9. bölüm / 36
DIVINE CARNAGEBÖLÜM VII
Bölümler 36Şu an: BÖLÜM VII
- 1 Bilgilendirme.1.055 kelime
- 2 Başlangıç532 kelime
- 3 BÖLÜM I467 kelime
- 4 BÖLÜM II473 kelime
- 5 BÖLÜM III573 kelime
- 6 BÖLÜM IV773 kelime
- 7 BÖLÜM V466 kelime
- 8 BÖLÜM VI437 kelime
- 9 BÖLÜM VII519 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 BÖLÜM VII519 kelime
- 11 BÖLÜM VIII543 kelime
- 12 BÖLÜM IX426 kelime
- 13 BÖLÜM X479 kelime
- 14 BÖLÜM XI491 kelime
- 15 BÖLÜM XII545 kelime
- 16 BÖLÜM XIII491 kelime
- 17 BÖLÜM XIV425 kelime
- 18 BÖLÜM XV597 kelime
- 19 BÖLÜM XVI381 kelime
- 20 BÖLÜM XVII604 kelime
- 21 BÖLÜM XVIII442 kelime
- 22 BÖLÜM XIX467 kelime
- 23 BÖLÜM XX444 kelime
- 24 BÖLÜM XXI492 kelime
- 25 BÖLÜM XXII442 kelime
- 26 BÖLÜM XXIII462 kelime
- 27 BÖLÜM XXIII (Devamı)313 kelime
- 28 BÖLÜM XXIII (Devamı)307 kelime
- 29 BÖLÜM XXIV392 kelime
- 30 BÖLÜM XXV — Küllerin Fısıltısı903 kelime
- 31 BÖLÜM XXVI — Küllerin İşareti647 kelime
- 32 BÖLÜM XXVII — Unutulan İsim576 kelime
- 33 BÖLÜM XXVIII — Sessizliğin İçindeki Çatlak746 kelime
- 34 BÖLÜM XXIX — Varisin Kanı570 kelime
- 35 Kırılan Mühür899 kelime
- 36 Üç Kehanet901 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tanrının Ayak Sesleri
Gece...
Normalde sessiz olurdu.
Fakat o gece sessizliğin bile bir sesi vardı.
Toprak...
Her birkaç saniyede bir derinden titriyordu.
Güm...
Güm...
Güm...
Her adımda kampın duvarlarındaki tozlar yere dökülüyor, nöbet kuleleri hafifçe sallanıyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü herkes aynı şeyi hissediyordu.
Bu...
Sıradan bir canavar değildi.
---
"Kapıları kapatın!"
Aldren'in sesi bütün kampı doldurdu.
"Çocukları mağaralara indirin!"
"Okçular kulelere!"
"Kimse emrim olmadan saldırmayacak!"
Demir İzciler bir anda harekete geçti.
Kadınlar çocukları kollarından çekiştirerek yer altındaki tünellere götürüyor, yaşlılar yiyecek sandıklarını taşımaya çalışıyordu.
Bir çocuk ağlamaya başladı.
Annesi korkuyla onu kucağına çekti.
"Sessiz..."
"Lütfen..."
"Sessiz ol..."
Çocuğun ağzını kapattı.
Çünkü...
Bazı yaratıklar sesi duyardı.
---
Lyra doğu surlarına koştu.
Merdivenleri ikişer ikişer çıktı.
Elindeki yayı sıkıca kavradı.
Surların üzerine vardığında...
Nefesi kesildi.
Ormanın içindeki bütün ağaçlar tek tek devriliyordu.
Hiçbir savaş yoktu.
Hiçbir çığlık yoktu.
Sadece...
Bir şey yürüyordu.
Sonra karanlığın içinden ilk ayağı göründü.
Taştan yapılmış gibi görünen, çatlaklarla kaplı devasa bir ayak.
Bir ev kadar büyüktü.
Her adım attığında toprağın altındaki kayalar parçalanıyordu.
Arkasından ikinci adım geldi.
Sonra üçüncüsü.
Ve sonunda...
Yaratığın tamamı karanlığın içinden çıktı.
Boyu kulelerden yüksekti.
Sırtında siyaha dönmüş onlarca kırık çan sallanıyordu.
Paslanmış zincirler bacaklarından sürükleniyor, her hareketinde metalin iniltiye benzeyen sesi ormanın içinde yankılanıyordu.
Ama en korkuncu...
Yüzü yoktu.
Başının olması gereken yerde...
Devasa, paslı bir çan asılıydı.
Ve çanın üzerinde yüzlerce insan eli vardı.
Sanki içeriden çıkmaya çalışıyorlardı.
Gözcü kulelerinden biri korkuyla fısıldadı.
"...Tanrılar bizi affetsin..."
Yaşlı bir avcı dizlerinin üzerine çöktü.
"Çan Taşıyıcı..."
İsmi fısıltı gibi yayıldı.
Çan Taşıyıcı.
Yüz yıl önce üç şehri tek gecede yok eden yaratık.
Masallarda anlatılan...
Kimsenin gerçekten var olduğuna inanmadığı kabus.
---
Genç avcılardan biri titreyerek yayını kaldırdı.
"Onu vurabiliriz."
Aldren hiç arkasını dönmedi.
"Sakın."
"Ama lider..."
"Sakın dedim!"
Genç avcı dişlerini sıktı.
"Ya saldırırsa?"
Aldren'in sesi ilk kez titredi.
"Biz..."
"...onun avı bile değiliz."
Lyra duyduklarına inanamadı.
Hayatı boyunca ilk kez...
Aldren'in korktuğunu görüyordu.
---
Çan Taşıyıcı durdu.
Kamp ile arasında yalnızca birkaç yüz metre kalmıştı.
Rüzgâr yeniden esmeye başladı.
Paslı çan yavaşça sallandı.
Ve...
DOOOOOONG...
Ses değil...
Sanki gökyüzü ikiye ayrılmıştı.
Kulakları sağır eden uğultu bütün vadide yankılandı.
Lyra ellerini kulaklarına götürdü.
Ama ses...
Kulaklarından değil...
Zihninin içinden geliyordu.
Bir anda dizlerinin bağı çözüldü.
Etrafındaki avcılar da yere yığılmaya başladı.
Bazıları çığlık atıyordu.
Bazıları ağlıyordu.
Bazıları ise boşluğa bakarak kendi kendine konuşuyordu.
"Anne..."
"Gitme..."
"Beni bırakma..."
Lyra'nın gözleri büyüdü.
Karşısında...
Annesini gördü.
Yıllar önce onu ormanda bırakan kadını.
Kadın ona doğru yürüyordu.
Kollarını açmıştı.
"Lyra..."
"Eve dön."
Kızın nefesi kesildi.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Tam annesine dokunacakken...
Bir el omzunu sertçe tuttu.
"Uyan!"
Aldren...
Lyra'nın yüzüne tokat attı.
Bir anda görüntü dağıldı.
Annesi yok olmuştu.
Yerine...
Çan Taşıyıcı'nın dev gölgesi vardı.
"Bu yaratık..."
Aldren dişlerini sıkarak konuştu.
"...zihninle oynuyor."
"Ne görürsen gör..."
"İnanma."
---
Tam o anda...
Çan ikinci kez çaldı.
DOOOOOONG!
Bu kez kampın doğu surlarından biri çatladı.
Taşlar aşağı dökülmeye başladı.
Çocukların çığlıkları yer altından yükseliyordu.
Okçulardan biri korkuyla yayını bıraktı.
Bir diğeri dizlerinin üzerine çöktü.
Ve içlerinden biri...
Sessizce kapıyı açmaya başladı.
Lyra bağırdı.
"Dur!"
Ama adam onu duymuyordu.
Gözleri bomboştu.
Sanki...
Birisi ona fısıldıyordu.
Kapının ağır sürgüsü yavaşça geri çekildi.
Ve dışarıdaki karanlık...
.
Bölüm etkileşimi
