21. bölüm · ELEMENTLERİN EFENDİSİ

21. Bölüm: Kırılan Taçlar ve İhanetin Bedeli

Zelif Zeliz

Bölümler
1 Elementlerin Savaşı: Gökyüzü Kulesi 2 2. Bölüm: Kırılan Denge ve Gazabın İnişi 3 3. Bölüm: Arınma ve Yeni Bir Başlangıç 4 4. Bölüm: İki Dünyanın Sessiz Gözcüsü 5 5. Bölüm: Safir Gözlü Mucize ve Saklı Kehanet 6 6. Bölüm: 18. Yaşın Laneti ve Uyanan Güç 7 7. Bölüm: Büyük Çağrı ve Kule’ye Dönüş 8 8. Bölüm: Safir Işığının Dönüşü 9 9. Bölüm: Gençlerin Savaşı ve Gizli Ateş 10 10. Bölüm: Kırılan Aynalar ve Saklı Kıvılcım 11 11. Bölüm: Yanık İzleri ve Yakut Işığı 12 12. Bölüm: Büyük Sınav ve Uyanan Fırtına 13 13. Bölüm: Konseyin Gazabı ve Fırtınanın Kalbi 14 14. Bölüm: Yasak Şifa ve İki Ateş Arasında 15 15. Bölüm: Kıskançlığın Ateşi ve Karanlık İttifaklar 16 16. Bölüm: Altın Balo ve Karanlık Gölgeler 17 17. Bölüm: İhanetin Gölgesi ve Karanlık Randevu 18 18. Bölüm: Rüyadaki Gölge ve Ateşin Gazabı 19 19. Bölüm: Ateşin Bedeli ve Gizli Antlaşma 20 20. Bölüm: Kan ve Kristal – Büyük Arınma 21 21. Bölüm: Kırılan Taçlar ve İhanetin Bedeli 22 22. Bölüm: Merhametin Bedeli ve Aşkın Karanlık Yüzü0 23 23. Bölüm: Reddedilen Toprak ve Yasak Kaçış 24 24. Bölüm: Kıskançlığın Soğuk Suyu ve Ateşin İnadı 25 25. Bölüm: Tahtın Gölgesinde İsyan 26 26. Bölüm: Arınma Suları ve Büyük Barış 27 27. Bölüm: İki Ruh, Tek Taht – Yeni Şafak 28 28. Bölüm: Yıldızların Altında İlk ve Son Dans 29 29. Bölüm: Gece Yarısı Ziyareti ve Yasak Kıvılcımlar 30 30. Bölüm: Ateşin Suyun Önünde Eğildiği Gün :FİNAL

Kargos ve ordusunun geri çekilmesiyle arenaya ağır, isli bir sessizlik çöktü. Ancak bu sessizlik huzur değil, fırtına öncesi sessizliğeydi. Arel, ellerinden süzülen altın ışık yavaşça sönerken dizlerinin üzerine çöktü. Gücü onu fiziksel olarak tüketmişti.
Volkan, hemen yanına gelip onu omuzlarından tuttu. Gözlerinde ilk kez sadece endişe vardı, o kibirli maske tamamen parçalanmıştı. "Arel, iyi misin?" diye sordu sesi titreyerek. Arel, Volkan’ın ellerine baktı; ona "kölem olacaksın" diyen o sert eller, şimdi onu tutarken adeta titriyordu.
"Bana dokunma Volkan," dedi Arel güçlükle, onu geri iterek. "Beni kurtarman, bana yaptıklarını, beni herkesin önünde aşağılamanı unutturmaz. Ben hala senin gözünde o 'yarım kalmış' melezim, değil mi?"
Volkan bir şey söyleyecekken, Lord Ateş ve diğer lordlar arenanın ortasına indiler. Lord Ateş’in yüzü öfkeden mosmordu. "Bu kız!" diye bağırdı, parmağıyla Arel’i göstererek. "Karanlık büyücüleri buraya o çekti! Onun varlığı kuleyi lekeliyor. Muhafızlar, onu zindana atın!"
"DURUN!"
Bu ses Kaya’dan gelmişti. Kaya, elinde kararmış bir kristal parçasıyla öne çıktı. "Karanlığı Arel çekmedi. Karanlığı içeriye birimiz davet etti." Kaya, elindeki kristali havaya kaldırdı; kristalden Mina’nın sesinin yankıları dökülmeye başladı. Mina’nın Kargos ile yaptığı o gizli anlaşmanın sesleri arenada yankılanınca herkes dehşetle donup kaldı.
Mina, kaçacak yer ararken Hava Leydisi (annesi) bile ondan iğrenerek uzaklaştı. "Ben... ben sadece kuleyi korumak istedim! O kız burayı mahvediyordu!" diye haykırdı Mina. Ama Lord Ateş’in gazabı büyüktü. "İhanetin bedeli ölümdür Mina!" diye kükredi. Muhafızlar Mina’yı yaka paça götürürken, Mina’nın Arel’e attığı nefret dolu bakış, intikamın henüz bitmediğinin kanıtıydı.
Lord Ateş, Mina’nın suçunu öğrense de hala Arel’e karşı yumuşamamıştı. "Mina suçlu olabilir ama bu melez hala bir tehdit. Onu kontrol edemeyiz!"
Volkan, babasının karşısına dikildi. Boyu babasına yetiyordu artık. "Onu kontrol edemezsin baba, çünkü o senin malın değil. O bu kulenin gördüğü en güçlü element varisi. Eğer ona bir zarar verirsen, karşında sadece suyu değil, ateşi de bulursun!"
Ateş Lordu ve oğlu arasındaki bu restleşme kulenin temelini sarstı. Volkan ilk kez babasına, kule kanunlarına ve kendi mirasına başkaldırıyordu.
O gece, kule harabeler içinde uyurken Arel şatonun en yüksek balkonuna çıktı. Gece rüzgarı mavi saçlarını uçuruyordu. Volkan yanına geldi, bu sefer aralarında o "kölelik" antlaşması yoktu; sadece ağır bir gerçek vardı.
"Neden yaptın Volkan?" diye sordu Arel, gökyüzüne bakarak. "Neden babana karşı geldin?"
Volkan, Arel’in yanına yaslandı. "Çünkü o tokatı attığında haklıydın Arel," dedi sesi boğuklaşarak. "Sana o terbiyesiz teklifi yaparken de, seni herkesin önünde aşağılarken de sadece kendi korkumla savaşıyordum. Senin gücün beni korkuttu çünkü sen, benim asla olamayacağım kadar özgürsün. Seni bir kafese koyarsam o ışığın söner sandım ama sen kafesi yakıp yıktın."
Arel ona döndü. "Hala benden bir şeyler yapmamı isteyecek misin? Kölen miyim hala?"
Volkan acı bir tebessümle başını salladı. "Hayır. Artık senden tek bir şey isteyebilirim... O da beni affetmen. Ama bunu yapmayacağını biliyorum."
Arel bir şey demedi. Tam o sırada, uzaklardan, Yasak Kayalıklar’dan devasa bir mor ışık gökyüzüne fırladı. Kargos son saldırısına hazırlanıyordu ve bu sefer tek başına değildi; Mina’nın bıraktığı karanlık boşluğu kullanarak kulenin koruma kalkanlarını tamamen devre dışı bırakmıştı.
"Savaş daha yeni başlıyor," dedi Arel, ellerindeki suyun tekrar altın rengine dönüştüğünü hissederek. "Ve bu sefer kimsenin arkasında durmayacağım. En önde ben olacağım."