79. bölüm · Belki Bir Ümit
79. Endora
Arthur'un anlatışından;
Hızla arabayla evine gidiyordum. Miles büyük ihtimalle canına kıymıştı ama yapmamasını umarak hızla gidiyordum.
Evin önüne geldiğimde yedek anahtarımla hızla içeri girdim. İçeriye Endora'nın odasından gelen gece lambasında ki ışık dışında karanlıktı. Ayakkabılarımı çıkarıp sessizce Endora'nın odasına doğru yürüdüm. Yatağın üzerinde sessizce uyuyordu.
Bir anlık şüphe duydum. Acaba Miles bişey yapmamış mıydı? Olabildiğince sessiz olup Endora'yı uyandırmak istemiyordum. Miles'in odasının önüne durup ilk kapıyı çaldım. Ses alamayınca kapıyı açmak istedim ama kitliydi. "Miles" Cevap vermeyince kapıyı zorlayarakda olsa açtım.
İçerisi tamamen karanlıktı. Işığı açtığımda ne yapacağımı bilemedim. Miles sandalyenin üzerinde cansız şekilde duruyordu. Silah çoktan yerdeydi. "Offf Miles... Ne yaptın kendine?"
Bir süre ne yapacağımı bilemedim. Daha öncesinden de ceset gördüm ama bu sefer farklıydı. Masanın üzerindeki dosları fark ettiğimde hepsini alıp salona geçip oturdum. Kapıyı geri kapatmıştım. Endora'nın bu görüntüyü görmesini istemiyordum.
Dosyaları inceledikçe beklemediğim şeylerle karşılaştım. Miles tüm parasını Endora'nın üzerine geçirmişti. Sadece kendisi harcayabilirdi. Nerdeyse 100 milyar dolardı. Hafif bir ıslık çaldım.
Sabaha kadar tüm dosyaları inceledim. Endora'ya özel banka hesabı açıktı. Miles kendisi kızı için banka kurmuştu başı derde girmesin diye. Malikaneyide açık arttırmayla satışa sunmuş. Son bir kağıda bakarken bakışlarım son satıra takıldı. Endora'nın vaftiz babası yapmıştı beni. Şaşkınlıkla kaşlarımı çattım. "Bana bundan bahsetmedin. Hemde hiç." Oflayarak ne yapacağımı düşündüm.
Endora'nın anlatışı;
Sabah gün ışığı yüzüme vurmadan yine uyandım. Yetimhaneden kalan bir alışkanlık gibiydi. Yetimhanede yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemiyordum.
Hızla yatağımı toplayıp su içmek için odamdan çıkıp direkt mutafağa geçtim. Su içtikten sonra babamın odasına doğru yürümeye başladım. Babamın uyku problemlerinin olduğunu biliyordum ama her gece neden ağladığını çoğunlukla anlatmıyordu. "Baba!" Seslenip tam kapının önünde durduğumda salondaki adamı fark ettim. Hızla geri çekildim.
İlk başta tanımamıştım ama beni yetimhaneden kurtaran adam olduğunu anladım. "Endora..." Kanepede oturmaya devam ederken üzgünce bana bakıyordu. "Birşey mi oldu? Neden burdasın?" Dikkatlice adama yaklaşık karşısındaki tekli koltuğa oturdum. Önünde ki masaya bir sürü kağıtlar saçılıydı.
Bakışlarını kaçırdıktan sonra geri gözlerime baktı. "Bunu nasıl söyliceğimi bilemiyorum ama baban melek oldu. Şuan annenin yanında." Ne tepki vereceğimi bilemedim. Gözlerim dolmuştu. Annem olmasa bile güzel bir ailemin olacağını düşünmüştüm ama olmadı. Kendimi zorlayarak konuşmaya başladığımda sesim titreyip göz yaşlarım düşmeye başladı. "Lütfen beni geri yetimhaneye vermeyin. Oraya geri dönmek istemiyorum."
Ağladığımı gördüğünde sıkıca bana sarıldı. Göz yaşlarımı nazikçe silerken güven verici şekilde gülümsedi. "Seni oraya bir daha bırakmicam. Benle yaşicaksın anladın mı?" Evet anlamında kafamı salladım. Ellerimin tersi ile göz yaşlarımı silmeye çalıştım. "Şimdi burdan gidecez ama yanına almak istediğin eşya var mı?" Evet anlamında kafamı sallayıp odama gittim.
Yatak odasında babamın bana kendisi geçip aldığı ben bebekken aldığı ilk oyuncağımı aldıktan sonra çekmeceleri karıştırmaya başladım. Kıyafetlerimin altında annem ile babamın beraber olduğu bir aile portresi çizimi vardı. İkisi içinde elimde olan tek şey buydu.
Geri Arthur amcanın yanına geri döndüm. "Gidebiliriz." Elini uzattığında tutup arabaya doğru yürüdüm. Arka koltuğa oturunca kemeri takmama yardımcı oldu. Araba ilerlerken camdan dışarıyı izlemeye başladım. Sanırım bu şekil hayatım daha güzel olacaktı. Umarım babam annemin yanında cennettedir. Onların yanında olmayı isterdim ama yaşamayı seviyorum.
SON
