5. bölüm / 15
ATEŞİN DANSIKor meydanı
Bölümler 15Şu an: Kor meydanı
- 1 Tanıtım54 kelime
- 2 Kralın gölgesi811 kelime
- 3 Kor kundakta bir yabancı566 kelime
- 4 Kor963 kelime
- 5 Kor meydanı770 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Korun yansıması496 kelime
- 7 Filiz1.050 kelime
- 8 Toprağın heybeti548 kelime
- 9 Ateşin isteği992 kelime
- 10 Boynuz ve kuyruk1.450 kelime
- 11 Çatlak1.066 kelime
- 12 Kralın korkusu1.335 kelime
- 13 Gerçeğin gazabı523 kelime
- 14 Boşluk762 kelime
- 15 Yankı883 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O gün antrenman sahasından ayrılırken içimde garip bir his vardı çünkü Aiden'ın gözlerinde ilk kez bana bakan kardeşimi değil gelecekte karşıma çıkabilecek bir rakibi görmüştüm ve bu düşünce beni rahatsız etmişti çünkü çocukluğum boyunca onunla aynı koridorlarda koşmuş, aynı masada yemek yemiş, aynı hikâyeleri dinleyerek büyümüştüm ama son zamanlarda saraydaki herkes ona prens gibi davranırken bana yalnızca başarısız bir prenses gibi davranıyordu ve bunun zamanla onun da düşüncelerini değiştirdiğini hissediyordum.
Günler geçtikçe saraydaki fısıltılar daha da artmaya başladı, hizmetçiler benim geçtiğim koridorlarda konuşmalarını yarıda kesiyor, soylular bana bakarken yüzlerine yapmacık gülümsemeler yerleştiriyor, genç lordlar ve leydiler ise arkalarından benimle ilgili dedikodular yayıyordu, artık bunları duymamak imkânsızdı çünkü kimse benim duyabileceğimi düşünmüyordu.
"Prenses on yaşına yaklaşacak ama hâlâ hiçbir güç belirtisi göstermedi."
"Belki de hiç göstermeyecek."
"Bu mümkün mü?"
"Kraliyet kanında böyle bir şey görülmedi."
Bu sözleri duydukça içimde büyüyen öfkeyi bastırmaya çalışıyordum çünkü onlara haklı olduklarını kanıtlamak istemiyordum ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım ellerimde bir kıvılcım bile oluşmuyordu.
Bir akşam sarayın kuzey kulesindeki eski gözlem odasına çıktım çünkü orası çocukluğumdan beri saklandığım yerdi, büyük pencerelerden bütün başkent görünürdü ve geceleri şehirde yanan binlerce ateş ışığı gökyüzündeki yıldızlarla birleşirmiş gibi görünürdü, insanlar aşağıda hayatlarına devam ederken ben burada oturup kim olduğumu düşünürdüm.
Tam güneş ufukta kaybolurken kapının açıldığını duydum.Arkamı döndüğümde gelen kişinin annem olduğunu gördüm.
Kraliçe Aithra yavaş adımlarla yanıma geldi ve pencerenin önünde durdu.
"Yine burada saklanıyorsun."
"Saklanmıyorum."
"Bana yalan söylemeyi hiçbir zaman beceremedin."
Başımı önüme eğdim.
Annem uzun süre konuşmadı.
Sonunda sessizce sordu.
"Canını sıkan şey nedir?"
Gülmek istedim.
Çünkü cevabı ikimiz de biliyorduk.
"Benim."
Annem kaşlarını çattı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Ben sorunum anne !"
O an yüzündeki ifade değişti.
"Vanora..."
"Hayır, gerçekten öyle. Herkes aynı şeyi düşünüyor. Benim de düşünmediğimi sanıyorsan yanılıyorsun. Neden diğerleri gibi değilim? Neden hiçbir şey hissedemiyorum? Neden bir kıvılcım bile çıkaramıyorum?"
Sözler ağzımdan dökülürken yıllardır içimde tuttuğum öfke de beraberinde çıkıyordu.
"Belki de onlar haklıdır."
Annemin yüzü bembeyaz kesildi.
"Kimler?"
"Benim hakkımda konuşanlar." Dedim
Bir adım geri çekildi.
İlk kez korkmuş gibi görünüyordu.
"Bu sözleri bir daha söyleme." Dedi
"Neden?"
Çünkü ben de cevabı duymak istiyordum
Neden?
Neden bana herkes farklı davranıyordu?
Neden babam bana bakarken hep yüzünü sertleştiriyordu?
Neden aynaya baktığımda ailemdeki hiç kimseye benzemiyordum?
Annem cevap vermedi.
Yalnızca gözlerini kaçırdı.
Ve işte o an içimde bir şey kırıldı.
Çünkü ilk kez bana yalan söylediğini hissettim.
...
Aynı gece sarayın büyük toplantı salonunda beklenmedik bir haber duyuruldu.
Dört krallığın hükümdarları yıllar sonra ilk kez Ateş Krallığı'nda bir araya gelecekti.
Su Krallığı.
Hava Krallığı.
Toprak Krallığı...
Hepsi aynı anda sarayımıza gelecekti.
Koridorlar bir anda hareketlenmişti.
Hizmetçiler koşuşturuyor, aşçılar günler sürecek şölenler hazırlıyor, muhafızlar güvenlik düzenlemelerini gözden geçiriyordu.
Ben ise odamdaki pencereden avluyu izliyordum.
Aiden kapının önünde belirdiğinde yüzünde her zamanki kendinden emin ifade vardı.
"Haberi duydun mu?"
"Evet."
"Gelecek bütün varislerle tanışacağız."
Omuz silktim.
Aiden hafifçe güldü.
"Sen hiç merak etmiyor musun?"
"Etmem gereken bir şey mi var?"
"Elbette var. Hava Krallığı'nın veliahtı Markus gelecek. Toprak Krallığı'nın varisi Elion gelecek. Su Krallığı'nın ikizleri gelecek." Kısa bir süreliğine boşluğa daldım ama aidenin sesi ile tekrar gerçek dünyaya döndüm.
"Vanora?"
"Bir şey yok. Ama aslında bir sorum var aiden "
" Dinliyorum " dedi tek kaşını kaldırıp şüpheli bir şekilde.
" Neden sadece büyük çocukları geliyor " dedim
Alaycı bir şekilde " sence neden çünkü sadece velihatlar ileride tahta oturacak çocuklar saray ziyaretlerine gidebilir ve onalarin ziyareti biticek ve birkaç hafta sonra bizde ziyaretlerine gidicez" dedi .
Aiden'ın o kendinden emin tavrı sinirimi bozmuştu ama bunu belli etmedim. Sonuçta haklıydı. Krallıkların gelecekte tahta geçecek çocukları birbirlerini tanımak zorundaydı. Yine de içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı.
"Yani Markus, Rosemary, Lucien ve Elion gelecek..." diye mırıldandım.
"Ve Shivani." dedi Aiden.
Başımı ona çevirdim.
"Shivani de mi geliyor?"
"Elbette geliyor. Hava Krallığı'nın ortanca çocuğu olabilir ama diplomasi konusunda oldukça başarılı olduğu söyleniyor. Babam onu özellikle davet etmiş."
Tekrar pencereye döndüm.Avluda hizmetçiler koşuşturuyor, muhafızlar yeni sancaklar asıyordu.
"Neden bu kadar düşüncelisin?" diye sordu Aiden.
"Bilmiyorum."
Aslında biliyordum.İçimde açıklayamadığım bir his vardı....
Aiden bir süre beni izledi.Sonra omzunu silkti.
"Her neyse. Ben Markus'u görmek istiyorum."
"Neden?"diye sordum.
"Dünyanın en güçlü genç ateş kullanıcısı olduğumu söylüyorlar ama Markus'un hava büyüsünde bir dahi olduğu söyleniyor."dedi. Dudaklarımın kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Yani onu yenmek istiyorsun."
"Elbette."
Gülümsemesi genişledi.
"Belki Elion'u da."
"Belki mi?"
"Tamam, kesinlikle."
İlk kez o gün gerçekten güldüm.Aiden bazen dayanılmaz derecede kibirli olabiliyordu.
Tam o sırada sarayın avlusundan yükselen bir boru sesi duyuldu.İkimiz de pencereye yöneldik.Aşağıda onlarca muhafız sıraya giriyordu.Kraliyet sancakları açılıyor, kırmızı bayraklar rüzgârda dalgalanıyordu.
"Bu kadar erken mi?" diye fısıldadım.
"Hayır." dedi Aiden. "Bu sadece hazırlık."
Ama o da şaşırmış görünüyordu.Çünkü sarayda yıllardır böyle bir hareketlilik yaşanmamıştı.Önümüzdeki günlerde bütün krallıkların gözleri Ateş Krallığı'nın üzerinde olacaktı.Ve farkında olmadan, benim üzerimde de....
