29. bölüm · ELEMENTLERİN EFENDİSİ

29. Bölüm: Gece Yarısı Ziyareti ve Yasak Kıvılcımlar

Zelif Zeliz

Bölümler
1 Elementlerin Savaşı: Gökyüzü Kulesi 2 2. Bölüm: Kırılan Denge ve Gazabın İnişi 3 3. Bölüm: Arınma ve Yeni Bir Başlangıç 4 4. Bölüm: İki Dünyanın Sessiz Gözcüsü 5 5. Bölüm: Safir Gözlü Mucize ve Saklı Kehanet 6 6. Bölüm: 18. Yaşın Laneti ve Uyanan Güç 7 7. Bölüm: Büyük Çağrı ve Kule’ye Dönüş 8 8. Bölüm: Safir Işığının Dönüşü 9 9. Bölüm: Gençlerin Savaşı ve Gizli Ateş 10 10. Bölüm: Kırılan Aynalar ve Saklı Kıvılcım 11 11. Bölüm: Yanık İzleri ve Yakut Işığı 12 12. Bölüm: Büyük Sınav ve Uyanan Fırtına 13 13. Bölüm: Konseyin Gazabı ve Fırtınanın Kalbi 14 14. Bölüm: Yasak Şifa ve İki Ateş Arasında 15 15. Bölüm: Kıskançlığın Ateşi ve Karanlık İttifaklar 16 16. Bölüm: Altın Balo ve Karanlık Gölgeler 17 17. Bölüm: İhanetin Gölgesi ve Karanlık Randevu 18 18. Bölüm: Rüyadaki Gölge ve Ateşin Gazabı 19 19. Bölüm: Ateşin Bedeli ve Gizli Antlaşma 20 20. Bölüm: Kan ve Kristal – Büyük Arınma 21 21. Bölüm: Kırılan Taçlar ve İhanetin Bedeli 22 22. Bölüm: Merhametin Bedeli ve Aşkın Karanlık Yüzü0 23 23. Bölüm: Reddedilen Toprak ve Yasak Kaçış 24 24. Bölüm: Kıskançlığın Soğuk Suyu ve Ateşin İnadı 25 25. Bölüm: Tahtın Gölgesinde İsyan 26 26. Bölüm: Arınma Suları ve Büyük Barış 27 27. Bölüm: İki Ruh, Tek Taht – Yeni Şafak 28 28. Bölüm: Yıldızların Altında İlk ve Son Dans 29 29. Bölüm: Gece Yarısı Ziyareti ve Yasak Kıvılcımlar 30 30. Bölüm: Ateşin Suyun Önünde Eğildiği Gün :FİNAL

Kule’nin üzerine çöken gece, her zamankinden daha sessizdi. Lordlar alt katlarda zaferin ve barışın şerefine kadehlerini kaldırırken, üst katlardaki sessiz koridorlarda başka bir heyecan filizleniyordu.
Arel, odasında yatağına uzanmış, camdan süzülen ay ışığını izliyordu. Üzerinde ince, ipek bir gecelik vardı ve düşünceleri hala kütüphanede Volkan’la yaşadığı o gergin anlardaydı. Tam gözlerini kapatmak üzereydi ki, balkon kapısının tıkırtısıyla yerinden sıçradı.
"Kim var orada?" diye fısıldadı, elinde hemen bir su küresi oluşturarak.
Balkonun gölgesinden tanıdık bir siluet belirdi. Volkan, pelerinini savurarak içeri süzüldü. Yüzünde o bildiği, kendine güvenen ama bu sefer içinde biraz da muziplik barındıran gülümsemesi vardı.
"Şşşt, sakin ol melez," dedi Volkan, sesini alçaltarak. "Annene yakalanmak istemezsin, değil mi?"
Arel elindeki suyu dağıttı ama kalbinin atışını durduramadı. "Sen ne hakla odama gizlice girersin? Bir Ateş Prensi'ne hırsız gibi balkondan girmek yakışıyor mu?"
Volkan, Arel’in yatağının ucuna, aralarında sadece birkaç santim kalacak kadar yaklaştı. "Resmiyetten sıkıldım Arel. Balolar, lordlar, protokoller... Hepsi sahte. Ama şu an, burada, seninle olan bu sessizlik... Bu gerçek."
Arel yutkundu. Volkan’ın yaydığı o hafif sıcaklık odanın serinliğini dağıtmıştı. "Ne istiyorsun Volkan?"
Volkan, Arel’in yüzüne düşen bir saç telini parmağıyla geriye itti. Dokunuşu tüy kadar hafifti ama Arel’in teninde elektrik çarpması etkisi yarattı. "Sadece... gündüz yapamadığım bir şeyi yapmak istedim," dedi Volkan, sesini daha da boğuklaştırarak. "Seni kimse izlemiyorken, o savunma kalkanların inmişken görmeye geldim."
Arel, flörtöz bir şekilde kaşlarını kaldırdı. "Gördüğün şey seni tatmin etti mi bari? Yoksa Selin’in odasına gitmek daha mı eğlenceli olurdu?"
Volkan hafifçe güldü, bu seferki gülüşü içtendi. "Selin bir rüzgardı, geldi ve geçti. Ama sen... sen benim sönmeyen ateşimsin Arel. Seni kıskandırmak için yaptığım o aptallıklar için... belki bir gün özür dilerim."
"Belki mi?" dedi Arel, Volkan’ın ceketinin yakasından tutup onu kendine biraz daha çekerek. "Daha iyisini yapman lazım Ateş Prensi."
İkisi arasındaki gerilim o kadar yükselmişti ki, odadaki su bardağı titremeye, Volkan’ın bastığı yerdeki halı hafifçe ısınmaya başladı. Tam o sırada koridordan Su Leydisi'nin ayak sesleri duyuldu.
Volkan hızla geri çekildi. "Gidiyorum," dedi fısıldayarak. "Ama bu flört burada bitmedi. Yarın antrenman sahasında seni bekliyor olacağım. Ve bu sefer kalkanlarını daha sıkı tut, çünkü canını yakmak yerine kalbini çalmaya geliyorum."
Volkan geldiği gibi sessizce balkonun karanlığında kayboldu. Arel, kapı açıldığında annesine "sadece rüzgar" diyerek yalan söylerken, yüzündeki o engelleyemediği gülümsemeyle kalbini dizginlemeye çalışıyordu.
Diğer Tarafta: Kaya ve Mina’nın Masalı
Şatonun bahçesinde ise Kaya ve Mina, Arel ve Volkan’ın aksine çok daha sakin ve romantik bir gece geçiriyordu. Kaya, topraktan minik, parlayan çiçekler çıkartmış, Mina’nın saçlarına takıyordu.
"Sonunda huzur bulduk Kaya," dedi Mina, elini Kaya’nın elinin üzerine koyarak. "Savaş bitti, nefret bitti. Şimdi sadece biz varız."
Kaya, Mina’yı göğsüne yasladı. "Hep böyle kalacağız Mina. Ben senin toprağınım, sen benim nefesimsin." İkili, Kule’nin bu yeni, huzurlu havasının tadını sonuna kadar çıkarırken; Arel ve Volkan’ın o fırtınalı flörtünden çok daha farklı bir "sevgi pıtırcığı" tablosu çiziyorlardı.