26. bölüm · Belki Bir Ümit

26. Middlemist

SN_Crow .

Yine ne kadar uyuduğumu hatırlamıyordum. Uyandığımda yatakda ve yine kolumda serularla beraber alnımda ıslak bir bez vardı.

Yavaşça gözlerimi açıp geri kapattım. Odada tektim. Üzerimde değişmişti. Birisi bana yeni kıyafetler giydirmişti. İçerideki ışık gözümü almıştı. Çoktan öğlen olmuş gibiydi. Yavaşça yatakda oturur hale geldim. Kolumdaki damar yolundan yine mama veriliyordu.

Vücudumun yeniden yandığını hissettim. Geri gözlerimi kapayarak kendimi yatağa geri bıraktım. Bedenimi ölü şekilde yorgun hissediyordum.

Birkaç dakika sonra içeriye doktor ile sanırım Miles geldi. Doktor konuşurken yanındaki sessiz kalıyordu. Gözlerimi açmadım. Sessizce onları dinlemeye başladım. Doktor aşırı derece ciddi ve endişeli şekilde konuşuyordu. "Aşırı zayıflamış. Kasları nerdeyse erime düzeyinde. Akciğerlerinde enfeksiyon yok ama bağışıklığı çok zayıflamış..." Doktor hala konuşmaya devam ediyordu.

Tepki vermemeye çalışarak onları dinlemeye devam ettim. Nerdeyse bir haftadır baygın halde uyuduğumu öğrenmiş oldum. Doktor hala konuşmaya devam ediyordu. En son "... Biraz daha sağlıklı besleyip en azından soğuk alanlarda tutma. Yoksa hastalıkdan ölür." Bu sözünden sonra doktor odadan çıkmıştı. Üzerimde ki yine o sert bakışları hissetmiştim.

"Aşırı kırılgansın. Çok acınası" Sesinden anlamıştım Miles'in kendisiydi. Yatak odasında kalmaya devam ederek yatağın yanına oturup sırtını yatak başlığına yaslamıştı. Arada bilincim gidip geliyordu. En son akşama doğru gözlerimi açmıştım. Vücudumun yeniden yandığını hissettim. Başımı yana çevirdiğinde Miles'in sırtı bana doğru dönük uyuyordu.

Kolumda yine sarı renkli bir serum vardı yavaşça doğrulurken acı ile inledim. Kendimi biraz daha rahat hissediyordum. Vücudumda yine ıslak bezler vardı. Yavaşça yatakdan dönerek kendimi yere doğru bıraktım. Hafif düşme sesim çıkmıştı. Korku ile olduğum şekilde dona kaldım. Uyanmadından korkarak başımı kaldırarak yatağa baktım.

Çokdan bana doğru dönmüş sert bakışları ile bana bakıyordu ama gözlerindeki o eski derin renk yok gibiydi. Hızla başımı geri öne eğdim. Tekrardan sessiz olmaya çalışarak yere uzandım. En azından bu şekilde birbirimiz görmüyorduk. "Geri yatağa gel" sert sesi tolerans göstermiyordu resmen.

Başım öne eğik ayağa kalkarak geri yatağa çıktım. Yatağın köşesine büzülmüş halde durdum. Sırtım ona dönükken yatakda ona olabildiğince yer bırakmaya çalışarak durmuştum. Başka bişey dememişti ama o bakışları hissediyordum. İçeride resmen ölüm sessizliği vardı. Fazla gerildiğim için uyuyamıyordum.

Kımıldamaya bile çekinirken aynı şekilde kaldığını hiç ses çıkarmadığından anlamıştım. En son yeniden sırtını bana dönerken konuşmuştu. "Yerde uyuma... Çabuk iyileş ve odamdan çabuk defol." Sözleri her zamanki gibi sertti. Bişey demedim. Sabaha yakın yeniden uykuya dalmıştım.