59. bölüm · Belki Bir Ümit
59. Asphodel
Milena'nın canının ne istediğini bulamıyordum resmen çıldıracakdım artık. Ona hiçbir şekilde iyi gelmiyordum. Parmaklarını kanatır hale gelmişti.
Her gece ona sarılarak uyuyordum. Bu onu iyileştirmezdi biliyorum ama vicdanım susmuyordu. Her gece. Her gece bana bir kez daha Milena üzerinden işgence ediyordu.
Milena'nın aşerdiği şeyi bulamıyordum ve yemekden de kesilmeye başlamıştı. Eli sürekli saçlarındaydı. Ne istediğini bulmaya inat etmiştim. Agnes dışında doktora da soruyordum ama bulamamıştım. Bulmadıkça sinirlenip duruyordum ve ilaçlarım etki etmemeye başlamıştı.
Milena yatakda uyurken ayağa kalkıp odadan çıktım. Çalışma odasına geçerek ilaç çekmecemi açtığımda içinde yine sıralı bir sürü ilaç vardı. Sinirle sinir ve anksiyete ilaçlarımı alıp aynı anda içtim. Milena'yı oda tek bırakmamak için geri odaya döndüm. Yatakda uyuyordu. Sırt üstü uzanmış, saçları yastığa yayılmış ve çok masum duruyordu. Karnının şişliği yavaştan belli oluyordu.
Yavaşça yanına yaklaştım. Yatakda yanına uzanıp bir süre onu izledim. Yine kabus görüyor gibi kaşlarını çatmıştı. Bir anlık tereddütden sonra başımı göğsüne yasladım. Fazla ağırlığımı vermemeye çalışıyordum. Elim yavaşça alt karnına kaydı. Baş parmağım nazikçe karnını okşarken aklıma saçmada olsa bir fikir geldi. Sessizce kalkıp hızla kapıda telefonla Agnes'i aradım.
Sabah olduğunda Milena yine yatakdaydı. Rahat etmesi için çalışma masamda uyumuştum. Birkaç dakika sonrada alarmım ile uyanmıştım. Alarmımı kapatsam bile geri telefonum çalmıştı. Mecburen uyanarak elimle yüzümü ovuşturdum. Başımı çevirip Milena'ya baktığımda sadece tavana bakıyordu ve yine parmağının kenarını ısırıyordu.
Dikkatlice yanına yaklaştım. Beni fark etmemişti daha. Hafifçe ona seslendiğimde irkti. Bakışlarını kaçırıyordu hala. Yavaşça yatağın yanına oturdum. Konuşurken onu korkutmamaya çalışıyordum ama nasıl yapacağımı tam olarak karar verememiştim. En son kendimi azda olsa cesaretlendirerek konuştum.
"Birtanem, yemek yemek için benimle beraber aşağı gelir misin?" Cevap vermedi. Yüzüme dahi bakmamıştı. Elim yavaşça çenesine gitti. Başını nazikçe kendime doğru çevirdim. Bakışları yine korku doluydu. "Lütfen" kelime ağzımdan fısıltıyla çıkıyordu. Cevap vermedi yeniden bakışlarını kaçırdı.
Uzun bir süre bekledim, hiç bişey demedim. Yatakda oturmaya devam ettiğinde başımı eğip derin bir nefes verdikden sonra nazikçe onu kollarıma aldım. Elleri bir anlık refleksle beni kavramıştı. İlk defa bu dokunuş rahatsız etmemişti. Ellerini geri çekince gerildim. Beni yeniden rahatsız edeceğini düşünmüştü. "Kollarını bedenime dolaşabilirsin." Dememe rağmen hala kollarını kendine sarmıştı.
Daha fazla üstelemedim. Yemek odasına geçince ilk içeri bakmasına izin verdim. Gözleri şok içinde açılmıştı. Hafifçe tebessüm ettim. Sırf onun için tüm yenek masasını farklı tadlarda birsürü yemekle donatılmıştım. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Karnının guruldadığını ikimizde duymuştuk. Utanarak karnına bastırmıştı.
Bir sandalyeye oturup ellerini tuttum. "Utanacağın bişey yok. Hepsini senin için yaptırdım. Canın hangisini istiyorsa lütfen onu söyle ve ye." Ellerini tutarken bile yüzüme bakmıyordu. Başı öne eğikti. Hiçbir yemeğe dokunmamıştı. Yemeklere bile bakmaya korkuyordu. Yanında duruyordum. Belki yemeği söyleyemese bile bakar diye ama hiç yapmamıştı.
Bir saate yakın beklemiştim ama hiç kımıldamamıştı bile. Omzumda yumuşak bir el hissedince başımı çevirip baktım. Agnes'in eli omzumdaydı. "Çık biraz dinlen. Milena ile ben ilgilenirim" bişey diyemedim. Milena yanımda rahat edemiyordu. Sadece başımı salladım. Milena'nın alnını öpmek için uzandığımda korku ile geri çekilmişti.
