ATEŞİN DANSI kitap kapağı

6. bölüm / 15

ATEŞİN DANSI

Korun yansıması

Vaveyla Yazarı: Su Baloncuğu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Korun yansıması

Önümüzdeki günler boyunca saray adeta dev bir karınca yuvasına dönüştü. Hizmetçiler sabah gün doğmadan işe koyuluyor, koridorlardaki halılar yenileniyor, duvarlara dört krallığın sancakları asılıyor, aşçılar şölenler için günlerce sürecek hazırlıklar yapıyordu. Ateş Krallığı uzun zamandır ilk kez bu kadar önemli misafirler ağırlayacaktı ve babam en ufak bir kusura bile tahammül göstermiyordu.

Ben ise bütün bu hazırlıkları uzaktan izliyordum.Saray ne kadar hareketli olursa olsun içimdeki boşluk değişmiyordu.Hatta günler geçtikçe daha da büyüyordu.Çünkü annemin o gece gözlerini kaçırışı aklımdan çıkmıyordu.Sorularıma cevap vermemişti.Bana yalan söylemişti.Ve artık bunu hissedebiliyordumAramızda görünmez bir duvar oluşmuştu.

Misafirlerin gelişinden bir gün önce büyük yemek salonunda son hazırlıklar yapılıyordu. Ben uzun masanın yanında duran hizmetçileri izlerken arkamdan tanıdık bir ses duydum.

"Yine düşünüyorsun."

Dönüp baktığımda Aiden'ı gördüm.

On yaşında olmasına rağmen yaşıtlarından daha uzun görünüyordu. Son yıllarda ateş büyüsü üzerindeki yeteneği iyice belirginleşmişti. Parmaklarının ucunda zaman zaman istemsizce küçük kıvılcımlar oluşuyordu.

Benimse hâlâ hiçbir şeyim yoktu.

"Yok bir şey." dedim.

"Bu yalanı artık daha inandırıcı söylemelisin."

Gözlerimi devirdim.Aiden sırıtınca istemeden ben de gülümsedim.Bazen eski Aiden hâlâ ortaya çıkıyordu.O zamanlar her şey daha kolay geliyordu.Tam konuşmaya devam edecekken salonun kapıları açıldı.
İçeri Kral Ignatius girdi.Herkes bir anda sustu.Babam ağır adımlarla salonun ortasına kadar yürüdü.Keskin bakışları bir süre etrafı dolaştıktan sonra bizim üzerimizde durdu.Önce Aiden'a baktı.Yüzünde belli belirsiz bir gurur ifadesi oluştu.Sonra gözleri bana kaydı.Ve o ifade kayboldu.Her zamanki gibi...

"Yarın sabah misafirlerimiz gelecek." dedi sert bir sesle. "Ateş Krallığı'nı temsil ettiğinizi unutmayın."

Aiden hemen başını eğdi.

"Emredersiniz baba."

Ben de aynı şekilde selam verdim.Babam bir an daha beni izledi.Sanki bir şey söylemek istiyordu.Ama vazgeçti.Arkasını dönüp salondan çıktı.Onun uzaklaşan adımlarını izlerken içimde yine o tanıdık his yükseldi.Hayal kırıklığı.

...

Ertesi sabah daha güneş tam yükselmeden saray ayaktaydı.Ben de odamdaki hizmetçilerin ısrarıyla erkenden hazırlanmıştım.Üzerime Ateş Krallığı'nın renklerini taşıyan koyu kırmızı bir elbise giydirilmişti.Siyah saçlarım örgülerle toplanmıştı.Ama aynadaki görüntüme baktığımda hâlâ yabancı hissediyordum.Sarayın geri kalanına ait değilmişim gibi.Aşağıdan yükselen boru sesleri düşüncelerimi böldü.Misafirler geliyordu.Dakikalar sonra ben, Aiden, annem ve babam sarayın ön avlusunda yerimizi almıştık.Yüzlerce muhafız iki sıra halinde dizilmişti.Kraliyet sancakları rüzgârda dalgalanıyordu.İlk gelenler Hava Krallığı oldu.Ufukta beliren açık gri sancaklar rüzgârla dans ederken beyaz atların çektiği zarif arabalar saraya yaklaştı.
Arabanın kapısı açıldığında önce Kral Zephyrus indi.
Ardından Kraliçe Arias.
Sonra çocukları...

Markus ve Shivani.

Markus'u gördüğüm an neden herkesin ondan bahsettiğini anladım.Uzun boylu, kendinden emin ve dikkat çekiciydi.Açık renk saçları rüzgârda hafifçe savrulurken yüzünde sakin bir ifade vardı.Yanındaki Shivani ise çok daha dikkatli görünüyordu.Etrafındaki her şeyi inceliyor gibiydi.

Aiden'in duruşunun hafifçe değiştiğini fark ettim.Rakibini görmüş gibiydi.İkinci olarak Su Krallığı geldi.
Mavi ve gümüş renkli sancaklar güneş ışığında parlıyordu. Arabadan inen ikizleri görünce istemsizce gözlerim onlara takıldı.
Rosemary ve Lucien.
Birbirlerine çok benziyorlardı.Açık renk saçları ve buz mavisi gözleriyle sanki masallardan çıkmış gibiydiler.

Son gelenler ise Toprak Krallığı oldu.Kral Geo, Kraliçe Ceres ve oğulları Elion .

Elion diğer varislerden daha sakindi.
Etrafındaki gösterişle pek ilgilenmiyor gibi görünüyordu.
Birkaç dakika sonra bütün kraliyet aileleri sarayın ön avlusunda toplanmıştı.
Dört element.
Dört krallık.
Ve gelecekte bu dünyayı yönetecek çocuklar.

Babam öne çıktı.
"Ateş Krallığı'na hoş geldiniz."
Sesi bütün avluda yankılandı.