36. bölüm · Belki Bir Ümit

36. Middlemist

SN_Crow .

Saçlarımda dolaşan nazik eli hissedince yavaşça gözlerimi araladım. Valentin yanımda saçlarımla oynuyordu. Onu görünce ona yanaşarak gülümsedim. "Gündaydın dicem ama saat 3." Dediği şeye hafifçe kıkırdadım.

Elini geri çekip kolunu uzattığında başımı koluna yaslayarak yeniden gözlerimi kapadım. Hafiften kokusunu alıyordum. "Ne zaman beni bu cehennemden götüreceksin?" Sorum fısıltı gibiydi. Sorduğum şeyde bir an duraksadı. Bana çok yaklaşıp beni kendisine yaslayınca gözlerimi açıp ona baktım. "Yakın zamanda küçük siriusum... Son birkaç işim var sonra hemen gidecez burdan. Söz veriyorum"

Sözleri açıklayamadığım şekilde bana huzur ve güven veriyordu. Başımı göğsüne yaslayıp kalp atışlarını dinlemeye başladım. Kısım sesle "Bu kalp sadece senin için atıyor" dediği şeyi duymuştum. Yanaklarımda hafif sıcaklık hissedince yanaklarımın kızardığını anladım.

Kalp atışlarını dinleyerek uyuduğumda kabus görmemiştim. Valentin resmen beni kabuslarımdan ve Miles'ten koruyan bir melek gibiydi.

Sabah aşağıdaki takırdı ve seslere uyandım. Valentin yine gitmişti. Yavaşça oturur hale geldim. İhtiyaçlarımı gördükden sonra geri yatağa uzandım. Aşağıda yine Miles toplantı yapıyordu. Adım sesleri dışında boğuk konuşma sesleri vardı.

Sessizce tavana bakarken o günün gelmesine yakın olarak sadece hayaller kurmaya başladım. Her hayalde kalbim göğsümden çıkacak kadar hızlı atıyordu.

Ne kadar süre hayal kurdum hatırlamıyorum ama kapı aniden sertçe açılınca irktim hızla oturur hale geldim. Kapıda yine beni her seferinde Miles'in yanına götüren koruma vardı. Bişey demeden beni kolumdan sertçe tutup yeniden sürüklemeye başladı. Acı ile inledim. Kemiklerim ve özellikle sağ bacağım çok acımıştı.

Beni yine aynı toplantı odasına getirdi. Resmen artık bu oda tramvalarım tek odası olmaya başlamıştı. Beni direkt Miles'in oturduğu sandalyenin yanına bırakmıştı. Toplantı hala devam ederken, kendimi gizlemeye çalışarak masanın altına doğru sürünmek istedim ama direkt Miles'in bakışları bana kayınca korku ile duraksadım.

İçerisi ağır şekilde viski kokarken bunun yanında içeride açıklayamadığım bir koku vardı. Sanki içerisi boğazı yakmayan ama yağmurdan sonraki toprak ile beraber odun ve reçine gibi kokuyordu. Bakışlarım masanın üzerine kayınca puroyu görünce içerideki açıklayamadığım karışık kokunun kaynağını anladım.

Miles'in purosu bitmek üzereydi bu beni istemsiz korkutmuştu. Tekrardan tenimde söndürmesini istemiyordum. Kollarımı kendime çekip bacaklarım ile kendimi itmeye çalıştım ama Miles hareketimi fark etmiş gibi beni direkt saçlarımdan sertçe yakaladı. Acı ile ses çıkarmamak için vücudum kasıldı.

Purosunu son bir kez çektikden sonra küllükde yuvarlayınca külü düşmüştü. Ardından bana baktı. Korku ile geri çekilmeye çalışarak bağırdım. "Hayır lütfen..." Miles, benim dediğimi umursamadan direkt puroyu alıp koluma bastırdı. Acı ile çığlık attım. Gözlerimden yaşlar düşmeye başlamıştı.

Kolumdaki yanma ve yanık et kokusu odayı sarmıştı. Kolumu bırakınca hızla geri çekildim. Miles puroyu direkt küllüğün içine bırakmıştı. Kolumdaki acı ve üç santimlik kızarıklığın üzerinden hala duman çıkıyordu. Hızla nefes alıp veriyordum. Toplantı odası sessizleşmişti. Nerdeyse ölüm sessizliği vardı.

Aniden yan tarafta oturan ortaklarından biri bana kısa süreli baktıkdan sonra geri ciddi şekilde Miles'e baktı. "Onu eğitime göndersene Düşes hem yeni kadınlar arıyor hem nasıl davranacağını öğrenmiş olur." Ortağının söylediği şey resmen beni iliklerime kadar korkutmuştu. Aklımdan bir sürü soru geçiyordu. Orada bana ne yaparlardı? Valentin beni bulabilir miydi?

Miles'in hafif kıkırdaması beni düşüncelerimden ayırdı. Gözlerimdeki yaşlar parlıyordu. "Belki olabilir. Hem belki nasıl bana hizmet edeceğini öğrenmiş olur." Korku ile ona bakarken sertçe alt dudağımı ısısrdım. Artık bu günün tamamen rüya olmasını umut ediyordum.

Beni geri koruma ile üst kattaki misafir odasına geri dönderdi. Yatağa uzanıp yine sessizce ağlamaya başladım. Bu akşam gideceğimi öğrenmiştim. Yatağın üzerinde hem ağlerken hemde sinir ve üzgünce, canımın acımasını umursamadan yatakda kriz geçirdim.

Sakinleşmeme yakın gözlerimden hala yaşlarım dökülüyordu.