11. bölüm · ELEMENTLERİN EFENDİSİ

11. Bölüm: Yanık İzleri ve Yakut Işığı

Zelif Zeliz

Bölümler
1 Elementlerin Savaşı: Gökyüzü Kulesi 2 2. Bölüm: Kırılan Denge ve Gazabın İnişi 3 3. Bölüm: Arınma ve Yeni Bir Başlangıç 4 4. Bölüm: İki Dünyanın Sessiz Gözcüsü 5 5. Bölüm: Safir Gözlü Mucize ve Saklı Kehanet 6 6. Bölüm: 18. Yaşın Laneti ve Uyanan Güç 7 7. Bölüm: Büyük Çağrı ve Kule’ye Dönüş 8 8. Bölüm: Safir Işığının Dönüşü 9 9. Bölüm: Gençlerin Savaşı ve Gizli Ateş 10 10. Bölüm: Kırılan Aynalar ve Saklı Kıvılcım 11 11. Bölüm: Yanık İzleri ve Yakut Işığı 12 12. Bölüm: Büyük Sınav ve Uyanan Fırtına 13 13. Bölüm: Konseyin Gazabı ve Fırtınanın Kalbi 14 14. Bölüm: Yasak Şifa ve İki Ateş Arasında 15 15. Bölüm: Kıskançlığın Ateşi ve Karanlık İttifaklar 16 16. Bölüm: Altın Balo ve Karanlık Gölgeler 17 17. Bölüm: İhanetin Gölgesi ve Karanlık Randevu 18 18. Bölüm: Rüyadaki Gölge ve Ateşin Gazabı 19 19. Bölüm: Ateşin Bedeli ve Gizli Antlaşma 20 20. Bölüm: Kan ve Kristal – Büyük Arınma 21 21. Bölüm: Kırılan Taçlar ve İhanetin Bedeli 22 22. Bölüm: Merhametin Bedeli ve Aşkın Karanlık Yüzü0 23 23. Bölüm: Reddedilen Toprak ve Yasak Kaçış 24 24. Bölüm: Kıskançlığın Soğuk Suyu ve Ateşin İnadı 25 25. Bölüm: Tahtın Gölgesinde İsyan 26 26. Bölüm: Arınma Suları ve Büyük Barış 27 27. Bölüm: İki Ruh, Tek Taht – Yeni Şafak 28 28. Bölüm: Yıldızların Altında İlk ve Son Dans 29 29. Bölüm: Gece Yarısı Ziyareti ve Yasak Kıvılcımlar 30 30. Bölüm: Ateşin Suyun Önünde Eğildiği Gün :FİNAL

Kulenin binlerce yıllık kütüphanesi, tozlu raflar ve fısıldayan el yazmalarıyla dolu bir labirent gibiydi. Arel, annesinin uyarılarını aklında tutarak, bu devasa bilgi deposuna sığındı. İnsan duygularını bir kenara bırakıp, damarlarındaki tanrı kanını uyandırmanın bir yolunu bulmalıydı. Elini kadim bir kitaba dokundurduğunda, kitap bir anda parladı ve Arel'in dokunuşuyla açıldı. Su büyüsü üzerine yazılmış eski bir kehaneti okumaya başladı: "...ve melez kraliçe, suyun ve ateşin dansında, dünyayı ya kurtaracak ya da yok edecek..."
Arel, kitaptaki sözlerin anlamını çözmeye çalışırken, kütüphanenin karanlık köşesinden bir ses duydu. "Bu kehanet, sadece suyun gücünü değil, aynı zamanda taşıdığı tehlikeyi de anlatıyor," dedi Kaya, Toprak'ın oğlu, yavaşça Arel'e doğru ilerlerken.
Arel, Kaya'yı görünce şaşırdı. "Sen... Sen bu kehaneti biliyor musun?"
Kaya, Arel'in yanına oturarak kitabın sayfalarını çevirdi. "Kuledeki her lord, bu kehanetin farkındadır. Ama kimse, bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor," dedi sesi toprak huzuruyla. "Senin buraya gelişin, kehanetin gerçekleşme ihtimalini artırdı. Ve bu, Lord Ateş'i korkutuyor."
Arel ve Kaya kütüphanede konuşurken, kütüphanenin girişinde Volkan duruyordu. Kaya'nın Arel'in yanına oturduğunu ve onunla bu kadar yakın konuştuğunu görünce, içindeki hırçın ateş yeniden alevlendi. "Ne alaka?" diye mırıldandı Volkan, sesiyle kütüphanenin sessizliğini bozarak. "Bu melezle, Toprak'ın oğlu arasında ne olabilir ki?"
Volkan, Kaya ve Arel'e doğru bir adım atacakken, Mina, Hava'nın kızı, Volkan'ın koluna yapıştı. "Bırak onları Volkan," dedi Mina, sinsi bir gülümsemeyle. "Senin bu melezle işin olmaz. Gel, biz biraz eğlenelim."
Mina, Volkan'ı kütüphaneden çıkarıp, kulenin balkonuna doğru çekti. "Senin gibi bir lordun, bu melezle ilgilenmesi utanç verici," dedi Mina, Volkan'ın yüzüne yaklaşarak. "Senin asıl yerin, benim yanımdasın."
Mina, Volkan'ın yüzünü tutarak onu öpmeye çalıştı. Volkan, Mina'nın bu hareketine karşılık vermedi ama onu kendinden de itmedi. O sırada Arel, kütüphanenin penceresinden balkonuna baktı ve Volkan ve Mina'nın bu yakınlaşmasını gördü. Kalbinde garip bir sancı hissetti; bu, kıskançlık değildi, belki de sadece hayal kırıklığıydı.
Kaya, Arel'in balkona baktığını görünce sessizce yanından ayrıldı. Mina da Volkan'ı bırakıp kütüphaneden çıktı. Kütüphanede sadece Volkan ve Arel kaldı.
Arel, Volkan'a doğru ilerleyerek, "Mina ile aranızdaki bu oyunlar, kulenin asaletine leke sürüyor, Volkan," dedi Arel, sesi bir şelale kadar gür ve soğuktu. "Senin asıl yerin, bu sinsi planların içinde değil."
Volkan, Arel'in bu sözleri karşısında sırıttı. "Sen kimsin ki, bana ne yapmam gerektiğini söylüyorsun melez?" dedi Volkan, Arel'in üzerine yürüyerek. "Burada güç konuşur, ve senin o insan duyguların sadece bir zayıflıktır."
Volkan ve Arel kütüphanede tartışırken, Volkan, Arel'in elini yakaladı. "Bana bak melez," dedi Volkan, sesi fısıltıya dönüşürken, "bir gün, bu kibrinin bedelini ödeyeceksin."
Volkan'ın elindeki ateş, yanlışlıkla Arel'in eline geçti. Arel'in eli yanmaya başladı. Arel, can acısıyla elini geri çekerek, "Yanıyorum! Elimi yaktın Volkan!" diye bağırdı. Gözlerinden akan yaşlar, yanan eline karıştı.
Volkan, Arel'in elinin yandığını görünce telaşlandı. "Hey, melez," dedi Volkan, sesi bu sefer zorba değil, tuhaf bir şekilde kısıktı. "Elini göster. İyi misin?"
Volkan, Arel'in yanan eline dokunmaya çalıştı. "Dokunma bana!" dedi Arel, Volkan'ın elini sertçe iterek. "Senin bu ateşin, sadece acı getiriyor!"
Arel, Volkan'ın yanından uzaklaşarak kütüphaneden çıktı. Volkan, Arel'in arkasından baktı, içindeki hırçın ateş, kızın bu can acısı karşısında tuhaf bir şekilde sönmeye yüz tutmuştu.
Kütüphaneden çıkan Arel, Kaya ile karşılaştı. Kaya, Arel'in yanan elini görünce, Volkan'ın üzerine yürüdü. "Ona ne yaptın Volkan?" diye bağırdı Kaya. "Onun elini nasıl yakarsın?"
Volkan, Kaya'nın bu öfkesi karşısında sırıttı. "Sadece küçük bir hata Kaya," dedi Volkan. "Burada güç konuşur, ve bu melez, gücü kontrol etmeyi öğrenmeli."
Arel, Kaya ve Volkan'ın bu tartışması karşısında sessizce oradan uzaklaştı. İçindeki o melez güç, yanık iziyle birlikte daha da büyümüştü. Ve bu güç, bir gün Kule'deki tüm lordları dize getirecekti.