29. bölüm · Belki Bir Ümit

29. Middlemist

SN_Crow .

Tekrar uyuya kalmıştım. Kendimi Valentin'in yanında tamemen rahatlamış hissediyordum.

Sabah gün ışığı yüzüme vurmaya başlayınca uyanmaya başlamıştım. Küçük odada yine tektim. Gitmek zorunda kalmıştı. Yavaşça oturur hale geldim. Bacağımdaki sargı hala duruyordu. Karnımdaki seci ağrıyo hissettiğimde bir elim direkt karnıma diğeride ağzıma gitti. Midem bulanmaya başlamıştı kendi direkt dışarıya alt kattaki lavaboya doğru koştum.

Kendimi kusmadan alı koyamadım. Direkt kan kusmaya başlarken yediklerimin hiç birini sindirememiştim. Karnımdaki ağrı feci derece fazlaydı. Alnımdan soğuk terler akıyordu. Öğürmekden kendimi alamıyordum.

Birkaç dakika sonra yanıma birkaç hizmetçi gelmişti. Ağzımdan akan kanları görünce korku ile bağırıp hemen yardım çağırmaya başlamışlardı. Kulaklarım çınlarken zoraki kapıya bakıyordum. Hemen hem hizmetçiler hemde birkaç koruma gelmişti. Hiçbiri yaklaşamamıyorken en son fark ettiğim Valentin olmuştu.

Gözlerim en kararırken birisi beni kollarına alıp koridora çıkarmıştı. Geri kalanını hatirlamıyordum.

Valentin'in anlatışı
Kollarımda resmen ölüyor gibiydi. Ağzından pıhtılı kan çıkıyordu. Kimse Milena'ya dokunmicak demişti ama şuan ölmesine izin vermiyecekdim.

"MİLES!" Boğazım ağrıyana kadar seslenmiştim. Umursamaz tavrı resmen sakince gelmişti. Kendimi direkt üzerine doğru yürürken bulmuştum. İçimdeki panik tarif edilemez haldeydi. "Doktoru çağır. HEMEN!"

Yine hiçbirşey umrunda değildi. "Neden bunu yapim" Sakin hali beni daha çok paniğe sürüklüyordu. Nasıl, ne şekil açıklıyacağımı hala bilemiyordum. İçimdeki korku ve endişeyi kontrol edemez haldeydim. "Ölmek üzere... Sadece lütfen" ağzımdan tek bunlar çıkabilmişti.

Sakin halde arkasını dönerken "Peki doktor çağırın." Sözleri içime su serpmişti. Hemen doktor çağırılırken misafir odalarından birine dikkatlice yatağa yatırıp nabzını kontrol ettim. Nabzı gidgide azalıyordu. "Milena... Milena lütfen bana cevap ver..."

Son birkaç saat içgence gibi geçmişti. Doktor, midesinde yırtılma olduğunu söyleyip hemen odada ameliyata almıştı.

Ne kadar süre geçti hatırlamıyorum ama kendimi uzaklaştıramıyordum. En sonunda doktor odadan çıkınca hemen yanına gidip durumunu sordum. Doktor iyi olacağına dair bişey söylemesini istedim ama durumu stabildi.

Tereddüt ederek içeri girmek istedim. İçeri adım ama içerisi ağır şekilde kan kokuyordu. Elim bir anlık kapı kenarına gitti. Dengemi kurmakda çok zorlanmıştım. Yatakda cansız şekilde uzanıyordu. Bilinci kapalıydı. Tüm karın bölgesi dikişliydi.

Ayakda durmakda zorlanırken biraz daha yaklaşmak istedim ama birisi kolumdan tutunca irktim. Yüz ifadem ciddileşerek başımı çevirdiğimde Miles'in en güvendiği koruması direkt arkamdaydı. "Miles seni odasında bekliyor"

Pek şaşırmamıştım. Sonuçta "benim" dediği şeye dokunmuştu. Hafifçe başımı sallayıp çalışma odasına geçtim. Ayakda camdan dışarı bakıyordu. Ellerini arkasında kavuşturmuş haldeydi. Odada sadece ikimiz kaldığında yavaşça bana doğru döndü. "Ne hakla işime karışıyon?" Sesi sinirli çıkırken sakin kalmaya çalışıyordu.

Bana yaklaşırken bakışlarım üzerinden ayrılmadı. "İşine karışmadım. Yapmam gereken bir şeydi zaten." Cevabımın onu daha çok sinirlendirdiği çok belliydi. Bana doğru yaklaşırken direkt önümde durdu. "O şey bana ait..." Direkt cümlesini kesmiştim. Söylediği şey beni daha çok sinirlen Milena'ya direkt bir eşya gibi seslenmesiydi. "O bir eşya değil. İnsan ve doğru düzgün konuş."

Sözlerim ona göre fazla ileri gitmişti. Boynumdan yakalayarak beni sertçe kitaplığa çarpınca geri hızla ayağa kalkmaya çalıştım. Ayağa kalktığım an omuzımdaki ani acı vücudumu gerdi. Arkamdan direkt omuzumdam vurulmuştum. Ayakda ve acımamış şekilde durmaya çalışırken çenem kasıldı.