7. bölüm · Belki Bir Ümit
7. Middlemist
Yemek sofrası toparlanana kadar her şeyi yemeye çalışmıştım. Odadaki adamlarının bakışları umrumda değildi açıkcası.
Yemek odası toparlanırken yerde oturur halde kaldım. Tam kalçamın üzerine oturmadığım için yarın oturuyordum. Sessizce hizmetçilerin masayı toparlamasını izledim. En sonuncu hizmetçi giderken zorlansamda onu mutfağa kadar takip ettim.
Parmaklarım ve ağzımın çevresi tüm yemek artıkları ile kaplıydı. Gergince kadına bakarken kendimi zorlayarak konuştum. Kendimi zorladığım için sesim kısım çıkmıştı. "B-Biraz daha yemek var mı?" Arkasından onu takip ettiğimi yeni fark ettiği için istemsiz korkmuştu. Bana doğru döndüğünde gözlerindeki şaşkınlık belli oluyordu.
Bir süre duraksayıp etrafı kontrol ettikden sonra evet anlamında kafasını sallağında derin bir nefes verdim. Don Masino'na yakalanmayı ikimizde istemiyorduk. Hizmetçi bir tabağa yemeği biraz fazlaca koyduktan sonra beni dikkatlice odadaki kameranın altına otutturdu.
Kameralardan ya da adamlarından dolayı ona yakakanma düşüncesi bile çok korkutucuydu. İştahlıca baya bir yemiştim. Daha öncesinde bu eve gelmeden öncede yeme düzenimi teyzem düzene az da olsa soksada hala çok aç hissediyordum.
Bir süre daha baya yemiştim. Karnım tıka basa doyduğunda tabağı bırakıp yere uzandım. Ağzım açık hızla nefes alıyordum. Sanırım çok hızlı yemiştim.
Yüzümde tok olmamdan kaynaklı hafif bir gülümseme oluşmuştu. Yavaştan gözlerim kapanırken kendime engel olamadım. Mutfak kaldığım odadan daha sıcakdı.
Ne kadar öyle uyuduğum hatırlamıyorum ama birisinin beni kucağında taşıdığını hissettiğim an gözlerim hızla açılırken kendimi geriye doğru atmak istedim. Onun olmasından çok korkmuştum.
Adamın kollarında aniden çırpınıp kendimi geri itmek istemiştim ama tutuşu daha da sıkılaşıp bana bişey yapmadışında adamlarından birinin olduğunu anladim. Beni götürmeye devam ederken malikane mat birkaç ışık ile aydınlatılıyordu.
Saat çok geç olmuştu. Ne kadar uyuduğumun farkında değildim. Gergince etrafa bakındığımı fark eden adamı kısık sesle konuştu ama ne kadar kısık seslede olsa sesinden kaynaklı sesi gür çıkıyordu.
"Patron se arabada bekliyor bir yere götürecekmiş seni." Adamının demesi ile gözlerim şaşkınlıkla açıldı. İçimi bir huzursuzluk kaplamıştı ama bişey diyemedim. Huzursuzca etrafa bakınırken adamı beni malikaneden çıkarıp kapının önünde duran arabanın arka koltuğuna dikkatlice bindirirken başımı öne eğdim.
Vücudum korkudan kaskatı kesilmişti. Don Masino'n tam yanımda oturuyordu. Gerçek adını daha bilmiyordum. Ona bakamadım. Kalçam hala çok ağrımasına rağmen kendimi kasarak oturmaya devam ettim.
Aradaba ölüm sessizliği varken gece vakti yolculuk yapmak ortamı daha çok geriyordu. Üzerimde hala pijamalarım vardı ama o yine takım elbiseli haldeydi. Gece baya ilerlemişti ve bizde hala yoldaydık. Uykum gitgide daha çok artıyordu ama ne kadar korkudan direnmeye çalışsamda en sonunda başım araba canıma yaslı şekilde uyuya kalmıştım.
