2. bölüm · ELEMENTLERİN EFENDİSİ

2. Bölüm: Kırılan Denge ve Gazabın İnişi

Zelif Zeliz

Bölümler
1 Elementlerin Savaşı: Gökyüzü Kulesi 2 2. Bölüm: Kırılan Denge ve Gazabın İnişi 3 3. Bölüm: Arınma ve Yeni Bir Başlangıç 4 4. Bölüm: İki Dünyanın Sessiz Gözcüsü 5 5. Bölüm: Safir Gözlü Mucize ve Saklı Kehanet 6 6. Bölüm: 18. Yaşın Laneti ve Uyanan Güç 7 7. Bölüm: Büyük Çağrı ve Kule’ye Dönüş 8 8. Bölüm: Safir Işığının Dönüşü 9 9. Bölüm: Gençlerin Savaşı ve Gizli Ateş 10 10. Bölüm: Kırılan Aynalar ve Saklı Kıvılcım 11 11. Bölüm: Yanık İzleri ve Yakut Işığı 12 12. Bölüm: Büyük Sınav ve Uyanan Fırtına 13 13. Bölüm: Konseyin Gazabı ve Fırtınanın Kalbi 14 14. Bölüm: Yasak Şifa ve İki Ateş Arasında 15 15. Bölüm: Kıskançlığın Ateşi ve Karanlık İttifaklar 16 16. Bölüm: Altın Balo ve Karanlık Gölgeler 17 17. Bölüm: İhanetin Gölgesi ve Karanlık Randevu 18 18. Bölüm: Rüyadaki Gölge ve Ateşin Gazabı 19 19. Bölüm: Ateşin Bedeli ve Gizli Antlaşma 20 20. Bölüm: Kan ve Kristal – Büyük Arınma 21 21. Bölüm: Kırılan Taçlar ve İhanetin Bedeli 22 22. Bölüm: Merhametin Bedeli ve Aşkın Karanlık Yüzü0 23 23. Bölüm: Reddedilen Toprak ve Yasak Kaçış 24 24. Bölüm: Kıskançlığın Soğuk Suyu ve Ateşin İnadı 25 25. Bölüm: Tahtın Gölgesinde İsyan 26 26. Bölüm: Arınma Suları ve Büyük Barış 27 27. Bölüm: İki Ruh, Tek Taht – Yeni Şafak 28 28. Bölüm: Yıldızların Altında İlk ve Son Dans 29 29. Bölüm: Gece Yarısı Ziyareti ve Yasak Kıvılcımlar 30 30. Bölüm: Ateşin Suyun Önünde Eğildiği Gün :FİNAL

Su Leydisi, Gökyüzü Kulesi’nin binlerce yıldır koruduğu o kutsal sınırları bir çırpıda geçivermişti. Ruhu, aşağıda gördüğü o tatlı enerjili adamın çekimine kapılmış, bir damla olup yeryüzüne süzülmüştü. Ayakları nemli toprağa değdiğinde hissettiği o sıcaklık, kuledeki soğuk asaletinden çok daha gerçekti. Ancak o, ocağına düşen kor gibi peşinden sürüklediği felaketi henüz bilmiyordu.
Kulede ise zaman durmuş, yerini saf bir nefret almıştı. Ateş Lordu, Su Leydisi’nin odasının boş olduğunu gördüğünde ellerindeki alevler simsiyah bir dumanla beraber tüm odayı sardı.
"Bize ihanet etti!" diye kükredi Ateş Lordu. Sesi, kuledeki mermerleri çatlatacak kadar şiddetliydi. "Bir avuç ölümlü, bir parça et ve kemik yığını için bizi, kendi soyunu terk etti!"
Toprak Lordu, titreyen elleriyle kurumaya başlayan avuçlarına baktı. "O giderse ben ölürüm Ateş. Su olmadan toprak sadece tozdur. Onu bulmalıyız, hemen!"
Ateş Lordu, Toprak’ın boğazına yapışıp onu duvara sertçe çarptı. Gözlerinden ateş fışkırıyordu. "Onu bulacağız Toprak, ama senin o korkak yöntemlerinle değil! Madem o böcekleri bizden çok sevdi, o zaman o böceklerin nasıl ezildiğini izleyecek."
Hava Leydisi araya girmeye çalıştı ama Ateş Lordu bir el hareketiyle onun fırtınalarını bastırdı. "Sakin ol Hava! Kurallar Su’yun gitmesiyle zaten bitti. Şimdi benim kurallarım başlıyor!"
Ateş Lordu yeryüzüne ilk adımını attığında, bastığı çimenler anında küle dönüştü. O nazik, yeşil dünya bir anda cehennemi yaşamaya başladı. Gökyüzü, Su’yun gidişiyle maviliğini yitirmiş, Ateş’in öfkesiyle kana bulanmıştı. Nehirler feryat edercesine buharlaşıyor, balıklar kurumuş yataklarda can çekişiyordu.
Su Leydisi, kalabalık şehrin ortasında şaşkınlıkla etrafına bakarken o adamı gördü. Adam, kurumuş bir çeşmenin başında susuzluktan ağlayan bir çocuğun başını okşuyor, ona teselli veriyordu. Su, ona doğru tam bir adım atacakken gökyüzü yarıldı.
Ateş Lordu, devasa bir alev sütunuyla meydanın ortasına indi. Etrafındaki insanlar dehşetle sağa sola kaçışırken, Ateş Lordu acımasızca güldü. Elini havaya kaldırdı ve o enerjik adamın tam önüne dev bir ateş duvarı ördü.
"Demek buydu..." dedi Ateş Lordu, adamı küçümseyerek tepeden tırnağa süzerek. "Güzelliğini ve ebediyetini feda ettiğin o aciz yaratık bu mu?"
Su Leydisi dehşetle öne atıldı. "Onu rahat bırak Ateş! Bu benim kararımdı!"
Ateş Lordu, Su’yun üzerine yürüyüp onu sertçe kolundan tuttu. Parmaklarının sıcaklığı Su’yun tenini yakıyordu. "Kararların bedeli olur Su! Madem dünyayı bu kadar çok seviyorsun, şimdi bu dünyanın senin yüzünden nasıl yandığını izle."
Ateş Lordu elini havaya kaldırdı ve şehre ateş yağmuru yağdırmaya başladı. Binalar alev alıyor, insanlar korkuyla çığlık atıyordu. Toprak Lordu da hemen arkasından yere indi; ama o artık sakin değildi. Su bulamadığı için hırçınlaşmış, geçtiği her yerde devasa yarıklar açarak yolları yutmaya başlamıştı. Dünyanın düzeni dakikalar içinde bozulmuştu; mevsimler birbirine girmiş, güneş her şeyi kavurmaya başlamıştı.
Su Leydisi, sevdiği adamın dehşet dolu gözlerine baktı. Adam, karşısındaki bu doğaüstü varlıkların yarattığı yıkımı anlayamıyordu. Ateş Lordu, adamın boğazına doğru bir alev topu yönelterek Su’ya fısıldadı:
"Diz çök ve geri döneceğini söyle Su. Yoksa bu 'tatlı' ölümlünün küllerini rüzgara savurmam sadece saniyelerimi alır."
Dünya yanıyordu ve Su Leydisi, kalbi ile evrenin dengesi arasında sıkışıp kalmıştı.