18. bölüm · DIVINE CARNAGE

BÖLÜM XV

Lady Writer ..

Karanlığın İçindeki Çocuk

"Ormanda..."

"Bir çocuk var!"

"Tek başına bize doğru yürüyor!"

Gözcünün sesi bütün kampı ayağa kaldırdı.

Surların üzerine çıkan avcılar, meşalelerini kuzey ormanına çevirdi.

Karanlığın içinde...

Gerçekten de küçük bir siluet yürüyordu.

En fazla yedi yaşındaydı.

Üzerinde beyaz, çamura bulanmış ince bir giysi vardı.

Ayakkabısı yoktu.

Başını hiç kaldırmadan...

Yavaş yavaş kampa doğru ilerliyordu.

Yaşlı avcılardan biri fısıldadı.

"Bu bir tuzak..."

Bir diğeri başını salladı.

"Tanrıların oyunlarından biri."

Kimse kapıyı açmaya cesaret edemedi.

---

Lyra'nın gözleri çocuğun üzerinden ayrılmıyordu.

Her adımında sendelediğini görebiliyordu.

Bir an duruyor...

Sonra tekrar yürüyordu.

Sanki son gücüyle hayatta kalmaya çalışıyordu.

"Üşüyor..."

diye fısıldadı.

Aldren sertçe karşılık verdi.

"Hayır."

"Senin acımanı istiyorlar."

Lyra dişlerini sıktı.

"Ya gerçekten yardıma ihtiyacı varsa?"

Aldren'in cevabı gecenin soğuğu kadar sertti.

"Ya gerçekten değilse?"

---

Sessizlik...

Hiç kimse konuşmadı.

Çocuk artık kamp kapısına elli adım kalmıştı.

Sonra...

Bir anda dizlerinin üzerine düştü.

Küçük bedeni titremeye başladı.

Elini kampa doğru uzattı.

Yorgun sesi rüzgârın içinde kayboldu.

"...yardım..."

Lyra'nın kalbi sıkıştı.

Dayanamadı.

Baltasını sırtına astı.

Yayını omzuna aldı.

Kapıya doğru yürümeye başladı.

Aldren önüne geçti.

"Nereye?"

"Onu almaya."

"Hayır."

"Kenara çekil."

"Bu emirdir."

Lyra'nın gözleri ilk kez hocasının gözlerine meydan okudu.

"Bugün o çocuk olur."

"Yarın başka biri."

"Biz her seferinde korkarsak..."

"...insan kalmayacağız."

Aldren'in sesi öfkeyle yükseldi.

"LYRA!"

Ama çok geçti.

Lyra çoktan küçük bakım kapısından dışarı çıkmıştı.

---

Soğuk rüzgâr yüzüne çarptı.

Kapı arkasından kapandı.

Artık...

Tek başınaydı.

Kampın bütün gözleri onun üzerindeydi.

Her adımı ağırdı.

Toprak çamur olmuştu.

Ayakları sessizce toprağa gömülüyordu.

Çocuk hâlâ yerde yatıyordu.

Aralarında otuz adım...

Yirmi...

On beş...

Lyra diz çökmek için elini uzattı.

"İyi misin?"

Çocuk cevap vermedi.

Yavaşça başını kaldırdı.

Yüzü...

Çamurun altındaydı.

Tam Lyra onu kaldıracakken...

Ormanın içinden kuru bir dal kırıldı.

ÇAT!

Lyra anında dönüp baltasını çekti.

Hiçbir şey görünmüyordu.

Sadece...

Karanlık.

Sonra ikinci ses.

Üçüncü.

Dördüncü...

Sanki...

Bir şey ağaçların arasında dört ayak üzerinde dolaşıyordu.

---

Bir çift göz açıldı.

Sonra bir çift daha.

Sonra onlarcası.

Sarı gözler...

Geceyi deliyordu.

Lyra çocuğu arkasına itti.

"Koş!"

Çocuk kıpırdamadı.

Gözleri bomboştu.

Tam o anda yaratık karanlıktan fırladı.

Yaklaşık üç metre boyundaydı.

İnsan biçimine benziyordu.

Ama kolları dizlerine kadar uzanıyordu.

Derisi siyah, kemikleri dışarı taşmıştı.

Çenesi normalden iki kat fazla açılıyor, içinden sıra sıra ince dişler görünüyordu.

Sırtında diken gibi yükselen kemik çıkıntıları vardı.

Yaratık çığlık attığında, ses insan ağlamasıyla hayvan kükremesinin arasında bir yerde yankılandı.

Lyra yana atladı.

Dev pençe bulunduğu yeri parçaladı.

Toprak metrelerce havaya savruldu.

"Kapıyı açın!" diye bağırdı surlardan biri.

Aldren kılıcının kabzasını sıktı.

"Hayır..."

"Lyra geri dönemez."

"Canavar onu kapıya kadar sürükler."

---

Yaratık ikinci kez saldırdı.

Lyra baltasını çapraz tuttu.

GÜÜM!

Darbe onu birkaç metre geriye fırlattı.

Kolları uyuşmuştu.

Baltanın sapı çatlamıştı.

Yaratık durmadı.

Dört ayağının üzerine düştü.

Sonra kurda benzeyen bir çeviklikle yeniden atıldı.

Lyra bu kez yana yuvarlandı.

Baltasını bütün gücüyle yaratığın omzuna indirdi.

ŞRAAK!

Siyah kan geceye sıçradı.

Yaratık acıyla uludu.

Ama geri çekilmedi.

Tam tersine...

Öfkesi büyümüştü.

Bir pençesi Lyra'nın omzunu yakaladı.

Kumaş yırtıldı.

Et parçalandı.

Lyra acıyla bağırdı.

Yaratık onu havaya kaldırıp bir ağaca fırlattı.

Sırtı gövdeye çarptığında nefesi kesildi.

Yere düştü.

Gözleri bulanıklaşmıştı.

Kulaklarında yalnızca kalbinin sesi vardı.

---

Kampın surlarından yükselen çığlıklar rüzgâra karışıyordu.

"Onu içeri alın!"

"Kapıyı açın!"

"Çok geç!"

Aldren'in yumrukları titriyordu.

Hayatında ilk kez...

Emir vermekle bir evladını kurtarmak arasında sıkışıp kalmıştı.

---

Lyra kan tükürerek doğruldu.

Yaratık yeniden üzerine koşuyordu.

Bu kez kaçmadı.

Baltasını iki eliyle kavradı.

"Gel..."

diye fısıldadı.

"GEL!"

İkisi aynı anda birbirlerine doğru atıldı.

Ve tam baltayla pençe çarpışacakken...

Yerde yatan küçük çocuk...

İlk kez başını kaldırdı.

Yüzünde korku yoktu.

Dudaklarında...

Anlaşılmaz bir gülümseme vardı.

Ve çok eski bir dilde tek bir kelime fısıldadı.

O anda...

Ormanın tamamı sarsıldı.