Oyun Masası

Vaveyla Yazarı: Ömer Asaf Kılıç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 26Şu an: Oyun Masası

Sabah abisi Lyon onu uyandırmıştı. "Asarok şu kıyafetleride annem sana ayarlamış giyde gideceğiz" demişti. Tabi uykulu Asarok bunu zarzor anlamıştı.
Kıyafetler normal gündelik kıyafetler gibiydi. Normal ketenden bi gömlek lakin sol üstünde Blackrose sembolü takılıydı. Altınada siyah bir pantalon giymişti. Asarok annesinin neden özellikle bunları giymesini istediğini merak etti.
Annesi daha çok kız kardeşleriyle ilgilenirdi, abilerine ve Asarok'a pek bakmazdı. Havanın sıcaklığı iyidi Asarok ondan dolayı üstüne kalın ya da uzun bir şey giymedi.
Abisiyle ilk önce yemekhaneye gittiler. Tüm ailesi burdaydı. Ailesini bu kadar yanyana görmesi az olurdu. En sağ taraftaki masada Asarok'un hep oturduğu yer boştu. "İyi en azından" diye düşündü.
Yemek dünkünün aynısıydı, Asarok birgün bu meyve lapasının değiştirilmesi için aşçıya saldırmayı düşünüyodu ama şimdi değildi.
Masada karşısında Hild, yanında Saul, onun karşısında Lyon oturuyodu. Asarok abilerine bakınca onlarında kendisiyle aynı giyindiğini farketti. Normal bir şekilde yemek yerken Lyon Asarok'a baktı ve gülümsedi, bu ancak bir şaka aklına geldiğinde olurdu. "Gene başlıyoruz bakalım kaç puan alıcak" diye düşündü Asarok.
"Hey Saul bu lanet lapanın neden yapıldığını buldum" dedi. "Neden yapılıyor" diye sordu gülerek Saul oda bir şakanın geldiğini anlamış ve gülmeye başlamıştı. "Çünkü yanımızdaki beyaz saçlı yaşlı adamın dişleri dökülmüş ve sert şeyler yiyemiyormuş" dedi Lyon. Saulla Lyon kahkaha attı. Hild hafif kıkırdadı.
"10 da 2 puan bile zor" diye düşündü Asarok. "Cidden mi? Lyon yaptığın en komik olmayan şaka buydu" dedi Asarok. Şakadan rahatsız olmamıştı ama cidden komik gelmemişti. Asarok kendisine yapılan şakalara çok komikse gülerdi normalsede gülümser ve susardı.
"Awtea Green'in şakaları daha komikti" diye düşündü Asarok. O adamı düşününce gülesi geldi. Birgün onla karşılaşmak istiyordu."Ahh yazık yaşlı moruk şakayı komik bulmadı galiba he?" Dedi Lyon ve gülmeye başladı. Saulda ona katıldı Hild Asarok'un rahatsız olduğunu sandığı için gülmemeye başlamıştı.
"Fazla empati yapıyorsun be abla" diye düşündü Asarok. Lapasını bi kenara çekip haşlanmış yumurtasından yedi. Lyon Asarok'un bunu yaşlı olmadığını dişlerinin olduğunu kanıtlamak için ağladığı hakkında bişeyler zırvaladı ve Saulla güldü.
Asarok yemeğini bitirip kalktı. Yemekhaneden çıktı, Büyük ocaktan'da kale meydanına çıktı. Kalenin ahırında onlar için hazırlanan at ve faytonları gördü. "Umarım ata binmeme izin verilir" diye düşündü. "Muhtemelen izin vermeyecekler." Eğer Asarok ata binemezse gene abilerinin diline düşücekti. "Eğer yaparlarsa onlardan intikam alırım" diye söylendi gülümseyerek.
Asarok'un aklına komik tuzaklar gelmişti. Genede denemek isteyip ahırcıbaşıyla sohbet eden babasının yanına gidip atla gitmek için izin istedi. "İstiyorsan binebilirsin artık büyüdün ata alışman lazım ilerde abin gibi bir lider olmak istiyosun değil mi?" Dedi babası.
Asarok bu cevabı hiç beklemiyordu ama mutlu olmuştu. "Tabikide olmak istiyorum baba çok teşekkürler" dedi. Tam o sırada ahırcıbaşına yönelip ondan at istiycekken ahırcıbaşı, Asarok'un ne diyceğini anlayıp atların daha hazır olmadığını yarım saat sonra gelmesi gerektiğini söyledi.
Asarok direk ata binmek istediği için heyecanı biraz kırılmıştı. Sonra kütüphaneye gitmek geldi aklına ve yola koyuldu. Hızlıca kütüphaneye girdi. Okumak için bir kitap aradı. Asarok sürekli üst raflarda kitap aradığını farketti. 3.kitaplığın en alt rafına bakındı. En sonunda onu mutlu eden bir kitap buldu.
"Kumar Nasıl Oynanır Ve Nasıl Kazanılır?" Yazan kişi ise Awtea Green'di. Asarok çok sevdiği bu yazarın kitabını direk aldı. İlk 10 sayfasını açıp hızlıca okudu. Kitap sayesinde kumar oyunları hakkında birkaç bilgi edindi.
Kitabı küçük bir kol çantasına koyup kütüphaneden çıktı. Kütüphane kapısının önündeki yabani otlara olabildiğince deymemeye çalıştı. Kıyafeti zarar görürse ve kötü gözükürse fena azar işiticekti. Ahırın önüne doğru gitti. Etraf biraz kalabalık olduğundan kendi atını bulmak için etrafa bakındı.
"Buyrun Asarok efendim bu artık sizin" dedi arkasından bir ses. Sesten dolayı irkilen Asarok arkasına döndü. Ses Ahırcıbaşı Sam'e aitti. Yanında kahverengi biraz kısa boylu küçük bir at vardı. Asarok hemen ata binmeye çalıştı. Ahırcıbaşının yardımı sayesinde ata binen Asarok ahırcıbaşına teşekkür etti.
Asarok at konusunda ne iyi ne kötüydü, ortalamanın biraz altında at sürüyordu. Sert ve hızlı manevralar yapamazdı. Ata alışmak için atla beraber kendi etrafında döndü. "Vay vay Asaroka bak be at sürüyor" dedi Saul kendi atının üstünden. "Biraz daha dönersen atının kafası dönücek ve bayılıcak" dedi Saul.
Asarok sadece gülümseyerek "Sende o ineği biraz daha yedirirsen patlıycak" dedi Saul'un atını işaret ederek, Saul'un atının adı "Yıkım" dı ve fazla geniş,kilolu bir cüsseye sahipti. Boyu Asarok'un atından biraz uzundu sadece. Asarok'un dediğini duyan Saul sinirden yüzü kızarmış lakin birşey diyememişti. "Hey beni yol boyunca takip edeceksiniz eğer kaybolursanız sizi bulmak için uğraşmak zorunda değilim" dedi arkalarından geçen abileri Luke. Asarok abisinin atını hep havalı bulmuştu.
İnce zarif lakin bir o kadar güçlü bir attı. Simsiyah derisi vardı. Ondan hızlı bir at yoktu Blackrose'da, Bir zamanlar Babası Zeon'un atı yarışabilirdi ama şimdi o at yaşlanmıştı. Asarok kendi atınada bir isim koymayı düşündü. Aklına birşey gelmediği için sonraya erteledi.
Kalenin kapısından kahya hariç tüm hanedanlığın üyeleri çıktı. Onlara eşlik eden birkaç üst rütbeli askerde. Asarok kafilenin en arkasından abisi Luke ve Saulla beraber gidiyordu. Kalenin dışına çıktıklarında Asarok etrafa bakındı. Surların dış tarafının önünde yerde bitmiş bir sürü siyah güller vardı.
Her rose hanedanı kendi rengindeki gülleri surların dışında yetiştirirdi. Ne kadar hanedanlık gülü o kadar güç diye bir inanç vardı. Asarok bu inancı fazlasıyla mantıksız bulurdu. Nedeni ise güllerin sadece güzel kokmasından başka birşeyi olmamasıydı. Hiçbir büyülü özelliğe sahip değillerdi.
Asarok bunu babasına söylediğinde babası dediğine fazla sinirlenmiş ve böyle saçma şeyler düşünmemesi gerektiğini söylemişti.
Asarok Saul'la yan yana gidiyor abilerini takip ediyor ve tek kelime etmiyordu. Asarok Lyon'un olmadığını farketti. "Lyon nerede?" diye sordu Asarok Saul'a. Saul'da tam bilmediğini söyleyecekken "babama eşlik ediyor" dedi önlerindeki Luke. "Peki sen neden babamla değilsinki abi?" Diye sordu Saul. Abileri cevap vermedi, Sessizce yola devam ettiler.
Blackrose hanedanlığının kalesi Sebat şehrine en yakın rose kalesiydi. Sebat şehri kendi kendine yönetiliyordu. Şehir dışında herhangi bir yönetim alanları yoktu. Gerekte yoktu zaten, şehir kendi kendine yıllardır yetiyordu. Forgatten Land'in en güçlü şehir devletiydi Sebat.
Bundan dolayı Rose hanedanlıkları ile ittifak halindeydiler. Birbirlerini desteklemiş ve beraber gelişmişlerdi. Lakin bundan yaklaşık 4 yıl önce Sebat kralı devrilmişti. Yerine yeni geçen kralı ilk ziyaret edişleriydi. Yolculukta askerlerin yaptığı kısa sohbete kulak misafiri olmuş ve babası Zeon'un ittifakı tekrardan kurmak için geldiğini öğrenmişti.
Yaklaşık 6-7 saatlik bir yolun sonunda Sebat'ın uçsuz bucaksız surları gözüküyordu. Oldukları hafif tepeli bölgeden şehrin içinin büyük kısmı görünüyordu. Surların burçlarının nerdeyse hepsinde bayraklar dalgalanıyordu.
Asarok kendisine en yakın gördüğü bayrakları dikkatlice inceledi. İki tane farklı bayrak vardı. Birisi siyah ve gri çizgili şekilde yapılmış, ortasında ise bir mezar vardı. Diğer bayrak ise tamamen kırmızı olup ortasında ise siyah renkle yapılmış, Sebat'ı tasvir eden bir şehir vardı. Asarok şehrin manzarasını bırakıp havaya baktı. Güneşin batmasına daha birkaç saat vardı.
Asarok at sürmekten hali kalmamıştı. Yolda bir iki defa hafif dinlenmesine rağmen çok fazla enerji harcamıştı. Şehrin manzarasına bakıp kendini avuttu. Kafile tek tek şehrin ortasındaki ana kapı olan 3.kapıdan girdi.
Şehir üçgene benzer bir yapıda kurulmuştu, 5 tane giriş kapısı vardı, denizle bağlantılı olduğundan dolayı birsürü iskele ve limanada sahipti. Bu yönden dolayı ticarette çok yüksek bir konumdaydı.
Asarok şehrin ticari yönünü hep sevmişti. Birkaç defa gelmesine rağmen hep farklı farklı özelliklerde insanları görüp tanımıştı. Kafilenin hepsi bir ahıra uğrayıp durdular.
Asarok atından iner inmez bir ahır çalışanı atını direk alıp onu bakıma götürdü. "Yalan olmasın yol biraz yordu" dedi Saul oda atından inerken. "Tabi sen alışık olmadığın için daha kötü olmuştur Asarok. Ata binmek faytonda yatmaya benzemez tabi" dedi gülerek. Asarok kendisinin dalga geçildiğini umursamadı ve etrafına bakındı.
O sırada yanlarına Lyon geldi, Beraber bir handa dinleneceklerini söyledi. "Dinlenmek çok iyi olur şuan" diye düşündü Asarok. Lakin bir tarafı hala şehirde gezinmek istiyordu.
Lyon'u takip edip hana girdiler. Han, fazlaca geniş bir mekandı. İçerde bir şarkıcı Asarok'un bilmediği bir çalgı çalıyor ve şarkı söylüyordu. İnsanlar bu üç kardeşe hiç bakmamışlardı bile. Asarok bunun nedenini kıyafetlerinin fazla gösterişli olmayıp gündelik kıyafet olmalarına bağladı.
Handa zaten onları bekleyen hancı karşıladı. Onlara hanın üst katındaki odalarını teslim etti. Oda, üç yatak olan orta boyutta bir odaydı.
Asarok her zamanki gibi en sağ yatağa yattı. Yatağında bir süre dönüp durdu. Abilerine baktı. Çoktan uyumuşlardı, Asarok'da uyumak istiyordu. Çünkü dinlenmek için az bir vakti vardı ve bu vakitte dinlenemezse yarın gün boyu uykusuz kalabilirdi.
"Uyuyamayacağım galiba lanet olsun" dedi Asarok kendi kendine."acaba gezinsem mi?" Diye sordu kendine. Sonra kaybolabileceğini düşünüp vazgeçti. Biraz daha yatağında döndükten Sonra aklına yanına aldığı kitap geldi. Kitap kol çantasındaydı ama kol çantası atının eyerinde kalmıştı.
Asarok kendi unutkanlığına kızarak ayağa kalktı ve ahırdan çantayı almak için yola koyuldu. Aşağa kata indiğinde gözüne bir masa ilişti.
Masada 4 kişi oturuyor bir kişide ayakta onlara kart dağıtıyordu. Asarok masaya birazcık yaklaştı. Kartları alan adamlar biraz kartlarını inceledi. Ayaktaki adam hepsine tek tek "kart çek ya da çekme" diye sordu.
Adamlardan ikisi çekti. İkiside yüksek sesle hayıflandı. Sonra iki adam kartlarını gösterdi. Bir adamın kartlarının üstünde 19 diğer adamın 17'ydi. 19 alan adam mutlu bir şekilde kahkaha attı. Ayaktaki adam ona bir torba dolusu para verdi.
Bu oyunu Asarok biliyordu. Aldığı kitabın ilk 10 sayfasında anlatılıyordu. "En basit kumar oyunlarından birisi 'Siyahhançer' lanet olası oyun aşırı kolay ve kumarda iyiyseniz rahat kazanıyosunuz" Awtea Green yazısında böyle anlatıyordu.
Asarok pantalonun cebini yokladı. Birkaç bozukluk gümüşlük bulmuştu. Ayakta olan adamın yanına gidip ona dokundu. Arkasını dönüp Asaroku gören adam sinirli bir şekilde "ne var lan çocuk! burda sana göre birşey yok hadi baybay" dedi.
Adam kafasını ve tüm vücudunu kapatan büyük bir pelerin giyiyordu. Asarok adamın dediklerini umursamadan "bende siyahhançer oynayabilirmiyim kendime güveniyorum hem bak gümüşlerim var" dedi.
Adam ilk başta şaşırmış bir şekilde baktı. Sonra adam tamamen Asarok'a yöneldi, elindeki gümüşleri aldı ve Asarok'un oturması için ona bir sandalye çekti. "Pişman olacaksın" dedi adam Asarok'un kulağına fısıldayarak. Masada oturan adamlar garip bir şekilde Asarok'a bakıyor onla kendi aralarında dalga geçiyordu.
"Hey çocuk paran gidicek bak cidden oynayacağına emin misin? Senin yerinde olsam böyle bir aptallık yapmazdım. Bak baban çok kızacak" dedi hemen solundaki adam.
Adam keldi, cüsseli bir yapıya sahipti. Üstünde kürklü kalın bir kıyafet vardı, üstüne hafif deri bir zırh geçirmişti. Kalın bir sakalı vardı. Alnında ve burnunda birsürü beyaz çizikler vardı. Asarok böylesine dev ve korkunç bir adamın nazik konuşmasına şaşırmış lakin belli etmemişti.
Bu sefer tüm içtenliğiyle gülümseyerek "hadi kumar oynayalım!" dedi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

70okunma 33beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18