73. bölüm · Belki Bir Ümit

73. Asphodel

SN_Crow .

Milena için ne yaptıysam hepsi ters tepiyordu. Hepsini yanlış anlıyordu. Sadece onu sevmeye başladığımı göstermek istiyordum. İşleri batırmakdan yoruldum. Yatak odasında karşımdaki duvara bakmaya başladım. Telefonum çaldığımda düşüncelerimden ayrılmamı sağladı. Telefona cevap verdiğimde ada üzerine yaptırdığım evin bittiğini söylediler.

Sabaha doğru doktoru çağırıp Milena'nın rahatsızlığı hakkında sorular sormaya başladım. Mental olarak çöküşünün yanında gebelik sonrası depresyonunu hala yaşayıp bide beyin sisinin olduğunu öğrendim. Şizofreninin hala kontrol altındaydı ama ilaçların dozunu artırılacağıyla beraber tüm ilaç listesini ezberlemeye çalıştım. Kendimi berbat bir koca gibi hissediyordum. Doktor gitmeden son bi kez "Beyin sisinden kaynaklı seni dahi herkesi birbiriyle karıştırabilir." Deyince sadece başımı salladım.

Birkaç saat içerisinde özel jetimi hazırlatmıştım. Bu yerden artık uzaklaşmak istiyordum. Milena'nın yattığı odaya anestezi gazından verip uyutmuştum. Benimle bu şekil kaçmak hatta jete binmek istemeyeceğini biliyordum. Tamamen uykuya daldığında maske ile içeri girip önce camları açtıkdan sonra Milena'yı dikkatlice kollarıma alıp odadan çıktım.

Tamamen baygındı. Oksijen tüpü ile dikkatlice jete doğru yürüyüo yerime oturdum. Milena kollarımda duruyordu. Başı omzuma düşmüştü. Oksijen tüpünü yan tarafa sabitledikden sonra jet direkt kalkmıştı. Yolun olabildiğince uzun olmasını istiyordum. Milena'yı kollarımda uyur şekilde kalmasını istiyordum. Normal biriymiş gibi hissetmemi sağlıyordu.

Yol boyu hem camdan dışarı hemde Milena'ya bakıp duruyordum. Nazikçe yüzünü öpüp duruyordum. Normal bir hayat istiyordum artık. İkimizinde normal olabileceği. Normalde iki saat sürecek olan sürüş uzatmak istediğim için dört buçuk saat sürmüştü.

Adaya indiğimizde güvendiğim birkaç koruma bizi karşılamıştı. Milena'yı uyandırmamaya dikkat ediyordum. Araba ile eve geçtik. Düz ama büyük bir evdi. İçeriyi olabildiğince sıcak renklere boyatmıştım.

Derin bir nefes aldıkdan sonra içeri geçtim. Milena'yı yatak odasındaki yatağa yatırdıkdan odaları gezmeye başladım. Her şey tamamen düzenlenmiş ve hazırdı. Ek olarak olarak bir odayı tamamen elbise ve kıyafet bölümü yapmıştım. "Tamam gidebilirsiniz." Korumaların hepsi evden çıkınca rahat bir nefes verdim. Ada koruma içindeydi ama gerekmedikçe eve çok yaklaşıp girmiceklerdi.

Milena'nın uyanmasına daha yarım saat var gibiydi. Banyoya geçip aynada kendime bakmaya başladım. Ben bu değildim. Uzun bir süre tereddüt etsemde en sonunda lenslerimi çıkrdım. Görme problemim yoktu ama gözlerimi saklama dürtümle sonunda bu lanet lens işini bırakıyordum. Aynada kendi gözlerime baktığımda içimde bir huzursuzluk kıpırdandı.

Kendi azda olsa sakinleştirip içeri geçtim. İlk defa görüşüm tamamen siyah tonları değildi. Tekrardan normal görmeye başladım. Sessizce yatak odasına gittiğimde Milena yavaşça gözlerini aralıyordu. Şuanlık narkoz etkisinde olduğu için kendi kendine mırıldanıyordu.

Aklıma bir anlık üzerini değiştirmeyi düşündüm ama sonrasında tamamen uyanınca rahatsız olacağını düşünüp vaz geçtim. Kıyafet odasına geçip rahat kıyafetler giydim. Yatağa uzanıp Milena'yı kollarıma aldım. Hala narkozun etkisindeydi. Boş şekilde gözlerime bakıyordu. "Günaydın küçüğüm" Cevap vermedi. Sadece gözlerini ovuşturmaya başladı. Nazikçe alnını öptüm. Başını hafif vurarak göğsüme yasladığında kıkırdadım.

Yarım saate yakın bir süre sonra yavaştan kendine gelmeye başlamıştı. Kendisinin bana yaslandığını fark ettiğinde geri çekilmek istedi ama kollarım belini sarmıştı. "Başını kaldırıp bana bakar mısın?" Sesim tekrardan titredi. Sesimi kısık tutmaya çalışarak boğazımı temizledim.

Tereddüt ederek başını kaldırdığında ilk gözlerime baktı. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Bişey diyecek gibi duruyordu ama ağzından hiç birşey çıkmıyordu. Utangacça tebessüm ettim. "Gerçek gözlerimi beğendin mi?" Hafifçe ağzını araladıkdan sonra konuşabildi. "Yeşiller..." Evet anlamında kafamı salladım. "Gerçek göz rengim yeşil." Şaşkınlığını üzerinden atamamıştı. Beklemediği belliydi.

İlk defa gözlerime bu kadar uzun süre bakmıştı. "Beğendin mi?" Cevap vermedi ama hala bakışları gözlerimdeydi. "Annemin gözlerini almıştım. Babamla beraber ortaklarının alay konusu olunca gözlerimi saklamaya başladım. Zaten çok geçmeden annem vefat etti." Cevap vermesede sadece dinlemişti. Ne yaptığını sonradan fark etmiş gibi hızla bakışlarını kaçırdı.

Yatakda yüzünü yastığa gömdükden sonra etrafa bakınmaya başladı. Malikane dışına çıktığını fark etmişti. Odaya bakınıp durdu. Aynanın yansımasından Milena'yı izlemeye başladım. Uzun süre sonra ilk defa başka bir yere çıkmıştı. Rahatsız olduğuni belli ediyordu.

Yatağın kenarına geçip oturadak çok yaklaşmamaya çalıştım. "Birşeyler yemek ister misin?" Cevap vermedi. Dünde birşeyler yememişti. "Birtanem dünden beri hiçbirşey yemedin ama lütfen" Başını diğer tarafa çevirince ayağa kalkıp mutfağa gittim. Eski diyetini hatırladığım kadarıyla yapmaya çalıştım. İlk defa kendi başıma yemek yapıyordum. Her yaptığım şeyin tadına bakıyordum.

En son bir tabak hazırlayabildim. Tabağı tereddüt ederek yanına götürdüm. Yatakda yeniden uyuyormuş gibi duruyordu. Yanına yaklaşıp hafifçe omzuna dokunduğumda irkerek gözlerini açtı. Elimdeki tabağa şaşırarak baktıkdan sonra bakışlarını kaçırdı. "Senin için yaptım... İlk defa yemek yaptım. Yer misin?" Cevap vermedi. Sadece başını diğer tarafa çevirdi. "Sadece tadına bak lütfen" başını çevirip sadece gözlerime baktı. Bakışları bomboştu. "İçine zehir mi koydun?" Sözleri kalbime saplanan bir hançer gibiydi.

Hayır anlamında kafamı salladığımda başını diğer tarafa çevirdi. "Canım lütfen uzun süredir yemek yemiyorsun sadece ye." Sözel olarak biraz zorladıkdan sonra azda olsa yiyebilmişti. Yemeğin hiç tadı yokmuş gibi yemişti. Endişem daha çok artmıştı.

Yemekten sonra yatakta uyumaya başladı. Bulaşığı yıkayıp içerideki kanepeye geçip oturdum. Daha ne yapacağımı bilmiyordum. Yatakda rahat uyusun diye kendime kanepede yer ayarlayıp uyumaya başladım. Düşünmekden uyuyamıyordum.