinde Gece, kimseyle tek bir kelime bile konuşmadan doğrudan odasına çıktı. Okulların yaz tatiline girmesini fırsat bilip kendi ayakları üzerinde durmalı, kimseye muhtaç olmadığını kanıtlamalıydı. Hemen bilgisayarını açtı ve CV'sini büyük şirketlerin insan kaynakları sistemlerine göndermeye başladı. Gece geç saatlere kadar başvuru yaparken, kaderin ona hazırladığı sürprizden habersizdi; başvurularından biri, Enes’in adından bile haberi olmayan insan kaynakları uzmanları tarafından anında onaylanmıştı. Gece huzurla gözlerini kapattı.
Sabah erkenden kalkıp en şık iş kıyafetlerini giydi ve holding binasından içeri adım attı. Yeni başlayan stajyerler ve çalışanlar için büyük bir oryantasyon ve tanıtım toplantısı vardı. Gece, diğer çalışanlarla birlikte sıraya girdi. Ancak orada büyük bir problem vardı: Perihan ve Melisa’nın tüm ortaklığı bitmiş olsa da Melisa babasının torpiliyle daha önceden holdingin halkla ilişkiler bölümüne sızmayı başarmıştı. Holdingdeki diğer çalışanlar, Melisa’yı "Enes Bey’in müstakbel nişanlısı" olarak bildikleri için ona hayranlıkla bakıyorlardı. Gece, sadece işine odaklanmak istediği ve profesyonelliğini bozmamak için bu dedikodulara kulak asmadı, gerçeği açıklama gereği duymadı.
Tam tanıtım sunumu başlamak üzereydi ki salonun devasa cam kapıları açıldı. İçeriye, arkasındaki koruma ordusu ve jilet gibi takımıyla holdingin tek hakimi; Enes Karahan girdi.
Salondaki herkes bir anda askeri bir disiplinle ayağa kalktı. Melisa, Enes’i görür görmez spot ışıklarını üzerine çekmek için hemen öne atıldı ve herkesin şaşkın bakışları arasında Enes’in koluna hırsla atladı. "Enes! Hoş geldin sevgilim," diye fısıldadı yapmacık bir neşeyle.
Enes’in yüzü anında buz kesti. "Ne yapıyorsun be?" diyerek kolunu Melisa’nın pençelerinden hızla ve tiksintiyle çekti. Tam o sırada, başını salondakilere doğru çevirdi ve kalabalığın en arkasında, elindeki dosyalarla dikilen Gece’yi gördü.
Gece de Enes’i görünce gözleri fal taşı gibi açıldı. Buranın onun holdingi olduğunu o an idrak etmişti. Utançtan ve şoktan ne yapacağını bilemeyerek hemen önündeki koltuğa adeta çöktü, Enes’le göz göze gelmemek için sırtını tamamen kapıya doğru çevirip ters döndü.
Ancak Enes’in onu bırakmaya niyeti yoktu. Koskoca holding patronu, yüzlerce çalışanının şaşkın bakışları altında adımlarını salonun en arkasına, Gece’nin oturduğu koltuğa doğru yönlendirdi. Gece’nin tam başında durdu. Salondaki herkes nefesini tutmuş, patronlarının bu yeni kıza neden yöneldiğini izliyordu.
Enes hafifçe öne doğru eğildi, yüzünde muzip ve bir o kadar da tehlikeli bir gülüşle sordu: "Burada ne işin var karıcığım?"
"Karıcığım" kelimesi salonda bir atom bombası gibi patladı. Herkes şok içinde birbirine bakarken Gece utançtan alev alev yandı. Eli ayağına dolaştı, dosyaları göğsüne bastırarak kekeledi: "Ş-şey... Çalışıyorum ben. İş başvurusunda bulunmuştum, kabul edilmişim..."
Melisa ise duyduğu bu kelimeyle tamamen delirdi. Holdingin ortasında rezil olmanın verdiği öfkeyle öne fırladı. "Seni gidi sürtük!" diye çığlık atarak elini kaldırdı ve Gece’ye hırsla tokat atmaya çalıştı.
Ama Gece eski Gece değildi. Melisa’nın havada kalan elini havada yakaladı, aynı hızla ayağa kalktı ve holdingi inletecek bir şiddette tokatı Melis’in suratında patlattı!
ŞRAAAK!
Melisa yediği tokatla geriye doğru sendelerken, Gece onun üzerine doğru bir adım attı. Sesi adeta bir kraliçe kadar asil ve korkutucuydu:
"Dün gece seninle konuşmuştuk Melisa! Annenin nasıl bir metres olduğunu, sizin nasıl insanlar olduğunuzu bütün masaya anlatmıştım, unuttun mu?!" diye gürledi. Salondaki tüm çalışanlar şoktan küçük dillerini yutmak üzereydi.
Gece, ağlayan ve yüzünü tutan Melisa’ya son bir ölümcül bakış fırlattı. Ardından Enes’e döndü. Herkesin gözü önünde, Enes’in o büyük ve güçlü elini sımsıkı tuttu. Melis’in gözlerinin içine baka baka, "Kocama yaklaşma lütfen," dedi buz gibi bir sesle.
Gece, elini tuttuğu Enes’i de arkasından sürükleyerek, herkesin şoktan donakaldığı o tanıtım salonundan çıktı ve doğrudan Enes’in üst kattaki lüks makam odasına doğru yürümeye başladı. Enes ise arkasından sürüklenirken karısının bu gücü ve hırsı karşısında hayranlıkla gülümsemekten kendini alamıyordu.
