12. bölüm · ELEMENTLERİN EFENDİSİ
12. Bölüm: Büyük Sınav ve Uyanan Fırtına
Kulenin her köşesinde hummalı bir hazırlık vardı. Su Leydisi, kütüphanenin gizli bölmelerinde Arel’e yardım ediyordu. "Duygularını suyun akışına bırak Arel," diyordu Su, kızının titreyen ellerini tutarak. "Babanın inadı ve benim kudretim senin içinde birleşti. Sadece odaklan."
Öte yandan, Ateş Lordu ile Su Leydisi kule koridorlarında sık sık karşılaşıyorlardı. Her karşılaşmada havada asılı kalan o asırlık gerilim, etraftaki meşalelerin titremesine neden oluyordu. Ateş Lordu, Su’nun gözlerindeki kararlılığı gördükçe içten içe korkuyordu. Toprak Lordu ise oğlu Kaya’ya bahçede antrenman yaptırırken daha sakindi: "Güç, sadece yıkmak için değil, korumak içindir oğlum."
Sınav günü geldiğinde, tüm Lordlar ve halk büyük arenada yerini aldı. Volkan, arenanın ortasında kollarını kavuşturmuş, aşırı özgüvenli bir şekilde rakiplerini süzüyordu. "Hazırlanmana gerek yoktu melez," diye fısıldadı Arel’in yanından geçerken. "Bugün sadece gerçek asillerin parladığı gün olacak."
Sınav başladığında Arel için işler hiç de iyi gitmiyordu. Volkan devasa ateş ejderhalarıyla arenayı kavuruyor, Mina rüzgar bıçaklarıyla hedefleri saniyeler içinde paramparça ediyordu. Sıra Arel’e geldiğinde, heyecandan ve üzerindeki baskıdan dolayı elindeki suyu sadece basit bir dalga haline getirebildi. Tribünlerden fısıltılar ve gülüşler yükseldi. Volkan alayla sırıtırken, Mina "Zavallı melez," diye mırıldandı.
Ancak sınavın son aşamasında, gençlerden tüm elementleri birleştirip bir denge oluşturmaları istendi. Arel tam pes etmek üzereyken, elindeki yanık izi sızladı. Babasının sevgisini, annesinin vedasını ve kuledeki haksızlıkları düşündü. O an, Arel’in gözleri safir mavisinden kör edici bir beyaza döndü.
Birden arenadaki tüm sular havaya kalktı, ama bu sadece su değildi. Arel, suyun moleküllerini o kadar hızlı titreştirdi ki, su bir anda plazma enerjisine dönüştü. Gökyüzü karardı, arenanın üzerinde daha önce hiç görülmemiş bir "Fırtına Gözü" oluştu. Arel’in tek bir el hareketiyle, arenadaki devasa mermer sütunlar tuz buz oldu. Bu, bir insanın tutkusuyla birleşmiş, lordların bile ulaşamayacağı saf bir "Yıkım ve Yeniden Doğuş" gücüydü.
Arenaya bir ölüm sessizliği çöktü. Volkan’ın ağzı açık kaldı, kibri bir anda yerle bir oldu. Ateş Lordu dehşetle ayağa kalktı.
"Acil Konsey toplansın!" diye kükredi Ateş Lordu. "Hemen! Bu güç... bu bir melezin taşıyabileceği bir şey değil!"
Bir saat içinde, Kulenin Konsey Salonu’nda tüm kadim lordlar bir araya geldi. Su, Ateş, Toprak ve Hava... Hepsi masanın etrafında, az önce gördükleri o muazzam gücü tartışıyorlardı. Arel, salonun ortasında yorgun ama vakur bir şekilde duruyordu.
Toprak Lordu, "O bir tehlike değil, o bir mucize," dedi hayranlıkla.
Ateş Lordu ise masaya vurdu: "Bu güç kontrol edilemez! Eğer o melez bu gücü tam olarak uyandırırsa, hepimizi yok edebilir!"
Konseyin kapısında gizlice dinleyen Volkan, hayatında ilk kez birinden korktuğunu hissetti. Ama bu korku, tuhaf bir şekilde hayranlıkla besleniyordu.
