25. bölüm · GECEYE DOĞAN GÜNEŞ
25. BÖLÜM: Kan ve İhanet
Gece, malikanenin ağır dış kapısını öfkeyle açıp dışarı adım attığında, karşısında tam da görmek istemediği kişiyi gördü. Melisa, babasının zorlamasıyla eve getirilmiş, üzerinde o yapmacık tavırları ve elinde bir buket çiçekle bahçe kapısından içeri giriyordu. Gece’yi görünce durdu, yüzüne o bildik, zehirli gülümsemelerinden birini kondurdu.
"Aa, Gece? Nereye böyle tatlım?" dedi Melisa, sesindeki o sahte samimiyetle Gece’yi baştan aşağı süzerek. "Yoksa erkenden evden mi kovuldun?"
Gece, sinirden gözü dönmüş bir halde durdu. Belindeki o sızlayan ağrı ve Sultan Hanım’ın sabahki ihaneti birleşince, Melisa'nın bu cüreti bardağı taşıran son damla oldu. "Çekil önümden," dedi Gece, sesi titreyerek.
Melisa alaycı bir şekilde gülüp bir adım daha yaklaştı. "Çekilmezsem ne olur? Yine mi tokat atacaksın, fakir manavın kızı?"
Gece, kontrolünü tamamen kaybetti. Bir hışımla ileri atıldı ve Melisa’yı göğsünden hırsla ittirdi. Ancak denge hesapları tutmadı; Melisa geri çekilmek yerine Gece’nin koluna yapıştı ve ikili bir anda birbirlerine kenetlenmiş halde merdivenlerin başında dengelerini yitirdiler. Gece, bir anlık refleksle Melisa’nın kolunu büküp onu tüm gücüyle kapının içine, malikanenin antresine doğru itti.
Fakat bu sırada Gece’nin ayağı kaydı. Beton basamakların üzerinden aşağıya, sertçe yuvarlanmaya başladı.
GÜÜM! TAK!
Gece, merdivenlerin sonuna geldiğinde başı sertçe zemine çarptı. Canı acıdan yanıyordu ama asıl korkunç olan şey başkaydı. Bacaklarının arasından, bembeyaz kumaş pantolonunun üzerinde hızla yayılan o koyu kırmızı, sıcak lekeyi gördü.
Kan akıyordu.
"Ah..." diye inledi Gece, eliyle karnını tutarak. Gözleri kararıyordu.
İçeriden çıkan Enes, Sultan Hanım ve Gizem; o gürültüyle dışarı fırladıklarında karşılaştıkları manzarayla donakaldılar. Enes’in yüzündeki renk bir anda kül gibi oldu. Melisa ise kapının önünde, şok içinde kalmış bir halde Gece'nin yattığı yere bakıyordu.
Enes, "GECE!" diye kükreyerek merdivenlerden aşağı, karısının yanına uçtu. Onu kucağına aldığında ellerinin kanla dolduğunu gördü. "Hayır, hayır! Gece, gözlerini kapatma bana bak!" diye haykırırken, malikanenin o asil havası yerini tam bir kaos ve korkuya bırakmıştı.
