39. bölüm · Belki Bir Ümit
39. Middlemist
Gördüğüm şey karşısında korku ile çığlık attığımda birkaç dakika sonra içeri birkaç kişi görünce onlarsa şok içinde geri çekildi. Üstüm ve yüzüme her tarafıma kan bulaşmıştı.
Önümdeki mafya babası tam göğsünden ok ile vurulmuştu. Adam yerde uzanırken kan gölü daha da büyüyordu. Hemen geri çekildim ama çoktan odada bir ölü vardı. Birkaç kişinin toplanmasının ardından Düşesde hemen gelmişti.
Odanın halini görünce küfür etmişti. Sinirle bana baktıkdan sonra kolumu sertçe sıkıp beni sarstı. "Ne yaptın sen?" Korkudan ne yapacağımı bilemez haldeydim. Konuşurken yeniden kekelemeye başlamıştım.
Dediklerim anlaşılmadığı için Düşez beni daha çok azaralasada benim bişey yapmadığım çok belliydi. Nerden geldiği belirsiz ok arkadan vurulmuştu. En son beni diğer kadınların üzerine doğru attı. "Temizleyin onu, odayıda halledecem"
Kadınlardan biri alıp beni duş alanına götürdü. Umursamadan suyu açmıştı. Su direkt soğuk akmıştı. Kadının umrunda olmamıştı. "Lütfen dur..." Diye fısıldadım ama kadının umrunda olmadı. Soğuk su tüm vücudumu dondururken hem kemiklerim zonkuluyor hemde bedenim kramba girer gibi kasılıyordu. Su kapatıldığında nefes nefeseydim. Bedenim titrerken üzerimdeki kan akıp gitmişti.
Bedenim titrerken üzerime su tutan kadın beni zoraki kaldırıp boş bir yatak odasına sürüklemeye başladı. Adımlarımı toparlayamıyordum. Bu yüzden sürekli tökezleyip duruyordum. En son odaya geldiğimde beni direkt bıraktı yere yapışmıştım. Kendimi boş yatağa kadar çektim. Bedenimin titremesini durduramıyordum.
Kemiklerim ağrırken acı içinde kıvranıyor ve üzerime örtecek bişey dahi yoktu. Ellerimi birbirinin üzerine alıp avuçlarımın içine üflemeye başladım. Az da olsa ısınmaya başlamıştı ama nerdeyse hiç fayda etmiyoru. Sağ bacağımdaki ağrı gidgide artıyordu. Ağlamamak için kendimi kasmaya başladım.
Düşes odayı temizlerken hem söyleniyor hemde bana içeriden bağırmaya devam ediyordu. Cesedi bir torbaya koyup sürüklerken koridordan onları izlemeye başladım. Gün batmaya yakın Düşesin işi bitmişti. Herkes akşam yemeği için aşağı inmeye başladığında bende diğerleri ile inmek istedim ama Düşes direkt beni kapının önünde durdurmuştu.
"Sen yemek almicaksın" şaşkınlıkla bakakaldım. Gün boyu bişey yememiştim ve açtım. "Lütfen az da olsa bişeyler verin." Düşesin umrunda olmamıştı. Direkt umursamaz bir tavırla kaşlarını kaldırıp "Yani?" Bişey diyemedim. Benim bişey diyemediğim için Düşes kendisi devam etti. "Burada yemek filan istiyorsan önce hizmet et"
Düşes giderken olduğum yerde kalakaldım. Gece açlıkdan uyuyamamıyordum. Karnım açlıkdan ağrımaya başlamıştı. Yemek dışında başka şeyler düşünmeye çalıştım ama pek mümkün olmamıştı. Gecenin çoğunluğunu uyanık geçirirken sabaha karşı uyuya kalmıştım.
