63. bölüm · Belki Bir Ümit
63. Middlemist
7 ay olmuştu. Hamile kalalı yedi ay. İstemediğim gebelikden gelen bebeğimi 7 aydır karnımda taşıyordum. Onun bebeğini bir Blacwoodu.
Hamileliğim ilerlediği için kramplarım artmıştı. Gece ağrılar içinde uyansamda Miles'i uyandırmamaya çok çalıştım ama her seferinde tetikdeymiş gibi uyanıyordu. Ne kadar yanımda istemesemde her seferinde yanımda kalıp beni rahatlatmaya çalışıyordu. Yüzüne ne desemde beni dinlemiyordu. Ondan nefret ettiğimi haykırsam bile sadece "Biliyorum." Diyordu yumuşakça.
Çoğunlukla yatakta kalıp nefes egzersizleri yapıyordum. Miles sürekli doktorla konuşup duruyordu. Daha bu ayda kramplarımın olması beni korkutuyordu. İdrarımı tutamaya başlamıştım. Bunu Miles'den gizlemeye çalışrak ped kullanıp duruyordum. Miles bunu çok geçmeden tuvaletteki fazla pedlerden fark etmişti. Bana önceden dediği gibi "İğrenç" "Tiksiniyorum" demesini beklemiştim ama hiç bişey dememişti. Sadece fazlaca ped almıştı.
Kendimden daha fazla tiksinmeye başlamıştım. Sadece bedenemi sertçe sıcak suda yıkıyordum. Çok geçmeden zaten vücudum kızarıp acımaya başlamıştı ama umursamadım. Miles birkaç gün sonra fark etmişti. Ben yatakda uzanırken yanımda gelip dizlerinin üzerine çökmüş ve ellerimi nazikçe tuttu. "Aşkım, duşa girdiğin zaman kendine niye bu kadar sert davranıyorsun?"
Cevap vermedim. Ellerimi geri çekmek istedim ama bırakmadı. "Bana bak." Ona bakmadım. Diğer tarafa dönmek istedim ama beni bırakmadı. Tutuşu yeniden canımı yakmaya başladığında yüzümü buruşturdum. "Canımı yakmaya başladın." Kendimi tutamayıp demiştim. Direkt beni tutmayı bırakmıştı. "Özür dilerim."
Neden böyle davrandığımı çok geçmeden anlamıştı. Bu yüzden duşa artık tek giremiyordum. Çoğunlukla o beni yıkamaya başlamıştı. Ne kadar istemesemde ya Agnes ya da Miles kendisi yapıyordu. Miles beni her yıkadığında sırtımdaki veya kollarımdaki tüm yaralarımı öpüp her seferinde yalvararak özür diliyordu.
Artık hiçbirşeyi umursamamaya çok başlamıştım. Kendimi ya çok yemek yemeye ya da hiç yemeye başlamıştım. Hafiften kilo aldığım yanaklarımdan belli olmaya başlamıştı. Kendimden git gide daha çok nefret etmeye başlamıştım. Aynada kendime bakamayacak hale gelmiştim. Kendimi astığımdan beri de boynumdaki halat izi hiç gitmemişti.
Yeniden yatakda uzanır halde düşüncelerime dalmıştım. Aklıma sürekli görünüşüm gelip duruyordu. Ellerim saçlarıma gidip saç diplerimi çekmeye başladım. Gözlerim yeniden yaşlarla doldu. Odada tektim. Miles telefon görüşmesi için odadan çıktığımda dikkatlice ayağa kalktım. Odadaki boy aynasının önünde durdum. Kısa bir süre kendime baktıkdan düşünmeden aynayı yere sertçe itip kırdım. Miles geri içeri girmeden odadaki banyayo geçip çıplak ellerim ile aynaya sertçe vurup aynayı kırdım. Ellerim direkt kanamaya başlamıştı.
Miles sesi duyup hızla içeri girdi. Lavabo ellerimdeki kanlarla doluyken ellerim hala kanıyordu. Yere çökmüş halde ağlıyordum. Miles ilk aynaya sonra bana baktı. Beni banyodan çıkarıp geri yatağın üzerine otuttturdu. Elimdeki büyğk camları çıkardıkdan sonda cımbız ile çıkartıp elimi sıkıca sardı. Kanamam zor durmuştu. İki elimide dikkatlice öptükden sonra yüzünü ellerime gömdü. "Özür dilerim... Kendini çirkin bulma." Başını kaldırıp yalvarır şekilde bana bakarken "Çok güzelsin. Her halinle." Sadece hayır anlamında kafamı salladım. Ne söylese bile sadece hayır anlamında kafamı salladım.
Gece vakti kramplarım gelmişken altımdaki fazla ıslaklığı hissettim. Bu idrar kaçırma değildi bu sefer suyum gelmişti. Bu seferki ağrım daha fazlaydı. Yavaşça Miles'e doğrı döndüm. Sırtım göğsüne yaslı olacak kadar yakındı. "Miles" sesim uykudan ve uzun süre konuşmadığımdan sesim kısılmıştı. İlk seslendiğimde uyanmamıştı ama ikinci seslendiğimde gözlerini hafifçe araladı. "Hmm?" Derin bir nefes aldıkdan sonra kendimi konuşmaya zorladım. "Suyum geldi."
