32. bölüm · DIVINE CARNAGE
BÖLÜM XXVII — Unutulan İsim
Kaora.
İsim külün içinde yankılandı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Lyra'nın göğsünde garip bir ağırlık oluştu. İsmi daha önce hiç duymamıştı… ama nedense zihninin derinliklerinde bir şey bu adı tanıyordu.
Sanki yıllardır kapalı duran bir kapının ardında bekliyordu.
Gölge bir adım attı.
Küller ayaklarının çevresinde dönmeye başladı.
Lyra geri çekilmek istedi.
Ayakları hareket etmedi.
"Sen kimsin?"
Gölgenin kızıl gözleri biraz daha parladı.
"Bunu bana değil..."
Sesi, vadilerin içinden gelen yankılar gibi ağırdı.
"...kendine sor."
Lyra'nın kaşları çatıldı.
"Ben seni tanımıyorum."
Gölge başını eğdi.
"Hayır."
Bir an sessizlik oldu.
"Ama onlar tanıyor."
Lyra'nın kalbi hızlandı.
"Onlar kim?"
Gölge cevap vermedi.
Arkasındaki karanlıkta bir şey hareket etti.
Devasa taş duvarların üzerinde yedi gölge belirdi.
Dört farklı şekil.
Dört farklı güç.
Lyra'nın nefesi kesildi.
Tanrılar.
Onları göremiyordu.
Ama hissedebiliyordu.
Atheron'un ateş gibi öfkesi...
Nyssa'nın soğuk ve sessiz bakışı...
Mornak'ın mezar sessizliği...
Seralya'nın ağır nefesi...
Velmir'in zamanı ezen varlığı...
Elaris'in göz kamaştıran ışığı...
Ve...
Yedinci gölge.
Diğerlerinden ayrı.
Zincirlerle çevriliydi.
Lyra ona baktığında göğsünün ortasında garip bir sızı hissetti.
"Sen..."
Gölge başını kaldırdı.
"Benim adımı hatırladığın gün..."
Zincirlerden biri çatladı.
"...onların uykusu bitecek."
Bir anda bütün ova titredi.
Lyra yere düştü.
"Ne istiyorsun benden?"
Gölgenin yüzünde ilk kez belli belirsiz bir ifade oluştu.
Üzüntü müydü?
Öfke mi?
Lyra anlayamadı.
"Hiçbir şey."
Bu cevap onu daha çok şaşırttı.
"Hiçbir şey mi?"
"Henüz."
Sonra gölge elini kaldırdı.
Lyra'nın avucundaki sembol yeniden parladı.
Bu kez acımadı.
Aksine...
ılık bir sıcaklık yayıldı.
Ve Lyra'nın zihninde görüntüler belirmeye başladı.
Bir köy.
Alevler.
Canavarlardan kaçan insanlar.
Gökyüzünde devasa yaratıklar.
Ve insanların dizlerinin üzerine çöktüğü yedi tapınak.
Sonra görüntü değişti.
Zincirlenmiş bir kadın.
Yüzünü göremiyordu.
Etrafında diğer tanrılar vardı.
Atheron'un sesi yankılandı:
> "İnsanlara merhamet gösterdin."
Başka bir ses:
> "Onlara bizim karşı koyabileceklerini söyledin."
Sonra zincirler sıkıldı.
Kadının sesi duyuldu.
> "Onlar zaten bizim oyuncaklarımız değil."
Görüntü parçalandı.
Lyra gözlerini kapattı.
"Hayır..."
Başını tuttu.
"Yeter!"
Gölgenin sesi yeniden duyuldu.
"Gerçeği arıyorsan..."
Kül fırtınası yükseldi.
"...tanrılara sorma."
Her şey karardı.
---
Lyra gözlerini açtığında yatağındaydı.
Güneş doğmuştu.
Oda soğuktu.
Bir süre tavana baktı.
Rüyayı hatırlamaya çalıştı.
Dört taht...
Dört gölge...
Zincirler...
Ve bir isim.
Kaora.
Lyra yatağın kenarına oturdu.
Tam ayağa kalkacakken kapının ardından bir ses geldi.
"Lyra?"
Mira.
Lyra hemen avucunu kapattı.
"Gel."
Kapı açıldı.
Mira içeri girdiğinde elinde sıcak su ve birkaç ot vardı.
Fakat yüzünde dün geceki ifadeden daha ağır bir şey vardı.
Endişe.
Lyra bunu hemen fark etti.
"Bir şey oldu."
Mira cevap vermedi.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Yalan söyleme."
Mira derin bir nefes aldı.
"Sabah kuzey gözcülerinden haber geldi."
Lyra'nın yüzü ciddileşti.
"Canavarlar mı?"
"Hayır."
Mira pencereye baktı.
"Hiçbir şey görmemişler."
Lyra şaşırdı.
"Hiçbir şey?"
"Üç gündür."
Mira'nın sesi alçaldı.
"Ormanda tek bir kuş bile yok."
Lyra sessiz kaldı.
Dışarıdan kampın günlük sesleri geliyordu.
Çekiçler.
İnsanların konuşmaları.
Çocukların koşuşturmaları.
Ama bunların altında...
çok daha rahatsız edici bir sessizlik vardı.
Lyra pencereye yaklaştı.
Dağların ötesine baktı.
Sis her zamankinden daha yoğundu.
Ve sisin ardında...
çok uzakta...
bir şeyin hareket ettiğini gördüğünü sandı.
Gözlerini kıstı.
Hiçbir şey yoktu.
Mira arkasından konuştu.
"Lyra."
"Efendim?"
"Bugün eğitim yok."
Lyra döndü.
"Neden?"
"Çünkü klan lideri seni görmek istiyor."
Lyra'nın yüzündeki ifade değişti.
"Neden?"
Mira kapıya yöneldi.
"Çünkü dün gece arşiv odasına giren tek kişi sendin."
Lyra olduğu yerde kaldı.
Kalbi hızlandı.
Kitap.
Biri öğrenmişti.
Mira kapıyı açtı.
Sonra durdu.
Başını çevirmeden konuştu.
"Ve Lyra..."
"Evet?"
"Bugün elini kimseye gösterme."
Kapı kapandı.
Lyra yavaşça avucunu açtı.
Kızıl sembol yeniden belirmişti.
Ama bu kez sembolün hemen yanında...
çok küçük bir çatlak vardı.
Sanki bir şey...
içeriden dışarı çıkmaya çalışıyordu.
