35. bölüm / 36
DIVINE CARNAGEKırılan Mühür
Bölümler 36Şu an: Kırılan Mühür
- 1 Bilgilendirme.1.055 kelime
- 2 Başlangıç532 kelime
- 3 BÖLÜM I467 kelime
- 4 BÖLÜM II473 kelime
- 5 BÖLÜM III573 kelime
- 6 BÖLÜM IV773 kelime
- 7 BÖLÜM V466 kelime
- 8 BÖLÜM VI437 kelime
- 9 BÖLÜM VII519 kelime
- 10 BÖLÜM VII519 kelime
- 11 BÖLÜM VIII543 kelime
- 12 BÖLÜM IX426 kelime
- 13 BÖLÜM X479 kelime
- 14 BÖLÜM XI491 kelime
- 15 BÖLÜM XII545 kelime
- 16 BÖLÜM XIII491 kelime
- 17 BÖLÜM XIV425 kelime
- 18 BÖLÜM XV597 kelime
- 19 BÖLÜM XVI381 kelime
- 20 BÖLÜM XVII604 kelime
- 21 BÖLÜM XVIII442 kelime
- 22 BÖLÜM XIX467 kelime
- 23 BÖLÜM XX444 kelime
- 24 BÖLÜM XXI492 kelime
- 25 BÖLÜM XXII442 kelime
- 26 BÖLÜM XXIII462 kelime
- 27 BÖLÜM XXIII (Devamı)313 kelime
- 28 BÖLÜM XXIII (Devamı)307 kelime
- 29 BÖLÜM XXIV392 kelime
- 30 BÖLÜM XXV — Küllerin Fısıltısı903 kelime
- 31 BÖLÜM XXVI — Küllerin İşareti647 kelime
- 32 BÖLÜM XXVII — Unutulan İsim576 kelime
- 33 BÖLÜM XXVIII — Sessizliğin İçindeki Çatlak746 kelime
- 34 BÖLÜM XXIX — Varisin Kanı570 kelime
- 35 Kırılan Mühür899 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 Üç Kehanet901 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aldren'in zihninde tek bir soru vardı.
Neden?
Neden o çocuk?
Neden Lyra?
Ve neden Kaora'nın adı duyulduğu anda o eski sembol yeniden uyanmıştı?
Aldren cevapları bilmiyordu.
Ya da belki...
Bazı cevapları biliyor, fakat onları söylemeye cesaret edemiyordu.
Lyra hâlâ karşısında duruyordu.
Sessiz.
Gözleri canavarın kaybolduğu sisli yamaçtaydı.
"Varis..."
Kelime dudaklarından güçlükle çıktı.
Aldren başını kaldırdı.
Lyra ona döndü.
"Ben neyin varisiyim?"
Aldren cevap vermedi.
"Kaora'nın mı?"
Sessizlik.
"Onun gücünün mü?"
Yine cevap yoktu.
Lyra'nın yüzündeki ifade yavaşça değişti.
"Yoksa..."
Bir an durdu.
"...benim ailem bunu biliyor muydu?"
Aldren'in bakışları yere indi.
Lyra bunu gördüğü anda cevabı anlamıştı.
"Onlar biliyordu."
Bu bir soru değildi.
Bir gerçekti.
Aldren derin bir nefes aldı.
"Her şeyi bildiklerini söyleyemem."
"Ne biliyorlardı?"
"Lyra..."
"Ne biliyorlardı?"
Aldren sustu.
Lyra'nın sesi yükseldi.
"BENİ NEDEN BIRAKTILAR?"
Kampın içindeki bütün sesler kesildi.
Avcılar birbirlerine baktı.
Kimse yaklaşmaya cesaret edemedi.
Lyra'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
"Ben ne yaptım?"
Aldren ona doğru bir adım attı.
"Hiçbir şey."
"Öyleyse neden?"
"Çünkü korktular."
Lyra başını salladı.
"Korktular..."
Kelime ağzında acı bir tat bıraktı.
"Beş yaşındaki bir çocuktan mı?"
Aldren cevap vermedi.
Lyra güldü.
Ama bu bir gülümseme değildi.
Kırılmış bir insanın çıkarabileceği en sessiz sesti.
"Ben daha çocukken benden korktular."
Avucuna baktı.
"Şimdi de herkes benden korkuyor."
Aldren başını kaldırdı.
"Ben senden korkmuyorum."
Lyra ona baktı.
"Yalan."
Aldren dondu.
"Sen bile bilmiyorsun."
Lyra'nın sesi titriyordu.
"Az önce yüzünü gördüm."
Aldren cevap vermedi.
"Canavar bana baktığında herkes korktu."
Bir damla yaş yere düştü.
"Ama sen..."
Lyra'nın sesi kısıldı.
"Sen beni tanıdığın için korktun."
Aldren'in gözleri doldu.
"Lyra."
"Hayır."
Lyra geri çekildi.
"Artık söyleme."
"Ne?"
"Benim için üzülüyormuşsun gibi konuşma."
Aldren'in yüzü gerildi.
"Çünkü ben yıllardır..."
Lyra'nın sesi kırıldı.
"...kendime bir aile uyduruyordum."
Aldren hiçbir şey söylemedi.
"Annem beni seviyordu diye düşündüm."
Bir nefes aldı.
"Babam beni korumaya çalıştı diye düşündüm."
Gözyaşları artık durmuyordu.
"Belki beni kaybetmişlerdir diye düşündüm."
Lyra gözlerini kapattı.
"Belki bir gün geri gelirler diye düşündüm."
Bir süre yalnızca rüzgârın sesi duyuldu.
"Ben onları bekledim."
Aldren'in yüzündeki ifade çöktü.
"Her yıl."
Lyra'nın sesi daha da küçüldü.
"Her doğum günümde."
Aldren başını eğdi.
"Belki bu yıl gelirler dedim."
Lyra ellerini sıktı.
"Hiç gelmediler."
Avucundaki sembol titredi.
Aldren bunu fark etti.
"Lyra..."
"Ve şimdi öğreniyorum ki..."
Lyra başını kaldırdı.
"...gelmek istememişler."
Sembol bir kez daha parladı.
"Ben kaybolmadım."
Kızıl ışık parmaklarının arasından sızmaya başladı.
"Ben terk edildim."
Aldren'in yüzü bembeyaz oldu.
"Lyra, eline bak."
Lyra baktı.
Sembolün çevresindeki hava bozuluyordu.
Sanki görünmez bir şey derisinin altından dışarı çıkmaya çalışıyordu.
"Ne oluyor?"
"Bilmiyorum."
Aldren bir adım geri çekildi.
Lyra ona baktı.
"Sen bilmiyorsun."
"Hayır."
"İlk kez."
Aldren cevap vermedi.
"İlk kez sen de bilmiyorsun."
Lyra'nın gözlerinde korku belirdi.
"Ben korkuyorum."
Aldren hemen ona doğru ilerledi.
"Buradayım."
"Hayır."
Lyra başını salladı.
"Bu kez..."
Nefesi kesildi.
"...benden korkuyorum."
O anda bütün kamp sessizliğe gömüldü.
Rüzgâr durdu.
Ağaçların yaprakları kıpırdamıyordu.
Avcıların ellerindeki yaylar gevşedi.
Ateşlerin alevleri küçüldü.
Sonra...
söndü.
Karanlık her şeyi yuttu.
Lyra'nın gözlerinden yaşlar akıyordu.
"Ben bunu istemiyorum."
Aldren ona baktı.
"Lyra, beni dinle."
"İstemiyorum."
"Elini kapat."
"Nasıl?"
Aldren sustu.
Çünkü Lyra haklıydı.
Nasıl yapacağını bilmiyordu.
Lyra'nın nefesi hızlandı.
"Nasıl durduracağımı bilmiyorum."
Aldren yaklaşmaya çalıştı.
"Ben buradayım."
"Yardım edemiyorsun."
"Yardım edeceğim."
"Nasıl?"
Aldren cevap veremedi.
Lyra'nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Ben hiçbir zaman bir şey istemedim."
Sesi titredi.
"Ne güç istedim..."
Sembol daha da büyüdü.
"Ne tanrıların dikkatini..."
Yerde ince bir çatlak oluştu.
"Ne canavarların beni tanımasını..."
Çatlak Lyra'nın ayaklarının altından dışarı doğru ilerledi.
"Ben sadece..."
Lyra'nın sesi tamamen kırıldı.
"...birinin beni seçmesini istedim."
Aldren'in gözleri doldu.
"Lyra..."
"Bir kez olsun."
Karanlık, Lyra'nın ayaklarının çevresinde toplanmaya başladı.
"Bir kişi bile."
Toprak titredi.
"Benim yanımda kalmayı seçsin."
Dağın derinliklerinden boğuk bir uğultu yükseldi.
Lyra gözlerini kapattı.
"Ben neden hiçbir zaman yeterli olmadım?"
Ve o anda...
mühür kırıldı.
Hiçbir patlama olmadı.
Hiçbir ışık gökyüzünü yarmadı.
Sadece Lyra'nın çevresindeki dünya sessizce karardı.
Karanlık, bedeninden dışarı yayıldı.
Önce birkaç adım.
Sonra kampın tamamı.
Avcılar geriye savruldu.
Ağaçlar rüzgâr olmamasına rağmen eğildi.
Dağın taşları yerinden oynadı.
Gökyüzündeki bulutlar tek bir noktaya doğru çekilmeye başladı.
Aldren kılıcını çekti.
Ama kime karşı kullanacağını bilmiyordu.
Lyra'ya mı?
Yoksa onun içinden yükselen şeye mi?
"Lyra!"
Lyra cevap vermedi.
Gözleri kapalıydı.
Yüzünden yaşlar akıyordu.
Karanlık onun arkasında şekillenmeye başladı.
Bir insan silueti değildi.
Bir canavar da değildi.
Daha eski bir şeye benziyordu.
Sanki dünyanın kendisinden kopmuş bir gölgeydi.
Aldren'in nefesi kesildi.
"Hayır..."
Gölgenin başı yavaşça Lyra'nın üzerine eğildi.
Lyra gözlerini açtı.
Göz bebekleri bir anlığına tamamen karardı.
Ve onun ağzından kendi sesi çıkmadı.
Başka bir ses konuştu.
Derin.
Uzak.
Eski.
"Sonunda."
Aldren dondu.
"Sen..."
Gölge başını ona çevirdi.
Aldren'in elindeki kılıç titredi.
"Sen Kaora değilsin."
Gölge cevap vermedi.
Lyra'nın gözlerindeki karanlık yavaşça dağıldı.
"Ne..."
Sesi tekrar kendisine aitti.
"...oluyor?"
Bir anda bütün güç geri çekildi.
Lyra'nın dizleri çözüldü.
Aldren onu yere düşmeden yakaladı.
"Lyra!"
Lyra'nın başı Aldren'in omzuna düştü.
Gözleri kapandı.
Karanlık kayboldu.
Dağ yeniden sessizliğe gömüldü.
Hiç kimse konuşamıyordu.
Aldren Lyra'nın avucuna baktı.
Kızıl sembol artık eskisi gibi değildi.
İkiye ayrılmıştı.
Bir yarısı Kaora'nın eski işaretini taşıyordu.
Diğer yarısıysa...
Aldren'in daha önce hiçbir yerde görmediği bir semboldü.
Adamın yüzündeki korku büyüdü.
Çünkü o sembolü daha önce görmemiş olsa da...
Onun ne anlama geldiğini biliyordu.
Kaora'nın varisi olmak başka bir şeydi.
Bu ise...
Kaora'nın bile korktuğu bir şey olabilirdi.
Aldren başını kaldırdı.
Gökyüzünde yedi ışık belirmişti.
Yedi farklı yönden.
Yedi farklı güç.
Yedi tanrının bakışı.
Ve Lyra'nın uyandığını artık hepsi biliyordu.
Uzaklarda, tanrıların hüküm sürdüğü yerde...
Kaora'nın adı ilk kez yüzyıllar sonra yeniden fısıldandı.
Ve o fısıltının ardından tek bir soru yükseldi:
"Mühür neden onunla birlikte kırıldı?"
Bölüm etkileşimi
